Telekom ve enformasyon teknolojilerinin yükselen yıldızı: İsrail

Geçen yılki ilk daveti, yoğun iş temposu nedeniyle üzülerek kabul edememiştim. Ama iki ay önce İsrail Büyükelçiliği Ticaret Ateşeliği tarafından tekrar aranıp, İsrail İhracaat Enstitüsü'nün davetini aldığım zaman, üstlenmekte olduğum görevin zorluğunu sadece tahmin etmiştim. Bu kadar zor olacağı hiç aklımdan geçmemişti. Endüstri ve Ticaret Bakanlığı, Komünikasyon Bakanlığı, Komünikasyon Bakanı, Elektronik ve Enformasyon Endüstrileri Derneği, dünyanın sayılı araştırma ve geliştirme üniversitelerinden biri olan Technion ve konusunda uzman ondan fazla şirket ziyareti. Tel Aviv, Hayfa ve Kudüs. Beş güne sığan yoğun bir program.

Bu benim, İsrail'i ilk ziyaretimdi. Bombaların patladığı, gerginliğin tırmandığı günlere denk gelmesi beni neredeyse hiç rahatsız etmemesine rağmen, eşlik eden görevlilerin tedirginliği açıkça belli oluyordu. Benimle birlikte ülkemizin saygın haftalık ve aylık bilgisayar dergilerinden üç arkadaş daha vardı. Altı kişilik ekip; minibüsümüz ile çok ilginç anlar yaşadık.
İsrail'i, yaşam tarzlarını, teknolojik gelişmelerini, benzerliklerimizi gördüm. Gördüklerimi, yaşadıklarımı dilim döndüğü kadarıyla sizlerle paylaşmak istiyorum. Ancak, bu beş günü layıkıyla anlatmak için derginin tüm sayfalarını kullansam az gelir.
Bunu bir kerede yapamayacağım. Bölümler halinde anlatmaya çalışacağım. Bu olanağı bizlere sağlayan İsrail İhracaat Enstitüsü'ne tekrar teşekkür ederim. İsrail hakkında bir miktar genel bilgi vererek başlamak istiyorum.
Eğer İsrail'e THY ile uçuyorsanız sadece dönüşte, yok eğer İsrail Havayolları'nı tercih ettiyseniz, hem gidişte hem dönüşte sıkı bir sorgulamadan geçiyorsunuz. Niye gidiyorsunuz? Niye İsrail'i seçtiniz? Neden siz seçildiniz? Elektronik cihaz taşıyor musunuz? Bavulunuzu kim hazırladı? Niye? Neden? Nasıl? İnanılmaz ama ülkenin yaşadığı deneyimler sonucu kesinlikle gerekli olan yüzlerce ve birbirini kontrol eden sorulara cevap vermeniz gerekiyor. Size saçma da gelse, en güzel yanı; soruların cevaplarını hep biliyor olmanız. Onlar soruyor, siz cevaplıyorsunuz. Hepsini bilince de mutlu oluyorsunuz. Öyle ya, biri size yüz soru soruyor ve hepsine cevap verebiliyorsunuz. İsrail nüfusu yaklaşık 6 milyon ve İstanbul'dan biraz daha büyük topraklara sahip. Otelimiz Tel Aviv'deydi. Tel Aviv merkez nüfusu 600 bin, çevre yerleşimiyle birlikte toplam 3 milyona ulaşıyor. Yani nerede ise İsrail'in yarısı. Tel Aviv, İsrail'in en hareketli ve gece hayatı çok yoğun olan bir bölgesi. Türkiye'de olduğu gibi tüm bakanlıklar bir şehirde toplanmamış. Komünikasyon Bakanlığı, Savunma Bakanlığı gibi birçok önemli bakanlık ile Türk Büyükelçiliği de burada Tel Aviv'de. Tel Aviv ayrıca bir sahil şehri ve plajları ile de ünlü. Turistler için her türlü olanak sağlanmış. Şehrin yakın çevresindeki yerleşim bölgeleri, genellikle 50 bin nüfuslu göçmenlerden oluşturulmuş. Şehrin en eski yerleşim bölgesi Jaffa Işıklandırılmış ve restore edilmiş bu bölge, eğlence ve turizm merkezi haline getirilmiş.
. Genel olarak araç trafiği bize çok benziyor. Araç trafiği diyorum, çünkü yaya trafiği tamamen farklı. Araçlar kendi aralarında yarışıyor, itişip kakışıyor ve birbirlerine olan saygı! tamamen bizdeki gibi. Ancak, araçların yayalara ve trafik ışıklarına olan hassasiyeti çok farklı. Geçişlerde öncelik tamamen yayalarda.
Apartmanların inşaat tarzı, balkonların kapatılarak evin içine katılış biçimi, balkonlardaki çamaşırlıklar ve sallanan çamaşırlar bana hep Türkiye'yi hatırlattı.
Deniz kıyısı, denize ve sahile atılan plastik ve pet şişeler, naylon poşetler arasında fazla yabancılık çekmedim.
Ana caddelerde aynı düzensizliği görmüyorsunuz. Özellikle bir başka liman şehri Hayfa, muhteşem temiz ve düzenli. Bahai dininin merkezi de sayılıyor Hayfa. 700 milyon inananı ile ikinci büyük din sayılan Baha dini inananları Baha'nın mezarını bu kentte ziyaret ediyor ve hacı oluyorlar.
Baha'nın mezarını ziyaret edebilmek için İsrail'de en az bir hafta kalmak gerekiyor. Hacı olabilmek için üç ay sıra bekleyenler bile var. Bizler, bazı engelleri kolay aştık ve bu ziyareti gerçekleştirebilen şanslılar arasına katıldık.

