IDC BT yöneticileri forumu 2012

Baykan Çallı

Dünyada yaşanan BT alanındaki son gelişmeler, IDC tarafından gerçekleştirilen etkinlik kapsamında sektör çalışanlarına aktarıldı.
İş süreçlerinin karmaşıklaştığı günümüzde, gelişen teknolojileri takip etmek ve uygulamak oldukça zorlaşıyor. Firmaların kendi yapılanmaları içerisinde yeni teknolojilere uyum sağlaması gerek maliyet gerekse kullanıcılara ulaşabilmek adına çok büyük önem arz ediyor. IDC tarafından ‘Bilişim Teknolojilerinde Akıllı Seçimler’ adı altında gerçekleştirilen organizasyon ile dünyadaki son gelişmelerin ne yönde olduğu ve nasıl kullanılmasının gerekliliği katılımcılar ile paylaşıldı.
Açılış konuşmasını gerçekleştiren IDC Türkiye Ülke Müdürü Nevin Çizmecioğulları, bilişim ve haberleşme teknolojilerinin giderek daha fazla karışıklığa yol açtığını söyledi. Değişen teknolojilerin hızlı ve çabuk bir biçimde dikkatli seçimler yapılarak firma yapılanmaları içerisinde kullanıma geçilmesinin önemine değinen Çizmecioğulları, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Gelişen teknolojiler, firmaların müşterilere ulaşması açısından çok önemli. Artık hayatımızın içerisinde talepler daha fazlasıyla yer alıyor. Hızla yaygınlaşan teknolojiler kullanıcı alışkanlıklarını değiştirmenin yanı sıra, çok artan verim ihtiyacını da ortaya çıkarıyor. Bulut teknolojilerinin ve mobilitenin gelmiş olduğu nokta herkes tarafından aşikârdır. İhtiyaçları karşılamak için firmalar en hızlı şekilde müşterilerine dönüş yapabilmelidir. Günümüzde, iş süreçlerinde gerçekleşen en ufak bir arıza, şirketler adına büyük maliyet kayıpları doğurabiliyor. Kayıpların giderilmesi ve yeniden konumlandırılması çok zorlu süreçlerin gerçekleşmesine neden oluyor. Ayrıca yeni teknolojilere hızlı şekilde uyum sağlamak, gelişen rekabet ortamında da büyük söz sahibi olabilmek açısından hayati önem sunuyor. Gerçekleştirdiğimiz etkinlik kapsamında, siz değerli misafirlerimize dünya genelinde ve Türkiye özelinde sunacağımız bilgilerin faydalı olmasını diliyorum.”

