Cebit Bilişim Eurasia 2012

Baykan Çallı / Alper Uygun / Zeynep Kurtpınar

Cebit Bilişim Eurasia 2012, 29 Kasım 2 Aralık tarihleri arasında CNR Expo Fuar Merkezinde gerçekleştirildi
Bu yıl ‘Akıllı Yaşam Kavramları’ başlığı altında gerçekleştirilen Cebit, devlet erkânının ve sektörün üst düzey yöneticilerinin katılımıyla açıldı.
Yenilikçi teknolojiler ile birlikte hayatımızın içerisine girmekte olan akıllı yaşam kavramlarının ele alındığı fuarda, birbirinden değerli firmaların panelleri de gerçekleştirildi. Türkiye’nin bölgesel gücü, gelişen yeni iş ilişkileri ve iş modellerinin yanı sıra, Türkiye’nin çevre ülkeler tarafından model olarak gösterileceği platformda; büyüyen şehirlerin haberleşme, güvenlik, ulaşım, hava kirliliği, eğitim, sağlık ve alt yapı alanlarında karşılaştığı sorunları bilişim teknolojileriyle nasıl giderilebileceği hazırlanan projeler ile aktarıldı.
Açılış konuşmasını gerçekleştiren Akıllı Kentler Platformu Başkanı Şekip Karadayı, bu yıl 13.’sü gerçekleştirilen Cebit Bilişim Eurasia Fuarında bulunmaktan mutluluk duyduğunu ifade etti. Cebit’in kendi alanında giderek Türkiye için çok önemli başlıklara imza atmaya devam ettiğini söyleyen Karadayı, “Cebit’in özellikle bilgi alanında Türkiye için çok büyük önem taşıdığını düşünüyorum. Bilindiği üzere biz; Türkiye’nin akıllı kentleri oluşturarak, ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda başarılı olabileceğine inanıyoruz. Bizim 10 yıl öncesinden belirtmiş olduğumuz akıllı kentler kavramının bugün dünya kabul görmüş olmasını bilmek çok mutluluk verici bir durum. Kentsel dönüşüm çalışmaları bugün dünyada gelinen noktada insanlar için büyük avantajlar sağlıyor. Kentsel dönüşümler, insanların kültürel yapılarını, ekonomik düzeylerini, eğitim ve sosyal alandaki yeterliliklerini belirlemede öncü rol oynuyor. Eskiden insanların yaşamlarını idame etmek adına gerçekleştirdikleri kentleşme çalışmaları, bugün yenilikçi teknolojiler ile mübadele içerisine girmiş bulunuyor. Bu tür yenilikler yeni kavramları da beraberinde getiriyor. Sanayi devrimini kaçırmış olan Türkiye, akıllı kentler kavramı sayesinde, kaçırmış olduğu olanakları yeniden şekillendiriyor. İnsanların büyük bir kısmı artık kentlerde yaşamlarını sürdürüyorlar. Bu bağlamda, kentsel dönüşümün yenilikçiliği ve gelişimi desteklemesi için yapılması gereken çalışmaların bir an önce hayata geçirilmesi önem arz ediyor. İnsanların refah seviyelerinin üst noktalara taşınması için akıllı kentler projelerinin hız kesmeden devam etmesi gerekiyor. Akıllı kentler bize, dünya çapında yeni yeni değerler üretmemiz için büyük imkanlar sağlıyor. Yeni dünyadaki yerimizi almak adına, kentsel dönüşüm projelerini faaliyete geçirmeliyiz. Ayrıca akıllı kentler; rekabetçi ortamların artmasına da büyük değerler sağlıyor. Birçok değeri yakalamak adına akıllı kentler çalışmalarının hızlı bir şekilde hayata geçirilmesi gerekiyor. Bu çalışmalar yapılırken de, bilginin etkin kullanımı çok önemlidir. Günümüzde kullanmakta olduğumuz yenilikçi teknolojiler, bilginin ne yönde ve ne kadar hızlı bir değişim içerisinde olduğun göstermektedir. Vatandaşlarımız ve ülkemiz adına bilginin en doğru ve verimli bir şekilde kullanılması gerekiyor. Sahip olduğumuz genç nüfusu iyi değerlendirmek ve ülkemizin geleceğini daha da iyileştirmek ve hedeflerimize ulaşmak istiyorsak, bilgi kullanımına çok büyük önem vermeliyiz” dedi.

Şükrü Kutlu: “Bilişim teknolojileri tüm sektörler için anahtar konumundadır”
Bilişim alanında gelişmelerin Türkiye adına çok önemli olduğunu belirten Türk Telekom İnsan Kaynakları Destek ve Düzenleme Başkanı Şükrü Kutlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Yaşamakta olduğumuz bilgi çağında bilişim teknolojilerinin yeri ve önemi büyütür. Giderek gelişmekte olan bilişim teknolojileri, ülkelerin ekonomik, kültürel, eğitim, sosyal ve benzeri birçok alandaki başarılarını etkiliyor. Ülkelerin gelişimleri ve ilerlemelerinin öncü ayağı artık bilişim. Bilişimi doğru kullanmakta olan ülkeler refah seviyeleri hızlı bir şekilde yukarıya çekerek, vatandaşlarına büyük yenilikler ve imkanlar sağlıyorlar. Bilişim teknolojilerinin tüm sektörler adına anahtar bir konumda olduğunu kimse yadsıyamaz. Bilişim alanındaki gelişmeler, ülkelerin ekonomik refahına doğrudan etki yapmaktadır. Yabancı yatırımcıların, bir ülkede yapacağı yatırımdan önce baktığı önemli göstergelerden biri de bilişim alanındaki gelişmişliğidir. Ülkemiz, bu anlamda oldukça şanslı. Artık köydeki 70 yaşındaki ninemiz bile, öncelikle elektrik, su değil, yüksek hızda İnternet istiyor. Biz Türk Telekom olarak bunun için çalışıyoruz. Türk Telekom Grubu son 6 yılda teknoloji ve altyapıya 11 milyar TL’nin üzerinde yatırım yaptı. Bu yılın ilk 9 ayında gerçekleştirdiğimiz 1,7 milyar TL ile yatırım tutarımız yaklaşık 13 milyar TL’ye ulaştı. Ülkeyi demir ağlar gibi fiber ağlarla örmeye başladık. Türk Telekom fiber optik kablo şebekemiz 163 bin kilometreye ulaşırken, sokağa kadar fiber erişimi sağlanan hane sayısı 3 milyon 500 bine, bina ve eve kadar fiber erişimi sağlanan hane sayısı 1,5 milyona ulaştı. 2012 yılı sonuna kadar bu sayının 3 milyon haneye ulaşmasını hedefliyoruz. Şimdiden ifade edebilirim ki, hedeflediğimiz hane kapsaması ile birçok Avrupa ülkesinin ilerisine geçeceğiz.”