Çölün, bu susuzlukta nasıl yeşerebildiğini görmek isterseniz, Tel Aviv'den Hayfa'ya kara yolculuğu yapmanız yeterli. Çölde fışkıran ormanları görünce şaşırıyorsunuz.
Muz bahçeleri, pamuk ve ayçiçeği tarlaları, tatlı su ve deniz balığı çiftlikleri dikkatinizi çekiyor. Bir miktar da üzüm bağı mevcut. Romanya'dan 110 sene önce göçenlerin kurmuş olduğu şarap üretim merkezlerinde ve taze meyva olarak değerlendirilen üzüm, İsrail'de çok değerli. Bir uzman değilim ancak, şarabın kalitesi yüksek değil. İsrail insanı, mutlaka Türk şarabının tadını kendi ülkesinde de tadabilmeli. Kendi ülkesinde de diyorum çünkü, İsrail vatandaşlarının çok büyük bir çoğunluğu en az bir kere ülkemizi ziyaret etmiş. Türkiye ve Türk insanını gayet iyi tanıyorlar. Belki de bunun bir nedeni; 7. Türk Devleti Hazar'ların aynı zamanda 13. Musevi kabilesi olması. Geçen ay bir araştırma sonucu ortaya çıkartılan, Dağıstan-Azerbaycan sınırındaki 6 bin nüfuslu Sloboda kasabası vatandaşlarının, Cumhurbaşkanlığı forsundaki 7. yıldızı simgeleyen Hazar Devleti'nden kalan Türk vatandaşları olduğu anlaşıldı. İşin ilginci; aynı
insanların Museviliği kabul etmiş tek Türk Devleti ve yerleri belirlenemeyen 13. Musevi kabilesi olmasıydı.

Ve Kutsal Kent Kudüs… El Aksa Camii ve Ağlama Duvarı kutsal topraklardaki en bilinen dini mabetler. Bunların yanısıra, Almanların, Rusların, Arapların ve Osmanlı'nın bıraktığı eserlerle bezenmiş Kudüs. Yüzyıllar boyu paylaşılamayan topraklar olmuş. Dinler, ırklar görmüş. Mutlu günlerin yanısıra çok acılar çekmiş. Bugünlerde kurumaya yüz tutmuş, yağışlardan nasibini alamayan topraklarda artık bir kalıntı haline gelmiş ölü bir deniz de var çevrede.

