‘Yurt Dışındaki Türk Bilim İnsanları Kurultayı’ ilk kez İstanbul’da yapıldı

Alper Uygun

Yurt içinden ve yurt dışından 200’e yakın katılımcının geldiği “Yurt Dışındaki Bilim İnsanları Kurultayı” 12- 13 Temmuz 2012 tarihlerinde İstanbul’da The Marmara Otel’de gerçekleştirildi.
Kurultayın açılış konuşmalarını TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Yücel Altunbaşak ve ardından Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün gerçekleştirdi. Kurultayda farklı araştırma alanlarından dünyanın önde gelen üniversitelerinde ve araştırma merkezlerinde görev alan Türk bilim adamları, ülkemizdeki meslektaşları ve özel sektörle bir araya geldi.
Gerçekleştirilen etkinlik ile ülkemizdeki araştırma alanındaki mevcut durumun tartışılması, sorunların ortaya konup önerilerin paylaşılması, bilim ve teknoloji alanında önümüzdeki yıllarda öne çıkacak alan ve sektörler ile ülkemiz için beliren fırsatların tartışılması, Türkiye’deki tersine beyin gücünün hızlandırılması, yurt dışındaki bilim insanlarının Türkiye’ye yapabilecekleri katkıların belirlenmesi hedefleniyor. Kurultay’da gerçekleştirilen ‘Türkiye’nin Bilim, Teknoloji ve Yenilik Vizyonu’ adlı oturumda konuşmacı olarak TÜBİTAK Başkan Danışmanı Prof. Dr.Yunus Çengel, Türk-Amerikan Bilim İnsanları ve Akademisyenler Derneği (TASSABaşkanı Prof. Dr. Haluk Ünal, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Prof. Dr.Davut Kavranoğlu katıldılar.

 “ARGE’ye ayrılan kaynakların artış hızında Türkiye son 10 senede dünyada 2’inci oldu.”(Yücel Altunbaşak)
Kurultayın ilk açılış konuşmasını yapan TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr.Yücel ALTUNBAŞAK, konuşmasına şöyle başladı: “Bugün ilk defa yurtdışında Türk bilim insanlarımızı burada bu kongre salonunda bir araya getirdik. Türkiye’nin geleceği için küçük de olsa bir başlangıç olacağına, çok önemli adımların atılacağına inanıyorum. TÜBİTAK çok büyük bir atılım içerisinde, ülkemiz çok büyük bir atılım içerisinde. Türkiye’de her şey çok hızlı bir şekilde gelişiyor. Belki en yüksek noktada değiliz ama o noktaya doğru hızla ilerliyoruz. Burada yurtdışından 100’e yakın çok değerli Türk bilim insanımız var. ARGE’ye ayrılan kaynakların artış hızında Türkiye son 10 senede dünyada 2’inci oldu. Bizim için önümüzdeki yıllar gerçekten çok kritik seneler. ARGE’ye ayrılmış kaynaklara TÜBİTAK olarak değil de genel olarak baktığımız zaman 7-8 katlık bir artış oldu. Buraya kadar her şey çok güzel olabilir. Bunlar gerçek veriler. Ama Türkiye’de her şey yerli yerine oturmuş değil geliştirilmesi gereken pek çok alan var.”
Altunbaşak, Türkiye’de makale sayısında çok ciddi artışlar olduğunu ama artış sayısının istenilen düzeyde olmadığını ifade etti. Tam zamanlı araştırmacı sayımızın 20 binden 64 bine çıktığını ve bunun çok güzel bir artış olduğunu söyleyen Altunbaşak, bu sayının kesinlikle yeterli olmadığını belirtti. Türkiye gibi bir ülkenin şuanda 250 – 300 bin civarı araştırmacıya ihtiyacı olduğunu söyleyen TÜBİTAK başkanı Altunbaşak, ihtiyaç ve sonuç odaklı bilim politikalarının yeni yeni oluşturulmaya başlandığını ifade etti. Kurultay’a yurtdışından çok değerli bilim insanlarının katıldığını belirten Altunbaşak, Türkiye’yi orta düzeyden üst noktalara taşımak için bilim insanlarına ihtiyaç olduğuna değindi. Altunbaşak konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu kurultayın bir amacı da bu, beraber çalışmak. Dünyanın farklı yerlerinde her biriniz değişik kaynaklardan besleniyorsunuz, çok güzel bir bilgi birikiminiz var. Bir hikâye anlatırlar ne kadar bilimseldir, bilmiyorum buradan aktarmak istiyorum. Çin, 90’lı yılların sonunda ve 2000’li yıllarda bilim ve teknolojide çok büyük bir atılım yaptı. Bu yükselişi Amerika’da, Avrupa’da, Avustralya’da doktora yapan daha sonra Çin’e geri dönüp bilgilerini paylaşan öğrencilere, araştırmacılara bağlıyorlar. Benim düşüncem bunda bir doğruluk payı var. Araştırmacılarımız dünyayı iyi takip edebilmeli, alanındaki en son gelişmelere hâkim araştırmacılar istiyoruz, yaratıcı, üretken, kendini iyi ifade edebilen araştırmacılar istiyoruz. Bu tarz araştırmacıları yetiştirmek için sizden yardım talep ediyoruz.”