Geniş fiber ağı
Bilişim teknolojilerinin gelecek adına büyük avantajlar yarattığını ve bu avantajları Türk Telekom Grubu olarak iyi değerlendirdiklerini ifade eden Kutlu, fiber optik alanındaki yatırımlarının da hızlı bir şekilde artmakta olduğunu bildirdi.
Yapılan milyarlarca dolarlık yatırımların, Türkiye’nin hedefleri için de büyük gereklilik olduğuna dikkat çeken Kutlu, “Yapmakta olduğumuz yatırımlar bizim için son derece önemli. Çünkü gelişen dünyaya uyum sağlamak ve yeni değerler katmak istiyorsanız; farklılaşma adına kendinizi yenilemelisiniz. Müşterilerimize sunmakta olduğumuz hizmet ve çözümlerimizi günden güne giderek geliştirmekteyiz. Göstermekte olduğumuz gelişim, ülkemiz adına da son derece önem teşkil ediyor. Ülkemizin öngörüleri ve hedefleri için bilişim teknolojilerinin kullanımı ve bu alana yapılacak olan yatırımlar elzemdir. Dünyaya baktığınız zamanda emsal örnekleri gayet net bir şekilde görmeniz mümkündür. Bu sebepledir ki, gelişmekte olan dünyaya uygun faaliyetlerimizi sürekli olarak geliştiriyoruz. Şu anda bile dünyanın etrafını yaklaşık dört kez dolaşabilecek büyüklükte bir fiber alt yapıya sahibiz. Türkiye’nin yurtdışı çıkış hızını GB liginden TB ligine taşıdık. 2005 yılında 30 GB olan yurtdışı çıkış kapasitemizi 40 kat arttırarak 1,2 TB seviyesine yükselttik. Bugün Türkiye’de 19 milyon hanenin yüzde 47’isinde İnternet bağlantısı var. Ana hedefimiz, sadece kent merkezlerini değil, her kasabayı “mümkünlü” kasabasına dönüştürmek. Avrupa’da en çok mobil telefon konuşması yapan ülkeyiz. Türkiye'de bir aylık süreçte her gün atılan Tweet sayısı 1,7 milyon. Bu saniyede 20 Tweet anlamına geliyor. Facebook kullanımında 31,8 milyon kullanıcı ile dünya genelinde 7. sıra, Avrupa’da 2. sıradayız. Fuar alanındaki standımızda ‘Bulut Bilişim’ ürünlerimizi sergilemenin yanı sıra CeBIT Sinerji Zirvesi kapsamında bir Türk Telekom BuluTT zirvesi düzenliyoruz” diyerek sözlerini noktaladı.

Özkan Dalbay: “Türk televizyon yayıncılığı ve dizi sektörü bölgemizde lider konuma yükselmiştir”
Türkiye’nin son yıllarda bölgedeki önemli rolüne değinen Türksat A.Ş. Genel Müdürü Özkan Dalbay, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Türkiye, son yıllarda yakalamış olduğu yükselme grafiğini çok iyi değerlendiriyor. Ülkemizin ekonomik alanda yakalamış olduğu başarılar, bilişim teknolojileri alanının da giderek gelişmesi sonucunda kendini gösteriyor. Bilişim teknolojileri, dünya genelindeki gelişimin ne kadar hızlı olabileceğini hepimizin gözleri önüne seriyor. Bizim bilgi çağında yakalamış olduğumuz gelişmeler, bölgesel alanda oynayacağımız rolü belirliyor. Üzerinde bulunmakta olduğumuz coğrafya çok önemli. Bu coğrafya içerisinden dünyanın her yerine kısa sürelerde ulaşabilmek mümkün. Buradaki konumumuzu yenilikçi teknolojiler ile destekleyerek, bölgedeki söz sahipliğimizi sağlamlaştırmamız gerekiyor.”
Tüksat’ın TV kanallarının yayınlarını Avrupa ve Orta Asya’yı içeren çok geniş bir coğrafyaya ulaştırdıklarını vurgulayan Dalbay, konuşmasında: “TV yayıncılığı ve dizi sektörünün gelişimine bu yönüyle de katkı sağlamaktadır. Türk televizyon yayıncılığı ve dizi sektörü bölgemizde lider konuma yükselmiştir. Fatih Projesine ve MEB müfredatına uyumlu eğitim portalimiz ‘AstroNot Akıllı Eğitim Net kapısını işte bu amaçlarla hayata geçirdik ve Avrasya’nın en önemli teknolojik platformu olan Cebit Bilişim Eurasia da öğrenci, veli ve öğretmenlerimize tanıtacağız. Bilgi toplumuna dönüşmek için altyapılarımızın kapasitesini artırmak, çok önemli fakat bu altyapıların kendi ürettiğimiz içeriklerin trafiğini oluşturmak bir o kadar önemlidir. Başta eğitim olmak üzere, oyun eğlence çizgi film gibi sayısal hayatımızın önemli alanlarında yerli ürünler geliştirmek, ülkemizin çekim merkezi özelliğine büyük bir güç katacaktır. Uzayda kurulan haberleşme altyapısının yanında, karasal haberleşme altyapısı olan kablo TV ye de son yıllarda önemli yatırımlar yaptık. Bugün itibariyle ülkemizdeki diğer tüm İnternet hizmeti sağlayıcılarının toplamından daha fazla haneye yani, 3 milyonun üzerindeki eve 100 Mbps İnternet hizmeti sunabiliyoruz. Ülkemizin 2023 yılı hedeflerine ve bilgi toplumuna geçişe bu açıdan katkı sağlamanın mutluluğunu yaşıyoruz. Ülkemizin bilgi toplumuna dönüşümünde ve 2023 yılı hedeflerine ulaşmada e-Devlet ne kadar önemli ise, haberleşme otobanlarının ülkemizin her yerine ulaşması da bir gerekliliktir. Türksat 4A ve 4B uydularımızın 2013 yılı sonundan itibaren işletmeye alarak, haberleşme ve uydu yayıncılığı alanında ülkemizin uzaydaki kapasitesini yaklaşık 3 kat artıracak ve bu altyapıyı Afrika’nın tamamını içine alacak şekilde geliştireceğiz. Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 18 Aralık 2008 tarihinde hizmete açmış olduğu e-Devlet kapısı üzerinden hızlı ve şeffaf hizmet anlayışıyla 500 e yakın e-Devlet hizmetini sunulmakta, bu hizmetlerden 13,7 milyon kayıtlı kullanıcı faydalanmaktadır. Türkiye’de bu güne dek elde ettiğimiz e-Devlet tecrübemizi ve bilgi birikimimizi KKTC’de hayata geçirmek amacıyla e-KKTC Projesini UHD Bakanlığımız adına yürütüyor olmanın heyecanını yaşıyoruz. Bugün açılışını yapmakta olduğumuz CeBIT Bilişim Eurasia’da ele alınacak temel konular olan ‘Bilgi Teknolojileri’ ‘İletişim ve Yayıncılık’ aynı zamanda Türksat’ın temel görev alanlarını içermektedir. Ülkemizin uzaydaki en önemli varlıkları olan haberleşme uyduları aracılığıyla görüntü, ses ve veri iletimini sağlayan şirketimiz, aynı zamanda kablo TV platformu üzerinden son kullanıcılara yönelik sayısal TV yayın hizmeti ve yüksek hızda güvenli geniş bant İnternet hizmeti sunmakta, karada, havada ve özellikle uzayda bayrağımızı gururla dalgalandırmaktadır” ifadelerine yer verdi.

