Başar Tunçel

basartuncel@gmail.com


Bay Meraklı

Yemek farkındalığı

İnsanların yemek yeme alışkanlıklarını, şekillerini, bu adaba yaklaşımlarını gördükçe üzülür oldum. Özellikle büyükşehirlerde, yemek yemeklikten çıkıp tıkınmaya dönüşmüş. Buna gerçekten inanamıyorum? En değerli şeyimiz, kendimiz değil miyiz şu hayatta? Bizi, benliğimizi, ruhumuzu taşıyan bu beden, böylesine özensiz doyurulacak kadar değersiz mi? Yemek sektörü insanların çok basit zaaflarını bile avantajına çevirmiş para basarken, bu basılan paraları ödeyen insanlar her geçen gün alternatiflerin daha kötüleriyle uzlaşıp, kötü beslenen, kötü besleyen bir toplum haline geliyor. Nasıl mı?
1) Yiyeceğe ulaşım: Yiyeceğe (ve çok çeşitlisine) ulaşım artık çok kolay. Her köşe başında her türlü yiyeceği bulabilmek mümkün. Bu da yemek adabını ortadan kaldıran bir faktör. Çünkü insan denen varlık, benlik bilinci olan bir varlıktır ve yemek yerken oturur, başka iş yapmaz, kendisine emanet kutsal bedenini doyururken kendisine, yiyeceğe ve o yiyeceğin önüne gelmesine sebep olan her şeye saygısıyla oturur. Köşe başında yarım ekmeğin arasına sıkıştırılmış yiyecekleri ayaküstü tıkınmak insana göre bir adap değildir ve herhangi bir sistem, insanın bu şekilde yemesini zorunlu kılıyorsa o sistem sorgulanmalıdır (ve ben, zaten şu an onu yapıyorum).
2) Yiyeceğin değiştirilmesi: Günümüzde yiyecekleri değiştirebilmek eskisinden daha kolay. Sebze ve meyveler daha tohumken genetik değişikliğe uğruyor. Hayvanlar kötü veya doğal olmayan şartlarda yetiştiriliyor, doğal görünümlü, hatta posası içinde görünen meyve suları bile meyvelikten o kadar uzak ki. Tüm bunlar daha kötü yiyeceği ucuza karşımıza getiriyor ve olması gereken kadar iyi yiyecek, bu rekabet şartlarında barınamadığı için, alternatiflerin tümü kötü hale gelmeye başlıyor.
3) Açgözlülük: İnsanların açgözlülükleri alenen kullanılıyor. Her yerde büyük seçimler, ekstra menüler, eti fazla iskenderler... Tümü başta size doyacağınızdan daha fazlasını satıp, doyma noktasından sonra vücudunuz bir nevi çöp öğütme makinesine dönüştürmenize sebep oluyor. Açık büfe restoranlara bir bakın, hayvan sürüsü gibi saldırılan ucuza mal edilmiş, çoğu tabakta bırakılsın diye yapılmış yemeklerle tepeleme doldurulan tabaklara bakın. Açgözlüyüz, "1TL cebimde kalsın" diyeceğimiz yerde "1TL daha verip daha fazla patates kızartması ve gazlı içecek alıyoruz, sonra doyduğumuz halde "tıkınmaya" devam ediyoruz.
4) Farkındalık yoksunluğu: İnsanların yemek yemeyle ilgili farkındalıkları kalmadı. Gazete okurken, televizyon seyrederken, maç dinlerken, elimizle ağzımıza götürdüğümüz yemeğin farkında değiliz. Ağzımıza kaç lokma koyduğumuzun, ne kadar ne yediğimizin farkında değiliz. Hayvanlar bile yemek yerken sadece yemeklerini yerken, ne yediklerini bilirken bu davranış şekli "insan olmaya" yapılacak en büyük kötülüklerden biri.
Tüm yukarıda saydıklarımı bir düşünün, yiyeceğe kolay ulaşma tuzağına düşmeyip (örneğin pizza ısmarlamayıp), değiştirilmemiş, doğal yiyeceklerle hazırladığımız yemeği adabınca oturup yediğinizi, doyacağınız kadar porsiyonu, ağız tadıyla, her lokmanın farkında olarak yediğinizi, aldığınız lezzeti düşünün. Tıkınmayı değil, en değerli varlığınızın sağlıklı bir şekilde hayatına devam edebilmesi için gereken gıdaları ona verdiğinizi... Ne fazlasını, ne azını, kararınca... Bence çok fark yaratır, insan insan olduğunu bir kez daha hatırlar.