IV. Uluslararası Gelecek İçin Öğrenme Alanında Yenilikler ve E-Öğrenme 2012 Konferansı

Alper Uygun

3 gün süren Konferans İstanbul Üniversitesi’nde 14-16 Kasım tarihlerinde yurtiçinden ve yurtdışından pek çok konuşmacının katılımı ile gerçekleşti. Birçok ülkeden eğitimci ve sektörden insanlar e-öğretim hakkında tecrübelerini paylaştılar.
Konferans’ın açılış konuşmasını gerçekleştirmek üzere İstanbul Üniversitesi Enformatik Bölümü Bölüm Başkanı ve Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sevinç Gülseçen, Türkiye Bilişim Derneği(TBD) İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Levent Karadağ, Türkiye Bilişim Vakfı(TBV) Ankara Temsilcisi ve Geleceğin Eğitimi 2012 Konferansı Eş Başkanı Dr. Aydın Kolat ve İstanbul Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Zeynep Çiğdem Kayacan yer aldı.
İstanbul Üniversitesi Enformatik Bölümü Bölüm Başkanı ve Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sevinç Gülseçen, konuşmasına İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yunus Söylet’in konuşmasından alıntı yaparak başladı. Sevinç Gülseçen, konuşmasına şu sözlerle devam etti: “24 farklı ülkeden 250-300 akademik ve sektörel katılımcının çalışmalarına konferansımızda yer vereceğiz. Başlı başına bir yenilik olarak kabul edilebilecek, günümüzde çok önem kazanmaya başlayan e-öğrenme üzerinde yoğunlaşan bu konferansın bildiri sunma ve yayınlamanın çok ötesinde bir bilgi ile deneyim paylaşımı, ortak sorunların tartışıldığı ve çözüm arandığı bir platform olmasını ümit ediyoruz.

Levent Karadağ: “Türkiye’nin çağdaş toplumlar düzeyine gelmek için ördüğü duvara bir tuğla da biz koyacağız.”
Türkiye Bilişim Derneği(TBD) İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Levent Karadağ, günümüzde ülkelerin zenginliklerinin öncelikle bilgi ve eğitilmiş insan kaynaklarının zenginliği ile ölçülmekte olduğunu ifade etti ve konuşmasına şu sözlerle devam etti: “İnsanlık sanayi ötesi bir toplum biçimine, bir bilgi toplumuna geçişin sancılarını yaşıyor. Bilgi, bilişim, teknoloji, ARGE, emek, yaratıcılık temeli üzerine İnternet, bilişim ve haberleşme teknolojilerinin öncülük ettiği bu değişim yaşamın tüm boyutlarını değiştirdi. Ülkelerin ekonomisini, mesleklerin yapısını, insan gücü görünüşü, yönetim biçimleri, ticaret, kültür, eğitim, sağlık, eğlence gibi yaşamın her alanı bu değişimin etkisi altında dönüşmeye başladı. Bilgi temelli, dinamik ve rekabetçi bir ülke için ülkenin yeniden yapılanmasının temelinde eğitimin yattığı bir gerçektir. IDC’nin verilerine göre, 2013 yılında dünyada iş gücünün 3’te 1’inin mobil hale geleceği düşünülüyor. Bu alanda nitelikli iş gücüne çok ihtiyaç vardır. Özellikle bilişim sektöründe çalışan sayısı 147 bin ve insan kaynakları ihtiyacı 100 bin. Bu açığı da e-öğrenmeyle mobil öğrenmeyle kapatacağız. ”

