NİSAN 2003 Sayı: 91

Kalıcı olan, yazı dilidir

Kızım bugünlerde lisedeki en hareketli günlerini yaşıyor. Bu arada da üniversiteye hazırlanmaya çalışıyor. Dedim ya lisede diye, tabi ki edebiyat gibi bir dersleri de var geçmek zorunda oldukları. Geçenlerde ilgili dersin sayın öğretmeni sınavda bir kompozisyon yazılması istemiş. Bizimki, gençliğine ve teknoloji ile içiçe yaşayan telepati dergisinden edindiği bilgi birikimine güvenerek, “Teknolojik” bir konu seçmiş. Ama sonuç hüsran!

Kız “Komünikasyon” diyor, öğretmenim “İletişim” diye bastırıyor. “Komünikasyon ve Bilgi Teknolojileri” diyor, sevgili öğretmenim buna “Bilişim deniyor” diye karşı çıkıyor. Internet’in dünyada tek olması nedeniyle özel isim olmasının getirdiği özelliğe göre; cümle içinde büyük harf “I” ile başlayan ve ekini kelimenin sonundan tek tırnak ile ayırması ayrı bir olay oluyor. Hele ülkemizde de yaygın olarak kullanılan mobil telefonlar için kullandığı; “Hücresel”, “GSM”, “NMT” gibi tanımlayıcı ön ekleri ağır ve anlaşılmaz bulununca ipler kopuyor. Sınav sonucuna itirazımızda; “The Net”, yani Internet’in resmi olarak Türkçeleşmediği ve özel isim olduğu, Türk Dil Kurumu (TDK) ve Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyelerinden Sayın Bülent Sankur’un hazırladığı BilişimTerimleri sözlüğü kullanılarak ispat edildi.
Teknolojiyi bizim üretmediğimiz, hiç değilse teknolojik terimleri doğru kullanmamız gerekliliğinin anlatılması ise biraz daha zor oldu. “Cep telefonu-Pocket Phone” gibi bir deyişin teknolojiyi üreten ülkelerin sözlüklerinde mevcut olmadığı ve “cep telefonu” deyişini ise, ceplerimize sığabilecek boyutta herhangi bir telefon olarak algıladıklarını, öğretmenler odasındaki yabancı dil eğitmeni olan, bir başka İngiliz öğretmenin şahitliği ile kanıtlayabildik. “İletişim”in günlük medya anlamında kullanıldığını da geçen ay Ankara’da gerçekleşen “İletişim Şurası”nda konu ve katılımcıların; TV yayıncılığı, günlük basılı yayıncılık, RTÜK gibi medya ve kontrol ile ilgili kurum, kuruluş ve uzmanlarından oluştuğunu ve komünikasyonla herhangi bir ilgisinin bulunmadığını hep birlikte görmüştük. İletişim Şurası’nda komünikasyon ve enformasyon teknolojileri (EKT-ICT) ile ilgili hiçbir firma resmi kurum, kuruluş, dernek ve vakfın bulunmayışını hayretle izlemiştik.
Son beş yıl içerisinde birbirlerine iyice yaklaşan bilişim ve telekom teknolojilerine, seviyelerine ulaşmaya uğraştığımız gelişmiş ülkelerde, ICT-EKT (Enformasyon ve Komünikasyon Teknolojileri) deniliyor. Geçtiğimiz yıl yine Ankara’da gerçekleştirilen “Bilişim Şurası”nda da telekom sektörünün temsil edilmediği, sadece bilgisayar camiasının katılımıyla tamamlanan organizasyonda, “Bilişim” sektörünün kendisi bile, telekom’u bilişimin içinde kabul etmiyor; onlarda kendi Şura’larını gerçekleştirsinler diyorlardı adeta. Yani şimdi sıra “Telekom Şurası”nda.

Bunları bir şekilde hallettik ama, “dijital”e birşey yapamadık. Doğrusunu bilmesine rağmen, medyanın büyük etkisiyle kompozisyonunda “dijital” kelimesine yer vermişti. Belli ki aklı sahip olmayı düşündüğü fotoğraf makinasında kalmıştı. “Küresel” (Bu kelime için de bazıları, Türk okuyucular anlamasın diye “Global”i tercih ediyor) EKT firmalarından bir tanesinin, pazarlamakta olduğu lazer yazıcılar için yapmakta olduğu promosyon kampanyası reklamında, bedelsiz vermeyi taahhüt ettiği fotoğraf makinası için “dijital” terimini kullanmış olması, kızın bilinçaltına yerleşmiş, bir kaç yıl önce TDK tarafından Türk Dil Klavuzu ve Türkçeden çıkartılan bu havalı kelime küçük de olsa bir kaç puanın kırılmasına sebep oldu.
“Dijital” yerine ne mi kullanıyoruz? Bütün Türk halkının hemen benimsediği ve kullandığı “Sayısal” kelimesini tabi ki.

Kim yapacaksa, ya da yetkiliyse, bitirsin şu kavram kargaşasını artık. Benden bu kadar.
Bu yaşananlar, Türkçemizin zemin katının konusu. Ya temeli ne olacak? Yazılı ve elektronik alfabemize sahip çıkın. Yani, abc ve klavyeye. Yani “F” klavyeye. Yayın hayatımıza başladığımızdan beri titizlikle üzerinde durmaya çalıştığımız (Sayı 30, Nisan’98 den bu yana, 11 defa yazmışım) bu önemli konular, milyonlara ulaşan bir gazetemizin sevilen ve sayılan bir yazarı sayesinde belki de kültürümüz adına olumlu bir sonuca ulaşabilecek. Yurtsan Atakan’a konuyla ilgili Net sitesinden (http://www.medyatava.net/turkce) destek verin, Türkçemizin temeline iki harç da siz atın lütfen.

Saygılarımla