Türkiye, özgürlükler bölgesi olmalı

 

Baykan Çallı

Google tarafından 8 Kasım 2012 tarihinde Swiss Otel’de gerçekleştirilen ‘Big Tent’ konferansında, İnternet’in geleceği ve Türkiye’nin rolüne dikkat çekildi.
İnternet’in gelişimi hayatları fazlası ile değiştiriyor. İnsanların hayatları değişlik gösterirken, ülkelerin geleceği de artık İnternet ile çiziliyor. İnternet, herkesin vazgeçilmezi olmuş durumda. İnternet’in gelişimini doğrudan etkileyen firmalardan biri olan Google’da bu gelişim sürecini değerlendirmek üzere bir konferans gerçekleştirdi.
‘Big Tent’ başlığı altında gerçekleştirilen etkinliğe devlet erkânından da katılım gerçekleştirildi. Birbirinden değerli konuşmacıların katıldığı panellerin gerçekleştirildiği organizasyonda, İnternet’in gelişim süreçleri, geleceği, hayatı daha fazla nasıl şekillendireceği ve Türkiye’nin bu konudaki rolü ve önemi konuları ele alındı.

Bülent Hiçsönmez: “Sayısal devrim, yaşamımızın her alanını yeniden şekillendiriyor”
İnternet’in gelişimi ile sayısal çağın çok hızlı bir gelişim gösterdiğini ve bu sayısal devrimin hayatımızın her noktasına nüfuz ettiğini söyleyen Google Türkiye Ülke Müdürü Bülent Hiçsönmez, konuşmasını şöyle sürdürdü: “İnternet, hayatımızın her alanını şekillendirmeye devam ediyor. Sayısal devrim hem ticari hem sosyal hem kültürel ve benzeri bütün etkileşim alanlarının sınırlarını değiştiriyor. Bu sınırlara yenileri eklenerek devam ediyor ve bizler bu çağın içerisinde yaşamaya devam etmekteyiz. Değişimin bir parçası olarak 2011 yılından beri ‘Big Tent’ adını verdiğimiz bu etkinliğe ev sahipliği yaparak; dünyanın fikir önderlerini, siyasetçileri, akademisyenleri, iş dünyasının değerli yöneticilerini bir araya getirerek İnternet’in yaratmış olduğu değişim dalgasını, fırsatları, sorunları ve çözüm alanlarını tartışmaya açıyoruz. Toplam 12 ülkede gerçekleştirilen bu etkinliğin bu sene Türkiye’de yapmaktan büyük gurur duyuyoruz. Bugün burada İnternet’i konuşmak istiyoruz. Amacımız İnternet’i tartışarak daha ileri gidebilmek. İnternet’in 22 yılda geldiği noktayı hepimiz görüyoruz. İnternet’in bu hızına baktığımızda iki tane temel öğenin ortaya çıktığını görüyoruz. Bunlardan bir tanesi teknolojik altyapı ve bir diğeri de kullanıcı gelişimi. Teknolojik altyapının hızı, işlemcilerin verimliliğinin artması, bağlantı hızlarının ve benzeri gelişimlerin artış göstermesi, bunların yanı sıra; bu sunulan yeni teknolojiyi kabul eden kullanıcıların çok çabuk bir şekilde tüketmesi bu değişim sürecini ivmelendirdi. Türkiye’de bunu çok net görebiliyoruz. Türkiye, kullanım bakımından altyapıda yapılan yatırımlar ile dünya ligine girmiş bulunuyor. Biz bunu gururla söylüyoruz ve paylaşıyoruz. Ancak İnternet’in 22 yıllık seyahatinde şu soru hep sorulmuştur: Bu kadar mı? Bu gelişim sürekli ilerlemeye devam ediyor. Biz İnternet’in henüz çocukluk aşamasından olduğunu söylüyoruz. Dünya üzerinde henüz yüzde 71,5 insanın İnternet’i yok. Dünya üzerindeki nüfusun tamamının İnternet’e katılım gerçekleştirdiğini düşündüğümüzde, nerelere gelebileceğimizi hayal edebilirsiniz. Bu alandaki tek sınır hayalinizdir. Her bir birey, potansiyel iş adamı, potansiyel mucit, potansiyel yazar, potansiyel ihracatçı olabiliyor. Böyle bir güç İnternet’in yaratmış olduğu özgür ortamda ve bireylere vermiş olduğu haklardan kaynaklanıyor. Bireyler bu hakları kullandığında toplumlar güçleniyor, toplumlar güçlendiğinde ise ülkeler güçleniyor. Ve bu ülke ekonomilerine büyük oranda yansıyor. İnternet’in kullanımı GSMH ’da ciddi boyutlara gelmiş durumda ve Türkiye’de bunun hızlı gelişim gösterdiğini görmekteyiz. Bizler ülkemizin geleceğinin teknolojide ve İnternet’te olduğunu düşünüyoruz. Ülkemizin büyüyen ekonomisi, genç nüfusu ve dinamik altyapısı bu potansiyeli çok net bir şekilde gözler önüne seriyor. Türkiye’nin İnternet’e, İnternet’inde Türkiye’ye ihtiyacı olduğunu söylüyoruz.”