“Potansiyelimiz var bunu görüyoruz ve bununla ilgili doğru adımları atmamız gerekiyor.”(Nihat Ergün)
Kurultayın açılış konuşmasını yapmak üzere kürsüye gelen bir diğer isim de Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat ERGÜN oldu. Geçtiğimiz yıl genel seçimlerden sonra ciddi bir yeniden yapılanma süreci başladığını belirten Ergün, bu süreç içinde atılan adımlar içerisinde en önemlilerinden birisinin de Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın yeniden yapılandırılarak Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na dönüştürülmesi olduğunu ifade etti. Bu organizasyon bile bundan bir yıl önce atılan bu adımların somut meyvelerinden birisi olduğunu söyleyen Nihat Ergün konuşmasına şu sözlerle devam etti:
“Burada değerli bilim insanlarının Türkiye’de bir araya getirilmesi ve bunu her yıl yapılacak bir platforma dönüştürülmesi başlı başına büyük bir kazanımdır diye düşünüyorum. Son bir yıllık süreç içinde, bakanlığın yeniden yapılanma sürecinin meyvelerini de toplamaya başladık. Artık bilimle, üniversite ile akademisyenleri ile daha yakın ilişki kuran; üniversite, sanayi işbirliğine ait mekanizmaları daha iyi işleten bir bakanlık mevcuttur. Bu uygulama ile bizleri en çok heyecanlandıran işlerden biri olmuştur. Yurt dışındaki bilim adamlarımızla bir araya gelmeyi çok önemli bir başlangıç noktası kabul ettiğimizi burada ifade etmek istiyorum. İki gün boyunca gerçekleşecek olan oturumlarda bu bilim insanlarımızın hem bizi hem de birbirlerini daha iyi tanımaları açısından çok önemli bir fırsat olacaktır.”
Zamanında Türkiye’de sağlanamayan koşullar nedeniyle pek çok insanın yurtdışına kaçarcasına gittiğini belirten Ergün, bu beyin göçüne bugün beyin gücü dendiğini ve bu gücü kullanmak istediklerini ifade etti. Haberleşmenin ve farklı kültürler arasındaki etkileşimin bu denli arttığı günümüzde kendimizi coğrafi sınırlar ile kısıtlamanın kesinlikle doğru bir yaklaşım olmadığını savunan Ergün, bugün Güney Afrika’da doktora yapmakta olan bir Türk gencinin ülkemiz için bir kayıp sayılamayacağından, tam tersine bu durumun bir kazanca dönüştürülebileceğinden bahsetti. Yaşadığımız dönemi bir “ağ çağı” olarak tanımlayan Ergün, yurt dışında büyük başarılar kazanan bir bilim adamının, ülkesinin büyükelçisi gibi olduğunu söyledi. Bu nedenle; artık yurtdışındaki bilim insanlarımıza ille de ne olursa olsun Türkiye’ye gel demediklerini belirten Bakan Ergün, bu çağrıyı artık çok anlamlı bulmadıklarını ifade etti ve konuşmasını sürdürdü: “Eğer dönmek isterseniz Türkiye size artık eskisine göre çok daha uygun bir ortam sunacaktır. Döneceğiniz Türkiye eski Türkiye’den çok farklıdır. Bundan sadece 10 yıl önce dışarıdan Türkiye’ye bakanlar için, ağırlıklı olarak siyasi belirsizlikler, ekonomik krizler ön plana çıkıyordu. Düzeltmemiz gereken pek çok sorun var; ama Türkiye şuan çok daha farklı bir durumdadır. 2009’da yaşanan küresel mali krizde dünyanın en iyi duruş sergileyen ülke olarak öne çıktık.”
2012 yılında beklentilerin üzerinde bir büyüme yakaladıklarını belirten Ergün, 10 yılda ekonomik büyüklük sıralamasında 10 basamak çıktığımızı ve 26’ıncı iken 16’ıncı büyük ekonomi durumuna geldiğimizi ifade etti. Sadece ekonomiye odaklanırsak, teknoloji, eğitim, sağlık, sanat gibi alanlara yatırım yapmazsak ekonomide de başarı elde edemeyeceğimizi belirten Ergün, çeşitli sorunlar aşıldığı için gelişme sağlanabildiğini ifade etti.

