Av. Tolga İşmen, LL.M. (KCL)
tolga@telepati.com.tr



Kanun-e


Olimpiyatların hukuki altyapısı

Olimpiyatlar geçen hafta başladı. Bazılarına göre, gerçek olimpiyatlar gelecek hafta atletizm yarışmaları yapıldığında başlıyor. Olimpiyatlar dünyanın en büyük ve en eski spor müsabakalarından biri. Olimpiyatlar aynı zamanda dünyanın en değerli markalarından da birisi. Bilindiği üzere, Türkiye 2020’de olimpiyatları düzenlemek için başvurmuş durumda ve hükümet çok ciddi bir şekilde bu başvuruyu destekliyor. Umarım başvurumuz başarılı olur ve Olimpiyatları İstanbul’da düzenleriz. Olimpiyatları düzenlemenin çok büyük bir hukuki altyapı gerektirdiğini belki hayal edebilirsiniz, ama özellikle İngiliz hukukçularının Olimpiyatlar için ne kadar zaman harcadıklarını incelerseniz, bu projenin büyüklüğünü anlamanız mümkün olabilir. İngiltere’nin Olimpiyat oyunlarına ilişkin özel bir kanunu var. 2006 tarihli bu kanun son derece detaylı bir şekilde olimpiyatlar ile ilgili uyulması gereken kuralları düzenliyor. Sokakların aydınlatılmasından, bilet satışına kadar pek çok detaylı konu bu kanunda düzenleniyor. Belki de en detaylı düzenlenen konuların başında izinsiz reklam yapılması, olimpiyat logolarını taşıyan ürünlerin satılması ve seyyar satıcıları oluşturuyor. Bu konularda 2011 yılında çıkarılmış bir de yönetmelik bulunuyor. Türkiye’de daha önceki başvurularımıza ve İstanbul’da inşaa edilen tesislere ilişkin olarak çıkarılmış olan 1992 yılında kabul edilmiş, 3796 Sayılı İstanbul Kentinde Yapılacak Olan Olimpiyat Oyunları Kanunumuz bulunmakta. Kanun biraz eski bir kanun olup elden geçmesi gerekiyor. Ayrıca, oyunların alınmasına ilişkin karar çıktıktan sonra İngiliz örneğinde olduğu gibi daha detaylı ve geniş kapsamlı bir kanuna da ihtiyacımız olacak.
Doğal olarak kanunlar ve yönetmelikler gerekli hukuki altyapının sadece bir kısmını oluşturuyor. Gerekli altyapının zamanında gerçekleştirilmesi için hem Belediyelerin imar planı çıkarma yetkilerinin gözden geçirilmeleri, hem finansman sağlanabilmesi için Maliye Bakanlığının bazı çalışmalar yapması hem de diğer altyapı yatırımları için kamu ve özel hukuk düzenlemeleri yapılması gerekiyor. Zaten altyapı yatırımlarını gerçekleştirmek ciddi bazı hukuki zorluklar çeken Türkiye’nin olimpiyat oyunlarının bu altyapı finansmanı ve taahhüdü işlemlerine nasıl etkisi olacağını acilen ve ciddi bir şekilde incelemesinde ve gerekli hazırlıkları yapmasında fayda var.
Son olarak olimpiyat oyunları pek çok pratik problemleri de beraberinde getirebiliyor. Örneğin; Pekin Olimpiyatlarında, ifade özgürlüğü ciddi bir sorun olarak ortaya çıkmıştı. Sporcuların kendilerini ifade etmeleri Çin hukukuna göre izinsiz gösteri ve toplanma yasağına aykırı olabilmekteydi. Ya da bazı dergilerin Çin’e girmesi yasakken, bu yasağın olimpiyat boyunca askıya alınması gerekecekti. Türkiye’nin de özellikle İnternet üzerindeki sansürünün bu çerçevede ele alınması gerekeceğini tahmin etmek zor değil.
Türkiye pek çok alanda olimpiyatları almaya hazır olabilir ama, hukuki alanda hazır olmadığı kesin. Bu konuda da hukuki altyapıyı sonradan kurmaya çalışırsak çok zorlanır, çok zarara uğrarız ama yaşayıp göreceğiz. Önce hayırlısıyla oyunları İstanbul’da yapma hakkını elde edelim de... (Esentepe-2 Ağustos 2012)


Köşe Yazarları