HAZİRAN 2006 Sayı: 129

Kimdir bu Okan Bayülgen?

Var mı gerçekten tanıyanınız? İkizler burcu mu bu adam? Yoksa ikizler de, kendisi mi bilmiyor? Yoksa uzaylı mı? Bir insan bu kadar dengesiz ve bu kadar bütün olabilir mi? On yılı aşkın bir süre, farklı isimlerle ama neredeyse aynı formatta TV programı yapabilir mi? Yapar da, bu kadar başarılı olabilir mi? Olur da, toplumun bir kısmını değil, tümüne hitap edebilir mi? İnanılmaz bir adam... Yok bir benzeri. Helal olsun. Teşekkür ederiz kendisine.

Oniki yıldır Türk telekom sektörünün ilk dergisi Telepati'yi yayınlamaya çalışırken, günlük yazılı basından ve televizyondan çok fedakarlık ettim. Yeri geldi, aylarca gazete bile okuyamadım, Digiturk lig TV aboneliğim olmasına ve standart bir Türk erkeği olmama rağmen, aylarca futbol maçlarını seyredemedim. Ama, Okan Bayülgen'i kaçırdığım az oldu. Adam, inanılmaz. Fotoğraf çekiyor, film çeviriyor, TV programı yapıyor, bunlar yetmiyor; magazin basınında ünlü olmuş bir sürü insanla çeşitli şekillerde adı bile çıkıyor. Abarttı! Geçen hafta bir erkekle bile magazine konu oldu.

Bu kadar olanak kime verilse, o da en az bu kadar yapar zaten diyorsunuz belki. İyi de, bu program canlı. Yani ağzınızdan çıkıyor, kulağınız değil, herkes duyuyor. Telefonla arayanlar bile çoğu zaman tutuluyor. Nasıl bir performans bu? Eee adam alıştı, yıllardır yapıyor bu işi. Doğrudur da, alışırken de iyiydi bu adam. Yok muydu hataları? Hiç mi olmadı? Onlar da 'kadı kızı misali', ya da folklor deyişiyle, 'Sürçü lisan eylediysek affola!' durumlarında.

Hiç düşündünüz mü, Hakkı babayı nereden buldu da programa monte etti. Ya da niye? Peki bugün Dünya'da başka ne önemli? Hayatımızın kargaşasında, ekmekten sonra ne en önemli?

Teknoloji! Bu durumda biz ne bekliyoruz Okan Bayülgen'den? Lütfen biraz da teknoloji. Hayatımızın olmazsa olmaz haline gelen mobil haberleşme, bilgi toplumu olmanın dayanılmaz hafifliği veya nereye doğru ittirildiğimiz. Madem ki Türkçe'miz ikinci vatanımız, bunu yaparken de ille de Türkçe. Bana laf ya da taş atarsan seni mahkemeye veririm, SMS atarsan belki de kulun kölen olurum veya tost ısmarlarım. SMS, servisin adı olup, nasıl atılır hala anlayamadım. Ama, çok iyi İngilizce bilenler bile atıyorlar. Hayret!

Daha neler var neler bu teknoloji dünyasında, sayfalara sığmaz. Yüznumaranın hikayesine geçen ay değinmiştim, bir 80 yıl daha beklemek zorunda mıyız doğruları öğrenmek için? Bunlar okullarda öğretilmiyor ki! Teknoloji ise o kadar hızlı gelişiyor ki! Ne yapıp etmeli, Türkçe'mizi de koruyarak doğruları genç neslimize anlatmalı. İşte bu program biçilmiş kaftan durumunda bu iş için. Haydi Okan! Şimdi sıra sende. Benim gücüm buraya kadar. Sana kolay gelsin. Bilginin paylaşıldıkça büyüdüğünden yola çıkan köşe yazarlarımız ve tüm mürettebat olarak bizler hazırız. TDK Başkanımız başta olmak üzere, Türkçe savaşımcılarının da bizlerle birlikte olduğunun unutulmaması ümidiyle.  

Saygılarımla.