“Gelecekte bilginin depolanması ve kullanımı ile ilgili çok radikal değişiklikler gündeme geleceği konuşuluyor. Yenilikçi ve açık haberleşme ağlarının oluşması neticesinde sadece dostlarımızla değil dünya çapında alanında uzman insanlara rahatlıkla ulaşabileceğiniz bir dönem başlamıştır.”(Nihat Ergün)
“Başta nano teknoloji, bio teknoloji, yazılım gibi alanlar olmak üzere hızla gelişen teknoloji; hastalıkların tedavisinden, güvenlik sistemlerine, erişim ve dağıtım yapılanmasından, tüketim alışkanlıklarına, enerjiden iklim değişikliklerine kadar birçok alanı çok radikal bir şekilde etkileyecektir. Bu nedenle Türkiye’nin bilim ve teknolojiyi sadece takip eden değil üreten, ürettiği bilgiyi teknolojiye dönüştüren bir ülke olması gerekiyor” diyen Ergün, üniversitelerde yapılan araştırmaların, yayınlanan makalelerinin sayısı ve kalitesi arttıkça, bilim insanlarımıza yapılan referanslar çoğaldıkça, ülkemizin hedeflerine yaklaşacağını ifade etti.

TÜBİTAK Başkan Danışmanı Prof. Dr.Yunus Çengel, TÜBİTAK’ın günümüzde önem verdiği konular hakkında bilgi verdi.
TÜBİTAK’ın geçmişte akademisyen odaklı çalıştığını ancak şimdi hem sanayiyi hem de akademiyi desteklediğini belirten Yunus Çengel, özel sektörde ARGE çalışmalarının artmasını istediklerini ifade etti. Girişimcilik ve yenilikçilik kültürünün oluşmasının gerekliliğini vurgulayan Çengel, özel sektör kuruluşlarının ve akademilerin ARGE faaliyetlerine yönelik çalışmalara yapılacak üst sınırı olmayan bütçeler oluşturduklarını belirtti. Bu üst sınırı açık çeke benzeten Çengel, araştırmanın topluma faydalı, ARGE için ARGE değil, insan için ARGE hedefi doğrultusunda çalışmalar beklediklerini belirtti.
ARGE çalışmaları konusunda atılım yapmak istediklerini söyleyen Çengel, 2023 hedeflerine ulaşmak için 300 bin tam zamanlı araştırmacı işgücüne ihtiyacı olduğunu belirtti. Çengel, 2023 yılına kadar ki ulusal hedeflerimizin arasında dünyadaki ilk 10 ekonomi arasında yer almak olduğunu bunun için de ARGE harcamalarının GSYİH’nın yüzde 3’e çıkarılması, özel sektör araştırmacı sayısının 180 bine çıkarılması olduğunu belirtti. Çengel TÜBİTAK 1511 Öncelikli Alanlar ARGE Destek Programı’na konuşmasında değindi. TÜBİTAK programı şu başlıklardan oluşuyor:

