Yıldırım, “Askeri haberleşmeyi garanti altına aldık”

Fatma Ağaç

YILDIRIM, halka arzın Türk Telekom'un özelleşmesinde B Planı olmadığının üzerinde durarak, hisse devrinden sonra bir yıl içerisinde kalan kamu hissesinin bir kısmının halka arz edileceğini, yüzde 5'inin de yasaya göre çalışanlara verileceğini söyledi.

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Türk Telekom'un özelleştirilmesinde Altın Hisse ile ülke menfaatlerinin ve stratejik önceliklerin garanti altına alındığını bildirdi. Bakan Yıldırım, ülke menfaatlerine zarar gelecek her hani bir konuda Altın Hisse ile müdahale hakkının devam ettiğini vurguladı. Yıldırım, Türk Telekom'un özelleşmesi ile “Ülke menfaatimize ve stratejimize zarar gelecek” endişelerinin yersiz olduğunu ileri sürerek, askeri haberleşmeyi ayırdıklarını ve garanti altına aldıklarının altını çizdi. Yıldırım, böylece askeri güvenlik yönünden de bir sorun bulunmadığını kaydetti. Türk Telekom'un stratejik önemi vardı yoktu tartışmalarının yersiz olduğunu öne süren Yıldırım, “Bence bu çok anlamsız. Türk Telekom'un stratejik hiçbir yanı yok. Kalmamıştır” diye konuştu. Yıldırım, GSM şirketlerinin abone sayısının 37 milyona ulaştığı bu dönemde Türk Telekom'un 21 milyon aboneden 19 milyon aboneye kan kaybettiğini belirtti. Yıldırım, “Artık evinizin, yatak odanızın dahi görüntülendiği bu İnternet döneminde stratejik özellik denilen bir şeyden söz etmek mümkün değil” dedi.

Halka arzın, Türk Telekom'un hisse satışının gerçekleşmemesi halinde B Planı gibi görüldüğünü belirten Yıldırım konunun yanlış anlaşıldığını söyledi. Yıldırım, Türk Telekom'un özelleşmesinde halka arzın, B Planı olmadığının üzerinde durarak, hisse devrinden sonra bir yıl içerisinde kalan kamu hissesinin bir kısmının halka arz edileceğini, yüzde 5'inin de yasaya göre çalışanlara verileceğini dile getirdi. Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“ Baştan beri biz diyoruz ki, bu ihalede hisse devrinden sonra bir yıl içerisinde kalan kamu hissesinin bir kısmını halka arz edeceğiz. Belki bir seferde değil de birkaç seferde halka arz edeceğiz. Yüzde 5'ini de kanuna göre çalışanlara vereceğiz. Benim ifade etmek istediğim plan budur. Bu plan hala geçerlidir.”

Yıldırım, Telekomünikasyon Kurumu'nun İmtiyaz Sözleşmesi'ni Danıştay'a gönderdiğini belirterek, Danıştay'ın inceleme safhasının sonrasında görüşünü bildireceğini kaydetti. Danıştay'ın konuya ilişkin onay vermeyeceğini sadece görüş bildireceğini anlatan Yıldırım, “O görüş gelir gelmez de İmtiyaz Sözleşmesi geçerlilik kazanacak. Normal süresi 60 gün. Eylül ayının başında gönderildi. Danıştay ne zaman görüş bildirirse. Ama en geç Ekim sonu, Kasım başı netlik kazanır” şeklinde konuştu. Yıldırım, çeşitli konulara ilişkin “Telepati”nin sorularını şöyle cevaplandırdı.

Türk Telekom'un özelleştirilme sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz? Danıştay görüşünü ne zaman bildirir ve 21 yıllık İmtiyaz Sözleşmesi ne zaman geçerlik kazanır?