Dr. Tayfun Acarer: “Sektörü daha da geliştirebilmek için kısır çekişmeler bırakılmalı”
Türkiye’nin bilgi çağında çok iyi bir nokta yer aldığını fakat bu gelişmelerin birtakım sorunlar yüzünden köreltilmemesinin önemline dikkat çeken Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Dr. Tayfun Acarer, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Türkiye, bilişim teknolojilerindeki gelişmeleri son derece iyi değerlendirmekte olan bir ülke. Bulunmakta olduğu konum sayesinde birçok yatırımcının dikkatlerini kendine çeken bir ülkeyiz. Yenilikçi teknolojilere hızlı uyum sağlanması, herkesin bize ilgi ile bakmasına neden oluyor. Birçok alanda Avrupa ortalamalarından daha yukarılarda seyreden teknoloji kullanımımız söz konusu. Genç nüfusumuz sayesinde, en yeni teknolojilerin ülkemiz hızlı bir şekilde yaygınlaşmasını sağlıyoruz. Sahip olduğumuz genç nüfusumuzu iyi değerlendirmek adına önemli projelere imza atıyoruz. Yenilikçi teknolojilerin kullanımını sağlamak adına en gelişkin altyapıların sunulması için düzenlemeler ve teşvikler hayata geçiriyoruz. Bilişim alanının öneminin son derece farkındayız. Dünya bilişim ile gelişip değişiyor. Türkiye’de bilişim ile gelişiyor. Daha önce kaçırmış olduğumuz çağları artık bilgi çağı ile telafi edebilecek konumdayız. Eğer bilgi çağına uygun hareket etmezsek, ülkemizin geleceği açısından çok olumsuz gelişmeler ile yüz yüze kalacağız. Bir süre sonra; “Ne rekabet edilecek rakip, ne de düzenleme yapılacak işletme ” kalır.
Bugün hepimiz; sektörü daha da geliştirebilmek için kısır çekişmeleri bırakarak Sayın Bakanın koymuş olduğu “Vizyon” doğrultusunda hareket etmeliyiz. Özellikle yeni nesil sistemler ile ilgili yurt içindeki rakiplere ve ülkeye zarar verici taraflı yaklaşımlardan kaçınmalıyız. Bundan sonraki alt yapılarda 3P (Public, Private, Partnership) modelini denemeliyiz. Özellikle 4.Nesil (4N)’de “Münferit Alt Yapıların” birçok işletmemize ve Türkiye’ye çok büyük zararlar vermesini kaçınılmaz görüyorum. Kazaen bu alt yapılar münferit yapılsa bile, gerek bunların işletme, gerekse frekans kullanım bedelleri bir süre sonra işletmeler tarafından karşılanamaz bir seviyeye ulaşacaktır. Bakın, bu sıkıntı bugün 3N’de başladı. Bundan sonra da artarak devam edecek. Çünkü 3N’de kanal sayısı arttıkça frekans kullanım bedeli “üstsel” olarak artıyor. Çünkü 3N’deki tesis yükümlülüğü bundan sonra çok daha maliyetli ve düşük karlı olacak. Bu nedenle; özellikle 3. Nesil lisans sözleşmelerinin 6. yıldan sonraki yükümlülüklerinde, işletmelerimizin mutlaka “Ortak Tesis ve Alt Yapı Paylaşımını” yapmaları gerekir. Hatta bana göre 6. yılı bile beklemeden bugünden, bu modelleri uygulamaya çalışmaları gerekir. Bugün işletmelerimizin “Tepe Yönetimleri” ile “Yönetim Kurulları” farklı düşünüyorlar. Tepe Yönetimler “Daha fazla yatırım”, Yönetim Kurulları “Her yıl, bir önceki yıla göre daha fazla kar elde etmek ” istiyor. Alt yapı yatırımları yapılmadan işletmecilerimizin ‘Uzun dönem değil, Orta dönem’ bile ayakta kalma ihtimali yoktur. Sayın Bakanımız; sektörü geliştirmek, pastayı büyütmek için büyük çaba sarf ediyor. Bu konuda bizden düzenleme istiyor. Ben; sektörün sağlıklı büyümesinin, ancak tüm oyuncuların birlikte gelişimi ile olacağına inanıyorum. Bunun içinde her seviyedeki işletmemizin, özellikle ‘Yurtdışı girişimlerde’ işbirliği ve ortak yatırımlar yapmasının gerekli olduğunu düşünüyorum. Ayrıca, bilişim ve haberleşme teknolojilerinin özellikle ‘BT kısmında’ yani ‘Yazılım, içerik ve katma değerli hizmetlerde’ ülke olarak büyük fırsatların olduğuna inanıyorum.”

Sunat Atun: “Anavatanımız Türkiye Cumhuriyeti ile belirlemiş olduğumuz öngörü doğrultusunda, KKTC’yi geleceğe taşıyoruz”
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin, Türkiye ile yapmış olduğu çalışmalar doğrultusunda gelişimini sürdürmeye devam ettiğini belirten Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun, “Adada uzun bir süredir devam eden müzakere süreci, kalıcı bir çözüme ulaşılması amacıyla sürece bizzat liderlik eden Cumhurbaşkanı Sayın Eroğlu’nun da ısrarlı arayışlarına ve gayretine rağmen Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, irade eksikliği ve uzlaşmaz tutumu nedeniyle tıkanmış durumdadır. Ancak bu esnada, her ne kadar Kıbrıs Türklerinin dünya ile resmi ilişkileri dondurulmuş olsa da, hayat donmuş değildir ve bizim için de devam etmektedir. Bu nedenle Anavatanımız Türkiye Cumhuriyeti ile müştereken belirlediğimiz öngörümüz, KKTC'nin ekonomik açıdan sağlam temeller üzerinde, üretken, müreffeh, kuvvetli bir şekilde ve emin adımlarla geleceğe yürümesi için çalışmaktayız. Tüm dünya ekonomilerini farklı şekillerde etkileyen küresel ekonomik sorunlar, KKTC’ye de tesir etmiştir. Ancak 2009 yılı ile başlayan ve mali alanda önemli düzenlemeler içeren ve Anavatan Türkiye tarafından mali destekle büyük bir güçle desteklenen ekonomik programlarımız sayesinde, krizin etkilerinin derinleşmesi önlenmiştir. KKTC’nin 2007-2009 döneminde yaşadığı kayıplar; dünya ekonomilerinin yavaşlıyor olmasına rağmen telafi edilmektedir. İhracatımız, 5 yıl öncesine mukayese ile tam iki katına çıkmıştır.
Ülkemize uğrayan turist sayısı 1974’ten beridir ilk kez 1 milyonu aşmıştır. Son üç yılda KKTC yükseköğrenim sektörü uluslararası kuruluşlardan sağladığı çeşitli denklikler, artan öğrenci sayısı, giderek güçlenen akademik yapısı ile bölgede bir marka haline gelme yolunda ilerlemektedir. KKTC, kara ve denizlerinde de petrol ve gaz arayan bir devlet haline gelmiştir. Adamızın kronikleşmiş su sorununa da çözüm bulmak amacıyla geliştirilen ‘Türkiye’den KKTC’ye boru hattı ile su nakli’ projesi kapsamında Türkiye ve KKTC’de baraj inşaatları devam etmekle birlikte, boru hattının da döşenmesine başlanılmıştır. Bu büyük proje, menfaatten uzak temeller üzerinde kurulmuş olan Anavatan Türkiye ile KKTC’nin birlikteliğinin boyutlarının da en somut göstergesidir” dedi.