Dr. Tayfun Acarer: “2003 yılından günümüze bilişim ve haberleşme sektörünün hacminin bu yılsonu itibariyle yaklaşık olarak 45 milyar dolara ulaşmasını bekliyoruz”
Türkiye’deki geniş bant abone sayısının şu an için 19,4 milyon olduğunu söyleyen Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Tayfun Acarer, geniş bant yayılım oranının ise yüzde 62 olduğunu belirtti. Uluslararası alanda Türkiye ile ilgili olarak yapılan istatistik çalışmaların hiçbirini kabul etmediğine dikkat çeken Acarer, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Türkiye ile ilgili istatistikler inanıyorum ki, 2 sene öncesine dayanan bilgiler. Bu nedenle; uluslararası alandaki Türkiye İnternet istatistikleri ile ilgili hiçbir çalışmayı kabul etmiyorum. TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) ile yapmış olduğumuz görüşmeler kapsamında TÜİK’nun Avrupa’ya bilgilerimizi yansıtmasını sağlıyor olacağız. Türkiye’deki rakam şu an için 19,4 milyon fiili abonedir, bu da yüzde 62’lik yayılım oranına denk gelir ve Avrupa ortalaması civarındadır. İnternet kullanıcısı 55 milyondur. Ortalama olarak İnternet kullanım süresi dünyada ayda ortalama 24 saat, Avrupa’da 26 saat ve Türkiye’de ise 27 saattir. Bu gelişim güzel fakat dikkat etmemiz gereken bir nokta artan veri oranları. Türkiye’deki verilere göre son iki yıl içerisindeki veri trafiği tam 15 kat artış gösterdi. Ses gelirleri toplam operatörlerin gelirleri içerisinde yüzde 75’den yüzde 65’e düştü. Buna karşılık veri servis gelirleri ise yüzde 14’den yüzde 21’e çıktı. İşletmelerin gelirleri içerisindeki sesin değeri giderek düşüyor. Türkiye’de aylık ortalama konuşma oranı 299 dakika. Avrupa’da ses trafiğinde açık ara birinciyiz. Dünyada, 1 milyon haneye 1 Mbps’lık bağlantı sağlayan dört ülkeden bir tanesiyiz. Ayrıca Türkiye, dünyada en gelişmiş mobil kapsama oranına sahip olan ülke. Mobil kapsamanın gelişmesi mobil İnternet kullanımının gelişmesine olanak sunuyor. Ülke olarak bizim en önemli özelliklerimizden bir tanesi de genç nüfusa sahip olmamız. Sahip olduğumuz genç nüfusun teknolojiye çok meraklı olması sebebi ile her yıl ülkemize giren 16 milyon mobil telefonun neredeyse yarısı akıllı telefon.”
İnternet kullanımı ile ilgili değerli bilgiler aktaran Tayfun Acarer’in ikinci konu başlığı, son on yıl içerisinde İnternet kullanımına yönelik düzenlemeler oldu. Evrensel hizmet fonunun Bakanlık tarafından çok etkin bir biçimde kullanıldığını söyleyen Acarer, “Bakanlığımız birbirinden değerli uygulamalara imza atmaya devam ediyor. Fatih projesinin gelişimini ve uygulanmasını bu büyük adımlar arasında etkin olarak görüyoruz. Ayrıca Bakan’ımızın özellikle üzerinde durmakta olduğu, İnternet vergilerinin düşürülmesi konusunda da çok önemli çalışmalar yapıldı. Sabit ve mobil alanlardaki İnternet vergileri yüzde 15 ve 25’den yüzde 5’e indirilerek eşitlendi. Bu İnternet’in gelişimi için atılan en radikal adımlardan biridir. Ayrıca birçok sosyal sorumluluk projesi ile İnternet kullanımda büyük avantajlar yaratılıyor. Yapılan en önemli düzenlemelerden bir tanesi de; fiber İnternet’e yatırım yapacak olan işletmelerin korunması. İnternet’i geliştirmenin en iyi yolu sabit ve mobil altyapıyı geliştirmekten geçiyor. İnternet’in kullanımını yaygınlaştırmak için çalışmanın yanında güvenliği de sağlamak çok önemli. Siber güvenlik ile ilgili gerçekleştirmiş olduğumuz çalışmalarımızın öneminin her geçen gün arttığını görüyoruz ve bu paralelde çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bu çalışmalarımızın yanı sıra, uluslararası kuruluşlardan ve özelliklede Google’dan bir takım beklentilerimiz söz konusu. Ülkemizde veri merkezlerinin artmasını bekliyoruz. Ve İnternet dönüşüm noktaları oluşturulmasını istiyoruz. Ayrıca, Türkiye’de biz sunucu hizmetleri vermek amacındayız. Aynı zamanda Youtube’un yapmış olduğu Türkçe ara yüz çalışmasını takdir ediyor ve yakın zamanda y outube.com.tr’nin hizmete girmesini diliyoruz. Google gibi bir markanın da ülkemizde daha çok geniş yayılım göstermesini bekliyoruz” diyerek sözlerini noktaladı.

