VI. İstanbul Bilişim Kongresi Akıllı Şehirler ana temasıyla gerçekleştirildi

Alper Uygun - Zeynep Kurtpınar

Türkiye Bilişim Derneği tarafından düzenlenen Kongre’ye özel sektörden 25, yerel yönetimler ve kamu sektöründen yaklaşık 80 konuşmacı katıldı.
Kongre Başkanı olarak Bahçeşehir Üniversitesi’nden Prof. Dr. M. Oktay Alnıak, 7 - 8 Kasım Çarşamba günü, altıncısı düzenlenen “Akıllı Şehirler” konulu İstanbul Bilişim Kongresi’nin ilk konuşmasını yaptı.

Prof. Dr. Oktay Alnıak: “Akıllı şehirler; akıllı bilişimleri, akıllı haberleştirmecileri, akıllı ulaşımcıları, akıllı idareleri ve akıllı Türkiye’yi meydana getirecek.”
“Bu tür toplantılarda zaman sıkıntı olur. Ben doğru dürüst hiçbir toplantıda konuştuğumu hatırlamıyorum. Bu toplantıda da konuşmayacağım” diyen Prof. Dr. Oktay Alnıak, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Hepinize gönülden selamlar söylüyorum. Bu organizasyon için gönülden çalışan bir topluluk var. Hepsine selam yolluyorum ve tebrik ediyorum. Bu akıllı şehirler akıllı yöneticiler ister. Akıllı yöneticiler, insanları mesut eder. Adam tam banyo yaparken sular kesiliyor, acil bir mesele çıkmış telefon çalışmıyor. Hasta olmuş hastanesi yok. Eğitim, güvence, sağlık, sevgi, saygı, huzur bunların hepsi gider, akıllı yönetimde, akıllı şehirde toplanır. Ben bunları düşünerek gençlere biri iki şey söylemek istiyorum. İşinizi sevin. Eşinizle, işinizle, istikbal ile barışık olun. Bizim geleceğimiz sizsiniz.”

Azize Gökmen:“Bizim en önemli hedefimiz geleceğin akıllı şehirlerini oluşturacak akıllı bireyler yetiştirmektir.”
İkinci konuşmacı olarak çıkan Bahçeşehir Üniversitesi Meslek Yüksek Okul Müdürü Azize Gökmen, şehirlerdeki zorlu yaşamı kolaylaştırmanın yolunun bilişim ve haberleşme teknolojilerini kullanmaktan geçtiğini ifade etti. Bilişim ve haberleşme teknolojilerinin, şehircilik alanında kullanımı sonucunda, akıllı şehirler kavramının meydana geldiğinden bahseden Gökmen, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Ben bir eğitimciyim bu nedenle benim derdim biraz daha farklı. Benim üzerine düşündüğüm konu: ‘Bilişim ve haberleşme teknolojilerini, ileri teknolojileri kullanacak gençleri nasıl yetiştireceğiz?’ konusu”.
Bahçeşehir Üniversitesi’nin bilişim ve haberleşme teknolojisi sektörüne özellikle önem verdiğini söyleyen Gökmen, sektöre yönelik iş gücünü, sektörlerle ortak bir şekilde çalışarak yetiştiren bir Üniversite olarak, bu yönde çalışmalara devam ettiklerini ifade etti.
Gökmen, Bahçeşehir Üniversitesi’nin, görme engelliler için tasarlamış olduğu “Engelsiz Ev” ve yürüme imkânı olmayan vatandaşlar için geliştirilmiş “Benim Renkli Tekerleklerim” isimli projeleri ile engelli vatandaşların toplum kazandırılmasına yardımcı olduğunu ifade etti.

Erdal Aksünger:“Türkiye olarak bilişimde 90’ıncı sıradayız.”
Konuşma sırası CHP İzmir Milletvekili Erdal Aksünger’e geldiğinde Aksünger, kendisinin bilişimin insan hayatını çok kolaylaştıracağına inanan bir insan olmadığını belirtti ve buna rağmen son 5 senedir bilişimin çok önemli hale geldiğini ifade etti. Kentler akıllı olsa da insanlar bilinçlenmedikçe bunun bir işe yaramayacağını düşündüğünü ifade eden Aksünger, konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Yaya geçidinden karşı karşıya geçerken 5 kere sağınıza solunuza bakıyorsunuz, ama size izin verirlerse geçebiliyorsunuz. İnsanlar ortak yaşam kültürüne katkı koymadıkları sürece kentlerin akıllı olması hiçbir şeyi değiştirmez. Kentleri akıllı yapsanız da insanlar ortak yaşam kültürüne sahip olmadıkları sürece 10 yaşında bir çocuğun yaya geçidinden geçebileceğini hiç düşünmüyorum. Esas konu sosyal belediyecilik veya toplumsal yaşamdaki ortak yaşam kültürüne hizmet etmekse bunun çok gelişmesi gerektiğini düşünen bir insanım. Kentleri akıllı hale getirebiliriz; ancak o şehirlerin kalplerini, vicdanlarını da yaratmak zorunda olduğumuzu düşünüyorum. Hep beraber yaşıyoruz” dedi.

