Demet Zübeyiroğlu

Büdütör

Nerden başlasam? Nasıl anlatsam?

Bu şarkının devamını melodisiyle birlikte aklınıza takıp geçmek değil niyetim, bu sıcak yaz günlerinde... Hele de tatildeyken okumuyorsanız... “Kaç kişiydik o zaman bak... Kaç kişi kaldık şimdi...” diye devam eder ilgili şarkı. İşte bu bölümün altını çizmek benim dileğim.
Öncelikle sabit operatörlerden başlayabiliriz bu incelemeye. Çok değil, 7-8 sene önceydi. Telekom operatörlüğü inanılmaz yatırım yapılası görüntüsüyle büyük holdinglerden, küçük yatırımcıya her genç kızın rüyası idi. Holdinglerin düşüncesi; “En kötü kendi haberleşme maliyetlerimizi düşürsek, eh bunu yaparken de var olan müşteri tabanımıza telekom hizmeti de versek, zaten kardayız”dı. Küçük ve orta ölçekli yatırımcının hayali ise, “Bu ülkede milyon tane küçük işletme var, bir konuşma kartı yapsam, birkaç üniversite öğrencisi pazarlamacıyı yollara katsam”dı. Sonuç ne oldu? Hepimizin bildiği gibi asıl işi bu olan, telekoma çok uzun vadeli bir yatırım olarak bakanların elinde kaldı Pazar. Farklı farklı nedenleri olsa dahi.
Telekom ve bilişim sektörünün bir başka alt alanına bakalım şimdi de. Operatörlere altyapı sağlayan üreticilere... Kimler vardı üretici olarak koca koca... 10-15 yıl öncesinde Alcatel, Ericsson, Lucent Technologies, Motorola, Nokia, Nortel, Siemens’ten bahsediyorduk. Yavaş yavaş da Çin’den ayak sesleri var diyorduk. Adı da Huawei idi. Geçtiğimiz bu 10 yıl içinde durumu incelecek olur isek, yine konsolidasyonları ve yok oluşları görüyoruz. Önce Alcatel-Lucent birleşmesi geldi. Sonrasında Nokia-Siemens. Motorola gitgide kan kaybederken, Huawei yükselişini sürdürdü. Ericsson yolda tökezlese de çok doğru hamlelerle geleceği görerek yaptığı hareketlerle pazarını geri kazandı ve “Ben bu işin piriydim, hala öyleyim” konumuna geri geldi. Genelde birleşmeler sağlıklı sonuçlara yol açamadı. Ancak şimdilerde Alcatel-Lucent birleşmesinden akılcı adımlar öne çıkmaya başladı. Derken pazarda sırasıyla 3 büyük oyuncu kaldı denebilir rahatlıkla; Ericsson, Huawei ve Alcatel-Lucent.
Gelelim bilişim alt alanına. Digital Equipment oldu önce Compaq, sonra HP. IBM bir ara hantallaşmanın getirdiği kan kayıpları geçirdi ancak odaklanma ile toparlanmayı başardı. Dell kan kaybetti.
PBX pazarında ise yine durum farklı değil. Bir dünya devi Nortel’in batışı, Avaya tarafından ilgili biriminin satın alınışı... Derken bir başka dünya devi Siemens’in bu bölümünü bir yatırım firmasına devredişi. Bir zamanlar Panasonic’in bile PBX’i vardı. Ya bizim ofisteki NEC santrala ne demeli. Geçtiğimiz yıl Alcatel-Lucent hakkında ilgili birimini satışa çıkaracağı hakkındaki söylentiler. IP’ye dönüşen dünyada bu tarafa yeni oyuncuların katılımı ve güçlenmesinin ardından, yine kendi alanına odaklanabilen ve gelen yeni yapılara hızlı ayak uydurabilen firmaların ayakta kaldığını görmek mümkün. Türkiye pazarında kaç PBX çözümü kaldı ki düşünsenize. Küçük ve orta ölçekte olduğu kadar büyük ölçekte de Karel lider konumunu korurken, Cisco atakta. Alcatel-Lucent ve Avaya isimleri farklı konularda öncü ve gündemde olan isimler.
Vardır elbet saymayı atlamış olduğu birçok marka. Lütfen bana içerlemesinler. Çünkü burada yapmayı istediğim şey, asla markaların ya da firmaların reklamını yapmak değil. Asıl odaklanmak istediğim konu, “asıl işine odaklanma” J. İşte budur başarıya götüren önemli nokta!