Dr. Aydın Kolat: “Uzaktan eğitimin önemi teknolojideki gelişmeler ile daha da arttı.”
Türkiye Bilişim Vakfı (TBV) Ankara Temsilcisi ve Konferans Eş Başkanı Dr. Aydın Kolat, Konferans programı ile ilgili bilgi verdi ve uzaktan eğitimin öneminden bahsetti. Dr. Kolat konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “İstanbul Üniversitesi, Türkiye Bilişim Derneği ve Türkiye Bilişim Vakfı’nın ortaklaşa organize ettikleri ‘IV. Uluslararası Gelecek İçin Öğrenme Alanında Yenilikler ve E-Öğrenme 2012 Konferansı’nı burada açmış bulunuyoruz. Bu uluslararası bir konferans biliyorsunuz.
Akademik ağırlıklı olan bu toplantının yanı sıra, uygulamaya yönelik olarak bu konferansın bir benzerini ulusal olarak yapmak istedik ve ilkini 2010 yılında Muğla’da gerçekleştirdik: Gelecekte Öğrenme Çalıştayı. Bu Çalıştay’da burada konuştuğumuz akademik konuların dışında üniversitelerde ve kurum, kuruluşlarda uzaktan eğitimin nasıl olması gerektiği tartışıldı. Bu da güzel bir sonuç yaratınca biz bu çalıştayı her yıl düzenlemeye karar verdik. Bu yıl gelecekte öğrenmenin ulusal çalıştayını da bu konferansın içinde bu yıl gerçekleştiriyor olacağız.
Uzaktan eğitim çok önemli ve gelişmekte olan bir konu. Özellikle teknolojideki gelişmeden dolayı bunun önemi daha da arttı. Uzaktan eğitim, özellikle 3.Neslin (3N) gelişmesinden sonra, İnternet’teki gelişmelerden sonra artık yaşamımızın vazgeçilmez bir parçası oldu. İstanbul Üniversitesi’nin bize bu salonu tahsis etmelerinden ötürü kendilerine teşekkür ediyoruz.

Çiğdem Kayacan: “Bu konferansa ev sahipliği yapmak bizim için çok önemliydi.”
İstanbul Üniversitesi Rektör Yardımcısı
 Prof. Dr. Zeynep Çiğdem Kayacan, 4’üncüsü düzenlenen Uluslararası E-Öğrenme Konferansı, İstanbul Üniversitesi’ne açmayı çalıştığımız ufukların en önemlisinden birini temsil ettiği için çok önemli olduğunu ifade etti. “Bu toplantıya ev sahipliği yapmayı istedik ve böylece gerçekleşti. Bundan sonra da ev sahipliğimizi devam ettirmek isteriz” diyen Kayacan, konuşmasının devamında yurtdışından gelen konuklar için İngilizce olarak konuşmasını tekrarlayarak konuşmasını bitirdi.

E-öğrenmenin değişen çehresi
Etkinlikte, Ball State Üniversitesi’nde Operasyon Yönetimi ve Bilişim Sistemleri Bölümü Prof. Sushil K. Sharma’nın da konuşmacı olarak yer aldı. Sharma, “Konu e-öğrenme, İnternet, uzaktan öğrenme olmasına rağmen biz hala burada bu konuyu bile yüz yüze tartışıyoruz.” diyerek çok ilginç bir noktaya dikkat çekti. Bu tarz buluşmalar için yüz yüze görüşmeleri tercih ettiğimizin üzerinde duran Sharma, kendisinin de bunu tercih ettiğini ifade etti. Sharma konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Sanal ortamda düzenli fikir alışverişleri yapabildiğimiz toplumlar oluşturuyoruz. Dünyanın çeşitli yerlerine gezdim ve yurtdışında 23-24 üniversitede konuşmalar gerçekleştirdim. Bu okullarda öğrencilere 10 yıl önce sorduğumda ‘kütüphanede haftada ne kadar zaman geçiriyorsun’ diye bana cevap olarak ’10-20 saat’ diyorlardı, şimdi sorduğumda ise ‘Kütüphane ne ya? Kütüphane nerede ki?’ diyorlar.”
Geleceğin öğretmenlerinin teknolojiyi iyi takip etmesi gereken insanlar olduklarını ifade eden Sharma, öğrencilerin gün geçtikçe gelişen teknolojilere ayak uydurup bu teknolojileri kullanmaları ve istedikleri her an öğretmenlerin anlattıklarını İnternet’ten kontrol edebildiklerini belirtti. Sharma konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Öğrenciler, sizin söylediklerinizin doğruluğunu İnternet’ten araştırıyorlar ve kontrol mekanizması oluşturuyorlar. Eskiden tahtayı defterlerine geçirmeye çalışan öğrenciler şimdi ‘Öğretmenim, bir saniye kenara çekilir misiniz?’ deyip tahtanın IPad ile fotoğrafını çekiyor. Dersleri kaydedip Youtube’a koyuyorlar ve başka öğrenciler de benim anlattıklarıma tepki verebiliyorlar. Benim ders anlatışım hakkında benden hiç ders almayan bir öğrencinin fikri olabiliyor.”

