ARALIK 2003 Sayı: 99

Türkçe bilmeyenler yasa hazırlarsa...

TÜRKÇE'mize yeteri kadar hakim olamadığımız için; çok çeşitli zamanlarda ve ortamlarda, en beklenmedik kişiler ve kurumların inanılmaz hatalar yaptıklarına şahit oluyoruz. En kötüsü de, ne kendileri ne de yakın çevreleri yapılan hataların farkına bile varamıyorlar. Ne demiş büyüklerimiz? "Bilmemek değil, öğrenmemek ayıp". Başka ne demişler? "Kötülüklerin anası cehalettir".
Gazete dergi çıkartıyorlar, televizyon programı yapıyorlar. Hem de bu işi, basın ahlak ve ilkeleri doğrultusunda yaptıklarını belirtiyorlar. Hiç uzun ömürlü olanını gördünüz mü? Alıyorlar yabancı medyadan bilgileri, bire bir çevirisini yapıyorlar hatta bazen yapamıyorlar, çıkartıyorlar bir dergi. Çok takdir ettiğimiz Alman Connect dergisini bile getirdiler, ama üçüncü sayısını göremedik. Yurtdışında yayınlanmakta olan çeşitli komünikasyon dergilerinin türevleri bile ülkemizde iş aradılar. Doğru Türkçe kullanamayan, teknoloji altyapısı olmayan kişilerce yayınlanan ve en önemlisi ülkemize özgün değer yargılarına uyamayanların yayınları başarısız oldu.
Türk insanına doğruları anlatmayı ya da yayıncılığı boş verin, gerçekten de bir düşünün; bir sözcüğün anlamını bildiğinizi sanarak bir yasa hazırlarsanız ve anlam kargaşasından ötürü, yasa uygulanamaz veya çeşitli karışıklıklara sebep olursa, neler olur?

Türkçe'mizde bir kelime var ki, herkes eş anlamlı başka Türkçe sözcüklerin de olduğunu sanıyor ve çoğu zaman da yanlış kullanıyor: ‘İletişim'. Şimdi size sorsam, derhal eş anlamlı olduğunu düşündüğünüz kelimeleri sıralayacaksınız, biliyorum. Ama, maalesef ‘iletişim' sözcüğünün eş anlamlısı olan başka bir sözcük yok!
Hem dilimizdeki sözcük sayısının yetersizliğinden ve yabancı birçok sözcüğe karşılık bulamamaktan şikayet ediyor hem de bir avuç olduğunu söylediğiniz sözcüklerin, beş tanesinin her birbirinin aynı anlamı taşıdığını iddia ediyorsunuz. "Peki, ‘telekomünikasyon', ‘komünikasyon', ‘haberleşme' ‘bildirişim' veya ‘muhabere' sözcüklerine ne oldu?" diyeceksiniz.
Onlara bir şey olmadı. Hepsi de, Türk Dil Kurumu (TDK) Türkçe Sözlük'te mevcut. Tam olmasa bile, işte bu sözcükler birbirinin yerine kullanılabilir. Ama, ‘iletişim' asla.
Çok merak edenler; TDK'nin (www.tdk.gov.tr) İnternet sitesinden Türkçe Sözlük'e bakabilir, bu devirde hala bu teknolojiye erişememiş olanlar da, Sözlük'ün basılı sürümünden bilgilenebilirler.
‘İletişim' sözcüğü çok geniş anlamlı olup, ‘komünikasyon, telekomünikasyon, bildirişim, haberleşme ve muhabere' sözcüklerinin tümünü kapsamaktadır. Komünikasyon tek taraflı olmaz. İlla ki, en az iki tarafa gereksinim vardır. Sadece haberleşmek için de kullanılmaz ve her zaman da bir cihaz ya da alet kullanmak gerekmez. Telekomünikasyon, komünikasyonun illa cihaz gerektiren halidir ve çok çeşitlidir. Haberleşmek için de en az iki taraf şart olup, bir haberleşme cihazına ihtiyaç duyulur. Muhabere, haberleşme sözcüğünün eş anlamlısı olup, askeri amaçlı kullanımıdır. Bildirişim ise, tek taraflı olabilir ve yine bir iletişim biçimidir.
İletişimde karşılıklı görüşen, konuşan taraflara gerek yoktur. Taraf ya da taraflar vardır. Tek taraflı olarak, birilerine bir şeyler iletilmesi işi de iletişimdir. Etkileşim olmadan direkt olarak yapılan TV ve radyo yayınları veya günlük gazete veya dergilerden dinleyici, seyirci veya okurlara sesleniş de iletişimdir. Başka canlı varlıklara ulaşabilmek amacıyla, uzaya yapılmakta olan yayın da iletişimdir.
Ama, kesinlikle komünikasyon, telekomünikasyon, haberleşme veya muhabere değildir.
Komünikasyon veya iletişim, devlet katında ayrı düzenleme kurumlarına, ayrı yasalara tabi olan ve hatta ayrı sivil toplum örgütleri bulunan iki ayrı sektörü ifade etmektedir. Biri haberleşmemizi sağlayan sektörü, diğeri ise medya sektörünü temsil etmektedir.

Milli Eğitim Bakanlığı'nın imzaladığı Yönerge'ye veya Resmi Gazete'de yayınlanan 2004 yılı Acil Eylem Planı'na ya da hazırlanmakta olan TÜBİTAK Yasa'sına göre; ‘BİT – Bilgi ve İletişim Teknolojileri' tanımındaki ‘iletişim', ‘komünikasyon-haberleşme' anlamında kullanıldı ise, Yasa'da Türkçe anlam yanlışlığı yapılmış demektir. Şu an için pek önemli olmasa da, olay, ileride karşılaşılabilecek anlam kargaşası veya yasadaki açık kapı konumuna gelirse ne olacaktır?
Yukarıda belirttiğim yasa ve yönetmeliklerin tarafı olan bölüm dünyada, ICT – Information and Communication Technologies yani, EKT – Enformasyon -ki, bilgi kelimesinden daha geniş kapsamlıdır- ve Komünikasyon Teknolojileri olarak literatürde yerini almıştır. Dünya ile bütünleşmeye çaba harcayan Türkiye, neden farklı bir yol izlemeye çalışmaktadır? Yoksa farkında mı değildir?
Saygılarımla.