Binali Yıldırım: “Bağımlı hale geldik”
Şu an için İnternet’in önemini anlatmanın abes ile iştigal olduğunu ifade eden Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, konuşmasında şu noktalara değindi: “Şu an için İnternet’in önemini anlatmak yerine İnternet olmadığı zaman halimiz ne olacak, bu noktaya bakmamız gerekiyor. Artık İnternet’e bağımlı bir konuma gelmiş durumdayız. Biz bu dönemi ucundan, kıyısından yakalamış bir ekibiz. Teknolojiyi doğru kullanmak bizim elimizde. Teknolojiyi isterseniz silah, ilaç, zehir ve ya panzehir olarak kullanabilmeniz mümkün. Bu noktada insanlara büyük görevler düşüyor. İnternet sayesinde, evimizde artık ana, baba, çocuklara birde İnternet eklendi. İnternet sayesinde kafamıza takılan her türlü şeyi bulabilmemiz mümkün. Tabi ki bizim insanlara karşı da bir sorumluluğumuz söz konusu. Elimizde olan imkanları en iyi şekilde kullanabilmek gerekiyor ve herkesin kullanabilmesini sağlayacağız. 2002 tarihinde Türkiye’de İnternet yok denilebilecek haldeydi. On senede yüzde 1500 gelişme göstermişiz. Bu yaktıklarımızla övünmek niyetinde değiliz, daha da gelişim gösterip ileri gidebilmemiz gerekiyor. Türkiye’nin coğrafyası hiç kolay bir bölge değildir. Yapmış olduğumuz çalışmalar sayesinde ulaşan bir Türkiye’den, erişen bir Türkiye’ye doğru yol alıyoruz. İnternet’in kullanımı aslında küresel kardeşlik ve barış demek oluyor. Küresel dünyada insanların gittikçe birbirlerine daha fazla yakınlaşması, kaynaşması anlamına geliyor. Tabi ki, dünyadaki 7 milyar insanın her biri aynı imkanlara sahip değil. Günümüzde hala telefonu olmayan 2 milyar insan bulunuyor. İnternet’te durum daha da vahim. Öncelikle sayısal uçurumu ortadan kaldırmaya yönelik çalışmalar gerçekleştirmeliyiz. Biz Telekomünikasyon sektöründe serbestleşmeyi yaparken, aynı anda da evrensel hizmet yükümlülüğünü getirdik. Yapmış olduğumuz çalışmalarımızda örneğin; biz bölünmüş yolları yaptık sorumluluğumuz bitti diyemeyiz. İnternet’te de bu durum aynı şekilde işliyor. İnternet’te sorumluluğumuzu yerine getirdik artık yapacak bir şeyimiz yok dememiz mümkün değil. Artan trafik ihtiyacını karşılayabilmek adına altyapıyı geliştirerek ilerlemeniz gerekiyor. İnternet’teki en büyük avantajınız, yollardaki gibi köprüyol yap, dağı del ve benzeri yüksek maliyet gerektiren işlemler söz konusu değil. İnternet’te istediğiniz kadar fazla şerit yapabilirsiniz ve daha makul bir maliyet ile yapabilirsiniz. Bizim şu andaki en önemli konumuz bilişim otoyollarını geliştirmektir. Eğer bu konuda geç kalır isek ciddi sorunlarla karşı karşıya kalabiliriz. Bu sebeple biz, altyapıya yatırım yapacak olan herkese destek olacağız. Ama bu noktada yeter ki, mükerrer bir yatırım söz konusu olmasın. Birbiriyle çelişen, çatışan iş yapmayalım. Yani rekabet kıskançlığını bir kenara bırakalım, altyapıyı birlikte yapalım ve sizlerin rekabetteki farklılığınız sunduğunuz hizmetlerinizde olsun. Günümüzde içinde yaşadığımız sanal dünya bir vazgeçilmez halini aldı. Okumuş ya da okumamış hiç kimse kendisini sanal dünyadan ayrı düşünemez.”
On yıllık gelişmenin arkasındaki sırrın sosyal sorumluluk projelerine dayandığına değinen Yıldırım, “Yaşadığımız çağda genç nesil neyin nasıl kullanılacağını iyi biliyor. Biz de üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirerek imkanları bu gençlerimize sunmalıyız. Sunduğumuz imkanlar genç nüfusumuzun gelişmesine ve bizim de onlarla birlikte gelişim göstermemizi sağlayacak. Önce gençler sonra bizler öğreneceğiz. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye, bilgi toplumu olma yolunda emin adımlar ile ilerliyor. Türkiye, son on yılda yapmış olduğu çalışmaların meyvesini bölgesel olarak yavaş yavaş toplamaya başlamıştır. Türkiye artık Ortadoğu’da, Kafkaslar ‘da, Balkanlar’da da bilişim konularında aranan, fikrine itibar edilen bir ülke konumundadır. Google’da her şeyi arayabiliyorsunuz fakat ‘Vergi Dairesini’ arayamıyorsunuz. Google’dan beklentimiz, hizmetin tam olması için vergi dairesini de aramanız. Ayrıca çok önemli noktalardan biri de yerelleşme. Google, daha ufak ülkelerde yerelleşmeye çok daha fazla önem veriyor. Türkiye gibi büyük ve potansiyeli çok olan ülkede daha tutucu davranıyorsunuz. Belirtmiş olduğum bu konularda daha dikkatli davranılması gerektiğini düşünüyorum. Son zamanlarda gerçekleştirilen bir takım iyileştirmelerin de olduğunu söylememiz gerekiyor. Son zamanlarda İnternet’in kimin olduğuna yönelik de bir takım tartışmalar söz konusu. Bu noktada, uluslararası kuruluşların bir araya gelerek oluşan şüphenin ortadan kaldırılması için çalışmalar yapılması gerekiyor. İnsanlara İnternet’in özgürlüğünden bahsederken İnternet’in insanların özgürlüklerini tehdit eder bir hale gelmesi büyük felaketin başlangıcıdır. İnternet’in kime ait olduğunu tartışmak yerine, İnternet’i adama gibi yerli yerinde, insanlığın refahı için kullanılması gerektiğini düşünüyoruz” dedi.

