Her şey yolunda gidiyordu, İşler oldukça güzeldi ve ekip olarak, bu yılki planlarımız tutturabileceğimizi hesaplıyorduk. Başarılı bir yılı geride bırakmanın hazırlıkları ile son çeyreğe girdik. Ancak Murphy'nin bana ve ekibime sürprizler hazırladığının farkında değildim. Aslında bu sürpriz benden ziyade çok keyifle çalıştığım ekip arkadaşlarımdan birisi ile ilgili idi.
Dubai'de görev yapan Pakistan kökenli ekip arkadaşım eşinin rahatsızlığı nedeni ile Kanada'ya gitmek zorunda kaldı ve bu zorunluluk onun bir seçim yapmasına sebep oldu. Seçimi doğal olarak eşinden yana yapacaktı. Kendi tabiri ile, “tüm evlilik yaşamları boyunca eşinin ona en çok ihtiyacı olduğu andı bu an”. Kararına saygı duyarak ona yeni yaşamında başarılar ve eşine şifalar dileyerek kendisini uğurladık. Yerine alacağımız ekip arkadaşı konusunda titiz bir çalışma başlatarak bölgedeki İK-İnsan Kaynakları şirketleri ile temasa geçtik. Müracaatlar gelmeye başladı!!.
Her özgeçmişte olduğu gibi gönderilen özgeçmişlerin hepsi kişisel bilgileri de içeriyordu. İşte bunlardan bir tanesi ve en ilginç olanından bir satır:
Marital Status: Married (One wife two children) yani, Medeni Durumu: Evli (bir eş iki çocuk).
Özgeçmişin nerden kimden geldiğini bir kenara bırakarak bu konuyu düşündüm. Birkaç hafta önce Riyad'a yaptığım seyahatteki görüntüler tekrar gözümün önünden geçti. 5 yıl önceki Riyad ile, 3 hafta önceki Riyad'ı karşılaştırdım. Döndüm İstanbul'u ve Türkiye'yi düşündüm yeniden. Türbanlıları, kara çarşafları ile dolaşan kadınlarımızı düşündüm. Onları çarşaflar içine saklayan ve etrafına, yani bizlere küçümseyen bakışlarla başlayan o özgüvenden yoksun erkekleri düşündüm.
Aradan geçen beş yıl içinde; yalnız dolaşmasına izin verilmeyen kara çarşaflar içerisine sokulan Riyad hanımları, artık başlarını açmış çarşaflarının içerisinde son derece modern kıyafetlerle alışveriş merkezlerinde, lokantalarda dolaşıyorlar ve hatta artık lokantalarda çarşaftan kurtulup yemek yemeye başlamışlar. Hepsi mi? Tabi ki değil ama, bu bir başkaldırının başlangıcıdır. Kadın olmaktan öte, insan olmayı farketmenin bir başlangıcıdır. Kadının, bir cinsel obje olmadığının anlatılmasının ilk adımlarından biridir.
Özgeçmişlerde, “bir eş ... çocuk” yazılmasına gösterilen isyanın, başkaldırının en önemli göstergesidir.
Oralarda, Orta doğuda böyle bir değişim var. (Birleşik Arap Emirliği bu değişimi yıllar önce başlatmıştı)
Buralarda da, yani ülkemizde de bir değişime zorlanma var ama tam tersi bir değişim.
Erkeklerimiz sanırım yukarıdaki gibi bir özgeçmiş yazma heveslerindeler, kadınlarımız cumhuriyetimizin kendilerine sunduğu İNSAN olma haklarından vazgeçmeye ve bir obje gibi değerlendirilmeye razı olmuşlar.
İşte ben bunları anlamakta zorluk çekiyorum.
Hoş anlamadığım bir şey daha var: Hükümetimizle bu kadar yakın ve sıcak ilişkiler içinde olan bu ülkeler ile hala vize sorununu çözemedik. Bu nasıl iyi ilişki?
Umarım bir gün bunları da anlarım....
Efendim yarın 29 Kasım günü bu tek eşli zavallı ile iş görüşmesi yapacağız Dubai'de, bakalım neden böyle bir duruma düşmüş...
Saygılarımla.