Mustafa Öztürk: “Biz geleceğimize modern şehirler ve yaşanılabilir bir çevre bırakmak zorundayız.”
AKP Bursa Milletvekili Mustafa Öztürk de konuşmacılar arasındaydı. Yaşanabilir şehirler ve çevreler oluşturulmasını önemsediğinden bahseden Mustafa Öztürk, akıllı şehirlerin en büyük sorunun plansız büyüme ve kaçak yapılaşma olduğunu ifade etti. Öztürk konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Ben ülkemizin koyduğu 2023 hedefini önemsiyorum. Bir hedefin olması çok önemli çünkü hedefiniz yoksa nereye gideceğinizi, nasıl gideceğinizi saptayamazsanız. Hedefli olmak güzel bir şey bunu iftiharla söylüyorum. Bu hedef kapsamında yapılan yenililerle e-dönüşümün, e-devletin, e-belediyecilik uygulamalarının hizmet kalitesinin artmasında, hizmetin vatandaşlara anında ve mekân gözetmeden ulaşmasında çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bugün bir ilaç alındığı zaman hangi ilden, hangi köyden, hangi eczaneden ne kadar alındığını, ilaçların bitip bitmediğinin takibi yapılabiliyor. Bu şekilde ciddi maliyet tasarrufunu sağlamaktadır. Bu da Türkiye’nin başka projelere olanak tanımasını ve kaynak aktarmasını sağlamaktadır. Ben uzun yıllar Telekomünikasyon sektöründe çalıştım, bu sektörü çok iyi biliyorum. Dolayısıyla bu uygulamaların arttırılmasının, kalitesinin yükseltilmesinin önemli olduğunu düşünüyorum.”

Prof. Dr. Ali Güngör: “21.yy şehirleşme ve şehircilik yüzyılı olacak, ülkelerin ve bölgelerin gelişiminde önemli rol oynayacaktır.”
“Haberleşme ve bilişim teknolojilerinin hızlı gelişimi dünya ekonomik gelişimini ciddi ölçüde ivmelendirmiştir. İçinde bulunduğumuz yüzyılda dünya nüfusunun yarından fazlası şehirlerde yaşayacak. Türkiye’de bu oran yüzde 70’i bulacak” diyen Bahçeşehir Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Güngör, şehirlerin ani büyümeleri ve nüfusun büyük kısmının kısa zamanda şehirlere yerleşmesi birçok karmaşık sosyal, ekonomik, politik sorunları doğurduğunu ifade etti. İleriki yıllarda daha ciddi sorunların çıkacağını belirten Güngör, bugün İstanbul’da bu problemleri hep beraber yaşamakta olduğumuzu ifade etti. Gerçekleştirilen bu toplantılarda, gerçekleşen sorunlara çözümler aranacağını söyleyen Güngör, bu problemlerin çözümünde ilim ve teknolojinin ciddi rol ve sorumluluk yüklendiğini sözlerine ekledi.

Levent Karadağ: “TBMM’ne sunulan e-ticaret yasa taslağının geri çekilmesine neden olduk.”
Türkiye Bilişim Derneği(TBD) İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Levent Karadağ, TBD olarak gerçekleştirdikleri çalışmalardan bahsetti. Levent Karadağ “Ocak ayında TBMM’de e-ticaret yasa taslağı vardı. Bu eksikleri çok olan bir yasa tasarısıydı ve biz bu yasa tasarısının geri çekilmesine neden olduk. Alt komisyonlara ulaşıldı çünkü çok eksik bir yasa tasarısıydı.” diyen Karadağ konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Ekonomi Gazetecileri Derneği ile bir dizi sosyal medya seminerleri verdik. ODTÜ’de 20’den fazla üniversite ve 50’den fazla özel sektör kuruluşunun katılımıyla 2. Ulusal Uzaktan Eğitim Çalıştayı’nı organize ettik. Eylül ayında Türkiye Engelsiz Bilişim Platformu ile 2. Türkiye Engelsiz Bilişim Sempozyumu’nu düzenledik. Bilişim Zirvesi’ne 4 oturumla katıldık. Akıllı Şehirler ve Bilişimde İnsan Kaynağı, Telekom Konferansı olmak üzere 3 tane uluslararası konferansa Türkiye’den sendika temsilcisi olduk.” Karadağ, önümüzdeki günlerde de daha birçok organizasyon planladıklarını belirterek konuşmasını bitirdi.