"Ölü Deniz"in bulunduğu bölge, dünyanın rakımı en düşük bölgesi. Deniz seviyesinin bile altında.
Ölü Deniz'den elde edilen çok şifalı bir çamur var. Bu çamurdan çeşitli kozmetik malzemeleri ve güzellik maskeleri üretiliyor. Yerli halkın da günlük bakımlarında çeşitli biçimde kullandıkları bu çamur, turistler için de çok ilginç ve İsrail'e özgü bir hediye haline gelmiş durumda.
Kudüs'ün eski kentinin içine girmek, bir kişilik sokaklarında yürümek herkesin harcı değil. Hem tehlikeli hem de çok zahmetli. İsrail'in en büyük üniversitelerinden biri de burada kurulmuş. Yeni kent bölgesindeki bu üniversite, dünyanın her yerindeki İsrail vatandaşlarının çok büyük miktarlardaki bağışlarıyla inşa edilmiş, yaklaşık 250 milyon dolar bağış toplanmış. Bakanlıkların çoğu Kudüs'e taşınmış. Ayrıca Parlamento binası da burada. Pazartesi, Salı ve Çarşamba günleri Kudüs dışındaki bakanların da katılımıyla burada toplanıyorlar.
Kudüs'deki Arap lokantaları, meze ve yemekleri ile kente ayrı bir hava katıyor. Tel Aviv'deki gece hayatı burada yok. 450 bin nüfusunun, 300 bini Yahudi kalan 150 bini ise Araplar ve göçmenlerden oluşuyor.
İsrail mutfağı, yüzyıllar boyu çok çeşitli kültürler görmenin sonucunda karışmış. Damak tadımıza pek uygun olmasa da sunulan çeşidin bolluğu sayesinde kesinlikle aç kalmıyorsunuz.
Su yok denilen ülkede, su kısıntısı yapılmıyor ve musluklardan akan su içilebiliyor. Musluk suyunun m3 bedeli $ 0.35, yani 500 bin TL. civarında. Ancak, bu görüntü sizi yanıltmasın. Oto yıkama, bahçe sulama gibi lüksler pek yok. Ticari bahçelerde, belediye kontrolündeki parklarda ağaç bulunan bölgelerde ince delikli hortumlar kullanılarak sadece bitkinin köküne kontrollü ve olabilir en az su verilerek bitkinin ölmemesi sağlanıyor. 1990'ların başında %18'lerde seyreden ve 1999'da %1.2 olan enflasyon, 2000 yılında sıfır olarak gerçekleşmiş.
İsrail'de kadın, erkek herkesin askerlik görevi yapma zorunluluğu var. Erkekler 3 yıllığına, kadınlar ise 2 yıllığına askere gidiyorlar. İlk beş hafta temel eğitim alıyorlar ve bundan sonraki görevlerini uzman oldukları konuda görev verilen yerde tamamlıyorlar.
Akşamları evde normal hayatlarını sürdürebiliyor ve hayatlarını sürdürebilmeleri için yeterli maaş alıyorlar.
Bu kadar genel tanıtımdan sonra, İsrail'e gitme amacımız doğrultusunda İsrail Telekom Endüstrisini özetlemeye çalışacağım.

İsrail Elektronik ve Telekom Endüstrisi
İsrail görüşmelerimize, Elektronik ve Enformasyon Teknolojileri Derneği Genel Direktörü Uri Har'dan aldığımız genel sektörel bilgiler ile başladık.
Uri Har, Türkiye'yi de iyi tanıdığını, Türk Elektronik Sanayicileri ve İşadamları Derneği-TESİD ile çok yakın çalıştıklarını belirtti. TESİD Daimi Genel Sekreteri ve aynı zamanda dergimizin Danışma Kurulu Üyesi Sayın Ünal Alkan ile yapılan ortak girişimlerin yoğun olduğunu, sık sık karşılıklı ticaret heyeti ziyareti ve çalışma toplantıları düzenlediklerini, bu çalışmaların ise İsrail ve Türkiye arasındaki Enformasyon Teknolojileri transferi, şirket ortaklıkları ve ortak vizyon geliştirmede çok etkili olduğunu söyledi.

3 milyar ABD Doları'nı geçen yazılım sektörü hariç, 2000 yılı elektronik ve telekom ürünleri ihracaatı 13 milyar ABD Doları civarında olan İsrail, bu ihracatın %38'ini Amerika'ya, %37'sini Avrupa'ya, %20'sini Asya'ya ve %5'ini ise diğer ülkelere yapıyor.
1988'den önce sadece askeri amaçlı ICT (Information&Communication Technologies - Enformasyon ve Komünikasyon Teknolojileri) üretimi yapan İsrail, bugünlerde oranı tam tersine çevirmiş durumda. Yani neredeyse askeri amaçlı üretim sıfırlanmış. Profesyonel amaçlı ve ihracata yönelik yapılan üretim 11 milyar dolar, askeri üretim ise 2 milyar dolar düzeyinde.
ICT üretiminde telekom ürünleri birinci sırayı alıyor. Komponent üretimi ikinci sırada. Yazılım ise son sırayı alıyor. Komponent üretiminde, 1.2 milyon dolar ile Intel en büyük payı alıyor. Intel'in İsrail'deki üretim tesisi istihdam açısından da İsrail için büyük önem taşıyor.
İsrail ICT üretimi tamamen ihracat üzerine kurulmuş durumda. Son kullanıcı için üretilen ürün yok gibi. Nüfusunun azlığı, tarım, hayvancılık, madencilik, tekstil gibi sektörlerin gelişmemiş olması İsrail'in bu konuda güçlenmesinin önemli nedenlerinden biri.
Intel fabrikası sadece Intel için üretim yapmakta. Intel'den başka Motorola ve Tower sektörün en büyüklerinden. Tower, %20 HP, %20 National Semiconductor ve gerisi çeşitli İsrail firmalarına ait yarı iletken üreten bir firmayken yaşanılan bir krizden sonra tamamı İsrail firmalarına ait bir dev haline gelmiş.