Bilişimde devrime devam
Hayatımızı şekillendiren beş gücün olduğunu belirten IDC Türkiye BT Hizmetleri Kıdemli Araştırma Analisti Melih Murat, beş güç arasındaki bağıntılara ve iş süreçlerine etkilerine dikkat çekti. Politikanın, mevzuatın, teknolojinin, kültürel etkilerin, ekonomik alana yönelik büyük etkiler yaptığını belirten Murat, “2011 yılına baktığımız zaman, Türkiye’deki BT pazarında TL bazında yüzde 20’lik bir büyüme olduğunu görüyoruz. Bu büyüme çok güzel çünkü buradaki büyüme bizlere talebin arttığını ve alım gücünün devamlılığını gösteriyor. Tabi bunu dolar bazına göre değerlendirecek olursak, bu alandaki büyümenin daha düşük olduğunu görebiliyoruz. Fakat Türkiye pazarı dolar bazında büyümesini sürdürmeye devam edecek. Yaklaşık olarak yüzde 7-8 aralığında bir büyüme söz konusu olacak. Dünyadaki BT pazarında ise biraz daha karmaşıklık söz konusu. Dünyada yaşanan ekonomik krizlerin etkileri pazarların dalgalanmasına ve öngörülebilir olmamasına neden oldu. Fakat 2012 yılında bu durumun biraz daha durgunlaşacağını göreceğiz. BT şirketlerinin bu çalkantılara vermiş oldukları tepkiler yeni iş modelleri çıkararak ortama uyum sağlamak yönünde oldu. Dünyadaki en büyük şirketlerin dış kaynak kullanımına yöneldiğini ve büyük anlaşmalara imza attıklarını görebiliyoruz. Dünyada dış kaynak kullanımının giderek daha da yükselişte olacağını göreceğiz. Türkiye’de de önümüzdeki beş yıl içerisinde yüzde 15’lik bir büyüme beklentisi söz konusu. Bir pazarın ne kadar sağlıklı olduğunu anlamak için o pazardaki şirket satın almalarına bakmanız yeterli. Bu kapsamda 2010’dan 2012’ye doğru ciddi bir büyüme mevcut. Bu satın almalarda öne çıkan dört ana alan şöyle; kurumsal uygulamalar, İnternet hizmetleri, BT hizmetleri ve mobilite. Bu alanlar bizim IDC olarak tanımladığımız dört ana eğilime bizi getiriyor. Bu eğilimleri biz, büyük veri, mobilite, bulut hizmetleri ve sosyal medya olarak tanımlıyoruz. Bu noktada yapılan yatırımlar doğrultusunda BT bölümlerinin değişimin öncüsü olması gerekliliği ön plana çıkıyor. Türkiye’ye baktığımızda 8,7 milyar dolarlık bir pazar hacmi olduğunu görüyoruz. Bu pazarın dağılım oranında donanımın çok ağırlıklı olduğunu söyleyebiliriz. Yüzde 12’lik servis ve yüzde 8’lik bir yazılım kısmı dar kalıyor. Dünyada ise, donanım alanının daha az olduğunu ve servis kısmının içerisine daha iyi bir şekilde donanımın bütünleştirilebildiğini görmekteyiz. Şunu özellikle belirtmem gerekir ki; gelişen teknolojiler ile birlikte risk artıyor. Kullanılan teknolojiler ne ve nasıl olursa olsun, BT bölümlerinin iş yapış şekillerinde öncü rol oynamaya devam edeceğini söylemem mümkün” dedi.

İş sürekliliği ve güvenlik
İş sürekliliğinde güvenliğin rolünün çok önemli olduğunu vurgulayan Dataserv Bilişim Teknolojileri Proje Müdürü Emre Kutlu, güvenlik alanında içi ve dış olarak iki alana dikkat çekti. Güvenlik yönetimi gerçekleştirilirken oluşan karmaşıklığı kaldırabilmek adına çalışmalarında yapılması gerektiğini söyleyen Kutlu, konuşmasında: “Güvenlik yönetiminizi sağlayabilmeniz için öncelikle kullanıcılarınızı yetkilendirebilmeniz gerekiyor. Ayrıca bu yetkilendirmelerin dinamik bir şekilde olmasına özen göstermelisiniz. Şirketiniz içerisindeki bölümlerin arasında yapacağınız yetki değişikliklerinin dinamik olması uyum sağlamak açısından önemli. Kimlik yönetimi bir çalışanın işe girişinden çıkışına kadar yapmış olduğu çalışmaları izlemenizi sağlayarak güvenlik kolaylığı sağlamak amacı taşıyor. Müşterilerimize sağlamış olduğumuz kimlik yönetimi sayesinde, firmanızdaki iç veya dış unsurlara karşı etkin çözümler geliştirebiliyorsunuz. Sunmuş olduğumuz kimlik yönetiminin otomatik olması ve farklı durumlara karşı anında tepki verebilmesi şirket yapılanmanızın sürekli olarak güvenli olmasını sağlıyor” diyerek sözlerini noktaladı.