Hamza Ersan Saner: “Cebit’e ortak ülke olarak seçilmemiz, ambargolara rağmen ne kadar geliştiğimizin göstergesidir”
KKTC’nin yıllardır uğradı haksız ambargolara rağmen çok fazla gelişim gösterdiğini savunan KKTC Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Hamza Ersan Saner, Cebit’e ortak ülke olmanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti.
Bilim ve teknolojideki gelişmelerin hızlı bir şekilde gelişim sergilediğini söyleyen Saner, konuşmasında şu noktalara dikkat çekti: “Bilim ve teknolojinin hızlı gelişim göstermesi her şeyi etkilemektedir. Bilişim ve haberleşme teknolojilerinde yaşamakta olduğumuz gelişim süreci ülkeleri, ekonomik, politik, kültürel, sosyal alanlarda etkilemektedir. Sadece ülkeler değil aynı zamanda bireylerde bu gelişim ve değişim süreçlerinden önemli ölçüde etkileniyorlar. Bilişim teknolojileri toplumların gelişim süreçlerini, kurumların ise birbirleriyle etkileşim süreçlerini önemli derecede değiştirmekte. Tabi ki, bu gelişmeler, istihdam alanında da büyük avantajlar sağlamakta. Bu sektör yeni iş modellerinin oluşumuna öncülük ediyor. Bilişim sektörünün gelişimi, sahip olunan genç nüfusun değerlendirilmesi için de büyük fırsatlar yaratıyor. Bizde KKTC’nin bilişimin gücünü arkasına alarak hak ettiği yere ulaşacağı inancındayım. KKTC’nin turizm, eğitim gibi büyük gelir kaynaklarının yanında ‘Bacasız Sanayi’ adını verdiğimiz bilişimin çok büyük katkılar yaratacağını bilmekteyiz. Bilişim alanında yapacağımız çalışmalar ülkemizin gelişmesi için çok büyük avantaj yaratacaktır. Dünyaya baktığınız zamanda bu gelişim süreçleri sadece gelişmekte olan ülkeler için değil gelişmiş ülkeler için de geçerlidir. Tabi ki, bizim için gelişimimizi sürdürmemize katkılar sağlayan Anavatanımızı ve onun güzide temsilcilerini unutmamız mümkün değil. Anavatanımızın bizlere sağlamış olduğu desteklerden dolayı müteşekkiriz.”

Binali Yıldırım: “Dünyanın beşinci ülkesi konumuna geldik”
Sosyal paylaşım sitelerinde Avrupa’nın ikinci, dünyada ise beşinci ülke konumuna geldiğimizin altını çizen Türkiye Cumhuriyeti Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, konuşmasında: “İnternet kullanımında da Türkiye’de büyük bir atılım gerçekleşti. Bugün yayınlanan 3. çeyrek sonuçlarına göre Türkiye artık mobil İnternet toplam kapsamanın yüzde 60’ına erişmiş durumdadır. Bugün CNR’da bir bilişim ve haberleşme şenliği yaşandığını ve fuarın Türkiye’nin son 10 yılda bilişim alanında yol aldığı mesafeyi bir ölçüde yansıttığını söyleyebiliriz. Şimdi artık nüfusun yüzde 77’si şehirlere döndükten sonra yavaş yavaş kafamıza dank etmeye başladı. Allah’tan bilişim imdadımıza yetişti. Bilişim bizim işimizi trafikte, şehircilikte, yerelde ve genelde vatandaşlara erişimde, hizmet vermede kolaylaştırıyor. Bilişimin artık günlük hayatın ayrılmaz bir parçası olduğuna ve adeta yaşam destek ünitesi haline geldi. Bilişim bugün ailenin ayrılmaz bir parçası. Mobil telefondur, İnternet’tir, bunlar olmadan hiçbir şey yapmamız mümkün değil. Alışkanlıklarla beraber her şey değişiyor. Değişimin aslında yaşı da yok. Her gün 13 milyondan fazla vatandaş e-devlet kapısından içeri giriyor. E-devlet’e girip iş yapan vatandaşlarımızın 500 binden fazlası 65 yaşın üzerinde. Bu değişimin gençlerle başlıyor ancak bütün nesilleri kapsar hale geliyor. Eğer rahat yaşayacaksanız, zamanı etkin kullanacaksanız, işinizde ileri gidecekseniz, verim artıracaksanız, kaliteyi sağlayacaksanız mutlaka bilişimin, teknolojinin imkanlarını sonuna kadar kullanacaksınız. Başka çaresi yok” ifadelerine yer verdi.
Bilişimin sunduğu imkanların başka bir alanda bulanamayacağını ifade eden Yıldırım, “Bir anda bir fikir ve projeyi milyonlar ya onaylar ya da reddeder. Bu altyapıyı ancak bilişim sağlar. Bugün bunu Türkiye başarılı bir şekilde kullanıyor. Sosyal paylaşım sitelerinde Avrupa’nın ikinci, dünyanın beşinci ülkesi konumuna geldik. İnternet kullanımında da Türkiye büyük bir atılım gerçekleşti. Bugün yayınlanan 3. çeyrek sonuçlarına göre Türkiye artık mobil İnternet’e toplam kapsamanın yüzde 60’ına erişmiş durumdadır. Yakın vadede bilişimle ilgili işletmecilerin karşılaşacağı sorunları göreceğiz. Bundan sonra Türkçe değil, başka bir dille anlatmaktan başka çare kalmadı. Ya akıllarını başlarına alırlar ve bu imkanları adil bir şekilde paylaşırlar ya da yavaş yavaş sahneden çekilmeye razı olurlar. Ne kadar büyük ve geçmişi uzun bir şirket olursanız olun, sonradan gelenler sizi fersah fersah geçer. Çünkü bilişim ışık hızıyla gidiyor. Hız, bilişimde bereket, karayolunda felakettir” dedi.
Sanal dünyanın iş, günlük hayat ve geleceğin en önemli belirleyicisi haline geldiğini vurgulayan Yıldırım, “Eskiden ‘Yalan Dünya’ der geçerdik, ama şimdi sanal dünya diyoruz ve geçemiyoruz. Sanal dünya ile yaşamak mecburiyetindeyiz. Teknolojiyi sunumunda bölgesel farklılıkların ortadan kaldırması gerekiyor. Türkiye'nin doğusu ile batısının bilişim erişiminde aynı seviyeye gelmesi elbette önemli. Hakkâri’de yaşayan vatandaşımızla İstanbul’da yaşayan vatandaşımızın aynı hizmete aynı süratle, aynı kalitede erişmesi önemli. Bilişim küresel bir alan. Bilişimin gelişmesi, küresel barışın ve kardeşliğin gelişmesine de katkı sağlıyor. Savaşların, sorunların daha kolay aşılmasını temin ediyor. Bilişim sayesindedir ki bugün dünyanın neresinde olursa olsun her türlü olay anında ifşa oluyor. Onun için yöneticiler daha dikkatli olmak durumunda. Kararlarını verirken, eylemlerini yaparken 7 milyar dünyanın en az 6 milyarının onları izlediğini, yaptıkları hakkında fikir sahibi olduğunu bilmek zorunda. Ben yaptım oldu anlayışı bilişimle sona ermiştir. Katılımcılık esastır” diyerek sözlerini noktaladı.

