Uzman bir kadro ile 1996 yılında bilgisayar/telefon birleşimi konusunda hizmet vermeye başlayan Defne Bilgi İşlem, uzun süre Avrupa ülkelerine hizmet vererek, kurumsal çözümleriyle 200'ün üzerinde referans sağlamış ve 2000 yılından bu yana da Türkiye pazarına yönelik çalışmalara ağırlık vermiştir.
Defne Bilgi İşlem Genel Müdürü Oğuz Haliloğlu ile bu yıl ilk 3'te yer aldıkları “Deloitte Türkiye”den 3N'e, IVR-Etkileşimli Ses Tanıma sisteminden başarı öyküleri uzanan bir sohbet gerçekleştirdik.
Fast 50'nin ülkemiz ve teknoloji şirketleri için önemi ne?
Deloitte'un 1995 yılından beri dünyanın 37 ayrı bölgesinde 3 ayrı program halinde oluşturduğu, “Teknoloji Fast50” listeleri şirketlerin son 5 yıldaki net gelirlerindeki büyümeye göre belirleniyor. Deloitte, yurtdışında gerçekleştirdiği bu etkinliğin Türkiye ayağının ilkini geçen sene gerçekleştirmişti. Bu programla ülkemiz teknoloji sektörünün başarılarını ve dinamizmini hem Türk kamuoyuna hem de dünyaya tanıtmaya yardımcı oluyor ve sektörün büyümesine olumlu bir katkı yapmış oluyor. Bu programa giren şirketlerin öncelikle bilinilirlikleri artıyor. Bunun sonucunda da birleşmeler ve yeni yatırımlarla küresel oyuncu olmak yönünde adımlar atabiliyorlar. Türkiye'nin en hızlı büyüyen 50 teknoloji şirketinin sıralandığı liste daha sonra Avrupa, Ortadoğu ve Afrika'nın “En Hızlı Büyüyen 500 Teknoloji Şirketi” listesi için değerlendirilmek üzere “Deloitte EMEA Fast 500”e gönderiliyor. Ama o listede olabilmeniz için sıralamada oldukça yüksek bir yerde olmanız gerekiyor. Biz geçen sene katıldığımız “Deloitte Türkiye”de 10. olmuştuk. Bu sene sizin de bildiğiniz gibi Defne Bilgi İşlem olarak 3. olduk. Defne, çok hızlı büyüyen bir şirket… Uluslararası bir platformda başarılı olmanın dışında, bizim açımızdan asıl önem taşıyan şey bu başarılı büyümenin sürdürülebilir olması. Bunu sağlamak için uzmanlık alanımız olan konulara daha fazla odaklanıyor, ona göre adımlarımızı atıyoruz. Yurtiçi ve yurtdışında müşteri sayımızı arttırırken, mevcut müşterilerimize sunduğumuz çözümlerin sayısını ve çeşitliliğini arttırıyoruz. Özetlememiz gerekirse Fast 50, şirketlerin kendilerini hangi konularda geliştirebileceklerini ve güçlendirebileceklerini analiz etmelerini sağlayan bir platform.
TTGV destekleri için diğer şirketlere öneri ya da tavsiyeleriniz nedir?
TTGV, ülkemizde ARGE ve inovasyon bilincinin yaygınlaşmasına ve gelişmesine katkıda bulunmak için sektörde yer alan şirketleri destekliyor. Ayrıca, ARGE projelerinin maliyetlerini karşılama açısından çok önemli bir kurum. Bunun önemini açıklamak için, GSM şebekesinin de Avrupa'da benzer destekler ile yapılan ARGE çalışmaları ile ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Benim diğer şirketlere önerim, bu şirketlerin parlak fikirlerini hayata geçirmek için TTGV ve benzer destekleri kesinlikle aramaları yönünde olacaktır. Bu tür destekler şirketlerin hem ARGE sürecinde mali yüklerini hafifletirken hem de ARGE projelerinin belirli bir disiplin içinde devam etmesine büyük katkıda bulunuyorlar.
RespUS'da; telefon 3N değilse ne yapmak gerekiyor? Operatör 3N desteği sağlamıyorsa da video desteği veriliyor mu? Veriliyorsa, hangi teknoloji kullanılıyor?