İsrail küçük bir orduya sahip. Ancak stratejik konumu nedeni ile askeri elektronik üretimi İsrail kuruluşları tarafından yapılıyor, gövde aksamı ise ABD'den ithal ediliyor.
Son on yılda gerçekleşen değişim aynen telekomda da görülüyor. İsrail Telekom kuruluşu Bezeq'in tekel konumu kaldırıldıktan ve liberal düzene geçildikten sonra sektör, hem üreticiler hem de kullanıcılar açısından süratle gelişmiş.
"Bezeq'in tekel olduğu yıllarda yeni telefon bağlatabilmek için 6-7 yıl beklenildiği zamanlar vardı" diyen Uri Har; bugün yeni bir bağlantının dakikalarla ifade edildiğini, penetrasyon oranlarının sabit telefonlarda %45, mobil telefonlarda ise %70'lere ulaştığını söylüyor. Mobil telefon penetrasyon oranının çok yüksek olmasının en önemli nedeni ise; velilerin sürekli meydana gelen olaylardan sonra hemen çocuklarına ulaşabilme arzusu. İlkokul öğrencileri bile mobil telefon kullanıyor,
Askeri bir şirket olarak hayatına başlayan Bezeq, aynı zamanda İsrail'in ilk mobil telefon operatörü. 6 milyon nüfuslu ülkede 2.8 milyon sabit, 4.4 milyon mobil telefon kullanıcısı var.
İsrail'de binaların çatısında normal TV anteni görmek mümkün değil. Devlet televizyonu da kablolu ve kablolu abone sayısı 1.2 milyon. Her TV kullanıcısı, TV alım aşamasında bir defa TV vergisi ödüyor. Daha sonra ise yıllık abonelik bedeli. Altı ay önce yayın hayatına geçen uydu TV sistemi ise 200 bin aboneye sahip. Devlet televizyonundan başka yayın yapmakta olan bir de özel televizyon kuruluşu var. Üç ortaklı TV kuruluşunun ortakları, yapılan yayını ikişer günlük dilimler halinde aralarında paylaşmışlar. Reklam geliri kanunlarla sınırlandırılmış ve çok düşük. Film aralarında reklam yok. Güney Kıbrıs gibi yakın çevreden İsrail'e yönelik, reklamları daha çok olan yayınlar da yok değil. Ancak, oranlar ve rakamlara baktığınız zaman sektörün çok yeni ve süratle gelişmekte olduğunu rahatlıkla görebiliyorsunuz.
Mobil telefon kullanımının çok yüksek olmasına karşın, yıllar önce başlayan Amerika ve Kanada ortaklıkları bugüne kadar İsrailli kullanıcıların GSM sistemini kullanmasını engellemiş.
Ülkedeki; Pelephone, Cellcom, Partner ve MIRS mobil telefon operatörleri CDMA ve TDMA teknolojisi ile hizmet vermekteler. Ülkedeki en büyük pazar payı da, Motorola ve Nokia analog el telefonlarında. İsrail'in toplam "Start Up" kuruluşlarında, ICT kuruluşları başı çekiyor. Kendi aralarında ise; telekom kuruluşları ilk sırayı alıyor. Telekomu, enformasyon teknolojileri, yarı iletken kuruluşları ve tıbbi sistemler takip ediyor. Bu kuruluşlar, birer tasarım merkezi. Yani araştırma ve geliştirme kuruluşları. Birkaç yıl içerisinde üretime hazır hale gelen ürünler, yabancı şirketlerin dikkatlerini çekiyor ve "Start Up - Başlangıç" şirketleri, ya yabancı şirket haline geliyor veya çokuluslu ortaklara sahip bir ihracatçı kuruluş oluveriyor.
Sistemin nasıl işlediğini, devletin bakışını ve desteğini, İsrail'e yatırım yapmanın avantajlarını ve elde edilen sonuçları da araştırdık.