İş Dünyasında e-Öğrenme İpuçları
Dr. Aydın Kolat’ın oturum yöneticiliğini yaptığı panele SkillSoft Books24x7, Ürün Yöneticisi Dr. Pam Boiros ve Ankara Üniversitesi’den Prof. Dr. Haluk Geray katıldı. Panelin başında kısa bir konuşma yapan Aydın Kolat konuşmasında şunları söyledi: “Panelimizin adı: ‘İş Dünyasında e-Öğrenme İpuçları’, biz bu konuyu saptarken muhtemelen 1-2 yıl önce bu programı yapmaya başladığımızda bu konuyu özellikle seçtik. Özel şirketler olsun veya uzaktan eğitimi kullanan kurumlar olsun mutlaka bazı ipuçlarına ihtiyaç duyacaklarını düşündük ve bunun için iki değerli konuğumuzu davet ettik.”

Dr. Pam Boiros: “2002 yılından önce Zuckerberg sadece bir üniversite öğrencisiydi, şimdi küçücük bir çocuğa bile sorsak Facebook’un anlamını biliyor.”
Türkiye’de sosyal ağlara büyük bir ilgi olduğunu söyleyen Pam Boiros, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Nüfusunun yüzde 97’sinin sosyal medyada bulunduğu bir ülke olan Türkiye’de bulunmaktan büyük heyecan duyuyorum. Sosyal öğrenmeye bu kadar yatkın olan çok az ülke vardır. Sosyal medya sayesinde doğru bir içerik koyduğunuz zaman insanları istediğiniz yere sevk edebilirsiniz. Her dakikada 30 milyondan fazla arama yapıldığı ve 30 milyon kişinin oturum açtığı bir dönemdeyiz ve biz de bu nedenle insanların 7 gün 24 saat okuma imkânına ulaşabilmeleri için Books24x7’yi geliştirdik.”
Konuşmasının devamında sosyal öğrenme için bazı ipuçları veren Boiros, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Sosyal medyanın eğitim için iyi bir yol. Buraya yaptığınız bir yoruma daha sonra bir başkası, sizin aklınıza gelmemiş bir şey söyleyerek katkıda bulunuyor. Bazı insanlar benim söylediğimi bir yerde paylaşırken benden daha iyi anlatıyorlar ve fikriniz yayılıyor. Bir yazı yazıyorsunuz ve unutup gidiyorsunuz. Bundan aylar sonra biri o yazıyı okuyor ve yorum yapıyor başka insanlara ulaştırıyor.”

Prof. Dr. Haluk Geray: “e-Öğrenme için yerel içeriği üretmek durumundayız.”
 Ankara Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi(ANKUZEM) Müdürü Prof. Dr. Haluk Geray, konuşmasında e-öğrenme için yabancı içeriklerin çeviri yapılarak sunulmasının bir yanlış olduğunu dile getirdi. Geray, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Kameranın 8 söylediğine 9’uncu doğruyu eklemek mümkün. Ben bunu çeşitli makalelerimde dile getirmiştim. Benim geliştirdiğim kavram olan “Masaüstü Sömürgecilik” kapsamında bu 9’uncu doğru da sosyal öğrenme diye kurguladığımız şeyler, İnternet tekelleri dediğimiz, ABD’ye 100 milyarlarca dolar para kazandıran firmalara büyük katkıda bulunuyor.”
“Sosyal medyayı kullanmayalım anlamında demiyorum” diyen Geray, Türkiye’nin giderek rekabetin zorlaştığı dünyada yerel anlamda bir şeyler yapması gerektiğinden bahsetti.
Geray, konuşmasının devamında ANKUZEM hakkında bilgi verdi ve konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Biz uzaktan eğitim için mutlaka içeriği yerelleştirmeliyiz. Etkili ve doğru haberleşme açısından her içeriğin yerel olması gerekiyor. Bu hizmeti alan açısından çok önemli.”

