TEMMUZ 2004 Sayı: 106

Kim demiş, “Türkçe yetersiz” diye? Siz önce Türkçe öğrenin…

DOĞRULARI öğrenmediğimiz, daha da önemlisi onları paylaşmadığımız sürece, yaptıklarımızın hiçbir önemi yok. Telepati derginiz, ‘Kaynak göstermek kaydıyla; içerikteki yazı ve resimlerin, herkes tarafından kullanılabileceğini' künye ve Web sayfasından duyuran tek dergi durumunda. Bizler, yaklaşık on senedir ‘Bilginin paylaşıldıkça büyüdüğü' inancıyla, yayın hayatımızı devam ettirmeye, öğrendiklerimizi de bilmek isteyenlere aktarmaya çalışıyoruz.

Bırakın Dünya'da ve ülkemizde yaşanan teknolojik gelişmeleri doğru ve zamanında aktarmaya çalışmayı; üzülerek görüyoruz ki, daha ‘işin temeli' olarak tanımlayabileceğimiz terimler bile, hala ısrarla yanlış kullanılmaya ve sade vatandaşlar arasında kavram kargaşası yaratmaya devam ediyor.

Yıllardır, dilimizde tüy bitti. Söyleye yaza bir hal olduk. Teknolojiyi ‘adam' yaratmış, ‘biz' kullanıyoruz. İsmini onlar koymuş, biz değiştiriyoruz! Sonra dönüp, değiştirdiğimiz ismi İngilizce'ye çevirip yaratıcısıyla anlaşmaya çalışıyoruz? ‘Cep telefonu-Pocket Phone' diye bir telefon sadece ülkemizde var. Yaratıcısına cep telefonu dediğimizde, adamlar cebe sığabilecek kadar küçük ve taşınabilen bir telefon hayal ediyorlar. Bu telefon; GSM, NMT, CDMA, TDMA, i-mode, uydu, DECT veya yeni bir standartta üretilmiş ve taşınabilen bir telefon olabilir. Bizim ‘O'nu, sadece GSM anlamında kullandığımızı anlamıyorlar. Haklılar da. Bu tip telefonlar, Dünya'nın çeşitli ülkelerinde; ‘Hücresel, el telefonu, el terminali, mobil, gezgin' gibi isimlerle anılıyor ve verilen isimler ‘genel'. Yani, her bir standart için farklı isim kullanılmıyor.

Sunulan hizmet ve ürünlerden vazgeçtim, daha hangi sektörde çalıştıklarını bilmiyorlar! Ülkemizin lokomotif sektörü olan ‘telekom' sektöründe faaliyet gösteren bir çok firma; kendilerini, medya veya halkla ilişkiler sektörüne yani, ‘iletişim' sektörüne bağlı sanıyor. Ya da, ‘bilişim' sektöründe faaliyet gösterdiklerini zannediyorlar. Hatta bazıları şirket isimlerinde, mevcut olduklarını iddia ettikleri sektörün adını bile yanlış yazıyorlar. “Telekomünikasyon” yerine, ‘Telekominikasyon' yazıyor ve inanılması çok zor ama, maalesef doğru dahi telaffuz edemiyorlar. Yukarıda belirttiğim üç sektör için de, ayrı Yasa ve Yönetmelikler mevcut. Her biri için, ayrı sivil toplum kuruluşları ve denetim kurumları var. Her yıl, her biri için ayrı Şura'lar düzenleniyor. Nasıl bu kadar saf ya da bilinçsiz olabiliriz?

Bir de üzerine üstlük, bunları yazdığımız zaman bize sitem ediyorlar. Telekomünikasyon alt sektörlerinden biri olan ‘İnternet' sektöründe çalışan bazı firmalar da, İnternet'in Dünya'da tek olduğunu, ağlar ağı'nı ifade ettiğini ve özel isim olduğunun farkında değiller. Çok kişi, ‘İnternet'i cins isim gibi küçük harfle yazıyor ve üstten tırnak ile ayırmıyor.

Nedir basının görevi? Bu doğruları biz yazmayacağız da, okullarda mı öğretilecek? Ne zaman? İngilizce ‘Global' sözcüğünün; Türkçe'mizde ‘Küresel-Evrensel', ‘Digital-Dijital' söcüğünün; ‘Sayısal', ‘Lansman' sözcüğünün; ‘Duyuru-Tanıtım', ‘Konsept' sözcüğünün; ‘Kavram-Olgu' ve daha yüzlercesinin dilimizde en az iki karşılığı olduğunu, hakla ilişkiler firmalarına biz mi öğreteceğiz? Kim diyor Türkçe yetersiz diye? Sizler, layıkıyla kullanın yeter!

Sonra, “Bizi anlamıyorlar, ya da ülkede okuma oranı çok düşük” gibi eleştirilerde bulunmayın! Anlatmak istediklerinizi; güzel Türkçe'mizi kullanarak, açık ve seçik olarak ifade edin, yeter!

Saygılarımla.