Geleceğin akıllı şehirleri

Zeynep Kurtpınar

Dünya Akıllı Şehirler Zirvesi WICS 2012, 13-14 Eylül’de İstanbul Swissotel’de gerçekleştirildi. 2 gün süren zirvenin ana teması ‘21. Yüzyılın Akıllı Şehirleri’ oldu.
EurAsia Strategies tarafından düzenlenen etkinlikte ‘21. Yüzyıl'ın Akıllı Şehirleri’ olarak belirlenen zirvenin ilk gününde, akıllı trafik ulaşım sistemlerinden su ve atık su teknolojilerine, akıllı bina uygulamalarından enerji yönetimine uzanan farklı ve bütünsel çözümler masaya yatırıldı. Zirvede ayrıca, inşaat, haberleşme ve bilgi güvenliği, ulaşım, enerji, yenilenebilir enerji (rüzgâr, güneş, jeotermal), atık yönetimi ve atıktan enerji, altyapı ve bilişim ve haberleşme teknolojileri sektörleriyle ilgili kapsamlı paneller ve oturumlar da düzenlendi. Ulaşım, telekomünikasyon, elektrikli hareketlilik konularının derinlemesine incelenerek farklı çözümlerin getirildiği konuşmalarda geleceğe dair hangi noktada olacağımız ve nasıl gelişebileceğimizin üzerinde duruldu.

Sürücü yönetimi, bitmeyen kart ve banka uygulamaları
Kentkart, 1999 yılında kurularak toplu taşıma alanında akıllı kartlar yoluyla ücret toplama, araç takip, yolcu bilgilendirme ve araç içi kamera kayıtları sunan bilişim teknolojileri şirketidir. İlk projesini İzmir’de başlatan KentKart ön ödemeli akıllı kart sistemi, bugün 10 ülkede 20 proje, 16,500 kart okuyucusu, 3,500 kart dolum cihazı, 10 milyar akıllı kart sahibi olmakla birlikte yılda 1,5 milyar yolcu taşıyor. Projelerine İzmir’de başlatıp dünyanın farklı ülkelerine yayılarak Polonya, Macaristan, Makedonya, Suriye, Ürdün, Pakistan ve Katar gibi bölgelerde yetkinliklerini sürdüren şirket, elektronik kart anlamında gelişmesini sürdürüyor. Özellikle üzerinde durdukları sistemleri açıklayan KentKart Uluslararası Pazarlama Müdürü Güliz Öztürk, konu ile ilgili şu ifadelere yer verdi: “Geliştirmiş olduğumuz sürücü takip ve yönetim sistemleri ile sürücülerimizin tatillerini, izinlerini, kaç saat çalıştığını ve sürücü ile ilgili her tür veriyi SAP ile yaptığımız ortak çalışmalar sonucu öğrenebiliyoruz. Araç içlerine yerleştirdiğimiz kameralar ile yolcu, yol ve sürücü güvenliğini sağlamayı amaçlıyoruz. Çeşitli bankalarla yaptığımız anlaşmalar doğrultusunda yolcular kredi kartı ile KentKart’larına yükleme yapabiliyorlar ya da para kartları ile yolculuk edebiliyorlar.”