Havayolu endüstrisinde iş zekası
THY’nin elde etmiş olduğu başarıların birçok ülkeyi kıskandırdığının altını çizen THY İş Zekası ve Raporlama Müdürü İbrahim Oral Emül, işin büyüdüğü oranda iş süreçlerini de bu paralelde geliştirilmesi gerektiğini aktardı. İş zekasının müşterilerin ihtiyaçlarını hızlı karşılayabilmek adına şirketler için çok önemli olduğunun altını çizen Emül, “Müşterilerinizin ihtiyaçlarınızı anında karşılayabilmeniz başarıya doğru attığınız adımda büyük bir basamak görevi görmektedir. Bu noktada iş zekası yöneticileri olarak bizlere büyük sorumluluklar düşmüyor. Firmanız için en uygun süreçleri belirlemeniz, hizmet kalitenizin ne denli iyi olduğunu göstermektedir. Bizim görevimiz yapılacak olan yatırımın en hızlı şekilde faydaya dönebilmesini sağlamaktır” dedi.

Çevrimiçi toplumda riskler ve tehditler
Son on yılda bilişim ve haberleşme teknolojilerinde çok büyük değişimlerin yaşandığını ifade eden Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Dr. Tayfun Acarer, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bugün geldiğimiz noktada 66,5 milyon mobil abone sayısına sahibiz. Bu noktada ilginç olan, mobil abonelerin yüzde 60’lık kısmı 3.Nesil (3N) abonesi konumunda. Şu anda Türkiye 3N abone oranı açısından Avrupa’nın açık ara birinci ülkesi konumunda. Yaklaşık 3 sene önce başlamış olduğumuz 3N kullanımı, genç nüfusa sahip olmamız ve halkımızın yeni teknolojilere olan ilgisi sayesinde bizi birinciliğe taşımış bulunuyor. Tabi kullanım oranımızı göz önünde bulundurduğumuzda geniş bant kullanımın son birkaç yıldır katlanarak arttığını görebiliyoruz. Geniş bant kullanımı son iki yıl içerisinde 15 kat artış gösterdi. Çok yakın bir süreçte sabit ve mobil altyapımız yeterli yatırımlar yapılmadığı takdirde iflas edecek. Çok hızlı bir şekilde sabit ve mobil altyapıyı geliştirmemiz gerekiyor. Ama ne yazık ki, Türkiye’de mali idarelerden kaynaklanan bir takım nedenlerden dolayı mobil ve sabit altyapıyı geliştiremiyoruz. Bir süre sonra firmaların ortaya koydukları çalışmalarda ve özellikle veri aktarımlarında çok ciddi sıkıntılar ile karşılaşılacağını düşünüyorum. Belirtmek istediğim önemli noktalardan bir diğeri ise İnternet güvenliği. İnternet güvenliğinde bilişim yöneticilerinin daha istekli olmalarını istiyorum. Çünkü bu konu çok güncel ve giderek de ülkelere maliyetleri artıyor. Son 4-5 yıldır çevre ülkelerdeki omurgalarda çok ciddi zararların meydana geldiğini ve önümüzdeki yıllardaki savaşların topla tüfekle değil siber savaşlar şeklinde olacağını hepimiz biliyoruz ve giderek buradaki saldırılar giderek daha karmaşık hale geliyor. Bunun en iyi örneğini 2 yıl önce İran’da meydana gelen ‘Stuxnet’ virüsünün vermiş olduğu zarardan görebiliriz. Bu konuda Türkiye’de Bakanlık düzeyinde çalışmalar gerçekleştiriliyor. Geçen yıl Kurum olarak biz bir güvenlik tatbikatı gerçekleştirdik ve maalesef bu tatbikata binlerce kurum ve özel kuruluş olmasına karşın çok az kuruluş katıldı. Bunu ben ülkemiz açısından büyük bir zafiyet olarak görüyorum. Ve bu yıl yapmayı planladığımız tatbikata yüzlerce kamu özel sektör kuruluşlarının katılacağını umut ediyorum. İlerleyen zamanda da bu tür tatbikatların sürekli tekrarlanması gerekiyor. Ayrıca Türkiye’de geçen sene güvenli İnternet konusunda da birçok tantana çıktı. Pek çok medya yazarı, olur olmaz, bilinçli bilinçsiz, eline kalem alan herkes bir şeyler yazdı. Maalesef Türkiye’nin en büyük zafiyeti budur. Olaylara önyargı ile yaklaşılması Türkiye açısından çok üzücüdür. Güvenli İnternet 22 Kasım 2012 tarihinde başladı. Geçen sene anlatmaya çalıştığımız bu bir seçenektir, tüketiciler için alternatiftir, isteyen kullanır istemeyen kullanmaz diyerek ve bunun altını çizerek konuşmamıza rağmen pek çok kişi maalesef olayı çarptırarak durumdan faydalandılar. Aradan sekiz ay geçti ve 1,3 milyon kişi güvenli İnternet’i seçti. Güvenlik konusuna bu kadar değiniyorum çünkü sizler bilişim yöneticilerisiniz ve bu konudan en çok zararı görecek olan kişiler sizlersiniz.”
Bilişim sektörü yöneticilerinin on yıl öncesine göre çok daha önemli bir pozisyona ulaştıklarını söyleyen Dr. Acarer, “Bilişim sektörü yöneticilerinin birbirlerini tanımaları ve iş birliği içerisinde olmaları bence hem firmalar açısından hem de ülkemiz açısından çok önemli. Ayrıca ülkemiz açısından en önemli noktalardan biride, yerli ürün kullanımı ve üretimi. Ne olursa olsun, yerli ürün kullanmaya ve bu alana yönelik çalışma yapmaya özen göstermenizi temenni ediyorum. Türkiye’de donanım konusunda zafiyet olduğunu düşünmüyorum. Türkiye’de kullanılan donanımlar dünya ülkeleri düzeyindedir. Ama gel gelelim ki zafiyet yazılım konusunda. Zaruri olarak yabancı kaynakların yazılımlarının kullanımını bir kenara bırakırsak, bu ürünlerin haricindeki yazılımların kullanılması ilerleyen zaman içerisinde güvenlik zafiyetini de beraberinde getirecektir. Bu konuda birbirinizin kolundan çekmek yerine destek olmanın herkes için daha iyi sonuçlar doğuracağı inancındayım. Ben Türkiye’nin 2023 hedefine ulaşmasında, bilişim ve haberleşme teknolojilerinin lokomotif bir güç olduğuna eminim” dedi.

