Başar Tunçel

basartuncel@gmail.com


Bay Meraklı

Sağlıksız sağlık

Bir toplumda güvensizlik oluşmuşsa huzur biter. Güven, örümcek ağı gibidir. Toplumsal güven, incecik sağlam iplerle herkesin birbirine karşı kurduğu bir bağ şeklindedir. Bu ağ kurulmamışsa toplum yalnızlaşır, bağlar kopar, huzur kalmaz. Ne yazık ki, son zamanlarda bu güvensizlik ortamı iyice tavan yapmış durumda. Bu durumu besleyen en önemli faktörlerden biri de, çoğunluğu oluşturan eğitimsiz, cahil kesimin sırtını okşayan popülist yaklaşımlar maalesef. Burada eğitimden kast ettiğim şey tahsil değil. Hiç okumamış ya da okuma fırsatı olmamış ama adam gibi adam olanlar değil. Toplu yaşama adabına asgari düzeyde uyum gösterecek kadar eğitim almamış, yaşken eğilmemiş olanlardan bahsediyorum. Bugün bu adamlara koşulsuz şartsız "sizin bir sözünüzle doktora soruşturma açarım" diyen bir düzen kurmuşsanız, güvensizlik kaçınılmazdır.
Daha birkaç ay önceki yazımda bahsetmiştim, doktor arkadaşımın evine ADSL İnternet bağlantısı için telefon hattı çekmeye gelen kişi hattı çekmediği gibi, hakkını arayan arkadaşımı "Seni Sağlık Bakanlığı'nın şikayet hattına şikayet edeceğim" diye tehdit etmişti. Daha geçen gün, bir doktorun ölüm haberi geldi, nedeni bu şikayet hattına yapılan bir ihbar ve sonucunda intihar.
Düşünün ki bir doktor intihar etti. Kızınızı, ablanızı düşünün. Senelerce tahsil görüp zorlu tıp fakültesi ve ihtisas süreçlerini bitirip bir yerde doktor olduğunu. Bir insan müsveddesinin kim bilir ne sebeple kendisini ihbar ettiğini ve bunun canını ölesiye yaktığını ve intihar ettiğini. Birazcık içselleştirebiliyor musunuz? İşi hayat kurtarmak olan biri neden kendi canına kıyar? Belki de kendisine tacizde bulunun bir kişi karşılığını alamayınca iftira attı. Belki evine telefon hattı çekmeye gelen ama işini yapmayan biriyle tartıştı. Belki sadece "bu hat gerçekten iş yapıyor mu, dur şu doktoru bir şikayet edeyim" dedi birisi. Biri ailenizdeki bir kadın doktora bunu yapsa ne hissedersiniz?
Sağlık çalışanlarına karşı son dönemde şiddet olayları iyice arttı. Her gün bir başka haber geliyor. Kafası duvarlara çarpılan hastabakıcılar, bıçaklanan doktorlar, tehdit edilen hemşireler... Benim anlamadığım neden bütün bu tepkilere rağmen iktidardan kimse "benim doktoruma, sağlık çalışanıma dokunanın canını fena yakarım" demiyor.
Bir de doktoru doktora kırdıran bir performans sistemi var ki hiç sormayın. Cerrahların performans puanları artsın diye önüne geleni ameliyat etme durumları söz konusu olabilir. Patoloji gibi cerrahiden gelen materyale bağlı branşlar için performans sistemi adil değil. Örneğin; günde 55 ameliyat yapılıyor ama patolojiye 5 parça geliyorsa, 24 saat çalışsanız bile en fazla 5 parça bakılabilir demek. Yani cerrah, performansını arttırmak için sünnet yapabiliyor ama patoloğun sünnet derisinde bakabileceği bir şey yok... Bu adaletsizliği gidermek için uygulanan yüzde 70 uygulaması iyi hoş da tamamen başhekimliğin keyfine kalmış. Yani hastanenin başhekimi, istemezse gerekçe göstermeksizin patoloğun isteğini reddedebiliyor. Örneğin üç patolog başvuruyor, teker teker başvurun deniyor. Bu nasıl bir saçmalıktır Allah aşkına biri bana açıklasın? Bütün bu mantıksızlığa bakınca, sağlık sektörü üzerinde tuhaf kara bulutların döndürüldüğünü düşünmeden edemiyorum. Allah sonumuzu hayır etsin.