Ömer Yıldız: “Trafik sıkışıklığını yok edemeyiz ancak kaliteli hizmet sunabiliriz”
14 milyon nüfusun yaşadığı, günde 13,4 milyon yolcunun olduğu ve ortalama yolculuk süresinin 54 dakika olduğu İstanbul’da her 1000 kişiye 133 araç düşüyor. Bu sayı Avrupa ülkelerinde ortalama 400 civarlarında. İstanbul Ulaşım Genel Müdürü Ömer Yıldız, İstanbul’da yaşanan trafik sorununun yok edilemeyeceğini ancak yapılan iyileştirmelerle daha sağlıklı olacağını belirterek İstanbul Ulaşım olarak hayata geçirdikleri projelerden şöyle bahsetti: “2012 yılsonu ile birlikte toplamda 80 km’lik yeni yol ihalesini almış olacağız. 29 Ekim 2013 tarihinde faaliyete geçireceğimiz Marmaray projesi ile raylı sistemler üzerinde gerçek anlamda bir bütünleşme sağlamış bulunuyoruz. Avrupa’daki şehirlere göre daha geride kalmış olabiliriz fakat aradaki farkı kapatabilmek için çalışmalarımıza her gün ivme kazandırıyoruz. İnsanların günün hangi saatlerinde neredeler sorusunun cevabını bulabilmek için Elektronik Denetleme Sistemi(EDS) ile yoğunluk haritası sunuyoruz. Bunun yanı sıra, Vodafone ve IBM ile ortaklaşa yaptığımız çalışmalar ile bireylerin verilerinden hareketle hangi saatlerde hangi bölgelerde yoğunluk olduğunun bilgilerini alıyoruz. Bu yöntem ile geleceğe umut vaat eden bir araştırma alanı sağlamış bulunmaktayız. Yakın zamanda faaliyete geçirmiş olduğumuz Kadıköy-Kartal yeraltı treni hattımız ile günde ortalama 100 bin yolcu taşıyoruz. Bu hat için yapmış olduğumuz pilot çalışmalarımızı 2013 yılı sonuna kadar tüm yeraltı treni hatlarımıza uygulayacağız.”

Yol ağını kolay hale getirmek
Londra’da yaşanılan trafik zorluklarının İstanbul’da yaşanılanlardan farksız olduğunu dile getiren Londra Belediye Başkanı Danışmanı Kulveer Ranger, asıl sorunun yaşadığımız şehirlerin tarihi geçmişlerinin bulunmasından kaynaklanan eskilikleri ve altyapı çalışmalarımızın sonradan gelişmesi olduğunu vurgulayarak, “Yatırım, teknoloji ve planlama ile şehirlerimizin altyapılarını güçlendirerek rekabet eder duruma getirmeliyiz. İnsanların rahat ettiği zaman rekabete hazırsınız demektir. Ulaşım alanında akıllı kart uygulamalarının yoğun olduğunu görüyoruz. Ancak benim düşüncem artık bu sistemin teknolojinin gerisinde kaldığıdır. Mobil, hayatımızın her alanında karşımıza çıkıyor ve bunu ulaşımla da bütünleşik hale getirmeliyiz. İnsanlar mobil cihazlarından ulaşım ödemelerini yapabilmeliler. Teknolojinin getirdiği her tür yenilik her alanda kullanılabilir olmalıdır. Akıllı sistemlerin altyapı ile bütünleşmesi için izlemler üzerine ağırlık vermeli ve yol ağını kolay hale getirmeye çalışmalıyız. Trafiğin geliştirilmesi iyileştirilmiş bir yol ağına sahip olarak yapılabilir. İstanbul küresel anlamda değer sahibi ve çok güzel bir şehir. Hak ettiği altyapıyı sağlayacak imkânlar oluşturulmalı” dedi.

Mehmet Altınsoy: “Fiber altyapısının gelişme hızında Türkiye, Avrupa’nın lider ülkeleri arasında”
Türk Telekom’un bakır altyapısını fibere dönüştürdüğü bir dönem yaşıyoruz. Mobil geniş bant kullanımının ve İnternet ile 3.Nesil (3N)’in yayılım oranının arttığını görüyoruz. Türkiye, Avrupa’nın diğer ülkeleri ile kıyaslandığında fiber anlamında geri kaldı fakat gelişim hızı oldukça yüksek bir şekilde ilerliyor. Son çeyrekte 3N ve mobil anlamında yüzde 64,4’lük bir artış sağladık. Son 1 yılda fiber artış hızımızın yüzde 147,7 olduğunu açıklayan Bilişim ve Haberleşme Teknolojileri Uzmanı Mehmet Altınsoy, konuya ilişkin şu açıklamalarda bulundu: “Türkiye’de fibere geçiş, diğer Avrupa ülkelerinde liderler konumunda yer alıyor. Her 3 aylık dönemde ortalama kapasite artış hızımız yüzde 10. BTK’nin aldığı kararlar ile işletmecilerin kolay ulaşmalarına uygun tarifeler oluşturarak kullanım oranı yaygınlaşacak. Böylelikle fiber altyapısı, diğer Avrupa ülkelerine göre hızlı ilerleyen bir eğilim gösterecek.”

