Başar Tunçel

btuncel@altera.gen.tr


Bay Meraklı

Kartım yok, kart mağduruyum

Bugün bir süpermarkete alışverişe gittim. Çıkışta tüm kasaların önünde en az onar kişilik kuyruklar vardı. Bir tane kasada yalnızca üç kişi bekliyordu. Kasaya yanaştığımda kenara iliştirilmiş kağıdı gördüm: Nakit kasası. Alışveriş yapan 60-70 kişinin sadece 3'ü nakit ödeme yapacakmış. Geriye kalan onlarca kişi çağımızın en yaygın ödeme araçlarından birisi (ve kanımca en kalleş buluşlarından biri de olan) kredi kartı ile ödeme yapmak için sıraya girmişler. Doğru kullanılabildiğinde gerçekten çok iyi ve güvenli bir ödeme aracı kredi kartı. Savunulabilir bu tek yönü de kredi kartlarını son derece güçlü yapıyor. Ancak unutmamak gerekir ki kredi kartı denen illet, her şeyden önce bir banka icadıdır ve her banka icadı gibi kullanıcısını daha çok para harcamaya yönlendirir. Bunu yapamıyorsa bile, paradan para kazanma amacına hizmet eder. Bankaların müşterilerine iyilik yapma tutumları “güneşli havada şemsiye dağıtmak” ile eşdeğer olduğu için kredi kartını savunan bir tüketiciye “kraldan çok kralcıdır” desek yanlış olmaz. Ben mi? Evet, kredi kartı kullanıyorum, ama asla savunmuyorum ve tekrar, kredi kartı olgusunun yüzyılın en kalleş buluşlarından biri olduğunu düşünüyorum.

“Biz bankaların en sevmediği müşterileriz” yalanı
Örneğin her ay kredi kartınızı yüzde 100 kapatan bir tüketicisiniz. Faiz ödemediğiniz için bankaların en sevmediği kredi kartı müşterilerinden biri olduğunuzu mu düşünüyorsunuz? Tabi ki öyle değil! Çünkü yaptığınız her alışverişten komisyon alıyorlar. Masterindex araştırma firmasının yaptığı bir araştırmaya göre, Türk halkının büyük çoğunluğu kredi kartı ile ayda 1000 YTL'lik harcama yapıyormuş. Bankanın her üyesinden en az yüzde 3 aldığını düşünürseniz; herkes borcunu tam gününde yüzde 100 kapatsa bile, banka kişi başı 30 YTL'lik kazanç sağlıyor. Komisyon satıcı firmalardan alınıyor. Bunun haricinde müşterilere kazandırılan puan da satıcı firmadan alınıyor. Taksit yapıldığında, banka komisyonu yüzde 3'lerden yüzde 13'lere kadar çıkabiliyor. Özetle, taksit imkanı ve puan gibi kredi kartlarının cezbedici yönleri, normalde nakit ödemede sahip olmamız gereken indirimin küçük bir parçası aslında. Pastayı elimizden alıp, tadımlık bir dilim tabağımıza koyuyorlar ve biz de müteşekkir kalıyoruz.

İster kullan ister kullanma, zarardasın
Kredi kartı ister kullanın, ister kullanmayın, kesinlikle zarardasınız. Yoğun kredi kartı ve taksit talebi nedeniyle banka ile anlaşan satıcı firma, komisyon yükü altında kalıyor. Bu komisyonu da fiyatlarına gani gani yansıtıyor. Örneğin satış değeri tüm bayi ve perakende kanallarının kar marjları eklendikten sonra 1,000 YTL olan bir mal düşünün. Bu malın fiyatı kredi kartına 12 taksitle 1,150 lira yapılıyor. Böylece yüzde 13'lük komisyonu düşünce geriye 1,000 YTL net satış fiyatı ortaya çıkıyor. Nakit almak isteseniz bile 150 YTL fazla ödemek zorunda kalıyorsunuz. Bu en iyi senaryo. Çünkü bilinen bir gerçektir ki, kredi kartı makinesinden 1,300 YTL'yi 12'ye böldürerek çektirmek, cebinizden 1,000 YTL'yi çıkarıp vermekten psikolojik anlamda çok çok daha kolaydır. Hal böyle olunca; satıcı firmalar da 150 YTL'lik komisyonu dengelemekle yetinmek yerine, fiyata ekstra “psikolojik marj” ekleyebilme fırsatına sahip oluyor.

Bol taksit, bol indirim ve hala en iyi fiyat nasıl oluyor?
Bazı markaların bol taksitli seçeneklere nakitte yapmadığı indirimi yaptığı ve fiyatlarının da rekabet edilmesi güç düzeylerde olduğunu görüyorsunuzdur. Bunun da basit bir açıklaması var. Banka firmayı sübvanse ediyor. Örneğin 24 ay taksitle ve nakit indiriminden daha büyük bir indirimle bir bilgisayar aldığınız zaman, banka sizi 24 aylığına bağlamış oluyor. Bilgisayar alabilecek ekonomik güce sahip bir insansanız, 2 yıllık süreç içerisinde yapacağınız potansiyel harcamaların getireceği kar, o an size yapılan indirimden kat be kat fazla olacak. Bu nedenle bankanın bir nevi “üzerinize oynanma, size yatırım yapılma” durumu var. Eğer o kartla o ürünü satın alıp 2 sene boyunca tek kuruş harcamazsanız bankanız sizi gerçekten sevmeyecek, senede bir ya da iki kart aidatıyla bu hoşnutsuzluğunu belli edecek, başvurduğunuzda geri vermeyecektir.

Bilinci yok etmeye giden yol
Her şeyi bir yana bırakırsak, bugün “kredi kartı mağduru” dediğimiz insanlar varsa, bu konuda bir şeyler yapılması gerekiyor demektir. Kredi kartları bugün Türkiye'de yüzbinlerce insana kazanmadığı parayı harcatıyor, ihtiyacı olmadığı alışverişleri yaptırıyor. Bunun ötesinde pek çok kişi süpermarkette aldığı ürünün etiketine ve toplam fiyata bakmıyor artık. Cebimdeki para yetecek mi, diye düşünmeyi yok ediyor. Böylece bir gizli enflasyon da ortaya çıkmış oluyor.
Özetle, siz de kart sahibi olabilirsiniz. İster kullanmak zorunda olun, ister bilerek ve isteyerek, bilinçli şekilde kullanın, lütfen tüm bunların farkında olun. Kredi kartları kullanımı ve bankaların bu konudaki politikaları her yönüyle mutlaka denetim altına alınmalı ve halkın sırtına binen yük hafifletilmelidir.