"Start Up" kuruluşlar yaklaşık on sene önce uygulamaya alınan destek kanunları ile çok cazip hale getirilmişler. Ar-ge için yapılacak her 1 liralık yatırıma karşılık, 2 lira da devletten geliyor. Devlet desteği olan 2 lira geri ödemesiz. Ayrıca, yılda 175 bin dolara varan düşük faizli kredi imkanı da var. Birkaç yıl içinde üretime geçecek hale gelmeleri ve üretimin ihracata yönelmesi gerekmekte. Yabancı sermaye bulunması konusunda da yine kanunlarla belirlenmiş devlet desteği mevcut. Hangi kuruluşa destek verileceği ise yine kanunlarla belirlenmiş bir komite ve başındaki "yöneticisi - Chief Scientist" tarafından belirleniyor. Ticaret Bakanlığına bağlı Komitenin yöneticisi her yıl değişiyor ve kendini kanıtlamış ticari bir kuruluşun yöneticileri arasından seçiliyor. Mesela bu sene, İsrail'in en önemli kuruluşlarından biri olan ve bu ay Türkiye ofislerini açan Comverse'in patronu bu sorumluluğu üstlenmiş durumda. 2000 yılında "Start Up" şirketlere 3.2 milyon dolar destek verilmiş. Hatta devlet, "İsrail'de Ar-Ge yapmak üzere (Start Up) firma kurmanın 7 avantajı" adında bir kitap bastırmış ve bedeli karşılığı satıyor. Internet'ten erişmek de mümkün. http://www.moit.gov.il/ipc.htm
Üniversiteler bedelli ve yıllık yaklaşık 2.500 ABD doları tutarında. Ancak her bir öğrenciye yaklaşık 25.000 ABD Doları yatırım yapılıyor. Devletin bu derece önem verdiği ve yatırım yaptığı öğrencilerinin yurtdışına gitmelerine iyi gözle bakılmıyor. Deneyim veya üst eğitim için yurtdışına çıkanların ise periyodik çağrılar ile geri dönmeleri isteniyor. İsrail üniversitelerinde 1988'lerde 1300 olan öğrenci kapasitesi 6500'lere yükseltilmiş. Mezun olanların sektör kuruluşlarından aldıkları maaş 3-4 bin ABD Doları civarında. Ancak derhal üretime geçmek isteyen "Start Up" kuruluşlar, 5-6 bin doları gözden çıkartmış durumdalar.

Telekom Devrimi
İsrail Komünikasyon Bakanı MK Reuven Rivlin, 26 Temmuz 2001 tarihli konuşmasında diyor ki: "Baylar bayanlar, komünikasyon devrimi başlamıştır: Her alanda, serviste, altyapıda, her konuda. Sadece iş dünyası için değil, tüketici dünyasında da. Özelleştirme ve liberalleşme sonrası rekabet başlamıştır. Hızlı Internet sağlayıcınızı, kendi telefon servisinizi, çok kanallı televizyon şirketinizi, etkileşimli telekom hizmetlerinizi ve her konuda alternatifli kendi seçiminizi yapabilme olanağını sizlere sunuyoruz.
İsrail tüketicisi rekabetin getireceği ürün ve hizmetlerin tadına varacak, gelişmiş servislerin olanaklarını ve fiyat performans ilişkisini kendi yararına kullanabilecektir. En önemlisi de tüm bunların, regülatör kuruluşun ve Komünikasyon Bakanlığı'nın denetimindeki Devletin Kanunlarının desteği ile sağlanacak olmasıdır.

