Kenan CAVNAR

 

Danışmanın dediği

İş güvenliği sorunu

Günümüzde sanayi şirketlerinin en büyük sorunlarından bir tanesi şüphesiz işçi sağlığı ve güvenliği konusudur. İşyerleri az tehlikeli, tehlikeli ve çok tehlikeli olarak ayrılmaktadır. Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfında yer alan işyerlerinde iş kazalarının meydana gelmesi olasılığı yüksektir. Ancak alınacak tedbirler sayesinde iş kazaları minimum seviyeye indirilebilir hatta tamamen ortadan kaldırılabilir.
İş kazaları ile ilgili ne zaman bir haber okusam, bu konuda nasıl sağlam politikalar izlenebilir, bu sorunun önüne nasıl geçilebilir diye düşünürüm. Zira, ülkemizde iş kazalarından dolayı her yıl yüzlerce insan hayatını kaybetmektedir. Hangi sektörde olursa olsun elverişli olmayan çalışma koşulları sebebiyle ardı ardına iş kazası haberi duymaktayız. Sanayileşme yolunda hızlı adımlar atmak isteyen ülkemizin karşılaştığı en önemli sorunlardan bir tanesi haline gelen İş Güvenliği konusunda alınan önlemler de maalesef istenilen seviyede değil.
Türkiye’deki en büyük sanayi kuruluşlarından birini ziyaret etme fırsatı bulmuştum. Giriş kapısından içeriye doğru baktığınızda her yerde İş Güvenliği konusunda yazılara rastlarsınız. “Önce İş Güvenliği”, “Bu işyerinde şu kadar saat iş kazası olmadı” Hatta kapıdan girdiğinizde hemen yanınızda büyük bir ayna vardır ve siz o aynaya bakarken altındaki yazıyı okursunuz “Aynadaki kişi, iş güvenliğini en iyi uygulayan kişidir” diye.
Çevrenizde gördüğünüz İş Güvenliği konusunda tedbirler biraz içinizi rahatlatır. Ancak iş çalışma sahasına geldiğinde değişir, çalışanların baret takması zorunlu olduğu halde, baretsiz insanlar görürsünüz, vinçlerin çalıştığı alanı belirleyen işaretlerin olmadığına rastlarsınız, Forklift’ler yanınızdan bir güzergah olmaksızın geçerler. Duvarlardaki çalışırken uyulması gereken kuralları okursunuz ve sonra etrafa bakarsınız ancak kuralların hiç birine uyulmadığının o anda farkına varırsınız.
İş Güvenliği konusunda hem işverene hem de çalışana aynı derecede sorumluluk düşmektedir. İşveren, personeline elverişli ve sağlıklı çalışma ortamı hazırlamalı, personel ise çalışırken dikkat edilmesi gereken kurallara uyma alışkanlığı edinmelidir. En ufak bir ihmalin kendisinin veya başkalarının hayatına mal olacağının veya sakat kalınabileceğinin bilincinde olmalıdır. Bu sebeple konu İş Güvenliği olunca personel “Önce Ben” diyebilmelidir.
İşçi ve işveren arasında uyumlu bir çalışma İş Güvenliğinin sağlanmasındaki en önemli kriterlerden biridir. Yalnızca kanun ve ilkelere dayanan bir diyalog değil; karşılıklı ve etkili bir iş birliğine sahip olunması da gerekir. Bunun için işveren ve personelin mutlaka eğitilmesi ve bu bilincin arttırılması şarttır. Bu noktada en önemli göre sendikalara düşmektedir. Sendikalar tarafından İş Güvenliği sorununun yalnızca işveren sorumluluğunda değil aynı zamanda çalışanın sorumluluğunda olduğu çok iyi aktarılmalı ve takipçiliği yapılmalıdır.
Bu konudaki çözüm yollarını arttıracak olursak; Kurum içerisinde çalışan sayılarına göre İş Güvenliği Komiteleri oluşturulmalı, bu komitelerde işveren ve personel temcilcileri bulunmalıdır. Personelin iş sağlığı ve güvenliği konusunda öneri ve hakları iyi anlatılmalıdır. İşverenlerin çalışanlardan gelen maliyeti azaltıcı, tasarruf sağlayıcı fikirleri ödüllendirmesi birçok kurumda uygulanmaktadır. Aynı şekilde İş Güvenliği konusunda da benzer bir mekanizma kurulmalı ve personel sadece olumlu noktalarda değil olumsuz konularda da düşüncelerini rahatça oluşturulan bu komitelere iletebilmelidir.
İnsan yaşamının işyerlerinde tükenmemesi adına hem işveren hem de personel İş Güvenliğinin önemli bir konu olduğunun farkına vararak hareket etmelidir. İşveren açısından kar etmek, büyümek; personel açısından da daha yüksek ücretlerle çalışmak ne kadar önemli ise; ortak hedef her zaman insan yaşamı ve değeri olmalıdır.
Sevgiyle kalın