Intel, geleceğinize ışık tutuyor

Baykan Çallı

Intel tarafından gerçekleştirilen teknoloji konferansında, geleceğin teknolojileri değerlendirildi.
20 Kasım 2012 tarihinde Çırağan Sarayında gerçekleştirilen etkinlikte, insanların hayatlarına yön verecek teknolojiler görücüye çıktı. Hayatları şekillendiren birbirinden farklı ürünlerin tanıtıldığı organizasyon kapsamında, Intel’in gelecek hakkındaki görüşleri de katılımcılara aktarıldı.
Ultrabook’ların, akıllı telefonların, tablet bilgisayarların geleceğini nasıl şekillendirileceğine ışık tutulan konferansta, İnternet’in gelişiminin de önemle üzerinde duruldu. Gerçekleştirilen zirvenin ana konusu ‘Yeni dünyaya hazır mısın?’ oldu. Intel Teknoloji Konferansları 2012’de, teknolojinin gelecekte göreceğimiz farklı kullanım alanları, bunların hayatımıza etkilerini ve yaratacakları yeni fırsatlar anlatıldı. Katılımcılar etkinlik kapsamında Intel tabanlı akıllı telefon, tablet bilgisayar ve dönüştürülebilir Ultrabook gibi yeni cihazları da yakından inceleme fırsatı buldular.

Yeni dünyaya hazır mısınız?
2012 yılının hiç kimse için kolay bir yıl olmadığını belirten Intel Türkiye Genel Müdürü Burak Aydın, farklı coğrafyalarda farklı krizlere sahne olan bir yıl geçirildiğini söyledi. Avrupa’nın dalga etkisi yaratarak bütün bölgeleri az ya da çok etkilediğini ifade eden Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Gerçekleşen kriz etkisi, bütün ülkeleri az ya da çok etkilemiş bulunuyor. Bugünkü durumda, Avrupa’nın kriz etkilerini hala hissetmekteyiz. Amerika’da ise yavaş yavaş bir toparlanmanın söz konusu olduğu görüyoruz. Amerika’daki bu toparlanma Avrupa’yı da bir nebze kalkındırıyor. Hindistan ve Çin’deki artışlarda küresel ekonomiyi yukarılara doğru taşıyor. Önümüzdeki yıl dünya genelindeki büyüme tahminlerinin yüzde 2,1 şeklinde gerçekleşeceğini öngörüyoruz. Yaşanan krizlere rağmen böyle bir büyümenin söz konusu olacağını, gelişmekte olan ülkelerden yaşanacağını söyleyebilirim. Dünyada gelişmekte olan pazarlar, kötü olan makroekonomik düzeyi yukarı doğru taşıyor. 2012 yılının aksine, 2013 yılının daha olumlu tabloların yaşanacağı bir yıl olacağı görüşündeyiz. Avrupa’nın içerisinde bulunduğu karamsar tablo, Türkiye gibi gelişim gösteren pazarlar için olumlu bir ilerleyiş seyrediyor. Bu yüzdendir ki; uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Türkiye’nin kredini notunu durağandan yatırım yapılabilir olarak değiştirmiş durumda. Tabi ki, komşularımızdaki ekonomik krizin bize hiçbir şekilde yansımadığını söylemek mümkün değil. Avrupa’da yaşanmakta olan krizin etkileri bize de olumsuz yönde etkiler ediyor. Ama biz görece daha iyi noktadayız. Tüketici güven endeksi de bunu bize gösteriyor. Türkiye’deki tüketici güven endeksi halen yüzde 80-95 bandında hareket ediyor. Bu da; tüketici pazarının ekonomiye duyduğu güveni temsil ediyor. Şu anda Amerika ve Avrupa’da bu rakam yüzde 50 ila 70 arasında bulunuyor. Dolayısıyla daha tedirgin bir ortam sözkonusu. Avrupa’nın böyle bir ortamda huzursuz olması çok normal çünkü, bizim alışık olduğumuzun aksine onlar bu tür krizlere alışık değiller. Biz Türkler olarak krizleri yakından tanıyoruz.”

Burak Aydın: “Son iki sene içerisinde, bilişim teknolojilerinde çok büyük heyecanlar yaşıyoruz”
Son iki senedir çok yoğun bir şekilde sayısal bir dönüşümün yaşandığına dikkat çeken Aydın, konuşmasında: “Bugün artık hemen hemen herkesin Facebook hesabının olduğu bir gerçek. Sosyal medyayı inanılmaz derecede yetkin bir şekilde kullanıyoruz. Bir dakika içerisinde 168 milyon e-posta gönderiyoruz veya 400 milyon Tweet atıyoruz. Artık bugün siyaset meydanları programları bile Tweet’ın üzerinde soru alıyor. Dolayısıyla sadece sosyal hayatımızda değil, iş hayatımızda da Tweet ile bütünleşmiş bulunuyor. Bugün şirketler mutlaka sosyal CRM uygulamaları kullanmak mecburiyetindeler. Çünkü Tweeter’da şirketiniz ile ilgili olumlu veya olumsuz bir haberi takip edemiyorsanız, bundan fayda ya da zarar görüyorsunuz. Tabi milyonlarca insan İnternet’i, sosyal ağları kullanırken aynı zamanda da güvenlik açıkları ortaya çıkıyor. Bir günde 700 bin Facebook hesabı saldırıya uğrayıp ele geçiriliyor. Dolayısıyla daha yoğun teknoloji ve uygulama kullanıyoruz ama bir yandan da kötü niyetli kişilerde bu uygulamalara saldırarak ele geçirmek için çalışıyorlar. Tabi teknoloji de buna bir çözüm getirebilmek adına, yazılım ile donanımı çok daha bütünleşik hale getirip sunuyor. Son 5 yılda çok çeşitli cihazların ortaya çıktığını görüyoruz. Cihazlarda uygulamalar ile birlikte çeşitlendi ve arttı. Bu da beraberinde altyapı ihtiyaçlarını da doğuruyor. Gelişen bulut bilişim çözümleri ile artık sadece açık bulut çözümlerinden değil özel bulutlardan bahsediyoruz. Yani sadece yazılım veya donanımdan değil, altyapı dönüşümünden de geçiyoruz. Yeni dünyamızı bu sahip olduğumuz yeni teknolojiler şekillendiriyor. Gelişimin Türkiye pazarına etkisine bakacak olursak, pazarın yüzde 70 seviyelerinde son kullanıcılar tarafından yönlendirildiğini görüyoruz. Bunun yanında KOBİ’ler yüzde 22’lik oranda büyük bir oranı temsil ediyorlar. Yüzde 4’lük bir kısım kurumsal ve büyük işletmeleri oluşturuyor. Bunula birlikte, donanım pazarının yüzde 68 ve yazılım pazarının da yüzde 32’lik kısmı temsil ettiğini görüyoruz. Önümüzdeki dönemde Türkiye pazarındaki yazılım ve hizmetlerin donanımdan daha fazla artış göstereceğini öngörüyoruz” ifadelerine yer verdi.