Telekom devrimini Bezeq'in özelleştirilmesi ile başlattıklarını, şimdilerde ise Internet eğitiminin tamamlanmasına çok önem verdiklerini, en kısa sürede de 3G çalışmalarının kanunlarla güvenceye alınıp önümüzdeki 5 yılın planlarının onaylanacağını da belirten Rivlin, 6 ay önce "Sayısal İmza" kanununun çıkartılmasının ve her yıl 200 milyon NIS (Yeni İsrail Şekeli) paranın Internet eğitimi için ayrılmasının Internet'e verdikleri önemin göstergeleri olduğunu anlatıyor. Komünikasyon Bakanı Rivlin, Internet sayesinde her yere, her türlü bilgiye dünyanın her yerine ulaşabileceklerini, hastalık veya özürlü işçiden doğan iş gücü kaybının, evden hatta hastaneden bile işe ulaşılarak sıfırlar seviyesine indirilebileceğinin altını çiziyor.
Göçmen sayısının yüksek olması ve yaklaşık 300 bin kaçak işçinin çeşitli iş kollarında çalışıyor olmasının kendilerini olumsuz etkilediğini söyleyen Rivlin, 3G'ye geçiş çalışmalarının başlatıldığını ve kademe kademe 2.5G, 2.75G derken en kısa sürede 3G'yi ilk kullanan ülkelerden biri olacaklarını söylüyor.
3G lisans bedelinin, önce 3 milyar olarak belirlendiğini, daha sonra 400 milyona indirildiğini ve 5 yılda 5 eşit taksite yayıldığını söyleyen Rivlin, 3G'de başı, Amerika, Almanya, İngiltere ve İtalya'nın çekeceğini, İsrail'in ise 3G'yi tam göbekte yaşayacağını belirtiyor.
Şu anda İsrail Devlet Telekom Kuruluşu Bezeq'in % 54'ünün devlette olduğunu, kanunlara göre; %50.1'ini elinde tutanın kuruluşu kontrol edebileceğini, İsrail'in yaşamakta olduğu güvenlik problemlerinden ötürü, hisse satışının her seferinde %5 oranında ve mutlaka bakanlık onayı ile olabildiğini ve stratejik büyük ortağa devletin sıcak baktığını öğreniyoruz.
Komünikasyon Bakanı Reuven Rivlin, İsrail ile Türkiye arasında telekom işbirliğine gidilmesinin her iki ülkeye büyük yararlar sağlayacağını belirtiyor. Fenerbahçe'de futbol yaşamını sürdürmekte olan Haim Revivo'nun bu birlikteliğe bir başlangıç olabileceğini düşünüyor. Futboldu, eğlenceydi derken TV naklen yayınlarının İsrail'in sevgilisi Revivo ile başlatılarak çok çeşitli birlikteliklere dönüşebileceğine inanıyor.

Beyaz şehirler
Sınırları yine kanunlarla belirlenmiş "Beyaz Şehirler" kurulmuş. Araştırma geliştirme yapmak üzere her konuda "Start Up" şirketlerden oluşan sanayi siteleri, sosyal konutlar ve sosyal tesislerle desteklenmiş. Altyapı hizmetleri metropoliten belediyelerce verilmekte olan bu şehirler kimi zaman bir başka devlet tarafından finanse edilmekte. En yeni ve kapsamlılarından bir tanesi Yok-ne-am.
Hayfa'nın 15-20 km. ilerisindeki Yokneam, Amerika'dan finanse edilerek kurulmakta. İsrail'in en önemli araştırma üniversitelerinden biri olan Technion tarafından kurulmuş Technion LTD.'de burada yer almakta.

Hayfa'daki Technion Üniversite'sinde bizleri karşılayan ekipte ilginç bir isme rastladık: Zeki Berk. Gıda mühendisi olan Prof. Berk, Technion Enstitüsü'nün Başkanı. Birçoğunuza tanıdık gelen isim Türkiye'deki Link Holding ortaklarından Zeki Berk ile aynı. Benzerlik sorulduğunda, amca oğlu olduklarını öğreniyoruz.

İsrail piyasasında çalışan mühendislerin %70'i bu üniversitede yetişmiş. Technion, İsrail üniversitelerinin en eskisi ve yılda 1500-2000 civarı lisans, 500 civarı da yüksek lisans ve doktora öğrencisi mezun ediyor.
Amerika'daki MIT (Massachusets Institude Technology) örnek alınarak 1924 yılında kurulmuş ve ihtiyaçlar doğrultusunda 1955 yılında yeniden yapılanmış.
Prof. Berk'e göre üniversite optimum büyüklüğe ulaşmış ve daha fazla büyümek istemiyorlar. Teknolojinin hızının eğitimde yakalanmasına olanak yok diyen Prof. Berk, "Yapılacak iki iş var: Birincisi, öğrencilere kendi kendilerini eğitmeyi öğretmek, ikincisi ise; mezun olduktan sonra da eğitimlerini südürmek zorunda olduklarını anlatabilmek" diyor.
Technion Araştırma ve Geliştirme Ltd. Şti.'nin başında Alex Gordon var. Hayatında ilk defa gözlük taktığı gün bizim orada olmamız bir tesadüf idi. Gözlüklü ilk fotoğrafını çektiğim Gordon; "Technion artık araştırma geliştirme merkezi değil, biz burda öğrenci üretiyoruz. Ülkeyi kuracak, ülke için çalışacak, ar-ge yapacak insan üretiyoruz" diyor.