Prof. Dr. Turhan Menteş: “Biz yerel yönetimlerin yapacağı işleri yapma niyetinde olan bir kuruluş değiliz.”
TBD Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Turhan Menteş, Akıllı Kentler çalışma gruplarını oluştururken çıkış noktalarının Avrupa’daki ‘Eurocities’ olduğunu ifade etti. Menteş konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Eurocities çalışmalarını örnek alarak biz Akıllı Kentler çalışma gruplarını oluşturduk. Temel amacımız da yerel yönetimlerle bilgi paylaşımı yaratacak bir platform oluşturmaktı. Biz Türkiye Bilişim Derneği olarak yerel yönetimlerin yapacağı işleri yapma niyetinde olan bir kuruluş değiliz. Biz yerel yönetimlere bilgi paylaşımı sağlayacak bir ortamı sağlama niyetinde olan bir kuruluşuz.”
Türkiye’nin 2023 hedefi olarak dünyanın en büyük ilk 10 ekonomi arasına girme hedefi birçok kişi tarafından uzak görülebileceğini söyleyen Menteş, yaptıkları bir araştırmaya göre, Türkiye’nin yüzde 4,5 ile yüzde 6,5 arasında değişen geleneksel büyüme eğilimi ile bu hedefe ulaşılmasının mümkün olmadığını belirtti. Diğer ülke ekonomilerinin de gelişmesi nedeniyle Türkiye’nin bu ülkelerden daha hızlı büyümesi gerektiğini söyleyen Menteş, yaptıkları araştırmalar sonucunda Türkiye’nin yüzde 8,5’lik bir büyüme yakaladığı takdirde bu hedefine ulaşabileceğini söyledi ve bunun da ancak bilişim sektöründe yapılacak atılımlarla gerçekleşebileceğini ifade etti.

Akıllı Kentler konusunda belediye başkanları yaptıkları çalışmaları paylaştılar
“Belediye Başkanları Akıllı Şehirleri Tartışıyor” adlı ikinci oturumda ise İstanbul’dan 4 Belediye Başkanı bölgelerinde bu konuda geliştirdikleri atılımları ve gerçekleştirilmesi gereken düzenlemeleri konuştular.

Lokman Çağırıcı: “Artık çağımız teknoloji çağı ve üretim kaynağı bilgi...”
Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı bu oturumun ilk konuşmacısı oldu. Yaşadığımız çağın son çeyreğinin, ekonomik ve sosyal alanda devrim niteliğinde çok önemli gelişmelere sahne olduğunu ifade eden Çağırıcı, “Bu değişim ve gelişimin arkasında hiç kuşkusuz teknolojik gelişmeler yer almaktadır” dedi ve konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Bu durum, ekonomik açıdan pek çok faktörün dünya çapında yeniden yapılanmasına ve yeniden şekillenmesini zorunlu hale getirmektedir. Bu küresel yeni yapılanmaya bilişim ve haberleşmeyi kaynaştıran ‘Bilişim Çağı’ denmektedir ki, görüş ve icraatlarıyla insanların hayatını değiştiren Bill Gates ve Steve Jobs, bilgi ve bilişimin ne kadar büyük sermaye olduğunu, geliştirdikleri teknolojiler ile ortaya koymuşlardır. Bunun en iyi örneklerinden biri de ABD’nin savaş ekonomisine dayalı bir yapıdan yüzde 60’ın üzerinde bilişim teknolojileri ticaretine dayalı bir ekonomiye dönüşmüş olmasıdır.”