CeBIT ana destekçisi Türk Telekom
Türkiye’nin öncü haberleşme ve yakınsama teknolojileri şirketi Türk Telekom, ana destekçisi olduğu CeBIT Sinerji Zirvesi kapsamında bulut bilişimin her yönüyle ele alındığı Türk Telekom BULUTT Zirvesi’ni gerçekleştirdi. “BULUTT ve Türk Telekom” temalı oturumlarda Türk Telekom ve iş ortakları, dönemin en önemli yatırımlarından biri olan bulut teknolojisini masaya yatırdı. Bilişim, medya ve basın olgusunun tüm boyutları ile incelendiği, bulut mimariden bilgi güvenliğine sektörü ilgilendiren pek çok konuda önemli bir bilgilendirme platformu olan, toplumsal sorumluluk ve bilişim teknolojilerinin ön planda olduğu zirveye, Türk Telekom bulut bilişim teması ile damgasını vurdu. CeBIT Sinerji Zirvesi kapsamında gerçekleşen Türk Telekom BULUTT Zirvesi’nde A’dan Z’ye “BULUTT” konuşuldu.
Türk Telekom İnsan Kaynakları Destek ve Regülasyon Başkanı Şükrü Kutlu, yaptığı açılış konuşmasında şunları söyledi: “Önceki yıllarda Türk Telekom olarak Türkiye ile tanıştırdığımız yeni teknolojileri CeBIT’te sergilemiştik. Bu yıl da bu geleneği bozmuyoruz ve yine liderlik ettiğimiz bir alandaki; bulut bilişim alanındaki ürün ve hizmetlerimizle fuarda yer alıyoruz. Fuar alanındaki standımızda BULUTT ürünlerimizi sergilemenin yanı sıra CeBIT Sinerji Zirvesi kapsamında bir Türk Telekom BULUTT zirvesi düzenliyoruz. İş ortaklarımızın da konuşmacı olarak katıldığı bu zirvenin sektörün ilgisini çekeceğine inanıyorum. Etkinlikler süresince bu salonlarda sadece telekomünikasyon firmaları değil, makine, tekstil, lojistik, turizm, eğitim, sağlık alanında faaliyet gösteren firmalar da ürün ve hizmetlerini, hem üreticilerin hem de son kullanıcıların görüş ve beğenilerine sunacak. Bu salonlarda sergilenen ürünler ve hizmetler sayesinde bir anlamda bugün, bilişim ve haberleşme teknolojilerinde ulaştığımız son noktanın da fotoğrafını çekebileceğiz.”

Bilal Genç: “Türk Telekom, Türkiye’yi teknoloji anlamında bir yerden bir yere getiren kuruluştur.”
Oturumun açılışını gerçekleştiren Türk Telekom Teknoloji Sistemleri Yönetimi Direktörü Bilal Genç’in, TTVM altyapı, TTVM gelecek planları ve bulut güvenlik konularında yaptığı konuşma, katılımcılar tarafından büyük ilgi gördü. Bilal Genç konuşmasında şunları söyledi: “Bazı eğilimleri yeni yeni duyuyoruz. Bulut bilişim konusu 2 yıldır gündemde bu konu; ancak önceki servisleri alıp ticari olarak makyajlayıp bulut bilişim diye satmak kusura bakmayın ama bir iş değil. Önemli olan, bulut servislerini bir bütün olarak uçtan uca hizmet olarak satmaktır. Sanal sürücü satmak bulut demek değil.”
Türk Telekom’un kendi içinde 24 bin çalışanı olduğunu ifade eden Genç, gerçekleştirilen etkinliğin yayınının aynı zamanda Tivibu üzerinden yapıldığını belirtti. Genç konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Türkiye’de veri merkezlerine olan ihtiyacın hızla arttığını biliyoruz. Türk Telekom BULUTT Zirvesi’nde bulut bilişimin şirketlere aynı anda performanslarını artırma, masrafları azaltma, enerji kullanımını ve buna bağlı olarak karbon salınımını en aza indirme fırsatını sunduğu anlatıldı. Bununla birlikte kamu kurumları ve özel şirketlere, bulut bilişime geçilmesinin başta güvenlik ve maliyet tasarrufu olmak üzere sağladığı önemli faydalar ve ülke çapında yaygın geniş bant altyapısıyla Türk Telekom’un müşterilerine sunduğu uçtan uca ve güvenli hizmet konusunda da detaylı bilgi verildi.

Türk Telekom’dan BULUTT Servisleri
Sektörün sorunlarının tartışılıp tüm ayrıntıları ile ele alındığı zirvede, Türk Telekom Servis Yönetimi Direktörü Naci İshakbeyoğlu, Türk Telekom’un bulut ürün yelpazesini, BHT Ortak Yönetimi ve sundukları BHT servislerini anlattı. İshakbeyoğlu konuşmasında şunları söyledi: “Hastanelerdeki röntgen bilgilerinin saklandığı bir ortam için her hastanede ufak bir veri merkezi kurmamız gerekiyor, oluşan verilerin çokluğu nedeniyle. Bulutt Radyolojik Arşiv hizmetimizle bir doktor dünyanın neresinde olursa olsun hastanın bilgilerine anında ulaşabiliyor. Bulutt Akademi servisimiz ile üniversitelerde Öğrenme Yönetim Sistemi(Learning Management System-LMS) hizmeti alınabilecek. Bulutt Belbil çözümümüz ile sadece bir diz üstü bilgisayarınızla belediyecilik işlemleri yürütülebilecek. Bulutt Depo hizmetimiz ise, ABD’deki Drop Box hizmetinin yerel modeli. Verileriniz ABD’de saklanacağına Türkiye’de daha güvenli bir şekilde saklanıyor.”

Boğaç Göncü: “Karlı bir şekilde büyümek için farklılaşmak zorundayız.”
“İşimizin cebimize girebilmesi gerekiyor.” diyen Avea Kurumsal Pazarlama Yöneticisi Boğaç Göncü, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:
“Bunun için 2 ağır cihazdan vazgeçtik, sürücü ve klavye. Bu akıllı cihazlara bir bakın, ne sürücüleri ne de klavyeleri var. Sürücü olmayan yerde veri nasıl depolayacağım? Artık her yerde Wi-Fi var ve bulut bilişim teknolojileri sayesinde artık sürücü derdinden kurtuluyoruz.”
Türk Telekom, TTNET ve Avea olarak “Biz” platformu oluşturduklarını söyleyen Göncü bu şekilde iş dünyasının ihtiyaçlarını her açıdan sağlayan güçlü bir birlik oluşturduklarını ifade etti.