Bilişim ve Haberleşme Teknolojileri
- Gömülü Sistemler, Tümleşik Devreler
Otomotiv:
- Bütünleşik ve Elektrikli Araç Teknolojileri
- Yenilikçi Araç/Ürün Tasarımları ve Tasarım Doğrulama
Enerji
- Güneş Enerjisi
- Enerji Depolaması
- Kömür ve Kömür Teknolojileri
Gıda
- Tohum ve Hayvan Islahı
- Gıda Hijyeni ve Sanitasyonu
Makine İmalat Teknolojileri
- Mekatronik
-Takım Tezgâhları ve Aksamları İmalatı

Türk-Amerikan Bilim İnsanları ve Akademisyenler Derneği (TASSABaşkanı Prof. Dr. Haluk Ünal şunları söyledi:
“Burada size ilk olarak TASSA’dan bahsetmek istiyorum, çünkü burada anlatılan ve yapılmak istenen şeyler TASSA’nın hedefleri arasında. TASSA, bağımsız, ticari amaç gütmeyen, politik bir bağımlılığı olmayan, Amerika’da yaşayan bilim insanları ve akademisyenleri tek çatı altında toplayan bir sivil toplum örgütü olarak 2004 yılında Washington DC’de kuruldu. Amacı Türkiye ve Amerika bilim adamları arasında sürdürülebilir bir bilim köprüsü kurmak. Dolayısıyla biz burada bahsedilen işleri biz kendi ölçülerimizde, hiçbir devlet yardımı veya maddi destek almadan sadece manevi destek alarak bugüne kadar bir şeyler yapmaya çalıştık.”
Mart ayında gerçekleştirilen TASSA 2012 Konferansı’ndan bahseden Haluk Ünal, bugüne kadar yapılmış en büyük Türk bilim insanları konferansı olan TASSA 2012’ye dört bilim dalından yaklaşık 400 katılımcının bir araya geldiğini ifade etti. Ünal, Konferans’a katılanların 240 değişik ABD kurumundan geldiklerini buna ek olarak 35 Türk üniversitesinin de toplantıda temsil edildiğini belirtti. TASSA gibi kurumların Türk bilim diasporası için önemini belirten Ünal, TASSA’yı profesyonel bir kurum şekline dönüştürülmesi için çalıştıklarını belirtti. TASSA’nın Avrupa ayağının oluşturulması ve diğer bölgelerdeki Türk bilim adamlarını da bir araya getirmenin gerekliliğini belirten Ünal, üniversitelerimizin özellikle lisansüstü eğitimi yabancı öğrencilere açmanın gerekliliğini vurguladı. Haluk Ünal ayrıca Türkiye’nin beyin kazanımı stratejisi için şunları söyledi: “Beyin kazanımı stratejisi, bir taraftan yurt dışında görev yapan Türk biliminsanlarının sayısını arttırırken, diğer taraftan ülkede yurt dışında öğrenim yapmış kişilerin sayısını arttırmak ve bu kişilerin Türk eğitim kurumlarında görev almalarını sağlamak olmalıdır”. Nitelikli öğretim üyeleri yetiştirmek için üniversitelerimizi yabancı öğretim üyelerine açmamız gerekliliğini vurgulayan Ünal, 2023 hedefleri doğrultusunda yurt dışında eğitim almakta olan kişi sayısını Güney Kore seviyesine çıkarmanın bir hedef olması gerektiğini ifade etti. Yurt dışında görev yapan, yaşayan bilim insanları ve akademisyenlerin Türkiye’nin kalkınmasında kullanılabilecek çok güçlü bir kaynak olduğunu söyleyen Ünal, yurt dışında yaşayan bilim adamlarının, hem yaşadıkları ülkenin gelişimine katkıda bulunurken hem de Türkiye’nin kalkınmasında en etkin şekilde nasıl rol alabileceklerini bulmaları gerektiğini belirtti.

