Av. Tolga İşmen, LL.M. (KCL)
tolga@telepati.com.tr



Kanun-e


Pandora’nın Kutusu

99 gün sonra Türk Telekom’un kanuni tekel süresi sona eriyor. Serbestleşmenin kanuni son virajına giriliyor. Sadece 99 gün sonra Türkiye’de her türlü telekomünikasyon hizmetini sunmak serbest hale geliyor. Bu köşeden defalarca; o tarihlerde aylar hatta yıllarla ifade edilen hazırlık sürecinin son derece az olduğunu, sektörün, Telekomünikasyon Kurumu’nun ve özellikle de Türk Telekom’un bu süreçte çok hızlı hareket etmesi gerektiğini yazdık. Bugün bunlardan bahsetmenin artık yersiz olduğunu düşünüyorum. Kalan zaman hiçbir kurumun hazırlanmasına izin vermeyecek kadar kısadır. Artık 1 Ocak 2004’te hazırlıksız yakalanacağımızı hazmedip, bu şartlar altında neler yapılması gerektiğine karar vermemiz gerekmektedir.
Bence öncelikle Pandora’nın Kutusu’nun açılması gerekiyor. Özel sektör şirketlerine tek bir soru sorulması ve şirketlerin de bu soruya son derece samimi cevap vermeleri gerekiyor: “Hukuken hiçbir engeliniz olmasa, tüketicilere hangi hizmeti sunardınız, bu hizmeti sunmak için diğer telekomünikasyon operatörlerinden hangi hizmetleri tedarik etmeniz gerekirdi?”. Bu soruya verilecek cevaba göre, Telekomünikasyon Kurumu da Türk Telekom da yapılabilecek hazırlıkları yaparlar ve inanıyorum ki çok kısa zaman içersinde tamamıyla işler bir telekomünikasyon sektörüne sahip olmamız mümkün olur. Ancak şunu da söyleyeyim, her ne kadar telekomünikasyon sektöründe olup biten herşeyi anladığımı kesinlikle iddia etmesem de sokaktaki adamdan da biraz fazla ilgim ve bilgim var sektör hakkında. Ben bu sorunun cevabının net bir şekilde verildiğini pek duymadım. Bu cevabı duymamış olmam bence şirketlerin bu kutunun açılmasını pek de istemiyor olmaları. Niye?
Bu soruya verilecek cevaplar, doğal olarak bir iş modeline dayanacaklardır. Bu iş modeli hazırlanırken hizmet ve altyapı fiyatlarının bugünkü seviyede kalmayacağı göz önünde tutulmalıdır. Piyasada rekabet olması gerektiğinden bahsedenler kısa vadeli, günlük konjonktürlere göre yapılandırılmış ve fırsatçılıktan başka bir özelliği olmayan iş modelleri ile hareket ettikleri takdirde, tam serbestlik sektörde pek çok küçük şirketin yanlış hesaplarla çok kısa bir zamanda harcanmasına yol açacaktır.
Bir örnek vermek gerekirse ve tamamen hayali olarak değerlendirirsek, eğer özel sektör şirketlerinin neredeyse tamamı Türk Telekom’dan hat kiralayarak kurumsal müşterilerinin iletişimini Türk Telekom’dan daha ucuza sunacakları bir model peşinde koşuyorlarsa, diğer operatörlerin uygulayacakları ücretler ile Türk Telekom’un yerel konuşmalara uyguladığı ücret son derece yakın bir seviyeye gelene kadar kiralık hatlara arzın artması, artan arz sonucunda da bu hatların kiralık ücretlerinin ciddi biçimde yükselmesi kaçınılmazdır. Bu fiyat teorisinin son derece açık bir sonucudur. Dolayısıyla, şirketler kiralık hat kirasının önümüzdeki 10 yıl boyunca sabit kalacağı varsayımından hareketle iş modeli oluşturacaklarsa, ne yazık ki telekom avukatından çok iflas avukatına ihtiyaç duyacaklardır.
Pandora’nın Kutusu açıldığında, özel sektör şirketlerinin ya Türk Telekom’un henüz sunmadığı bir hizmeti sunmayı planlıyor olmaları ya da Türk Telekom’un fahiş kar kazandığı veya verimsizlik nedeniyle çok yüksek maliyetle sunduğu hizmetleri daha ucuza sunmayı planlıyor olmaları gerekmektedir. Bu ise yatırım, planlama, uzun vadeli geri dönüşü göze alma ve Türk telekomünikasyon sektörüne bağlılık gerektirir. Günlük hesaplar yapıp fırsatçılık peşinde olanların ilk yüzde 10’u kısa bir süre güzel para kazanacak diğerleri ise batacaklardır.
Bir başka deyişle hep Telekomünikasyon Kurumu’nu, Türk Telekom’u, hükümeti suçlayan bizler, biraz kendimize dönüp 2004 için hazırlığımızı yapıp yapmadığımızı sormalıyız. Hele bir Pandora’nın Kutusu açılsın, herkesin niyeti ortaya çıksın, gerekli düzenlemeleri yapmak çocuk oyuncağıdır.

24 Eylül 2003


Köşe Yazarları