Sedat Özen: “Buluttan almak istediğimiz şey; teknoloji değil, çözüm.”
INDRA İş Geliştirme Müdürü Sedat Özen, bulut bilişim teknolojisinde önemli olanın bize sağlanan hizmet olduğunu ifade etti. Asıl önemli olanın, hizmet sunan firmanın bize neyi ne fiyata sunduğu olduğunu belirten Özen, bulutun pek çok tarafa yarar sağlayan bir hizmet olduğundan bahsetti. Konuşmasında bulut bilişimin öneminden ve yaratacağı değerlerden bahseden Özen, “Müşteriye değer yaratmayan her şey ortadan kaldırılmalı” dedi.

INNOVA bilişim çözümleri
INNOVA İş Geliştirme Grup Yöneticisi Bilgehan Baykal konuşmasında günümüzde her şeyin İnternet’e bağlı olduğu için bulutun gün geçtikçe değer kazandığından bahsetti. Buluta geçmek isteyen ya da geçecek işletmelere tavsiyelerde bulunan Baykal konuşmasında şunları söyledi:
“Buluta geçmeden önce bulut hedefinizi belirleyin. Neden buluta geçeceksiniz? Size hangi servisler daha uygun? Bunları değerlendirin. Sizin için en doğru uygulamayı seçmeye çalışın. Değişim geçiren uygulamayı eleyin. Lisans antlaşmalarınızı gözden geçirin. Eski ve hassas uygulamalarınıza dikkat edin. Çok küçük düşünmeyin. Risk yönetimi ve ağ uzmanlarını işe dahil edin. Sağlayıcıların sundukları avantajları karşılaştırın. Bir deney alanı oluşturun. Denemelerde bulunun. Bu uygulamanın takibi ve işlenmesi için altyapı hazırlayın. Geri dönüş planı hazırlayın. Eğer böyle bir yatırımdan vazgeçecek ya da yatırımları değiştirecek olursanız buna önceden hazırlıklı olmanız için geri dönüş planı şart.”

Sosyal medya
CeBIT Medya Haberleşme Zirvesi Salonu’nda “Sosyal Medya” temalı oturumun açılış konuşmasını gerçekleştiren Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış, gençlerin yüzde 28,4’ünün evden çıkmadan İnternet’e girdiklerini söyleyerek Türkiye’de gün geçtikçe önem kazanan İnternet’in yaygınlaşmasından bahsetti.
“Filistin, hür bağımsız bir devlet olana kadar, bizim sosyal medyada çabalarımızın sürmesi lazım.” diyen Egemen Bağış, Türkiye’nin kırsal kesimlerinde küçük yerleşim yerlerinde bile insanların İnternet’i kullandıklarından bahsetti.
“Avrupa’nın en hızlı büyüyen ülkesi durumundayız.” diyen Bağış, genç nüfusu ve enerjisi ile Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin önemini ve gücünü arttıracağını ifade etti. Ülke olarak artık bölgesel bir güç durumuna geldiğimizden bahseden Bağış, “Bu yıl Türkiye’den 118 bin marka başvurusu yapıldı. AB’de de bu konuda birinciyiz.” dedi ve konunun çok önemli bir gelişme olduğunu vurguladı.

Fiber ve akıllı yatırımlar
CeBIT Sinerji Zirvesi kapsamında gerçekleşen Medya ve İletişim Zirvesi’nde Medya ve İletişim Teknolojileri, Yakınsama” oturumuna konuşmacı olarak katılan Türk Telekom Teknoloji Başkanı Timur Ceylan, yakınsama stratejisinin ardındaki teknolojileri ve Türk Telekom’da yakınsama stratejisinin nasıl uygulandığını anlattı. Türk Telekom olarak, sektörde ilk kez “yakınsama” öngörüsünü ortaya koyduklarını, stratejilerini yakınsama teknolojileri üzerine kurduklarını belirten Ceylan, “Kendimizi Türkiye’nin öncü haberleşme ve yakınsama teknolojileri şirketi olarak tanımlıyoruz. Ses, veri ve görüntü gibi farklı haberleşme teknolojilerinin tek platformdan verilmesini sağlayan yakınsama teknolojilerine ülkemizde öncülük ediyor, yenilikçi ürün ve yatırımlarımızla geleceğe en güçlü şekilde hazırlanıyoruz. Bu alanda ortaya koyduğumuz güçlü ürünlerden bir tanesi Tivibu. Tivibu gibi ürünlerle yakınsama artık günlük hayatın içine girmeye başladı ve insanlar bu kavramı daha iyi anlamaya başladılar” şeklinde konuştu.
“Fiber ve Akıllı Yatırımlar” konulu oturuma konuşmacı olarak katılan bir başka konuşmacı da Memet Atalay oldu. Türk Telekom’un fiber ve altyapı yatırımlarındaki son durumu katılımcılara anlatan Atalay, 2012 yılı başında Türkiye’nin 81 ilinde fiber dönüşümünü başlattık. Fiber yatırımlarına hız kesmeden devam ediyoruz. 2012 yılında saatte 9 km fiber döşedik; saatte 1500 haneyi fiber kapsamına aldık. Türkiye’yi layık olduğu çağdaş haberleşme altyapısına kavuşturarak evler ve binalara kadar fiber hizmetini, tüm müşterilerimizin ve İnternet servis sağlayıcıların kullanımına sunduk. Altyapı konusundaki uzmanlığımız ve yatırımlarımızla fiber çalışmalarımızı sürdürecek; Türkiye’nin fiber altyapısını dünya ülkeleri arasında örnek oluşturacak bir seviyeye taşıyacağız” dedi.

Novatel, SUB10 kablosuz ethernet mikrodalga çözümleri
Novatel, bilişim sektörünün en önemli etkinliklerinden olan CEBIT Eurasia Bilişim Fuarı’nda, Sub10 Systems’ın 60-70-80 GHZ frekans bantlarında 1 gbps’ye kadar iletim hızı sağlayan ‘Kablosuz Eternet Mikrodalga’ çözümlerini tanıttı.
Novatel Genel Müdürü Cem Ankara sektörün farklı ürün, çözüm ve hizmet sağlayıcılarının bir araya geldiği bu büyük organizasyonda yerlerini almış olmaktan mutluluk duyduklarını ifade ederek; fuar sırasında tanıtımını yaptıkları ürün ve çözümleri şöyle özetledi: “Fuarda, bu yılın başında yetkili dağıtıcılık anlaşması imzaladığımız ve son teknoloji çözümleriyle veri taşımacılığına farklı bir boyut getiren Sub10 Systems’ın tanıtımını gerçekleştiriyoruz.Sub10 Systems’ın son teknolojiye sahip kablosuz geniş bant çözümleri ‘Liberator ve Dominator’ kesintisiz bağlantı, güvenilir bir ağ ile gerçek zamanlı bilgi ve kullanıcılara her yerden bağlanma özgürlüğünü sunuyor. Düşük güç kullanımı, sıkıştırılmış yapısı, sınıfının en iyisi dalga bandı verimliliğiyle mükemmel frekans kullanımı sağlayan Sub10 ürünleri; aynı zamanda uyumluluk sorunu olmaması ve basit kurulumuyla da yine rakipleri arasında fark yaratıyor” ifadeleriyle sözlerini noktaladı.