İsrail'in en iyi ve en büyük kuluçka kuruluşu olduklarını söyleyen Gordon, ilginç bir noktanın da altını çiziyor: Kuluçkadaki çalışmaların, birkaç teknoloji firması hariç, çoğunlukla biyoteknolojik olduğu. Technion Ltd. Şti.'nin sloganı ise: "Laboratuvar'dan pazar'a".
İsrail'in dünya çapında söz sahibi olmuş firmalarını detaylı olarak önümüzdeki sayımızda anlatmaya çalışacağım. Ancak, Bilişim 2001 etkinliklerine ve Kasım ayında gerçekleşecek olan Türk-İsrail Telekom ve Enformasyon İşbirliği Zirvesi'ne katılacak olan şirketlerle ilgili kısa bilgileri bu sayımızda vermek istiyorum.

İsrail telekom ve enformasyon şirketleri

LocatioNet

1999'da bir "Start Up" firma olarak kurulan LocatioNet, aslında 9 yaşındaki askeri ve sivil hizmetler üretmek için faaliyet gösteren TOTEM firmasının devamı. Bölgesel Hizmet ana konusu. Kuruluş aşamasında 1.5 milyon doları Telecom Italia tarafından olmak üzere 10.5 milyon dolar destek sağlanmış. Bugün toplam 13.5 milyon dolar değerinde. 400-500 m. hata ile konum belirleme (GPS) hizmeti sunuyorlar. Şirket yetkilisi Danny Gohen'den aldığımız bilgiye göre 2000 yılında 1.6 milyar dolarlık satış yapılmış. Küresel olarak yaşanan telekom krizinin olumsuz etkileri ile 2001 yılı toplam satışlarından ancak 1.2 milyar dolar bekliyorlar.

Innowave

1996'da satışları 20 milyar dolar olan firma, 2000 yılında 110 milyar dolar ciro yapmış. 1997'de AT&T'den ayrılan Innowave, telekom konusunda en büyük komponent üreticisi durumunda. 423 personel ile çalışan şirketin 45 ülkede 550.000 abonesi var. Pazarlama Müdürü Avi Rahav'dan aldığımız bilgilere göre; Türkiye'de Karel ve Telesis ile çalıştıklarını, İsrail devlet telekom kuruluşu Bezeq'in ve Türk Telekom'un da müşterileri arasında olduğunu öğreniyoruz.
Dünya çapında kuruluşlarla ortaklıkları var. Lucent Technologies, Alcatel, Nortel Networks, Siemens, Ericsson ve Italtel firmaları ile ağ entegrasyon çalışmaları mevcut.
Kablosuz bağlantı sistemleri ile 1-10 kişilik ofislerden 10 bin kişilik büyük kuruluşlara kadar hizmet götürüyorlar. Kablosuz iletişim ağlarında dünyada % 23 pazar payına sahipler.

Checkpoint

Ortadoğu Bölge Müdürü Naftali Keren ile yapılan görüşmede; Türkiye'de Infonet, Vis, Biltam, Intellect ve Koç Holding ile çeşitli iş ortaklıkları olduğunu ve Türk pazarını iyi tanıdıklarını öğreniyoruz. Temmuz 2001 itibariyle; VPN (Virtual Private Network)'de % 62, Internet güvenlik sistemlerinde dünyada % 42 pazar payına sahip olduklarını ve tüm dünyada sadece dağıtıcı ortakları ile satış yapıldığını açıklıyor.
1993'de kurulan Checkpoint, işletim sistemi bağımsız tüm platformlarda (NT, AIX, UNIX, OS, DOS, Windows) çalışabiliyor.
Bugünlerde Türkiye ofisini açacak olan şirketin IDC 2001 raporlarına göre ülkemizdeki pazar payı ise % 90. Bu yıl itibariyle 287 milyon dolar toplam ciro hedefliyor.

Let me Kno w
Hisse senetleri Nasdaq borsasında işlem gören kuruluşun 2500 personeli var. İçerik sağlayıcılar ve hizmet kuruluşları arasında sistem entegratörü olarak çalışıyorlar. Alternatifli modeller ile hizmet, ürün ve bilgi satışı yapan kuruluşun Yönetim Kurulu Başkanı Ofer Shaler'den aldığımız bilgilere göre; kuluçka formülü ile yaşama geçmişler ve 6 aydır faaliyetteler. 2001 yılında 2 milyar dolar ciro yapacaklarını tahmin ediyorlar. SQL veritabanı üzerine inşa edilen programı ile, talep edenlere gerekli bilgileri zamanında iletebilme üzerine yoğunlaşmışlar. İsrail'in mobil telefon operatörlerinden Cellphone en büyük müşterileri.