Mustafa Demir: “Dünyada mobil belediyeyi ilk kullanan belediyeyiz.”
Türkiye’de elektronik imzayı ilk kullanan belediye olduklarını ifade eden Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, ayrıca dünyada mobil belediyecilik hizmetlerini ilk kullanan belediye olduklarından bahsetti. Demir konuşmasını şu sözlerle devam ettirdi: “Her belediyeden bu sistemleri kurmasını ve bu sistemleri ayakta tutmasını bekleyemeyiz. Bu inanılmaz zor ve külfetli bir iş. Bizim bunun için çözümümüz, donanım ve personel hizmet servislerinin olacağı biri Anadolu Yakası’nda diğeri Avrupa Yakası’nda olmak üzere iki Web yayıncılığı merkezi kurulması yönündeydi.”
İstanbul Teknik Üniversitesi’nde hali hazırda yapılmış, bütün Türkiye’ye Web yayıncılığı hizmetinin verebilecek bir altyapısının olduğunu gördüklerini ifade eden Demir, artık Edirne’den Hakkari’ye kadar bütün belediyelerin istendiğinde kendileri ile ihtiyaçları olan altyapı, donanım, bilgi ve deneyimlerin paylaşılacağı Türkiye’de bir merkez oluşturulduğunu belirtti. Bunun gelişmiş ülkelerin şuanda ulaşabildikleri bir düzey olmadığını söyleyen Demir, Türkiye’nin bilişimin etkin kullanılması ve yerel yönetimlerde hizmete dönüştürülmesinin sayısız faydası olacağını ifade etti.

Özcan Işıklar: “Sadaka kültüründen kurtulalım.”
Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar, konuşmasının başlangıcında teknoloji ile insana istediği her türlü özgürlüğü, tarafsızlığı sağlamanın mümkün olduğuna inandığını ifade etti. ‘Teknolojiyi, sosyal projelerle birleştirip bir sadaka kültürünü bir fukara kültürünü nasıl yeneriz?’ sorusunu soran Işıklar, teknolojiyi akıllı kullanımının çok önemli olduğundan bahsetti. Işıklar konuşmasına şu sözlerle devam ettirdi: “1999 yılında yaşanan deprem sonrası Yalova’ya gittim. Başka şehirlerden gelen kurtarıcılar o tost olmuş binaların kaç katlı olduğunu anlayamıyorlardı. İçeride yaşayan canlar kurtarılabilirdi, eğer yıkıntılar aranırken o yıkıntının 8 katlı olduğu bilinseydi.”
Işıklar, bunun üzerine Kentsel Bilgi Sistemi’nden bahsetti ve yerin üstünün olduğu kadar altının da takip edileceğini ifade etti. Işıklar, bugün 8-9 kurumun farklı tarihler vererek kentleri köstebek yuvasına çevirmesinin önüne geçebilmenin en temel çözümü olarak, yerin üstünde yapılan çalışmaların, yerin altı için de yapılması gerektiğini sözlerine ekledi. Bir yer kazıldığı zaman altından ne çıkacağı bilinmeyen bir kentte oturduğumuzu ifade eden Işıklar, verilerin çıkarılıp bir yerde toplanması ve bu bilginin çok yerde kullanılmasının öneminden bahsetti.

İsmail Ünal: “Yeni bir yerel yönetim anlayışını hayata geçirdik.”
Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal, birlikte çalıştığı ekibi tanıttı ve çalışma arkadaşlarına verdiği önemden bahsetti. İsmail Ünal konuşmasını şu sözlerle devam ettirdi: “Akıllı Kent tanımını; sürdürülebilir ekonomik gelişim, çevre, insan, toplum, yaşam ve yönetim gibi çoklu temel alanlarda uzmanlaşarak yüksek yaşam kalitesi yaratan gelişmiş bir kentsel yönetim olarak alıyoruz. Bu alanlarda uzlaşmanın güçlü insan sermayesi, sosyal sermaye, bilişim ve haberleşme teknolojileri altyapısı kanalıyla gerçekleşeceğine inanıyoruz. Gelişmiş bilgi sistemlerinin kullanımı bizlere kentimizi ve kentlilerimizi daha iyi anlamak, yorumlamak ve ihtiyaçları belirleyerek çözümler üretmek olanağı sağlıyor. Bunun için; doğru verinin toplanması, verilerin bir araya getirilmesi ve analizi, bu analizleri kullanarak var olan hizmetlerin iyileştirilmesi, yaygınlaştırılması ve yeni hizmet paketlerinin geliştirilmesi gerekli.”