“Kavranoğlu, ülkemizin temel dinamiklerini yeniden gözden geçirmemiz gerektiğini ifade etti.” (Davut Kavranoğlu)
Türkiye’nin son 10 yılda çok büyük atılımlar kat ettiğini söyleyen Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Davut Kavranoğlu, günümüzde havayollarının yaygın olarak kullanılabilen daha ucuz bir ulaşım aracı haline geldiğini belirtti. Davut Kavranoğlu, 10 sene öncesine göre sağlıkta, Türkiye’nin dünyaya örnek olacak adımlar attığını ve bugün Türkiye’de 18 yaşın altında olan bir çocuğun hangi ülke vatandaşı olduğuna bakılmaksızın sigortalandığını belirtti. 2023’te ihracatın 500 milyar dolar olduğu dünyanın en büyük ilk 10 ülkesinden biri olmak istediklerini belirten Kavranoğlu, sağlıkta, eğitimde, milli güvenlikte, ulaşımda bu hedef üzerine detaylı çalışmalar yapıldığını ve hedefler konulduğunu ifade etti.
Singapur’a gerçekleştirdiği ziyaretten bahseden Kavranoğlu, birçok araştırma kurumunu üniversiteleri, şirketleri ziyaret ettiğini ve pek çok yakından görme imkânı olduğunu ifade etti. Singapur örneğinin, büyük ve doğal kaynakları zengin bir ülke olmanın önemini her geçen gün yitirdiğinin bir ifadesi olduğunu belirten Kavranoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Singapur, nüfusu 3 buçuk milyon olan ve hiçbir yer altı zenginliğine sahip olmayan küçücük bir ülke. Singapur, 1960’larda kişi başına düşen geliri 400 dolar civarında olan küçük ve önemsiz bir liman şehriydi. Bugün ise, 260 milyar dolar GSMH ile dünyanın 38’inci büyük ekonomisi ve kişi başına milli geliri 50 bin Amerikan doları seviyesinde. İhracatı, 409 milyar dolar. Bizimki ise, 140 milyar dolar. Almanya’nın 1,4 trilyon dolar. Bizden çok daha küçük bir ülke olan İsviçre’nin 185 milyar dolar ve böylece liste uzar gider. Singapur’da 4 tane üniversite var ve bunlardan 2’si dünyanın en iyi 150 üniversitesi arasında. Peki, Singapur ne yaptı da bu gelişmeyi sağladı? Bilim ve teknolojiyi birinci öncelikleri yaptılar. Önemli olan iyi yönetim ile bilim ve teknolojiye öncelik vermekte.”
Önemli olanın petrol ya da yer altı kaynakları değil beyin olduğunu belirten Kavranoğlu, 2023 yılı hedeflerine var olan ekonomik ve teknolojik altyapımızla varamayacağımızı ifade etti. 500 milyar dolarlık ihracat hedefine bugün ihracat ettiğimiz mallardan 3 kat fazla ihracat ederek, yani 3 kat fazla limon domates satarak varamayacağımızı söyleyen Kavranoğlu, işleri olduğu gibi devam ettirmenin kesinlikle bir çözüm olmadığını belirtti. Kavranoğlu, mutlaka yüksek teknolojili, yüksek katma değerli ürünlerin büyük pay sahibi olduğu bir ekonomi haline gelmemizden başka bir çare olmadığını belirtti. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın da bu anlayışla kurulduğunu belirtti.