Akıllı şebekeler
Dünya’nın pek çok farklı şehrinde özellikle Amerika ve İngiltere’de faaliyet gösteren Dan&Adam şirketi, değişik projeler bularak onları hayata geçiriyor. Akıllı şehirlerin sadece başlı başına teknoloji üretmekten ve iyileştirmekten meydana gelmediğini, çevreyle birlikte insanları eğiterek bu sürece hazırlamak gerektiğini vurgulayan Dan&Adam İcra Kurulu Başkanı Muhammad Yousuf, akıllı şehirler ve şebekeler kurmakla ilgili düşüncelerini şu şekilde ifade etti: “Dünyanın çoğu yerinde akıllı şehir denilince akla teknolojiye dayalı sayısal şehir geliyor ancak bu sınırlandırma yapılmamalıdır. Akıllı şehirler, sadece fiziksel sistemlerden ibaret değildir. Bağlantısı iyi kurulmuş bir şehirde sınır yoktur. Akıllı şehrin temeli, ne tür bir hedefe odaklandığınızdır. Akıllı şebekeler, çok farklı arka planlara sahip olan sistemlerdir. Önemli olan bunların zaman içindeki kullanılabilirliğidir. Bu nedene akıllı şehirlerdeki yayılım oranının artırılması için gerekli çalışmalar yapılmalı, insan ve çevre odaklı olmak unutulmamalıdır. Verinin insanların kullanımına açılması, akıllı şehirleri doğurur. Hata tespiti ve ağ yönetimi, disiplinli yaklaşım, sayısal ortama ait ihtiyaçların karşılanması, gerekli bütünleşme sağlanırsa her şehir akıllı şehre dönüşebilir. Bunlar, akıllı şehirlerin telekomünikasyon gereklilikleridir. ”

Sağlıklı altyapıyı oluşturmak
Avrupa’nın en büyük sistem bütünleştiricilerinden birisi olan Deutsche Telekom, günümüzde verdiği hizmetlerle telekom alanına büyük gelişmeler sağlıyor. 50’den fazla ülkeye hizmet veren Deutsche Telekom’un Uluslararası İşbirlikleri Bölüm Başkanı Markus Breitbach, telekom alanını yeniliğe açmak ve geliştirmek için tek bir parçanın yeterli olmadığını, akıllı şehirlerin bütünden meydana geldiğini belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü: “Teknoloji altyapısını geliştirirken çevreye de değer vermelisiniz. Biz kendi ağımız üzerine katmanlar koyarak canlı ortamlarda yeni teknolojileri deniyoruz. Tecrübe elde etmek ve faydalarını anlamak için akıllı sayaçları geliştirdik. Mobil operatörler, DSL, fiber bunların hepsi bir bağlantı içinde olmalıdır. Böylelikle çözüm geliştirmek kolaylaşabilir. Türkiye’de tek problem finans değil. Doğru yönetim, eksik hizmetlere doğru yatırımları yapabilmek, hızlı ve açık olarak iş birlikçi bir yöntemle yaklaşmak gerek. Kendi ekosisteminizi oluşturabilmeniz için bağlantılı cihazlar, tedarikçiler, donanımcılar, bilgi sayaçlarının hepsinin bütünleşmiş bir biçimde hareket etmesinin sağlanması lazım. Böylelikle ekosistemi kurabilir, yeni çözümler üretebilir ve uygulayabilirsiniz. Basit bir veri platformundan başlayarak koca bir ağ ve sağlıklı altyapı oluşturmak mümkün. Devlet, vatandaşlarına bu hizmetleri sunmalı ve takip etmelidir. O zaman akıllı çözümler daha gelişmiş duruma gelir.”

Yapılan konuşmaların ardından gerçekleştirilen ‘Elektrikli Hareketlilik’ konulu panel, birbirinden değerli konuşmacıların katılımıyla dinleyicilere aktarıldı.