Akıllı şehirlerde KOBİ
Öğle arasından sonra gerçekleştirilen “Akıllı Şehirlerde KOBİ Olmak” adlı panelde is;e TAGES Yönetim Kurulu Başkanı Leyla Arsan, Global Mühendislik Danışmanlık(GMD) Başkanı Gökhan Taneri Vural, KOSGEB Uzmanı Dr. Serhat Öztürk, FIT Consulting Koordinatörü Koray Gültekin Bahar ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Kadir Osoydan konuşmalarını gerçekleştirdiler.

Leyla Arsan: “Dünyada tüm gelişmiş şehirlerin sayısal planları var, bizim hala bir sayısal planımız yok.”
Bilişim ve haberleşme teknolojilerinin Türkiye’de yüzde 99’u KOBİ dolayısıyla biz hep zaten KOBİ’lerden bahsediyorduk” diyen TAGES Yönetim Kurulu Başkanı Leyla Arsan konuşmasına şu sözlerle devam etti: “İstanbul’un en önemli sorunu trafik problemi bu nedenle bilişim ve haberleşme teknolojisini bu yönde kullanmamız gerekiyor. Bu şekilde hem şehrin büyük bir problemi çözülür hem de bilişim ve haberleşme sektörü hızla büyür. Avrupa Birliği’nde, Avrupa Birliği Akıllı Şehirler ve Topluluklar Ortaklığı var. Bu ortaklıkla akıllı şehirleri oluşturan bütün paydaşların bir araya gelip, birlikte stratejilerin yaratıldığı, birlikte çözüm politikalarının oluşturulduğu ortaklıklar burada akıllı şehirler için belirlenen 3 ana konu var. Bunlar; enerji, ulaşım ve bilişim ve haberleşme teknolojileri. Bilişim ve haberleşme teknolojileri zaten enerjiden ulaşıma, turizmden kültüre, sağlıktan eğitime kadar pek çok alanda çözümler sağlıyor. Bu alanda da bütün stratejiler oluşturuluyor. Buraya Türkiye’den katkı sağlandığı takdirde biz de bu stratejilere katkı sağlıyoruz.”

Akıllı şehirler enerjilerini de akıllı kullanacak
Global Mühendislik Danışmanlık(GMD) Başkanı Gökhan Taneri Vural, konuşmasında akıllı şehirlerin enerjilerini de akıllıca kullanabileceğinden bahsetti. Dünya Çevre Ajansı’nın ‘Termik santralleri kapattığınızda küresel ısınmayı yüzde 80 ile 85 oranında çözmüş olacağız.’ sözünü hatırlatan Vural, küresel ısınmanın yükselen grafiğinden bahsetti. Önümüzdeki yıllarda çok ciddi karbon sertifikasyonu başlayacağını ifade eden Vural, karbon salınımının azaltılması için birilerinin öncülük etmesi gerektiğinden bahsetti. Bu öncülerin de belediyelerden başlaması gerektiğini ifade eden Vural, tuvaletlerde görülen hareket algılayıcılı elektrik sistemlerinin bile çok ciddi tasarruflar sağladığından bahsetti. Vural konuşmasında ayrıca kendi ürettiği rüzgâr enerjisinden elektrik üreten diğer sıradan rüzgâr enerjisi santrallerine göre çok daha verimli olan ve fırtınada bile çalışıp enerji üreten ürününden bahsetti.

KOSGEB, KOBİ’leri dünya devleri yapmayı amaçlıyor
KOSGEB İstanbul Anadolu Yakası Hizmet Merkezi Müdürü Dr. Serhat Öztürk, konuşmasında genel anlamda KOSGEB hakkında bilgi verdi. CIA’in Web sayfasından aldığı bilgileri oturuma katılanlarla paylaşan Öztürk, Türkiye’nin nüfus yapısı ile ilgili bilgi verdi. Türkiye’nin nüfusunun büyük bir kısmının gençlerden oluştuğunu ifade eden Öztürk, Türkiye’de 2020 yılında yeni doğan çocuk sayısının azalmaya başlayacağını ve 2023 yılı orta yaşın en kalabalık olduğu dönem olacağından bahsetti. Şu anki grafiğin 2050’de tersine döneceğini ve yaşlı kesimin kalabalığı oluşturacağını ifade eden Öztürk, 2050 yılından itibaren böyle bir genç potansiyeli olmayacağı için bugünlerdeki gibi bir büyüme olmayacağından bahsetti. Öztürk, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Grafik böyleyken pek çok farklı kurum girişimcilere destekler veriyor. Bizim KOSGEB olarak hedefimiz KOBİ’ler. Ülkemizdeki işletmelerin pek çoğu maalesef küçük ve orta çapta işletmeler. Ülke olarak İntel, Apple, Microsoft gibi dünya devi şirketlerimiz yok. Bizim de amacımız geleceğin büyük firmalarını yaratmak.”