Susan Pointer: “Ülkeler İnternet’in önemini kavradıkça ekonomik anlamda da yararını göreceklerdir”
Ülkelerin İnternet ile gelişeceklerini belirten Google Asya-Pasifik, Rusya, Türkiye Ortadoğu ve Afrika Kamu İlişkileri ve Politikaları Kıdemli Direktörü Susan Pointer, konuşmasında: “İnternet doğası gereği adem-i merkeziyetçi ve sınır ötesi. İnternet birdenbire tüm sorunların çözümü olmayacak. Ancak inanıyorum ki, eskiye göre birbirimizi çok daha iyi anladığımız bir noktadayız. Ülkeler İnternet’in önemini kavradıkça ekonomik anlamda da yararını görecekler. Google’da yenilikçi olmayı, hızlı hareket edebilmeyi ve gelişime katkıda bulunmayı önemsiyoruz. Google’da çalışan insanlar iyiliğe katkıda bulunacak biçimde fark yaratmayı hedefliyor. Voleybol oynarken geleceğin en dâhiyane fikrini bulan bir mühendis Google çalışanı olabilir. Bu bir efsane değil. Önemli olan bir takım elbise ile bir masa başında oturmak değil. İnsanlara yaratıcı olabilecekleri alanı tanımak gerekiyor. İnternet sayesinde artık herkesin birbirinden farklı avantajlara sahip olabilmesi mümkün oluyor. Bizlere birçok fırsatı yaratan İnternet’i doğru şekilde kullanabilmek çok önemli. Yaratıcılığımızı ve yenilikçiliğimizi İnternet sayesinde şekillendirebiliyoruz” ifadelerine yer verdi.