Hareketin elektriğe dönüşümü
Günümüz teknolojisiyle araçlarımız için kullandığımız yakıtlarımız ham petrolden, biyokütleye kadar devam eden sınırlı kaynaklardan oluşuyor. Ancak biliyoruz ki, kullanmakta olduğumuz bu kaynakların bir gün tükenme tehdidi bulunuyor. Akıllı şebeke denilen ise sadece tüketmekten çok üretileni depolayıp tüketmek demektir. Burada çift yönlü bir enerji akışı söz konusudur. Enerjinin akışıyla ve tükenmeyen enerji kaynaklarının kullanılmasıyla ilgili TÜBİTAK Kıdemli Araştırmacısı Dr. Cem Kaypmaz, “Biz bir pilin ucuz, hafif, dayanıklı, çevreyi kirletmeyen, kolay tedarik edilen olmasını istiyoruz. Bunu otomobillerle eş değer görebiliriz. Elektrikli araçların meydana gelmesi tüm bu ölçütlerin bütününü oluşturuyor. Sistemlerin birbiriyle bütünleştiği araç modellerinde elektrikli araçlar akla geliyor. Günümüzde açma-kapatma düğmeleriyle başlayan elektriksel sistemler, güç elektriklenmesiyle birlikte artacaktır. Japonya’da yapılan bir araştırmaya göre araçlardan doğan yüzde 20 karbondioksit gazı salımı mevcut. Çevreye verilen zararı önlemek ve ürün geliştirmek için hedef sistemleri bütünleşik hale getirerek hem teknolojiye hem çevreye uygun hizmetler vermeliyiz” diyerek sözlerini noktaladı.

Enerjinin ve gücün yoğun olduğu tasarımları buluşturmak
Elektrikli araçların akla gelen en büyük sorunu aracın gidebildiği yol. Ancak bataryaların kullanım süresi arttıkça maliyeti de doğrudan artıyor. Bu soruna çözüm aradıklarını belirten AVL Türkiye Genel Müdürü Umut Genç, konu ile diğer görüşlerini şu cümlelerle ifade etti: “Elektrikli araçları sunmak çok kolay değil. Araç için en uygun bataryayı ve motoru bulmalısınız. Bunun yanı sıra, bu tasarımı bir araya getirmek için ciddi mühendislik ve detaylı bir çalışma çizelgesi oluşturmalısınız. Bu bağlamda enerjinin ve gücün yoğun olduğu tasarımları buluşturmanız gerekmektedir. Biz maliyeti azaltmak için en uygun çözümleri bulmaya çalışıyoruz. Bataryanın kaliteli ve uzun ömürlü olmasını sağlamak amacıyla yapılmış küçük bir jeneratör diyebileceğimiz ‘Range Extender’ mesafe artırıcı cihazlar yapılıyor. Bu cihazlar, bagaja sığacak biçimde ve küçük bir alanı kaplıyor. Aracın enerjisi düştüğü zaman oluşan enerji açığını kapatarak batarya seviyesini belli bir ortalamanın üzerinde tutuyor. Böylelikle araç yolda kalmak gibi bir sorun yaşamıyor.”

Akıllı araçlar artık çok yakınımızda
İklim değişikliği tüm dünyayı etki altına aldığı gibi Türkiye’de de çeşitli zorluklar yaşatmaya başladı. Gelecek nesiller için daha büyük sorunlar beklendiği herkes tarafından biliniyor. Özellikle çevre sorunları üzerinde duran Renault Elektrikli Araç Proje Koordinatörü Ümit Çelik, konuşmasında: “Dünyada 2 milyon kişi sadece hava kirliliğinden dolayı hayatını kaybediyor. Karbondioksit ve sera gazı yayılım oranını olabildiğince azaltmamız gerekiyor. Renault, 2015 yılı Karbondioksit gazı yayılım oranı değerini 90 gr’ın altına almak için elektrikli motorlar geliştiriyor. Şu an en çevreci aracımızda bile 105 gr Karbondioksit yayılım oranı var. Fakat elektrikli araçlarda hiç Karbondioksit üretimi yok. Gelişirken çevreyi, yaşadığınız insanları da düşünmesiniz. Biz bunun için çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz” ifadelerine yer verdi.