Numan AYDINOĞLU

@ktör

Mesleki yeminler!

Yaşamın bir bedeli vardır. Bu bedeli değişik şekillerde bize fatura eder. Biz bu faturaları öderken de değişik araçlar kullanırız. Kullandığımız araçlardan bir tanesi de “para”dır. Ülkemizde biz buna Türk Lirası diyoruz. Son günlerde de yeni bir logo ile tanır olduk ” ¨ “ .
Şimdilerde bu yeni logosu ile tanıdığımız ve faturalarımızı ödeme noktasındaki en önemli aracı kazanmak adına, doğduğumuz ilk günden itibaren çılgınca bir tempoda çalışmaya başladık. Hedef, daha çok ”TL“ kazanmak. Kimileri bunu kanunsuz yoldan çok daha hızlı kazanmayı tercih ettiler. Başaranlar karşımızda zengin ve başarılı birer kahraman olarak çıktılar. Başaramayanlar ya canları ile ya da özgürlükleri ile ödediler.
Birde bu işi kanuni yollarla yapmaya çalışan insanlar oldu ki, bunlar ne mutlu ki çoğunlukta idiler. Her biri kendi yapısına uygun bir mesleği seçme yoluna gitti. Tabi burada yaşadığı ülkenin eğitim için sunduğu olanakları da göz ardı etmemek gerekir. Bir kısmı ki, şanslı azınlık gerçekten seçtiği eğitimi alıp meslek olarak yapmaya başladı, bir kısmı ise seçmek zorunda bırakıldığı mesleği yapmak durumunda kaldı. Sevse de sevmese de. Sanırım bu konudaki en güzel sözü ünlü sanatçımız Ali Poyrazoğlu söyledi: “Ben hayatım boyunca hep en sevdiğim işleri yaptım ve çok zevk aldım. Bana bir de bunun için para ödediler”. Bizler onun kadar şanslı değildik.
Bazı meslekler var ki onlar direk insan hayatını ilgilendiriyor. Mesela doktorluk, mesela avukatlık, mesela hakimlik, mesela milletvekilliği (Milletvekilliği meslek mi derseniz, benim cevabım evet olacaktır. Nedenini bir ara yazmaya çalışırım), mesela mali müşavirlik.
Evet! Bu meslekler, icra edilmeden önce yemin edilmesi gereken meslekler. Şimdi şu yeminlere bir bakalım.

Hekimlik andı:
Hekimlik mesleği üyeleri arasına katıldığım şu anda, hayatımı insanlık yoluna adayacağımı açıkça bildiriyor ve söz veriyorum.
Hocalarıma saygı ve gönül borcumu her zaman koruyacağıma, sanatımı vicdanımın buyrukları doğrultusunda dikkat ve özenle yerine getireceğime, hasta ve toplumun sağlığını baş görev sayacağıma, benden hizmet bekleyen kimselerin sırlarına saygılı olacağıma ve onları saklayacağıma, hekimlik mesleğinin onurunu ve temiz töresini sürdüreceğime, meslektaşlarımı kardeş bileceğime, din, milliyet, ırk, siyasi eğilim ya da toplumsal sınıf ayrımlarının görevimle hastam arasına girmesine izin vermeyeceğime, insan hayatına kesinlikle saygı göstereceğime, baskı altında kalsam bile tıp bilgilerimi insanlık değer ve yasalarına karşı kullanmayacağıma, açıkça, özgürce ve namusum üzerine and içerim.
Ne kadar anlamlı değil mi? Bizler hasta olduğumuz zaman doktora giderken bu yeminlerine sadık olmadıklarını düşündüğümüz zaman kıyamet kopartırız.
Milletvekilleri için de aynı şeyi düşünürüz. Onların da yeminlerine sadık kalmadıklarını, bizlerin haklarını korumak yerine parti ve/veya şahsi çıkarlarını ön plana taşıdıklarını gördüğümüz zaman verdiğimiz oyları haram ederiz.
Çünkü, onlar da yemin ederken namusları üzerine and içerler. İşte böyle:
"Devletin varlığını ve bağımsızlığını, yurdun ve halkın bölünmez bütünlüğünü, halkın kayıtsız şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ve Atatürk ilkelerine bağlı kalacağıma; halkımın refah ve mutluluğu için çalışacağıma; her yurttaşın insan haklarından ve temel hak ve özgürlüklerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya bağlılıktan ayrılmayacağıma; namusum ve şerefim üzerine and içerim."
Özgürlüklerimizi ve kanuni haklarımızı savunmak üzere vekalet verdiğimiz, avukatlar var. Bir de
avukatlık yemini:
“Hukuka, ahlaka, mesleğin onuruna ve kurallarına uygun davranacağıma namusum ve vicdanım üzerine and içerim.”
Merak ettim: Ülkemizde bu kadar hukuk cinayeti işlendiği iddia edilirken, acaba hukukçular nasıl bir meslek yemini ediyorlar. Avukatlık yemini dışında savcılar ve hakimler ki, herşeyin onların iki dudağı arasında olduğunu son zamanlarda çok net gözlüyorken, bir mesleki yeminleri var mı diye. Ben araştırmalarımda bulamadım. Sordum olmadığını söylediler. “Avukatlık yeminine bağlı olsalar yeter” dediler.
Peki bu durumda masum oldukları halde veya sadece demokratik haklarını kullandıkları halde aylarca cezaevlerinde ömür çürüten, öğrenciler ve seçtikleri mesleklerinde yemin etmek olmadığı halde son derece dürüst olarak mesleğini icra ettiklerini düşünenler ve onların mağdur olan yakınları, bu durumda ne yapmalılar? Kime şikayet etmeliler. Eğer hukukun çalışmadığına inanıyorlarsa kime gitmeliler?
Yoksa devletin parasını emanet ettiği ve işini doğru yaptığına inandığı mali müşavirlere mi?
Bakın onlar yeminlerinde ne diyorlar:
 "Yeminli mali müşavirlik mesleğinin, bir kamu hizmeti olduğunu bilerek, Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına, mesleki kurallara ve meslek ahlakına uyacağıma, mesleğimi tam bir bağımsızlık, tarafsızlık ve dürüstlükle yerine getireceğime, üzerime aldığım işleri dikkat ve özenle yapacağıma, namusum ve şerefim üzerine yemin ederim.”
Belki de devlet, çok önem verdiği parasını emanet ettiği kişilerin sözünü dinler.
Dinler mi dersiniz?