Sınır tanımayan gazeteciler
Türkiye’nin özgürlükler anlamında bölgede Lider rolü oynayabileceğini ifade eden Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nden Lucie Morillon, Ortadoğu’nun genel özgürlükler anlamında çetrefilli bir coğrafyada olduğunu, düşünce özgürlüğü konusunda çok sayıda ihlale rastladıklarını kaydetti.
Morillon, “Türkiye ise içinde bulunduğu coğrafyadaki konumu dolayısıyla önemli bir noktada ve bizim beklentimiz atılacak adımlarla Türkiye’nin özgürlükler anlamında bölgede lider rolü oynaması. Bunu yapabilecek potansiyeli olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

Rohan Jayasekera : “İnternet bir bilginin doğru olup olmadığı konusunda en önemli kaynaktır”
Sansürün İnternet’in önüne geçemeyeceğine dikkat çeken Aktivist İngiliz Gazeteci Rohan Jayaseker, konuşmasında: “İnternet bir bilginin doğru olup olmadığı konusunda en önemli kaynaktır. Her ne kadar bilgi çarpıtma olsa da bunun sağlayıcısı yine İnternet’tir. Dünya artık öyle bir yer ki, sansürle dahi insanların bu bilgilere erişmesinin önüne geçemiyorsunuz. İnternet insanların gerçeğe ulaşmak için kullandığı büyük bir organizmadır ve gelecekte de yaşamımızı daha da etkilemeyi sürdürecek. Yaşamımız giderek daha da hızlı ve etkileşimli bir hal alacak. Bilgi aktarımları yaygınlığını çok hızlı bir şekilde sürdürecek. Doğru bilgilerin yanında tabi ki yanlış bilgilerin yayılması da söz konusu olacak. Bu noktada doğru ve yanlış bilgileri ayıklamanın önemi büyük konuma gelecek. Bu sorunu çözmek için İnternet’i sansürlemeye çalışmak pek kullanışlı bir yöntem değil. Geliştirilecek farklı yöntemler ile daha başarılı sonuçlar elde edilebilir” ifadelerini kullandı.

Jeff Jarvis: “İnternetin kötü yönleri olsa da muhteşem yönleri var”
Ünlü Blogger Jeff Jarvis de Sandy Kasırgası nedeniyle katılamadığı Big Tent toplantısına Google+ üzerinden bağlandı. “Henüz İnternet’i anlamak ve düzenlemek için çok erken” diyen Jarvis, sözlerini şöyle sürdürdü: “İnternet’in kötü yönleri olsa da muhteşem yönleri var. Arap Baharı mesela, cesur insanların devrimi oldu. Eskiden tüm bilgi gazetecilerden gelirdi. Artık gazeteciler olmadan da akış olması harika. Mahremiyete saygı duyuyorum. Ancak herkese açık olmanın da müthiş faydalarını gözlemliyorum. Eğer sürekli kötü şeylerden sakınmakla uğraşırsak güzellikleri de kaçırırız. Bilgi toplanması yerine bilginin ne şekilde kullanıldığı kontrol edilebilir. Bizim birbirimizle iletişime geçme ve birlikte hareket etme hakkımız var. Hiçbir hükümet İnternet üzerinde hüküm iddia edemez. Aksi takdirde, o artık İnternet olmaz.”