Konu 3N olduğu için, belki de öncelikle bazı verilerden bahsetmek gerek. Geçtiğimiz aylarda GSM Birliği tarafından yapılan açıklamaya göre 2007 yılı içerisinde tüm dünyada 85 ülkede 120 milyona yakın 3N abonesi varmış. Türkiye ise, üçüncü nesil altyapısı ve tüketicisi bazında gerçekten örneği ender ülkelerden biri. Çünkü ülkemizde daha servis hizmete açılmadan, 18 ayda 1 milyon 130 binin üstünde 3N destekli telefon satıldığı tahmin ediliyor. Peki, bu hizmeti kullanamadığı halde bu servisi destekleyen bir ürün alan tüketici sizin de merak ettiğiniz gibi ne yapacak? Bu aşamada bahsettiğimiz video desteği, mobil telefonlarda birkaç yöntemle elbette sağlanabilir. Örneğin mobil haberleşmede 3 N'in başlangıcı olarak sayabileceğimiz başka bir hızlı veri iletişimi teknolojisi olan EDGE. Bu teknolojiyi kullanarak da GSMN telefonlarımızdan video izlememiz mümkün.
Türk Telekom'daki IVR sistemi ile ilgili detaylı bilgi verir misiniz?
Uzun süre önce yaptığımız ve bize telekom operatörleri dünyasını açan bir proje oldu. Dağıtık yapıda yüksek kapasiteli bir IVR (Etkileşimli Ses-bilgi Sistemi) olduğunu söyleyebilirim. Alanında, o tarihte bölgedeki en yüksek kapasiteli sistemlerden biriydi. Biz daha sonraki çeşitli projelerde bu kapasitenin epeyce üzerine çıktık. Türk Telekom'un tüm IVR ihtiyacına karşılık veren ve gelişmiş servisleri çalıştırmasına olanak sağlayan, SS7 sinyalleşmesi ile açılan, kaynak paylaşımlı ve yönetilebilir bir IVR platformu Türkiye'nin 81 iline farklı kapasitelerde kuruldu.
Dünyadan ve ülkemizden birer başarı öyküsü anlatabilir miyiz?
En son Norveç'te Voice Changer sistemimiz kuruldu. Bu uygulama ile gerçek zamanlı olarak bir telefon görüşmesinde konuşan taraflardan birinin sesini karşı tarafa tamamen farklı bir ses olarak iletiyoruz. Norveç dışında, Almanya, Azerbaycan, Fransa, İsviçre ve Lübnan'da Defne Bilgi İşlem tarafından üretilen çözümler kullanılıyor. Farklı sektörlerden ve ülkelerden müşterilerimiz olduğu için çok farklı ürünlerle, birbirinden farklı sektörlere hizmet veriyoruz. Farklı kültürleri anlamaya çalışmak ve buna uygun çözümleri sunabiliyor olmak bizce büyük bir başarı. Ülkemizde ise; 175 E1 kapasiteli Türk Telekom 3 haneli IVR servisler (163 borç sorma servisi gibi) 2000 yılında Defne Bilgi İşlem tarafından geliştirilmiştir. Bu büyüklükteki ilk IVR servisi olduğunu gururla belirtmek isterim. Ayrıca 2003 yılında gerçekleşen başvuru ve sunum, VoIP projesi için ilk defa TTGV desteği sağlamıştır. 2005 yılında ise, AVEA Ringa IP (Intelligent Peripheral) IVR ise, Türkiye'deki ilk IP IVR sistemidir ve bizim tarafımızdan geliştirilmiştir. Bahsettiğimiz Alarmus Medikal ürünümüz ise, Ankara 29 Mayıs Hastanesi'ne konumlandırdık. Bu sayede ‘Blue Code' alarmları doğrudan ilgili tıbbi personelin telefonlarına yazılı mesaj olarak ileterek, acil durumlara müdahale süresini minimuma indirdi. İnsan hayatına dair bir çözüm üretebilmiş olmak da büyük bir başarı bizim için. 
Oğuz Haliloğlu kimdir?
1969'da Yunanistan-İskeçe'de doğan Oğuz Haliloğlu, 1988'de Bursa Erkek Lisesi, 1994 yılında da Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü'nden mezun oldu. 1992'de Time'da iş hayatına atıldı ve bilgisayar-telefon birleşimi konusunda ilk uygulamaları gerçekleştiren ekip içinde yer aldı. 1996'da Defne'yi kurdu. O tarihten itibaren, Defne içinde yöneticilik yanında ARGE çalışmalarında da bulunmakta.