Aslında Türkiye'de Atatürk Hava Alanı'nın tekrar kiralanmasıyla başlayan bir süreçtir bu. Yabancı ve yerli yatırımcıların Türkiye ekonomisine güveninin artığının ilk göstergesi Atatürk Hava Alanı kiralamasıdır. Sektörün içerisinde olanlar çok iyi biliyor, bununla başlayan süreci Türk Telekom ihalesi hisse satışı takip etti. Ama sektörün içerisinde olmayan vatandaşta bunun gayet başarılı başarılı bir işlem olduğunu kabul ediyor. Neden? Çünkü 1995'ten günümüze kadar Türk Telekom'la ilgili çok şey söylenmiş ama maalesef hiçbir adım atılamamış. İhaleye çıkılmış teklif alınamamış. O dönemlerde Türk Telekom oldukça avantajlı durumda. Tekel hakkı var, uydu hizmetleri ayrılmamış, kablo TV hizmetleri ayrılmamış. GSM şirketi ayrılmamış. Böyle avantajlı bir dönemde teklif gelmiyor, değeri ortaya çıkmıyor. Tamamı 2 milyar Dolar bile etmez denilen bir dönemde gayet başarılı bir çalışma olmuştur. Başarının sebebi de yapılan iyi bir hazırlık çalışması. Hukuki düzenlemedir. Bütün hukuki düzenlemelere özenle dikkat edilmiştir. Bunlar neyi kapsıyor; bir kere çalışanların haklarının zayi olmamasını. İkincisi çoğunluk hissesinin satışına imkan veren bir düzenlemenin getirilmesi. Böylece rekabet ortamı oluşturuldu. Yönetim hakkının verilmesiyle birlikte tabi fiyatta da bir artış oldu. Doğal olarak bir prim oldu. O da bir artı değer olarak yansıdı. Tabi biz yönetim hakkını verirken de kontrol tedbirlerimizi kalan yüzde 45 kamu hissesi için almaya devam ediyoruz. Altın hisse var, Telekomünikasyon Kurumu'nun düzenlemeleri, denetlemeleri var. Onları muhafaza ediyoruz. Böylece bir de şirket Türkiye'de kurulu olduğu için ve tabi bizim mevzuatımıza uygun olarak çalışacağı için bu tip denetim mekanizmalarını da olaya dahil ediyoruz.

Ayrıca tabi stratejik önemi vardı yoktu muhabbeti var. Bence bu çok anlamsız. Türk Telekom'un stratejik hiçbir yanı yok. Kalmamıştır. Çünkü GSM şirketlerinin abone sayısı 37 milyona ulaşmıştır. Türk Telekom halbuki 21 milyon aboneden 19 milyon aboneye kan kaybediyor. Artık evinizin, yatak odanızın dahi görüntülendiği bu İnternet döneminde stratejik özellik denilen bir şeyden söz etmek mümkün değil. Kaldı ki, Altın Hisse ile ülke menfaatlerimiz ve stratejimize zarar gelecek her hani bir konuda müdahale hakkımız devam ediyor. Bir başka yanı da Askeri haberleşmeyi ayırdık ve askeri haberleşmeyi garanti altına aldık. Bu yönüyle de bir sorun görmüyorum.

İmtiyaz Sözleşmesi'ni Telekomünikasyon Kurumu Danıştay'a gönderdi. Danıştay'ın inceleme safhasının sonrasında; Danıştay onay vermiyor, görüş bildiriyor. Danıştay görüşünü bildirecek. O görüş gelir gelmez de İmtiyaz sözleşmesi geçerlilik kazanacak. Normal süresi 60 gün. Eylül ayının başında gönderildi. Danıştay ne zaman görüş gönderirse. Ama en son zaman olarak Ekim sonu, Kasım başı görünüyor.

Türk Telekom'un özelleştirilmesinde olur da bir aksilik yaşanırsa, B planınız var mı? Sizin zaman zaman sözünü ettiğiniz halka arz B Planı olarak mı görülüyor?

Bu soru bana soruldu ve maalesef benim söylediklerimden farklı şeyler yer aldı. Şu anda; varsayımlar doğrultusunda ileriye yönelik şeyler söylememiz doğru olmaz. Ama şunu söylemek lazım. Niye iptal edileceği üzerine senaryo kuruyoruz. Olumlu görüş bildirileceği üzerine de senaryo kurmamız lazım. Onun için bırakalım yargı kendi işini yapsın. Biz de kendi işimizi yapalım. Kimsenin işine müdahale edecek anlamına gelecek değerlendirme yapmayalım. Ama şunu söylemek istiyorum. İster yargı mensupları, ister bizler isterse de sokaktaki vatandaşın yaşayacağı ve bu ülkenin geleceği, bu ülkenin ekonomisinde yaşanacak bir kriz ve olumsuzluktan hepimiz etkileneceğiz. Yani beni ilgilendirmez deme lüksü kimsenin yok. Ne yargı mensubunun ne benim, ne de sokaktaki vatandaşın. Herkes bu ülkenin bir krizde ne derece olumsuz etkilendiğini yaşayarak gördü. Onun için herkes işini yaparken; yargı mensupları da bizler de bu hususlara ve ülkemizin geleceğine dikkat etmemiz lazım. Ve bunlara dikkat edileceğine ben inanıyorum.

Halka arz şöyle var. Belki o yanlış anlaşıldı. Baştan beri biz diyoruz ki bu ihalede hisse devrinden sonra bir yıl içerisinde kalan kamu hissesinin bir kısmını halka arz edeceğiz. Belki bir seferde değil de birkaç seferde halka arz edeceğiz. Yüzde 5'ini de kanuna göre çalışanlara vereceğiz. Benim ifade etmek istediğim plan budur. Bu plan hala geçerlidir.