Dünyada ve Türkiye’de elektronik fatura
FIT Consulting Koordinatörü Koray Gültekin Bahar, sayısal resmi belgeler hakkında konuştu. “Yapılan bir araştırmaya göre 2012 yılı sonlarında fatura hacminin yüzde 60 oranında elektronik ortama taşınacağını göstermektedir” diyen Bahar, konuşmasını sürdürdü: “Yakın coğrafyamıza baktığımızda şirketlerin yüzde 41’i elektronik fatura kullanmaya başladı. 2004 yılında Türkiye’de yayınlanan elektronik imza kanununa göre ülkemizde elektronik belgelerin yasal geçerliliğinin olması ile ilgili hukuki altyapı oluşmuş oldu. 2008 yılında İl İdaresi Başkanlığı, Elektronik Fatura Kayıt Sistemini(EFKS) yayınladı ve Türkiye’deki 6 tane firmaya özel bir protokolle elektronik fatura gönderim hakkı tanıdı. 2010 yılında tüm işletmelere e-fatura gönderme ve alma hakkını verdi. Bu yıl içerisinde şahıs şirketlerine kadar yaygınlaştı e-fatura alma gönderme hakkı.”

Kadir Osoydan: “KOBİ’lerin ‘akıllı’ olması için ne yapmalı?”
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Kadir Osoydan, “Ülkemizdeki tüm ticari işletmelerin yüzde 98,2 sinin oluşturduğu yapıyı KOBİ oluşturuyor” diyen Osoydan tornacı Ahmet ustanın da fabrikatör Necmi beyin de KOBİ olduğunu ifade etti. KOBİ’lerin “akıllı” olması için ne yapmalı sorusunu soran Osoydan konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Devlet öngörü ve görevlerini belirledi. E-devlet çalışmalarını başlattı. Bu kapsamda köklü kanunlarda, sistemlerde değişiklikler yapıldı. Devlet tüm yazarkasaların IP (İnternet Protokolü) tabanlı yazarkasalar ile değiştirilmesini ve tüm PoS (Point of Sale/Satış Noktası) cihazlarının IP tabanlı PoS cihazları ile değiştirilmesini ya da bu iki cihazın birleştirildiği ortak IP tabanlı bir cihaz kullanılması gerektiğini içeren bir yasa kabul etti. T.C. Maliye Bakanlığı’nın Elektronik Ticaretin İzlenmesi ve Mükellef Uyumunun Artırılması Projesi kapsamında bir Web sayfası oluşturuldu ve e-ticaret firmalarının izlemeleri gereken yol haritalarının, sektör ile ilgili bilgilerin paylaşılması amaçlandı.”

Gönüllü Turizm Elçisi projesi
“İstanbul’a gelip tarihi yarımadayı görmeyeni İstanbul’u görmüş saymayız.” diyen Fatih Belediyesi Başkan Danışmanı Necati Selvi, coğrafi konumu nedeniyle Fatih’in çok önemli olduğundan bahsetti. Fatih’in bir diğer adının ‘tarihi yarımada’ olduğunu ifade eden Selvi, bu nedenle turizm açısından Fatih’in çok önemli bir bölge olması nedeniyle bu konuda yaptıkları çalışmalar yaptıklarını anlattı. 3 farklı imparatorluğun ve medeniyetinin bu bölgede görülebildiğini ifade eden Selvi, Fatih’in gece nüfusu 470 bin civarındayken gündüz nüfusunun 3-3,5 milyona çıktığını belirtti. Bu turizm canlılığı nedeniyle gençlerle Gönüllü Turizm Elçisi Projesi gerçekleştirdiklerini ifade etti.