Türk iş dünyasının en büyük sıkıntısı; yeni iş modellerinin oluşturulamaması
Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) 1 Aralık tarihinde, Bilişim, Teknoloji ve İletişim Platformu CeBIT 2012 Bilişim Fuarı’nda,’Yaşam Teknoloji ve Girişimcilik’de Yeni Arayışlar’ başlıklı bir toplantı düzenlendi.
Panelde üretim, yetişmiş insan gücü, kalite, satın alma gibi ciddi bir bilgi birikimi ve tecrübeye sahip olan diğer bir değişle ‘un, helva, yağı’ bulunan Türk iş dünyasının; gelişen ve değişen pazar şartlarında en büyük sıkıntısının, yeni iş modellerini oluşturamaması tartışıldı.
CNR Expo Yeşilköy İstanbul’da düzenlenen ve yöneticiliğini EGD Başkanı Celal Toprak’ın yaptığı paneli; AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, KOSGEB Başkan Yardımcısı Metin Şatır,TEB KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Turgut Boz, Uyumsoft Bilgi Sistemleri ve Teknolojileri AŞ. Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Önder, Sabah Gazetesi Teknoloji Editörü Timur Sırt, Maxihaber.net Genel Yayın Yönetmeni Aykut Altındağ ve TOSYÖV Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Aktepe konuşmacı olarak katıldı. Forumu, Türk Ekonomi Bankası (TEB) Genel Müdürü Varol Civil’in de aralarında bulunduğu, kamu ve iş dünyası temsilcileri izledi.
Toplantının açılışını gerçekleştiren AB Bakanı ve Başmüzakerici Egemen Bağış, Avrupa’da İstanbul ile ilgili tanıtım kampanyası yapacaklarını kaydederek, “İstanbul batının doğusu, doğunun batısıdır. İstanbul’suz bir Avrupa eksik kalır, İstanbul’suz bir Avrupa fakir kalır” sloganını yerleştireceklerini söyledi.
İşletmelerin, 30 yılda sağladıkları piyasa payı, pazara ulaşımı ve etkisini gibi süreçlerinin; bilgi teknolojileri altyapısıyla 5 yıldan daha az süreye indiğini kaydeden Uyumsoft Bilgi Sistemleri ve Teknolojileri AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Önder, 5 yıl gibi kısa sürede de daha fazla müşteri ağı, piyasa payı ve kaliteli ürünü yakaladıklarını belirtti.
İşletmelerin gelişimin ve değişimin farkında olduğuna dikkat çeken Mehmet Önder, yaşanan bu süreçte ise, stratejilerin yeni baştan inşa edilip, modellenmesi gerektiğini söyledi.
Yeniçağın fırsatlarının yakalanması için ‘iş modellerinin’ hazırlanması gerektiğini vurgulayan Mehmet Önder, yazılımdaki gelişmelerin paralelinde, bazı iş kolları önemini yitirirken, yeni iş kolları ve fırsatlarının doğduğu anlattı. Mehmet Önder, “Eğitimden sağlığa, ulaşımdan turizme varıncaya kadar bütün süreçlerin içerisine, hayatımınız her anını yöneten ve etki eden bir sistem olarak, bilişim girdi” dedi.
Girişimcilere verdikleri sertifika ve destekleri anlatan KOSGEB Başkan Yardımcısı Metin Şatır, geçmişte mezun olanların devlet kurumları veya büyük bir şirkette çalışmayı düşünürken, son yıllarda yeni bir fikir veya proje üreterek girişimci olma konusunda ciddi bir talebin olduğunu belirtti. KOSGEB olarak girişimci felsefesinin yayılmasına büyük katkı verdiklerini ifade eden Metin Şatır, sektöre ve ülkeye değer üretmekten duydukları memnuniyeti dile getirdi.
Forumun önemine değinen Türk Ekonomi Bankası (TEB) Genel Müdürü Varol Civil, bankacı, sanayici, basın mensubu olarak elbirliğiyle katma değer üretilmeye çalışıldığını söyledi. Banka olarak KOBİ’leri ve girişimcileri desteklediklerini anlatan Genel Müdürü Varol Civil, birçok konuda başarılı projeleri hayata geçirdiklerini kaydederek, desteklerin sürmeye devam edeceği belirtti.
Banka olarak tekno-girişime destek verdiklerini kaydeden TEB KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Turgut Boz, şunları söyledi: “Kobi bankacılığı konusunda önemli projelerimiz bulunuyor. Aynı zamanda, ‘TEB Girişim Evi’ projemiz ile bugüne kadar 270 öğrenciye destek verdik. Girişimcilere, kaynak desteğinin yanı sıra, iş planlarının hazırlanmasından satış-pazarlamaya, şirket yönetim becerisinden hukuk bilgisine kadar geniş yelpazede eğitim sağlıyoruz. 2023 yılında, dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girmeyi hedefliyorsak, girişimcileri desteklemeliyiz. Banka olarak, girişimcilere desteğimizi arttırarak sürdüreceğiz.”
Herkesin teknolojiye bir yerden dokunduğunu ve dokunduğu yerden tarif ettiğini anlatan Sabah Gazetesi Teknoloji Editörü Timur Sırt, “Akıllı cihaz, kimine göre su ısıtıcısı, kimine göre alarm olabiliyor. Teknoloji hayatımızın ve iş yapış şeklimizin içerisine girdi. Burada, önemli olan teknolojiyi ve değişimi en iyi şekilde yönetmektir. Mesela, ABD deki kasırga sırasında, hangi benzin istasyonunda benzin olup olmadığı ve istasyonda sıra olup olmadığı, sosyal medyada bir üniversite hocası ve lise öğrencilerinin oluşturduğu bir platformdan katkı sağlanmıştır” dedi. Bilişim teknolojileri konusunda devletin güvenliği sağlaması gerektiğini anlatan Timur Sırt, burada oyuna kesin kurallar getirerek ciddi anlamda korku olmaması gerektiğini de söyledi.
Teknoloji ve İnternet’in nereden nereye geldiği konusunda son 25 yıla ışık tutan Maxihaber.net Genel Yayın Yönetmeni Aykut Altındağ, geçmişte kaçırılan fırsatlara örnekler vererek, geleceğe ilişkin yeni iş fırsatlarının hayata geçirilmesinin önemine değindi.
Sosyal ağlarla birlikte, hayatın sanal dünyada yaşanmaya başladığını da anlatan Aykut Altındağ, daha hızlı bir haberleşme ve daha az uyuma gibi bir sürecin insan hayatına girmesine rağmen, diğer yandan sevgiyi gösterme ve paylaşımın azaldığına da dikkat çekti.
Türkiye’nin teknolojiyi kullanmada bir sıkıntısı olmadığını anlatan YASAD Başkanı Doğan Ufuk Güneş, teknolojiyi üreten ülke konumundan, teknolojinin sahibi olan ülke konumuna geçilmesi gerektiğine değinerek, yazılımda uluslararası fırsatların yakalanabileceğini söyledi.
1998 ile 2004 yılları arasında Türkiye Bilişim Derneği başkanlığını yaptığını anlatan TOSYÖV Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Aktepe, bilişim hafızası ve kavramlarının oluşması noktasında büyük emek verdiklerini anlatarak, geleceğin bilişimde olduğunu ve devletin bilişime daha fazla destek vermesinin önemine değindi.