RAD

Ülkemizde de iyi tanınan marka RAD, 109 ülkede faaliyette olmanın avantaj ve dezavantajlarını birarada yaşıyor. Hergün dünyanın bir yerinde olan birşeylerden etkileniyorlar.
Türkiye'deki iş ortakları, Biltam ve Probil. Asya'daki en büyük merkezleri Çin. Çin'de iki ofisleri var. Toplam satışların % 28'ini ar-ge'ye ayırıyorlar. Avrupa'da özellikle Alcatel ve Lucent Technologies ile çalışıyorlar. E1, T1, E3 gibi TDM sinyallerini IP üzerinden gateway'lere gönderme uzmanlık alanlarından bir tanesi.
Pazarlama ile ilgili Başkan Yoram Holtz, Türkiye eski Bölge Sorumlusu Raphael Barki ve yeni sorumlu Ronen Almog bizleri misafir ederken çok kısa süre içinde Türkiye'de tekrar biraraya geleceğimizin sinyallerini verdiler. Bilişim Fuarı, Türk pazarı ve iştirakları ile biraraya gelmenin güzel bir fırsatı olacak. Turkcell, Aria ve Türk Telekom ile görüşmeler devam ediyor. Aselsan ile 1999'da başlayan bir OEM anlaşmaları da olan RAD ile sanıyoruz daha yakın bir beraberliğimiz olacak.

Comverse

EMEA Başkanı Eytam Kaplan, Eylül ayı içerisinde İstanbul'da bir ofis açacaklarını, Bölge Müdürlüğünü de Moshe Moskovski'nin üstleneceğini ve toplam 20 civarı personel ile Türk pazarına hizmet vermeye çalışacaklarını söyledi. Nasdaq borsasında 1 numaralı telekom firması olarak gösterilen Comverse, her yıl yaklaşık 1 milyar dolar cirosunun % 20'sini ar-ge'ye ayırıyor. Avrupa'da % 75 pazar payına sahip. Kısa mesaj (SMS), geliştirilmiş mesaj servisleri (EMS), ses postası (voice mail), resimli mesaj (picture messaging), mobil Internet çözümleri ana konuları. İş-Tim ve Aycell
Türk müşterilerden bazıları.

Optical Access

Başkan Reagan zamanında başlatılan "Yıldız Savaşları" projesi firmanın uzmanlarından Dr. Jolt'un işi. Merkezi San Diego-California'da olan kuruluşun ar-ge bölümünde 2000 kişi çalışmakta.
Yehuda Gartenlaub'dan aldığımız bilgilere göre; optik kablosuz iletişim geleceğimiz.
1880'de Graham Bell'in başlattığı çoklu uçtan çoklu uca erişim teknolojisi, 1960'larda geliştirildi. 1980'de askeri amaçlı uygulamalara geçildi. 2001'de ise sivillerin hizmetine sunuldu.
Radyo sinyalleri için lisans alınması ve standartlara uyulması gereği var. Ancak "ışık" için böyle bir şart bulunmamakta.
2-5 km mesafeli genişbant (broadband) talepleri için çözümleri mevcut. Dünyadaki tek FSO (Free Space Optics) teknolojisi ile 4500'den fazla kurulu çözüm uygulaması Optical Access'e ait.

Helios


Toplam 62 kişilik bir şirket. 1996'da üç İsrailli ortak tarafından kurulmuş. Avrupa'dan Çin'e satış yapan Helios'un ar-ge'si de diğerleri gibi İsrail'de.
100/155/310/620 Mb/saniye kapasiteli, 18/23/26/38 GHz frekanstan noktadan noktaya iletişim, uzmanlık alanları. 1.2 Gb/saniye erişim için dünyada ilk patent alacak kuruluş olduklarını belirten Genel Müdür Moshe Hendel, Türkiye'de üretim yapan "Up&Down Converter" firmaları ile temas etmek istediklerini belirtiyor.

Gilat

Türkiye'den Sorumlu Müdürü Shimon Teller; 2001 telekom krizinden etkilendiklerini, 1987'de kurulan firmanın bugün 1.400 çalışanı olduğunu ve 2000'de 504 milyon dolar ciro yaptıklarını söyledi.
Geniş Alan Ağları (WAN) üzerine uydu çözümleri ile hız ve maliyet indirimi sağladıklarını ifade eden Teller, Türkiye'de Comsat ile görüşmelerini sürdürdüklerini, kendilerini "uçtan uca, iki yönlü" bir şirket olarak tanımlıyor.