TEMMUZ 1998 Sayı: 34

MEGALOMAN PİYANO ÖĞRENCİSİ FAZIL SAY, SUS ! KONUŞTUKÇA KÜÇÜLÜYORSUN...

Altı yaşından beri, günde sadece altı saat çalışan Sayın Say diyor ki: "Uçak Kazasında ölen 150 insanın hayatı, bana Aya İrini'deki konserimde yapılan saygısızlıktan çok daha önemsizdir." (Vizyon dergisi, Haziran 98 sayısı) İnsan hayatı mı ?, Bilim mi ?, Sanat mı ? Tartışılabilir mi ? Elbetteki insan hayatı. O düşen uçakta her gün en az 18 saatini bilime ayıran çok değerli bir bilim adamı, o uçakta daha yeni doğmuş iki aylık bir bebek, o uçakta bütün gününü sadece kendisine ayıran sade bir vatandaş vardı. Biliyormuydunuz ? Bu insanların yaşamları tarafınıza yapılan bir saygısızlıktan daha önemsiz olabilir mi ? ki, size yapılanın adına "saygısızlık" değil, "unutkanlık" veya "teknolojik bilgisizlik" diyorum. O kişi, titreşimli veya sessiz uyarısı olan bir telefon da kullanabilirdi. Ama sizin, tüm seyircilere ve Türkiye'mizin adını sadece New York Filarmoni'de değil, dünyanın en büyük sanat merkezlerinde duyuran yabancı ödüllü sanatçılarımıza yaptığınız "saygısızlık". Öyle bile olsa; saygısızlığı, insan hayatından üstün tutan bir sanatçı varolabilir mi ? Sanatçı önce insandır, sonra hoşgörülüdür. Dünyanın takdir ettiği bütün sanatçılarımıza yaptığınız saldırı, sizin henüz sanatçı olamadığınızı açıkça gösteriyor. Siz, günde altı saatinizi piyanonuzla paylaşan bir piyano öğrencisisiniz.
Öğrenciler vardır; anlatırken sözlerini keserseniz, ezberledikleri veya yeterince hazırlamadıkları için konsantrasyonu bozulur, baştan başlar! Öğrenciler vardır, ne sorarsanız onu cevaplar!
Bildiklerini yorumlamak ve aktarabilmek için ezberlemek değil, gerçekten öğrenmek gerekir. Altı saat çalışarak sadece ezberliyorsanız siz bir devlet sanatçısı olamaz, en azından, beni yabancı ülkelerde temsil edemezsiniz!
Böyle bir olayı yabancı bir ülkede yapabilirmiydiniz ? Benzeri bir "Saygısızlığı" yapan dünya ve olimpiyat şampiyonlarımızın aldıkları cezaları biliyormusunuz ? Sizin cezanızı kim verecek ?
Bu olayın konumuzla ne alakası mı var ? Bu nahoş olaya sektörümüzün bir ürünü sebep oldu. Veya, şöyle demek daha uygun sanırım; Türk halkı; komünikasyon ürün, hizmet ve terimleri konusunda yeterli bilgi sahibi olamadı. Hatta, bilerek veya bilmeyerek günlük basın ve devlet büyüklerimiz tarafından yanlış yönlendirildiler. Geçen sayımızın editör sayfasını okuyanlar, bizi daha iyi anlayacaklar.

Saygılarımla,
Merih IŞIN