Siz görev aldıktan sonra PTT'de olumlu yönde önemli değişiklikler oldu ve PTT Başbakanlık tarafından en başarılı kamu kurumu seçildi. Bu başarıda sizin payınızdan da söz edebilir miyiz?

Şöyle söylemek yerinde olur; PTT hizmetleri, telekomünikasyon hizmetlerinden ayrıldıktan sonra PTT bilişim teknolojisindeki gelişmelere paralel olarak GSM telefon haberleşmesi, KMS-Kısa Mesaj Sistemleri, İnternet haberleşmesi artınca, mektup haberleşmesi azaldı. Üstüne üstlük bir de yasal olmayan ama fiilen var olan koli-kargo, kurye şirketleri ortaya çıktı. PTT bu durumdan da çok olumsuz etkilendi. Dolayısıyla ne oldu? PTT kan kaybetmeye başladı. Artık hizmetini gerçekleştirecek mali kaynakları da kaybetmeye başladı. Zarar etmeye başladı. Tabi bunun üzerine bir şeyler yapmak gerekiyordu. Bunu düşündük. Daha önce dillendirilen ancak adım atılamayan PTTBank Projesi'ni hayata geçirdik. Böylece iki şeyi gerçekleştirmiş olduk; bir tanesi kırsal kesimde banka şubelerinin verimli olmadığı yerde PTT fevkalade bu boşluğu doldurdu ve vatandaşın işleri görülmeye başladı. Hayatı kolaylaştırdı. Sadece vatandaşa hizmet vermekle kalmadı PTT kendi mali durumunu da düzeltti. 6 kalem hizmet verirken 52 kalem hizmet vermeye başladı. Hizmet çeşitliliğine gitti. Ayrıca tasarrufa yönelik de önemli adımlar attı. Sosyal tesislerin açılmaması, bazılarının satılması gibi. Alımlarda tasarruf ettiler. Hizmetlerin temininde bazı iyileştirmeler yaptılar. Bunların hepsi bir araya gelince; ortada kamuya kaynak kazandırma yönünde önemli bir sonuç çıktı ve bunun karşılığında ödül almış oldu. Ben bu noktada PTT'de görev alan tüm yöneticilere ve çalışanlara müteşekkirim. Biz söyledik ama onlar gayret etti, uyguladı ve bu başarıyı da hak ettiler.

PTT hizmetlerinde bundan sonra daha ne gibi gelişmeler olacak? Ve postada özelleşmeden söz edebilir miyiz?

Gayet tabi. Posta hizmetleriyle ilgili Avrupa Birliği (AB) sistemine uygun 31 maddelik bir yasa çalışması var. Görüşlere açıldı. Görüşler toplandı. Başbakanlığa sunulmak üzere. Kademeli olarak posta tekeli kaldırılıyor. Yasal olarak çalışmayan ama fiili durumda olan koli-kargo ve kurye şirketleri de yasal çerçevede çalışacaklar. Herhalde önümüzdeki yıla hazır olacak şekilde bu yasama döneminde çalışmalar tamamlanmış olacak. Ve böylece sektördeki kargaşa da ortadan kalkmış olacak. PTT'nin de tabi artık küçülmesi lazım. Yavaş yavaş bazı hizmetlerini özel sektöre açıp, daha dinamik bir yapıya kavuşması lazım. PTT'nin, sektörü kontrol eden, bütün hizmetleri yapan bir misyonu artık yok. Çünkü olsaydı diğer koli-kargo, kurye şirketleri doğmazdı. Piyasada artık ihtiyacın gerektirdiği bir yapılanma olmuş. Buna yasal bir konum kazandırmak lazım. Biz bu çalışmayı yapacağız. PTT'de bu anlamda bu çalışmalara kendini uyduracak. Mesela mali kısımları belki daha ayrıntılı olarak ele alacak. Diğer kısımları devredecek falan. Bunun çalışması PTT bünyesinde yapılıyor. Daha erken tabi. Posta sektörünün serbestleşmesi adım adım gerçekleşecek.

e-Dönüşüm Türkiye Projesi ile ilgili çalışmalara siz de aktif olarak katılıyorsunuz. Peki bakanlığınızın bu projeye somut katkısı nedir? Bu projeyle ilgili neler yapıyorsunuz?

e-Dönüşüm Türkiye Projesi'ne katkımız çok fazla. Bu proje ile ilgili bir kere e-Devlet Net kapısının hazırlanması konusunda Türk Telekom'a görev verilmesini önerdik, kabul edildi. Şu anda onun çalışması yapılıyor. İhalesi tamamlanmak üzere. Bu yıl sonuna kadar da e-Devlet Kapısı kurulmuş olacak. Yani herkes bir tuşla tüm kurumlara ulaşma imkanını sağlayacak. Ve çeşitli hizmet alanlarından bilgi alabilecekler, işlem yapabilecekler. Bu çok önemli bir katkı. Daha doğrusu uygulamaya yönelik en önemli katkı.

