ARALIK 2007 Sayı: 146

Dış tehditler mi önemli yoksa içeridekiler mi?

‘Dil birliği, din birliği ve toprak birliği'… Hatırladınız mı bu cümleyi? Neyi tarif ediyordu bu sözcükler? Bir milleti millet yapan ana unsurlar bunlar değil miydi bunlar? Daha ilköğretim yıllarında öğrenmemiş miydik? Peki, yine o yıllarda öğrendiğimiz başkaca önemli neler vardı? Mesela Ata'mızın söylediği, “Hattı müdafa yoktur, sathı müdafa vardır! Ve o satıh, bütün vatandır” deyişini de, o yıllarda öğrenmiş ve manasını anlamaya çalışmıştık. Konuyu direkt ilgilendiren bir cümlesi daha vardı Atamızın: “… dahili ve harici bedhahların olacaktır…”.

Millet olmanın, vatanı savunmanın, ülke içi ve dışı kaynaklı olan düşmanlarla uğraşmanın sürekli olduğunun bilincinde olarak, zaman zaman çok stratejik ve önemli günler yaşadı Türkiye Cumhuriyeti 84 yıllık hayatında: İlk devrimler, 2. Dünya savaşı, tek partili dönemden çoklu siyasete geçiş, askeri müdahaleler, sağ-sol çatışmaları, terör örgütleri vb.
Bugünler de, o günler gibi çok önemli günler. Dış devletlerin terörist gruplarla olsun, gizli servisleri vasıtasıyla olsun, din misyonerleriyle olsun yürütmekte olduğu dolaylı müdahaleleri hepimiz tarafından zaman zaman fark edilse, ya da alenen bilinse bile en önemli ve tehlikelisi içeride yürütülmekte olan tehditler...
Bu aralar T.B.M.M'deki milletin vekilleri, millet olabilmenin ana unsurlarını hiçe sayarak ikinci vatanımıza, yani dilimize, dil birliğimize saldırıyorlar. Resmi dilimizin ‘Türkçe' olmasına ve bunun ‘olmazsa olmaz' Anayasal unsurlardan biri olduğunun bilinmesine rağmen, değiştirilebilmesi için büyük bir uğraş içerisindeler. Okullarımızda olsun, medyamızda olsun başkaca dillerde eğitim ve yayın için bir arayış içerisindeler.
Bir kısmı da; dini değerlerimizde yapılabilecek değişikleri araştırıyor, tıpkı yabancı devlet din misyonerlerinin farklı dinlerin vatandaşlarımıza aşılanmasıyla ilgili verdikleri bir uğraşın bir benzeri olarak.
Yine o milletin vekilleri; T.C. Devleti için yeni haritalar hazırlıyor, ya da BASK bölgesi benzetmesi uygulamaları gündeme getiriyorlar. Kısacası, milleti millet yapan tüm unsurlara topyekün bir saldırı ile karşı karşıyayız. Hem dışarıdan, hem içerden: Televizyon yayınlarında her şeye burnunu sokan RTÜK (Re-Tük okunur/Türkçe'de Rü harfi yok ve o harf, radyonun Re'si) sözcüklerin Türkçe okunuşları ile ilgili bir uyarıda bile bulunmazken, PKK (Pe-Ke-Ke okunur) dış mihrakların silahlı kanadı olarak ve milletin vekilleri iç müdahalelerin soğuk savaş bölümü olarak. Bakın RTÜK; medyadaki silahlı bölümle ilgili haberlere, dilimize yapılan saldırı ile ilgili değil ama, milli güvenlik nedeniyle sansür uygulatmaya başladı. Ancak maalesef, aynı uygulama silahsız iç saldırılar için yok. Diğer iki unsur olan dil ve din birliğimize yapılan saldırılar açıkça medyada yayında. Hatta, dil birliğimize saldıran bir büyük holding şirketi, inat ve ısrarla yapmakta olduğu saldırısıyla, 7. Teknoloji Ödüllerine aday olabiliyor. Dil birliğimize yapmakta olduğu bu saldırılar karşısında; T.D.K-Türk Dil Kurumu tarafından olsun, İnternet sitelerinden yayın yapmakta olan köşe yazarları tarafından olsun ve basılı dergilerin köşe yazarları tarafından olsun defalarca uyarılan bu şirket, ne RTÜK tarafından, ne de reklamcılar birliği tarafından yola getirilemiyor. Yasalarımıza, hatta Anayasa'mıza karşı gelen bu şirket; Türklüğü ve Türkçe'mizi küçültüyor, geleceğimiz diye baktığımız gençlerimizi yanlış bilgilendiriyor ve yönlendiriyor.
İngilizce'de ‘Turkey', ülkemizi tanımlıyor. Baş harfi küçük yazıldığında, yani ‘turkey' olan İngilizce sözcük ise, hindi anlamında kullanılıyor ve hatta İngilizler başta olmak üzere birçok yabancının bizimle dalga geçtiği bir konu olarak sıkça gündeme geliyor. Yabancı dilde uyduruk bir sürü sözcük ile ifade ettiği ve ülkemiz vatandaşının anlamadığı ürünlerini (kendi reklamlarında bile anlaşılmadığı ile ilgili şaka konusu ediliyor); reklamlarında çocukları da kullanarak, ‘teknolojinin türkçesi' slogan ve logosuyla yanlışı insanlarımızın ve özellikle gençlerimizin beynine kazıyor ve bu becerisinden ötürü de, Türkiye 7. Teknoloji ödüllerine aday gösteriliyor. Millet olmanın, birlik ve beraberliğin özellikle önemli ve şart olduğu bugünlerde; bilerek veya farkında olmadan yapılan bu uygulamayı şiddetle kınıyor, derhal son verilmesi ve gereğinin yapılmasını bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak talep ediyorum.
Saygılarımla.