FATİH Projesi’nin Tanıtımı, Sosyolojik ve Pedagojik Boyutları
FATİH Projesi’nin enine boyuna konuşulduğu bu oturumda bu konuda uzman olan çok önemli konuklar yer aldı. Oturuma, Okan Üniversitesi UZEM Merkez Müdürü Prof. Dr. Gonca Telli Yamamoto, Yıldız Teknik Üniversitesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü Doç. Dr. İlhan Varank ile İstanbul Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Müdür Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Vakur Çifçili konuk oldu.

Gonca Telli Yamamoto: “Bir binanın altyapısı iyi olsa da üst yapıyı tamamlamadan, o binanın içinde oturamazsın.”

Okan Üniversitesi UZEM Merkez Müdürü Prof. Dr. Gonca Telli Yamamoto’da panelistler arasında yerini aldı. Yamamoto konuyu bambaşka bir açıdan ele aldı. “Çocuklar ilköğretim ve lisede akıllı tahta kullandıktan sonra üniversitede ne yapacaklar?” sorusunu sorarak 300’den fazla kişi ile gerçekleştirdikleri çalıştayın sonucunda ortaya çıkan FATİH Projesi’nde yapılması gerekenleri katılımcılarla paylaştı. Yamamoto yaptıkları çalıştayın sonuçlarını şu sözlerle paylaştı: “FATİH Projesi ile sunulan teknolojiye hâkim olabilmeleri için öğretmenlere bilgisayar eğitiminin verilmesi gerekiyor. Tablet bilgisayarları kullanabilen bir kitle yarattıktan sonra o tablet bilgisayarlar için çeşitli eğitimler, kaynaklar yapılması gerekiyor. Teknolojik altyapı iyi olabilir; ancak bu cihazlar için yeterince elektronik kaynağın sağlanması çok önemli. Bilginin yayılması ve geliştirilmesi için öğretmenlerin de sisteme katkı yapmaları gerekiyor.”

İlhan Varank: “Teknoloji eğitimin kalitesini ne kadar arttırır, soru işareti.”
“FATİH Projesi’ne başlamamız ve burada yol kat etmemiz mutlaka Orta Doğu’da epey bir etki yapacaktır. Bu nedenle bu projenin onlara da etkisinin düşünülmesi gerekiyor” diyen Doç. Dr. İlhan Varank, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:
“Arkadaşlar projeyi yöneten kurum TÜBİTAK’tır. Dolayısı ile biz eğitimciyiz, tablet bilgisayarlarda şunlar olması lazım dersiniz ama TÜBİTAK istemezse bu olmaz. Bu doğru mu yanlış mı tartışılır. TÜBİTAK dediğimizde hep teknik şeyler geliyor ancak aklımıza hiç müfredat oluşturma gelmedi. Bu konuda farklı açılardan bakmamız gerektiğini ve bu durumun bir avantaj olduğunu düşünüyorum.”   

Vakur Çifçili: “FATİH Projesi, çok kapsamlı bir proje, uygulamaları çok boyutlu.” İstanbul Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Müdür Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Vakur Çifçili, öğretmenlerin akıllı tahtaları genellikle yansıtım cihazı gibi kullandıklarını ifade etti ve konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Akıllı tahtaların ve tablet bilgisayarların, ısı yayması belli bir süre kullanıldıktan sonra parmakları acıtması nedeniyle hala yazı yazmak için klasik tahtayı tercih ediyorlar. Akıllı tahtalarla ilgili bir sorun çıktığında öğretmenler, öğrencilerden destek alıyorlar. Öğrenciler, akıllı tahtayı ancak öğretmenleri kendilerine izin verildiği takdirde kullanabiliyorlar. Öğrenciler teknolojiyi kullanma ve ona uyum sağlama açısından çok iyi bir performans sergilediler. Öğretmenlerde ise bir teknolojik direnç ile karşılaştık.”
Çifçili, tablet bilgisayarlarda en büyük sıkıntılardan birinin e-içeriğin, z-kitapların ve bu tarz kaynakların azlığı olduğunu vurguladı. Çifçili, kaynak eksikliği nedeniyle beklentileri karşılanamamış öğrenci ve öğretmenlerin pedagojik olarak tablet bilgisayarlarından soğuduklarını gözlemlediklerini ifade etti.