Hükümet olarak bir taraftan tabi yasal düzenlemeleri yapıyoruz. Bilgi Edinme Kanunu'nu çıkardık. Elektronik İmza Kanunu'nu çıkardık. Evrensel Hizmet Kanunu'nu çıkardık. Bunlar hep Ulaştırma Bakanlığı'nın katkılarıyla çıktı. Bunun yanısıra, ne yapıyoruz; e-Dönüşüm İcra Kurulu'nda fikirlerimizi ortaya koyuyoruz. Yapılması gerekenleri dile getiriyoruz. Ama hepsinin ötesinde altyapıyı güçlendiriyoruz. Bugün ADSL'in yaygınlaştırılması, okullara İnternet bağlantısının sağlanması, okullara bilgisayar sınıfı kurulması bunlar en büyük katkılar.

İnternet Kurulu artık bakanlığınız bünyesinde var mı yok mu? e-Dönüşüm İcra Kurulu oluşturuldu diye bu kurul fesh mi edildi? Sizin Kurul'la yeterince ilgilenmediğinizden şikayet ediliyor.

İnternet Kurulu feshedilmedi. Teorik olarak var ama çok fazla faaliyetini göremiyoruz Diğer kurullar gibi açıkçası çok fazla çalışmıyor. Bir kurul oluşturulmuşsa bu kurul, bir çalışma yapacak, bir faaliyette bulunacak, gelip bizi zorlayacak. Ben öyle anlarım. Kurul'a şunu yapın, bunu yapın, şunu neden yapmıyorsunuz, bunu neden yapmıyorsunuz dersem bu kurula ihtiyaç yok zaten. İnternet'le ilgili çok şey yapılıyor, ama Kurulu'nda çalışıp, fikir üretmesi lazım. Bize öneriler getirmesi lazım. Bunu yapmazlarsa; biz de daha aktif hale gelecek başka bir düzenlemeye gideriz.

Bu konuyla ilgilenen arkadaşların gayreti yetersiz. Belki yeniden bir gözden geçirmek lazım. Ben baştan Kurul'un bütün faaliyetlerine katıldım. Ancak arkasını getiremediler. İşler bakanın talimatıyla, yönlendirmesiyle olmaz. Çalışmalar gelir, bakan katkısı olacaksa onu yapar. Bakan teknisyen gibi çalışmaz ki, arkadaşlar teknisyenliklerini yapacaklar. Çalışmalarını detaylandıracak, önüme koyacaklar. Beni zorlayacaklar. Bizde öyle bir şey yok.

Elektronik Haberleşme Yasası çok uzun süreden beri gündemde ama bir türlü uygulamaya geçirilemedi?

Şu aşamada Başbakanlık'ta. Yeni yasama döneminde parlamentoya gidecek. Bizden çıktı. Yasanın asıl amacı haberleşme mevzuatının, haberleşme sistemlerinin Avrupa Birliği ülkeleriyle uyumlu hale getirilmesi. Yetki, görev ve sorumlulukların çakıştığı yerleri mümkün mertebe ayıklamak. Çok sayıda yasayı bir araya topluyor. Konuları güncel hale getiriyor.

Bir süre önce uygulamaya giren Evrensel Hizmet Yasası kapsamındaki çalışmaları da Ulaştırma Bakanlığı yürütüyor. Maliye Bakanlığı ile ortak bir çalışmanız var ve Evrensel Hizmet Fonu'nda para toplanmaya başladı. Bu yasanın uygulanmasındaki beklentiniz nedir?

Bu yasanın en önemli hedefi; Türk Telekom özelleştirildikten sonra artık, kamuya dönük Evrensel Hizmet yükümlülüğü kalkıyor. Dolayısıyla ne olacak; hizmet gitmesi gereken yerler var ama ticari değil. Yeterli potansiyel yok diye oralara hizmet gitmeyecek mi? Gidecek. Yani sayısal uçunuma neden olmayacak bir düzenleme gerçekleştirildi. Avrupa Birliği Müktesebatı'na uygun bir düzenleme. Bununla hizmetin yererince karlı olarak gitmediği yerlere, devletin oluşturduğu Evrensel Hizmet Fon'u marifetiyle o hizmetin gitmesini sağlamak ve organize etmek.