Merih IŞIN
Editör'ün karikatürü, 1995 yılında Cenevre telekom fuarında uydu üzerinden gerçekleştirilen videokonferans ile Rusya'daki çizer Vladimir Mochalov tarafından çizilmiştir.

Editör

Yasalar delik!

Hatırlarsanız son bankacılık yasasına göre; artık banka sahipleri, medya sahibi olamıyor. Doğal olarak tersi de geçerli.
Bu arada teknoloji büyük bir hızla gelişiyor ve sürekli yeni düzenlemeler ve yeni yasalar çıkartılıyor. Türk Ticaret Kanunu’na eklemeler yapılıyor ve denetlenmesi işi de Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na bırakılıyor.
İyi hoş da, ne alakası var bu iki cümlenin? Şöyle bir alakası bulunmakta: Mantık! Bankacının medya işinde neden olmaması gerektiği mantığı… Bankacı bankacılık yapmalı, medya da kendi işine bakmalı ve finans işlerine burnunu sokmamalı. Bilinen nedenlerden…
Peki, tekrar teknolojiye dönelim. Bir telefon operatörü, aldığı lisans ile belirli haklara sahip oluyor ve mobil haberleşmede ses, veri ve görüntü taşımaya başlıyor. Bu arada, İnternet denen Dünya ağlar ağı da sabit ortamdan çıkarak mobil ortamda da kullanılmaya başlanıyor. Net üzerinden ticaret yapılmaya başlanıyor ve elektronik alışveriş sırasında çeşitli ödeme birimleri kullanılıyor: Ön ödemeli kart, kredi kartı derken mobil ödeme sistemleri… Hemen önlem alınıyor, düzenlemeleri yapılıyor, vergi ve güvenlik durumları düzenleniyor. Peşinden çıkartılan yeni yasalarla işlemler kayıt altına alınıyor, tüketicinin korunması için de yine özel yasalar hazırlanıyor. Bunlar, bankacılık sistemini de etkiliyor ve bankacılık yasasında da ufak tefek düzenlemelere gidiliyor. Gelişmelerden ‘Tüketici Yasası’ da payını alıyor. Bütün bunlar olurken, işler biraz daha karışıyor. Aynı anda, bireyler ya da kurumlar İnternet’te kendilerine günlükler, siteler veya sosyal medyada profiller açıyorlar ve yayına başlıyorlar.  Kontrol mekanizması yine derhal devreye giriyor ve bu konuda da düzenlemeler yaparak yeni yasalar çıkartıyor. Net’teki bu işlemler veya girişimler  ‘basın’ kabul edilince, bu defa ‘Basın Yayın Yasası’nı da etkiliyor ve bu konuda da yeni düzenlemeler ve yasaların hazırlanması gündeme geliyor.
Yani anlayacağınız, ‘Yakınsama’ denilen olgu bu! Tüm Dünya’da Bilişim, Haberleşme ve İletişim sektörlerinin yakınsaması; finans sektörü ve tüketiciyi de etkileyerek, yakınsamanın taraflarını arttırıyor. Ucu da, ta Maliye Bakanlığı başta olmak üzere Hükümet’e kadar dayanıyor.
Nereye geldiğimizin farkında mısınız?
Bir banka medya sahibi olamıyor ama Net’te yayın yapabiliyor, hatta televizyon kurabiliyor. O banka, yasalara göre bir operatörün de sahibi olabiliyor.
O operatör de, yine Net’te herşeyi yapabiliyor… Medya olabiliyor, e-ticaret yapabiliyor, sigortacılık ve banka işlemlerini mobil ya da sabit olarak gerçekleştirebiliyor. Yani operatör, sadece diğer operatörlerin değil, tüm bu sektörlerdeki kurum ve kuruluşların da en önemli rakibi durumuna gelmiş durumda. Rekabet Kurumu buna ne diyor? Operatörler, hangi yasalara göre faaliyet gösteriyor?
Yeni kanuna göre; birilerinin veya bankanın sahip olduğu TV ya da İnternet sitesi medya sayılıyor. Yine yasalara göre; banka medya sahibi olan bir operatörün de sahibi olabiliyor ama medya sahibi olması yasak! E o zaman bu işler nasıl oluyor da oluyor?
Operatör ise, yasaların izin verdiği çerçevede mobil de olsa bankacılık işlemi yapıyor ama, banka sayılmıyor ve bankacılık kanununa tabi değil. Ayrıca, yapmış olduğu bir hatadan ceza yiyebiliyor ama, sadece haberleşme konusunda. Bankacılık veya ticari konuda bir yaptırımı yok operatörlerin. Halbuki bankalar, şube açabilmek için her yıl BDDK’ya şube başına 50 bin dolar para yatırmak zorundalar. Döviz büfeleri için de geçerli olan bu yasa da delinmiş oluyor. Bir ürün ithal etmek veya pazarlamak konusunda da, en az yedi bölgede yetkili servis kurma zorunluğu ve benzeri yaptırımlara tabi.
Telekom operatörleri; bugün itibariyle bankaların, sigorta şirketlerinin, yazılı ve görsel medyanın, teknoloji marketlerinin, GSM ve bilişim ürün üretici ve dağıtıcılarının rakibi durumuna gelmiş bulunmaktalar ve bunun nereye kadar gideceğini varın sizler düşünün. Bu, bankalar için de geçerli.  
Bu yakınsama, sadece teknolojide olmamalı. Yani bilişim, haberleşme ve iletişim sektörleri birarada olabilmeli ama, yasaların da buna göre yeniden düzenlenmesi gerekmekte. Bir sektör ile ilgili bir yasa hazırlanırken, neyi etkileyeceğini de detaylı olarak araştırmak gerekmekte. Bana göre şu anda uygulanmakta olan yasalar birbirleriyle çelişmekte olup, ivedilikle toparlanması ve yenilenmesi gerekmekte. Bir kötü niyet olmasa da, uygulanmakta olan yasalar delik!
Görev kimin?
Saygılarımla.