Esnek ve yönetilebilir veri depolamaya geçiş
IBM’in sunmuş olduğu çözümlerin her zaman müşterilerin ihtiyaçlarını tam olarak karşıladığına ve bu hedefle çalışmaların gerçekleştirildiğine vurgu yapan IBM Depolama Ürünleri Satış Müdürü Alpay Özer, konuşmasında: “İş süreçlerinizi size uygun geliştirdiğimiz donanım ve lisanslarla sizlere sunuyoruz. İhtiyaçlarınız doğrultusunda, gelişmiş özelliklere sahip ürünlerimiz sayesinde, rekabet ortamında yüksek avantajlar elde etmenizi sağlıyoruz. Verilerin giderek büyümekte olduğu günümüzde, verileri depolamak ve iş süreçlerine uygulamak çok önem arz ettiğini biliyoruz. Bu sebepledir ki, donanım maliyetlerinizin yanında gerçekleştirmekte olduğunuz lisanslama yazılım maliyetlerinizi ortadan kaldırıyoruz. Ürünlerinizi güncellemeniz gerektiğinde, hangi üreticinin donanımını kullanıyor olursanız olun yapacağınız güncelleme maliyeti sadece donanım için geçerli oluyor. Size sunmuş olduğumuz çözüm sayesinde artık yazılım alanında herhangi bir maliyet sizin için söz konusu olmuyor. İşletmenizi günümüzün rekabetçi ekonomisinde gerekli esnekliğe ve hızlı yanıt verme seviyesine taşıyoruz. Düşük maliyetleriniz sayesinde şirketinize sağlamış olduğunuz avantajların yanı sıra müşterilerinize sağlamış olduğunuz verimli çözümler ile memnuniyeti en süt seviyelere taşıyorsunuz” ifadelerine yer verdi.