Yapılan alışverişlere kolay, hızlı ve en uygun ödeme şekilleriyle ulaşmak için geliştirilen Finansör kart sistemi ile beyaz eşyadan mobilyaya, elektronikten eğitime ve sağlık alanına kadar hizmet almak mümkün.
Telepati Dergisi olarak Türkiye Finans Bankası Genel Müdür Yardımcısı Fahri Öbek ile yaptığımız söyleşide bulut bilişimin veri merkezlerinde kullanılması ve katılım bankacılığında diğer kurumlara örnek olacak Finansör kart sistemi üzerine konuştuk.

Türkiye Finans olarak veri merkezlerinizden bahseder misiniz?
Veri merkezi, bizim sistemlerimizin, uygulamalarımızın çalıştığı, veri alanlarının ve ağ donanımlarının bulunduğu, güvenlik cihazları gibi tüm servis sağlayıcılarımızı içinde bulunduran bir bütündür. Biz veri merkezi konusunda oldukça iddialı olduğumuzu düşünüyoruz. Geçtiğimiz aralık ayında hizmete girerek, en güncel teknolojileri barındıran bir veri merkezimiz var. Yedeklilik anlamında belirenmiş enerji, ağ gibi yedeklemelerin bulunduğu, bina bölgesinde dayanıklılığın öncülük ettiği bir merkez. TR-III, bankalar arasında hiç yok ve biz bu hususta bankalar arasında bu sertifikaya sahip olan tek banka olacağız. Dolayısıyla veri merkezlerinde alt yapı olarak çok iddialıyız. Son derece ciddi çalışan ve en güncel teknolojileri barındıran referans bir veri merkezi olduğumuzu düşünüyoruz.

Banka olarak böyle bir yatırım yapmaya nasıl karar verdiniz?
Mevcut veri merkezimiz güncelliğini kaybetmişti ve yenilenmeye ihtiyacı vardı. Bu yenilikleri uygularken gelecek 20 yılı da hesaba katarak çalışmalarımızı sürdürdük. Sistemlerin sürekliliğine öncelik verdik ve yatırımlarımızı da gelecek doğrultusunda planladık. Altyapı anlamında da büyük adımlar atıp bugünü değil yarını düşünerek hareket ettik. Enerji tarafında örneğin, bir veri merkezinde enerji kullanım verimliliği vardır. Bir sunucunun çalışması için 1 birim enerjiye ihtiyacı varken, veri merkezinde de aydınlatmadan güvenliğe, soğutmadan havalandırmaya birçok enerji harcayabilirsiniz. Türkiye’de bir veri merkezinde enerji harcama sayısı 2,3 civarında. Türkiye’de 2’nin altına inebilen sadece 3 kurum var. 1,6 ile en düşük değere sahip olan kurum da biziz. Hedefimiz birkaç ay içerisinde 1,4’e inmek. Veri merkezini ilk açtığımız zaman bu rakam 2,2 idi. Yaptığımız iyileştirmeler sonucunda hedeflerimize ulaştık. Veri merkezindeki tüm sistemlerin incelenmesi, anlık enerji kullanımı, ortam ısısı, nem oranı gibi pek çok veriyi eş zamanlı olarak topluyoruz. Türkiye’den banka, devlet kurumu, belediyeler gibi pek çok kurum veri merkezlerimize referans ziyaretleri yapıyor.

Bulut bilişimi veri merkezlerinde nasıl kullanıyorsunuz?
Sanallaştırma ve bulut bilişim de günümüzde bir eğilim olarak görülüyor; ancak biz bulut bilişimi sadece bir eğilim olarak değil, bankaya esneklik, verimlilik ve maliyet tasarrufu sağladığı için yapıyoruz. Tüm sanal sunucuların, genel sunuculara oranı bizde yüzde 80’i geçti. Bu rakam dünya ortalamalarının çok üzerinde ve muhtemelen Türkiye’de de bankaların arasında en iyisi. Sanallaştırma konusundaki çalışmalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Sanallaştıramadığımız sistemler ise sadece teknolojisi kısıtlı olanlar. Sanal olmayan hiçbir içeriği veri merkezimize sokmuyoruz. Bulut ortamında çalışarak hem esneklik sağlıyoruz hem de fiziksel olmayan bir ortamda da sisteme kolayca erişebiliyoruz.

Finansör kart hakkında bilgi verir misiniz?
Finansörün amacı, kart şeklinde tüketici finansmanı sağlamaktır. Özetle finansmana ihtiyacı olan bir tüketici bu ihtiyacını karşılamak için şubemizden finansör kart başvurusu yapıyor. Başvuruyu yaptığı anda hızlı bir şekilde müşteriyi değerlendirip, şubeden elinde finansör kartıyla çıkmasını sağlıyoruz. İşlem süresi oldukça kısa sürüyor ve işlem sonrası müşteriye limit bilgisi ve kartın kullanıma hazır olduğuna dair bir kısa mesaj geliyor. Müşteri, ihtiyaç duyduğu alana uygun pakete başvuru yapabiliyor. Örneğin; beyaz eşya, mobilya gibi alanlarına ayrılmış paketlerimiz var. Bunun sebebi de ürünlerin farklı gelir oranlarına sahip olmaları. Böylelikle müşterinin bizden almış olduğu kart sadece seçtiği alanda alışveriş yapabileceği bir kart haline geliyor. Kişi alışveriş yaptıkça harcadığı miktarı krediye çeviriyoruz. Böylelikle müşteri bireysel ihtiyaç kredisi kullanmış gibi oluyor. Fakat krediyi bizden nakit olarak almıyor, harcadıkça kredi hayata geçiyor. Bu durumda herhangi bir dosya masrafı olmuyor, sadece işlem başına küçük bir ücret alınıyor. Katılım bankacılığında bireysel ihtiyaç kredisi oldukça zayıf bir alandır. Nakit kredi, bizim kurallarımız gereği uygulanan bir yöntem değil. Çünkü faiz alımı İslami açıdan doğru değil. Biz, müşterimizin aldığı ürün üzerinden gelir elde ediyoruz. Müşterinin alacağı ürüne gelir ekleyerek ürünü kişiye satmış gibi oluyoruz. Müşteriye borç para verip üzerine faiz eklemek yerine alınan ürüne kazanç ekleyerek satış gerçekleştiriyoruz. Bu nedenle bireysel ihtiyaç kredisi katılım bankalarında yapılamıyor çünkü faize dayalı. Finansör kart ile herhangi bir bankanın PoS’u üzerinden işlem gerçekleştirilebiliyor. Müşterilerimize bu hizmeti kart şeklinde vererek katılım bankacılığında bireysel finans alanının önünü açmış olduk. Bu bağlamda da son derece yenilikçi olan bir ilki hayata geçirdik. Bu sayede diğer katılım bankacılarına da örnek olacağımızı düşünüyorum.