CIO'ların onurunu bulut kurtaracak mı?

Füsun S. Nebil

“Artık herkes köyün muhtarı. Herkes bilişimi biliyor. Hatta biraz uğraşsa kendisi yapacak.”
Mart ayında 2 farklı CIO arkadaşımla yaptığım sohbette ve onun da arkasından Nisan ayında IDC'nin Antalya'daki CIO etkinliğine katıldığımda, CIO konularına biraz uzak kaldığımı farkettim. Oysa eski bir holding CIO'su olarak (o zaman CIO denilmiyordu, Bilgi İşlem Direktörü ve sonradan MIS Koordinatörü unvanları kullanmıştım), içinden geldiğim için bu konulara en yatkın olan gazeteci olmam gerekir.
Ama sonra farkettim ki, CIO'ları ihmal eden sadece ben değilim. Son 5 yıldır katıldığım bilişim-telekom konferanslarında CIO'lardan çok CEO'ların ya da bölüm yöneticilerinin gündemde olduğu görülüyor. Zaten IDC toplantısında da benzer bir konu ortaya kondu. CIO'lar, mal satmaya gelenlerin kendilerine uğramadan satış-insan kaynakları ya da üretim departmanlarına yöneldikleri şikayetinde bulundular.
Gerçi tam bir şikayet değildi ama serzenişte bulundukları görülüyordu. Ama zaten CIO'lar, unvanları bu olsa bile, hala şirket yönetimine alınması akıl edilemeyen, C seviyesi diğer yöneticilerce de sadece fikri alınan pozisyondalar.
Oysa şirketin içinden terfien CEO atanacaksa, en iyi adaylardan birisi bir CIO olabilir. Neden? Çünkü CIO'lar işlerinin tabiatı nedeniyle, her işi, ilgili birim kadar öğrenmek zorunda kalıyor. Çünkü sistemi geliştirmek, oturtmak ya da çalıştırmak, dolayısıyla hangi birimde ne iş yapıldığını eksiksiz öğrenmek zorunda.
Buna karşın son 10 yılda komik bir gelişme var. Artık herkes köyün muhtarı. Herkes bilişimi biliyor. Hatta biraz uğraşsa kendisi yapacak. CIO'lar adeta “işi zora sokan” ya da “bir iş beceremeyen” filan durumunda ve üvey evlat pozisyonunda gibi. Tabi her şirket böyle değil. Ama böyle olduğu şikayetlerini duyduğum bir sürü arkadaşım var.

Bulut CIO'ları Yönetime oturtacak
Son 6 aydır, “bulut” duymaktan bıktım. Ama yine de benim gördüğüm kadarıyla CIO'ları yeniden gündeme taşıyacak teknoloji bulut olacak. (bıktım çünkü, bütün satıcılar aynı sözlerle bulut anlatıyor, farklı bir söz söyleyen yok)
1990'lı yıllarda BİM Müdürleri satış – ambar – üretim gibi bölümlere, bilgisayar uygulaması yerleştirmek için adeta yalvarırdı. Gerek bilgisayarların insanların yerine geçeceği korkusu (eleman azaltma), gerek yapılan işin kalitesinin (ya da kalitesizliğinin) ortaya çıkıvereceği kuşkusu, gerek işin ellerinden kaçacağı (bu bölümde yapılan iş bu kadar mıymış?) düşüncesi derken, insanlar karmaşaya razı olur, kendi işlerini kolaylaştıracak olan bilgisayarlardan “aman Allah” kaçarlardı.
Ama o zamanlar yazılım seçeneği ve konuları çok azdı ve de kullanım karışıktı. Dolayısıyla, bölümlerin kendi bilgileri üzerinde kontrolleri zayıftı. Yani pek de haksız sayılmazlardı.
Bu işin tersine döndüğü noktayı, 2000'lere (İnternet’in yayılması) ve özellikle de 2005'lerden sonraya adresleyebiliriz. Bölümler artık kendileri yazılım talep etmeye ve hatta bu yazılımları CIO'dan bağımsız, kendi başlarına aramaya bile başladılar. Tersine satıcılar da doğrudan bölümlerle temas etmeye giriştiler.
Çünkü 1990'larda şirkette mevcut olan makinaya uygun yazılım aranırdı. 2000'ler sonrasında ise önemli olan uygulama. Gerekli donanım nasılsa bulunur.
Derken, bulut devrimi başladı. Yeni bir şey olmasa da, 2000'lerden beri önce “uygulama kiralama” şeklinde var olsa da, bulutun sunuluşu adeta “her derde deva” konumunda.
Bir yandan da doğru; gitgide düşen donanım ve yazılım fiyatları nedeniyle mal satamaz hale gelen üretici firmalar ve karşılarındaki eski ya da birgün eskiyecek olan teknolojilere para vermekten hoşlanmayan ve para harcama konusunda eskisinden daha çekingen olan firmalar. Bulut her 2 tarafa da cevap veriyor gözüküyor. Tabi kullanıcılara verdiği rahatlık olayın tartışmasız diğer boyutu.
Ama bulutun daha sorunları var. Herkes adeta “Alaadin'in sihirli lambasından” bahsediyor ama geçenlerde bir banka bilgi işleminden sorumlu dostumuz, bize bu işin düzenleme tarafını sordu. “Neresi düzenleme” ya da “Aman ha kaçın düzenlemelerden” demeyin. Bu konu hassas. Şirketin bilgilerini bir yerlere emanet ediyorsunuz. Hani yedekleme ya da yönetim nasıl olacak ayrı bir soru ama orada kimler erişebiliyor bilmiyorsunuz. 2-3 yıl önce Kanada'da; bir İnternet yayıncılığı yapan firmada çalışan muhasebecinin, bazı Arap firmalarının bilgilerini sattığı ortaya çıktı.
Yine de Bulut dolu dizgin geldi ve daha da kuvvetlenecek bir eğilim. Bu eğilimle birlikte bilgi işlem yöneticilerinin de fonksiyonları, hamallıktan, yönetime-vizyona geçiyor gibi gözüküyor. Bazıları bulutla birlikte yönetilebilir servislerin da satılmasını gösterip, CIO pozisyonunun kaybolmasından da bahsediyor ama dışarıdaki bir firma tarafından yönetilen sistemlerin de firmanın anlayan bir yetkilisi tarafından kontrol edilmesi gerekliliğinin yok olacağını sanmam.
Yazımızı, bir CIO dostumdan aldığım bugünün dertleri ile bitirelim de, CIO'lar dünden farklı olarak bugün nelerle uğraşıyor bir bakın;

  • İş birimleri yöneticilerinin, bilişim departmanlarını kavrayışındaki çelişkiler
  • Bilişim yatırımlarının geri dönüşünün çoğunlukla ölçülemez oluşu
      • Bilgi işlem yöneticisinin adının CIO olması durumunda bile C seviyesi yönetici olarak kabul görmeyişi, kimi zaman CEO ile arasında bir kademe oluşu, yönetime katılamaması, olanakları aktaramaması
  • Artan mobiliteye karşın, bilgi güvenliği konusundaki eğitimsizlik

Bunlar genel. Bir de 2013 itibariyle yeni Türk Ticaret Kanunu'ndan doğan yeniliklerle ilgili çok yoğun bir iş yükünü de hatırlatalım.