Engelleri yıkan belediyecilik
Kadıköy Belediyesi Engelli Danışma ve Dayanışma Merkezi’nden PsikologSerra Özdikmen, engelli taksi projelerini anlattı. Kuruluş amaçlarının engelli bireylere ve ailelere, eğitim ve istihdam konularında danışmanlık, sosyal destek vermek olduğunu belirten Özdikmen, engelliler için sundukları hizmetlerden biri olan ‘Engelli Taksi Projesi’ni anlattı. Özdikmen konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Kadıköy’de yaşayan engelli yurttaşlarımız, evlerinden kolay kolay çıkamıyorlar. Taksilere veya toplu taşıma araçlarına kolayca binemiyorlar. Özellikle tekerlekli sandalyesi olan kişiler. Bu insanların sosyal hayata katılabilmeleri, eğitimlerini gerçekleştirebilmeleri, sağlık hizmetleri gibi hizmetleri rahatlıkla alabilsinler diye ücretsiz olarak sunulan bir hizmet ‘Engelli Taksi’.”
(Engelli Taksi randevusu için 0216-337 21 21 / 0216-330 71 74 numaralarını arayabilirsiniz.)

Yaşam Laboratuvarı (Living Lab)
Başakşehir Belediyesi “Living Lab” Projesi Bilgi İşlem Müdürü Bekir Selçuk Temel, 2009 yılında kurulan bir ilçe olan Başakşehir’i tanıttı. Türkiye’nin ilk Yaşam Laboratuvarı Bölgesi olmaya hak kazandığını ifade eden Temel, yaşam laboratuvarı kavramını: “Gerçek yaşam koşulları ve kullanıcıları son teknoloji ile belli bir ortamda sağlamak…” olarak tanımladı. Temel konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Çıkabilecek her yeni teknolojinin inovasyon ve aktif kullanıcılarla beraber kullanılarak geri bildirimlerinin sağlanması, aynı zamanda akıllı şehir modeline ilerlenmesi. Gerçekleşen ile ARGE arasındaki boşluğu dolduran bir sistem de diyebilirsiniz.”

Lüks konutlara sosyolojik ve psikolojik bir bakış
Sosyolog Arzu Bilici, lüks konutlar ile akıllı evlere, sosyolojik ve psikolojik olarak bakan bir konuşma yaptı. Günümüzde alışkanlık ve ihtiyaç kavramının değiştiğinden bahseden Arzu Bilici, “Artık lüks konutlara ve akıllı evlere sanki bizim ihtiyacımız varmış gibi bizlere dayatılıyor.” dedi ve konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Modernleşme ve onunla beraber medyadaki çalışmalar ile ‘Lüks konut sahibi olmalısınız.’, ‘Mutlaka akıllı ev sahibi olmalısınız.’ gibi dayatmalara maruz kalabiliyoruz. ‘Tüketim kültürünün de ekonomik çarkın dönmesinin olmazsa olmazı’ gibi bir söylem de var. Bunun yanı sıra, psikolojik olarak akıllı evlere sahip olma arzusu içten içe insanlarda pekiştiriliyor. Reklam içerikleri de bunun için tasarlanıyor ve bunun altında da mutluluk söylemi yatıyor. Dikkat etmişsinizdir o güzel kısa film formatındaki reklamların temelinde de bu var. ‘Ben insanların mutlu olmasını istiyorum’ diye ünlü kişiler ya da konut sektöründen ünlü şahıslar bu söylemlerle insanları ikna etmeye çalışıyorlar.”

Katılım, demokrasinin temelidir
Yöneticiliğini Türkiye Bilişim Derneği İzmir Şube Başkanı Fikret Kavzak’ın üstlendiği panellerde değerli sunumlar, izleyiciler ile paylaşıldı. İlk olarak; belediyelerin e-dönüşümü ve sosyal medyanın yerel yönetimlerinde e-katılım yaratma potansiyeli üzerinde araştırmalar yapan Burak Polat ve Mira Elif Demirhan, şu konular üzerinde durdu: “E-devlet hizmetlerinin, vatandaş ile devlet arasındaki bağı kuvvetlendireceğine inanıyoruz. Türkiye içindeki tüm büyük şehir belediyelerini vatandaşlara sunduğu uygun hizmetler temelinde şeffaflık, etkinlik ve katılım sağlamaları açısından inceledik. Bu bağlamda gerekli ödemelerin İnternet üzerinden yapılması sağlanmış, belediye faaliyetleri ve şehir ile ilgili günlük işler bilgi akışı olarak çevrimiçi verilmeye başlanmış, vatandaşların belediye başkanı ve belediye organizasyonu ile ilgili görüş alış verişinin yapılması sağlanmıştır. Yapılan araştırmalara göre e-katılım oranı 1. sırada yer alan ülke, Hollanda olmuştur. Türkiye ise bu araştırma kapsamında 30. sırada yer alıyor. Gördüğünüz gibi oldukça düşük bir orana sahibiz. Birleşmiş Milletler raporlarına göre Türkiye’deki katılım oranı az gelişmiş ülkelerden bile az. Ancak şöyle ki Türkiye’de ortalama 35 milyon İnternet kullanıcısını var sayarsak, e-katılımı sağlamak amacıyla sosyal medyanın önemli bir rol üstlenmesini sağlayabiliriz. Ülkemizde e-katılımı sağlayacak katma değerler yetersiz kalıyor. Unutmayınız ki sayısal ortam, devletin vatandaşları ile arasında bir köprü görevindedir ve katılım, demokrasinin temelidir.”