Cihazlardaki dönüşüm
Cihaz pazarının yüzde 60’lık kısmını diz üstü bilgisayarların oluşturduğunun altını çizen Aydın, bu artışın sebebinin Ultrabook’ların hayatımıza girmiş olduğundan kaynaklandığını söyledi. Ultrabook’ların pazardaki yerinin Ağustos’tan Eylül’e girildiğinde yüzde 33 oranında artış gösterdiğini ve tablet bilgisayarlarında yüzde 16’lık bir gelişim sergilediğini belirten Burak Aydın, “Ultrabook ve tablet bilgisayarların müthiş bir artış gösterdiğini söylememiz mümkün. Fakat ‘Ultrabook’ların yakalamış olduğu artış çok yüksek seviyelerde. Türkiye pazarı genç nüfusuyla, teknolojiyi çok iyi kullanan bireyleriyle dünya pazarında önemli bir yer oluşturuyor. Türkiye pazarında devinim hızlanarak devam edecek. Dünyadaki PC-Kişisel Bilgisayar kullanımının artık öldüğü yönündeki görüşmeleri ben bir yanılsama olarak görüyorum. PC kullanımı yok olmuyor, şekil değiştiriyor. PC’lerin evrimleşme sürecinden geçtiğini söyleyebiliriz. Intel olarak biz, bilgisayar kavramını yeniden biçimlendiriyoruz. Sunduğumuz yenilikçi teknolojiler ile hayatı şekillendirmeyi sürdüreceğiz. Müşterilerimizin ihtiyaçlarını karşılamak adına çalışmalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Sürekli geliştirmek için çaba sarf ettiğimiz yenilikçi teknolojileri sunmaktan büyük mutluluk duyuyoruz” dedi.

Gelecek ve teknoloji
Aydın’ın konuşmasını müteakip gerçekleştirilen panelde birbirinden değerli konuşmacılar yer aldı. Geleceğin ve teknolojinin nasıl bir yol haritası izlediğinin tartışıldığı oturuma TÜBİSAD Başkanı Kemal Cılız, İnternet Kurulu Başkanı Serhat Özeren, Microsoft Türkiye Genel Müdürü Tamer Özmen, Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Didem Dinçer Başer ve Gazeteci/Akademisyen Fatoş Karahasan katılım gerçekleştirdiler.
Dünyadaki rekabetin ve itici gücün bilişim sektöründeki yeni teknolojilerin oluşturduğu söylenen panelde, teknolojinin çok iyi kullanılmasının gerekliliğine önemle değinildi. Panelde söz alan TÜBİSAD Başkanı Kemal Cılız, sadece tüketen değil aynı zamanda üreten bir Türkiye’nin oluşmasının gerekliliğine değindi. Cılız’dan sonra fikirlerini beyan eden Microsoft Türkiye Genel Müdürü Tamer Özmen, Windows 8 ile yeni bir çağın başladığını belirtti. Windows 8 sistemi ile her türlü cihazın aynı altyapıya sahip olduğunu ve bunun büyük bir avantaj yarattığını vurgulayan Özmen, üretimin de daha da kolaylaştığını ifade etti. Bütün sektörlerin büyük bir değişimden geçtiğine dikkat çeken Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Didem Dinçer Başer, Garanti Bankasının, bankacılık alanında yapmış olduğu çalışmalar ile sanal dünyaya öncülük ettiğini aktardı. Başer’den sonra konuşma gerçekleştiren İnternet Kurulu Başkanı Serhat Özeren, altyapının sağlam bir şekilde oluşturulmasının yanı sıra üst yapıda da yeni değerler yaratılması gerektiğine vurgu yaptı. Günümüzde değer yaratmayan çalışmaların bir anlamının olmadığını söyleyen Özeren, sunulacak hizmetlerin içini doldurmanın çok önemli olduğunu sözlerine ekledi. Son olarak düşüncelerini aktaran Gazeteci/Akademisyen Fatoş Karahasan ise; yeni teknolojilerin sadece hızlı yaygınlaşmasının önemli olmadığını, gelişen teknolojileri kullanabilecek nesillerinde yaratılması, yatırım yapılması ve istihdam olanaklarının arttırılması gerektiğini gözler önüne serdi.