NİSAN 2004 Sayı: 103

Türkçe bilmediğimizin ispatıdır...

BU yıl üçüncüsü yapılacak olan, Türk telekom sektörünün ilk dergisi Telepati'nin de üçüncü kez basın sponsoru olduğu, "Caspian Telecoms" organizasyonunda resmi dil, yine İngilizce.

Sizler ve tabi ki bizler, hala İngilizce'de anlaşamayan İngiliz ve Amerikalı'larla gırgır geçmeye devam ediyoruz. Sadece biz mi? Amerikan filmlerinde olay, sürekli hicvediliyor. Ne komik değil mi? Amerikalı ile İngiliz aynı dili konuşup anlaşamıyorlar. Hatta, bazı İnternet siteleri biliyorum ki, ‘Üç dilde' yayın yapıyor: İngilizce, Amerikanca ve Avusturalya'ca.

Siz dönün de bir tarafınıza gülün. Onları boşverin. Türkiye Cumhuriyeti devleti vatandaşları, S.S.C.B devletinden ayrılan Türk Cumhuriyeti vadandaşları ile, ‘Türkçe' anlaşamıyorlar. Önemli olan konu bu. İşte bu Türkçe bilmediğimizin ispatıdır ve bu konuda çevrilmiş bir film henüz yapılmadı. Yapılsa; önce güler, gülerken ağlarsınınz. Sevgili sınıf arkadaşım Mustafa Altıoklar'dan bu konuyu işleyen bir film bekliyorum, haberi olsun!

Organizasyona katılan Türk devletleri birbiriyle Türkçe anlaşabiliyor, ancak bizimle konuşamıyorlar. İnanılmaz değil mi? Deniliyor ki, Dünyada yaklaşık 700 milyon insan Türkçe konuşuyormuş ve Türkçe en yaygın konuşulan üç dilden biriymiş! Aydınlarımız sayesinde gelişirken yozlaşan, bizdeki 70 milyonu çıkın.

Atatürk'ün çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşılmasında ve Türk devletlerinin birleşmesinde araç olarak gördüğü ve kurduğu, TDK (Türk Dil Kurumu) Türkçe sözlüğünde, ‘chatleşmek-çetleşmek' gibi bir sözcüğü gördükten sonra, durumu hiç yadırgamıyorum. Okusanıza şu sözcüğü, Türkçe'ye uygun olarak; cıhatleşmek. Ne demek? Olsa olsa, cihat ile ilgili bir şeydir bu! Bildiğimiz cihat neydi? Savaş! Demek ki, bu sözcük, savaş filan anlamında bir şey. Yapmayın beyler, kemikleri sızlar Atam'ın yattığı yerden. Böyle mi anlaşacağız, diğer Türk devletleriyle? Aynı Sözlük'te, ‘Laptop' da var. ‘Fiş'lerle Türkçe okuma öğrettiğimiz çoçuklarımız, ‘Baba bana top al' derken, şimdi ‘Baba bana laptop al'mı diyecekler? Deseler de, ‘laptop'u nasıl okuyacaklar?

Bana, "Cafer Copy Center"i okur musunuz? Birinci "C", ‘ce' okunuyor. İkinci "C" için doğru seçim, ‘k'. Sonuncu "C" içinse, tercihinizin ‘se' olması gerekiyor. Neler oluyor bize, kim anlatacak?

‘Ülkemizde okuma alışkanlığı yok, 70 milyonluk Türkiye'de günlük bir gazete bir milyon bile tiraj yapamıyor' diyenlere lafım. Benim vatandaşım açacak gazetesini Anadolu'da ve okuyacak başlığı: "Global trendler doğrultusunda dizayn edilen konsept PDA'nın lansmanı dün Swissotel'de yapıldı". Günlük ve Türkçe yayınlanacağını beyan eden gazetemiz dediğini yapmış! Vatandaşım da, okuyup anlamış? Sonra da kimse birşey okumuyor diye yakınıyorlar. Kim niye okusun kardeşim? Türkçe değil ki! Anlamıyorlar, zorla değil ya. Türkçe okuma yazma oranını daha yeni yeni biryerlere getirebildik.

Bunlar, Türkçe'nin de sürekli geliştiğine inanan ve gelişimin bu şekilde gerçekleştiğini iddia eden ve aydın geçinen insanlarımız sayesinde gerçek oluyor. Hepinize yazıklar olsun!

Türkçe, en az üç bin kök'e sahip ve Dünya'nın en gelişmiş dili olarak, sayenizde bu hallere düştü. "Birinci vazifeniz: Türkçe'yi olması gerektiği yere getirmek, yani Dünya'nın bir numaralı dili yapmak ve onu korumak olmalıdır!". Biz de; İngilizler gibi, Amerikalılar gibi, Dünya'ya ve filmlere eylence konusu olmayalım.

Saygılarımla