Radyo Frekansı ile Tanıma tabanlı hasta takip sistemi
Dünyada ve Türkiye’de zaman içinde artacak olan yaşlı nüfusu üzerinde durarak evde hasta bakımının yaygınlaşacağını ve buradan hareketle yeni bir sistem üzerinde çalışmalar yaptıklarını belirten İzmir Ekonomi Üniversitesi Yazılım Mühendisliği Bölümü Araştırma Görevlisi Siyar Öztürk, “Dünyada 6,9 milyar insanın yaşadığı tahmin ediliyor ve 2012 yılı sonuna kadar dünya nüfusunun yüzde 15’inin 60 yaş ve üstünde olması bekleniyor. Türkiye’de ise, 2030 yılında nüfusun yüzde 30’unun 60 yaş ve üstü olacağı tahmin ediliyor. Bu bağlamda Türkiye’deki hastanelerin yükünün azaltılabilmesi için yaşlı nüfusunun evde bakılması zorunlu hale gelecek gibi görünüyor. Bizde buradan hareketle bilgisayar ve haberleşme konusundaki teknolojik gelişmeleri kullanarak hastalara karşı daha iyi ve güvenli bir sağlık hizmeti sunmayı amaçladık. Bireylere sunduğumuz bu sistem ile kendilerini rahat hissettikleri evlerinde hayatlarını normal bir şekilde sürdürebilmelerini sağlıyoruz. Gerekli olan tek şey ise, elektronik sistemlerin ev ortamıyla bütünleşik hale getirilmesi. Basit bir yaklaşımla yaşlıların gerçek zamanlı konum bilgilerinden yararlanarak o bireyin sağlıklı olup olmadığına karar verdik. Bu sistemde hasta, kendi üzerinde bir ‘Radyo Frekansı ile Tanıma’(RFID) etiketi taşır. Bu sistem hastanın ev içerisindeki tüm konum bilgilerine anlık ulaşma imkânı sağlar. Ayrıca eğer günlük ortalama hareketin altında bir sayıda konum değişimi gerçekleşirse acil durum bilgisi gerekli tüm kişilere gönderilerek uyarı yapılmış olur. Sistem iki adet uygulama yazılımı gerektirir. Bunlar; Windows tabanlı hareket takip yazılımı ve Web tabanlı gözlemleme yazılımıdır” diyerek sözlerini noktaladı.

Deneyimsel öğrenme tabanı
İş yapma şeklindeki hızlı değişimler, kaynakların daha verimli kullanılmasını sağlamakta ve insan kaynakları çerçevesinde yeni beceriler kazanılmasına olanak vermektedir. Ancak bu gelişmeler doğrultusunda artan hız yerini yine hızlı olmaya bırakıyor. Bu kapsamda panelde konuşma yapan Dokuz Eylül Üniversitesi Lojistik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Okan Tuna, benzetişim platformu üzerinde durarak, konu ile ilgili şu ifadelere yer verdi: “Deneysel öğrenme ön plana çıktığı, değişimlere paralel olarak yeni eğitim yöntemleri geliştiriliyor. Teknolojinin de desteği ile sorgulayan, düşünen, tartışabilen ve karar verebilen bireyler yetişiyor. Gerçek ortamın, benzetişim yoluyla tasarlanarak sunulan deneyimsel öğrenme platformları, kullanıcılara teorik kavramları, uygulamaya dönüştürmesine imkân veriyor. Benzeştim platformu, deneyimsel öğrenme modelini tetikleyen bir yapıdır, bu kapsamda akıllı öğrenme ortamı olarak kullanılması önerilmektedir. Amaç; kullanıcılara güncel pratikler yaptırarak önce farkında olmalarını sağlamak ardından öğrenme sürecini gerçekleştirmektir.”