Merih IŞIN
Editör'ün karikatürü, 1995 yılında Cenevre telekom fuarında uydu üzerinden gerçekleştirilen videokonferans ile Rusya'daki çizer Vladimir Mochalov tarafından çizilmiştir.

Editör

‘Karpatlardan biraz salsana’

Türk Telekom’un reklamlarından bir tanesinde Cem Yılmaz, elinde bir kablo ile çocukken oynadığımız halat çekme oyununa benzer bir tablo yaratıyor karşımızda. Bir farkla: Bu sefer, her iki tarafında elinde bir kablo, birleştirmeye çalışıyorlar. Kablo kısa kalınca, Cem Yılmaz telefonuyla yardım istiyor: “Karpatlardan biraz salsana!”…
Şaka bir yana, Avrupa’yla Asya’yı kablo ağıyla birbirine bağladık. Tek hat da değil, yedekli. Sadece Türk Telekom’la da değil, birden fazla telekom şirketimiz işin içinde. Avrupa ve Asya’yı birbirine bağladık derken, direkt bir bağlantıyı düşünmeyin. Orta Doğu coğrafyası da dahil olmak üzere. Çabuk unuttunuz, 90’lı yılların son günlerinde Cebelitarık’da denizaltı kablolarını çapa taradı diye hem ülkemizin hem bölgenin tüm İnternet bağlantısının kesildiğini. Hem de bir ay sürmüştü yeniden bağlantının tesis edilmesi. Bugünlerde servis bize geçti. Yapılan altyapı yatırımlarıyla, artık tüm dünyanın talebini fazlasıyla karşılayabilir hale geldik.
Türkiye artık sadece coğrafi konumuyla değil, haberleşme altyapısıyla da Avrupa ve Asya’nın köprüsü haline geldi. Bu durumun getirdikleri ise, hem ülkemizde hem de yurt dışındaki  uluslararası organizasyonlarla kendisini gösteriyor. Geçtiğimiz ay, İstanbul’da ilk defa düzenlenen ve resmi medya destekçiliği Telepati dergisi tarafından yapılan ‘Capacity 2011’  olsun, yine resmi medya destekçisi olarak yerinde takip ettiğimiz Paris’deki ‘Broadband Forum’ da olsun, Türkiye’miz organizasyonlara damgasını vurdu. Geniş bantla dünya süratle küçülüyor ve bu oyunun as oyuncularından biri de Türkiye oluyor…  
Muhaberat köşesi yazarımız Cenk, ‘Anayurdu kablosuz ağlarla ördük dört baştan’ derken, Kanun-e köşe yazarımız ve ülkemizin tek faal telekom avukatı Tolga da, Kurum’umuza düzenleme konusunda methiyeler diziyor bu sayımızda.  Her ikisine de sonuna kadar katılıyorum. Bir yandan ağları örüyoruz, bir yandan da yasalar çerçevesinde bu ağları istediğimiz şekilde kullanabilmenin alt yapısını hazırlıyoruz. Tüm bunları yaparken de, birilerini kızdırmak pahasına komşu ve bölge ülkelerine de benzeri olanakları sunuyoruz. Ya Kurum geri adım atmasa, Osmanlı’nın son günlerindeki gibi ülkeyi karanlığa gömseydi… Yani, matbaayı kabullenmeyerek, tüm dünya ile olan haberleşmemizi kesen, hakkımızdaki söylentileri duymamızı engelleyen, kendimizi ifade edebilme olanaklarımızı kapatan yasaklar benzeri bir uygulama gerçekleştirseydi… Hala, o karanlık günlerin getirdiklerini temizlemeye çalışıyoruz. Bütün dünya milletlerinin soykırım vs. saldırılarıyla uğraşıyoruz. Hala, Osmanlı arşivlerini açıp, haklı davamızı savunmaya çalışıyoruz. Yüzyıl geçti, hala uğraşıyoruz.
Hükümet’in sektöre vermekte olduğu ARGE destekleri, Kurum’un sağlamakta olduğu bilinçli ve seviyeli uygulamaları sonucunda; uzayda en büyük alanlardan birini ülkemiz almışken, Türk mühendisliğinin haberleşme yazılımlarıyla dünya telekom birliklerinde öncülük ederken, haberleşme uygulama yazılımlarını dünyaya ihraç etmeye başlamışken, milyar dolarlık oyun sektöründe hızla ilerlerken, bütün ülkelerin gözü genç nüfusumuz üzerinden bir şeyler kazanmaya çalışırken, bizler akılcı davranmalı, sakin olmalı ve damarlarımızda dolaşan asil kandan aldığımız güçle muhasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkmalıyız.  Konulan hedeflere ulaşmak için değil, hedefleri geçmek için uğraşmalıyız. ‘Türk kazanı’ fıkrasını unutmayıp, birbirimizle uğraşmamalıyız.
Ülkemizin bugünlere ulaşabilmesinde emeği geçen herkese teşekkürler… Yolunuz açık olsun!
Saygılarımla.