Kenan Cavnar
Satış ve Pazarlama Yöneticisi Sphere Consulting Services
Sphere

Danışmanın dediği

Gündemin adı belirsizlik...

DERGİNİN devamlı okuyucuları hatırlayacaklardır. Haziran ayında bu köşede "Neden Olmasın" başlığı altında bir yazı yazmıştım. Yazımda, geçen seneye oranla özellikle Nisan ve Mayıs aylarında ekonominin büyümeye geçmesi neticesinde, krizin çok yakında biteceğini ve güzel günlerin bizleri beklediğini dile getirmiştim. Bu umut dolu sözleri sarfetmemin mantıklı açıklamaları vardı elbette. Özellikle otomotiv sektöründeki hareketlenmeyi tekstil ve turizm sektörleri de takip edince hep birlikte umutlandık. Haziran ayında firma ziyaretlerim ağırlıklı olarak tekstil ve lojistik sektörlerine yönelikti. Gittiğim hiçbir firmada kriz lafının adı bile geçmedi. Tek konuşulan büyüme ve istikrar kelimeleriydi.
Bu düşüncelerimin en önemli kanıtı ise; görüştüğüm her firma yetkilisinin, krizin en çok kendini hissettirdiği dönemlerinde rafa kaldırılan birçok projelerini yeniden gündeme getirmeleri oldu. Özellikle, Temmuz ayının ücretleri belirlemede kilit ay olmasından dolayı, firmaların insan kaynakları bölümlerinde bu konuda yoğun çalışmalar gerçekleştirildi. Kimi 2 yıldır ücretini arttıramadığı çalışanına % 10 zam verebilmek için çabaladı, kimi ise 'acaba bu yıl da nasıl sıfır zam gerçekleştiririz' onun hesaplarını yaptı. Herkes elinden geldiği kadar çaba sarf etti. Sonuçta kimse mutlu oldu mu, orası bilinmez fakat bilinen tek şey vardı: Ekonomi büyümeli, kriz süresince gerçekleştirilemeyen çalışmalara hemen başlanmalıydı.
Nitekim, çalışmalara hiç ara verilmeden başlandı. Üstelik, bazı insan kaynakları yetkilileri kısıtlı bütçelerine rağmen, başta hedef ve yetkinlik bazlı performans değerlendirme sistemleri ile özellikle satış departmanlarının eğitimi yönünde danışmanlık hizmeti talebinde bulunmaya başladılar. Firmaların yeniden yapılanma yönündeki çalışmaları hız kazandı. Herşey olması gereken çizgide ilerliyordu. Hatta bir ara rahatlıkla müşterilerime, "Artık kriz bitti, yatırıma geçmenin tam zamanıdır" yönünde fikirlerimi dile getiriyordum. Hele bir de meclisin olağanüstü olarak toplanacağı, Avrupa Birliği ve erken seçim konusunda olumlu kararların çıkacağı yönünde beklentiler oluşunca ortalık iyice bahar havasına bürünmüştü. İşte bu noktada, bu havanın bozulmaması en büyük dileğimizdi.
Fakat, bizim bu dileğimiz, meydana gelen gelişmelerin sonucunda, yaz yağmuru misali kısa sürdü. Haziran ayında başlayan, çalışanların ardı ardına tatile çıkmaları sendromuna bir de sonraki günlerde Sayın Kemal Derviş'in bakanlıktan istifa ederek, solda birlik yönünde çalışmalara başlaması eklenince tüm olumlu beklentiler yerini tekrar belirsizlik sürecine bıraktı. Şimdi bazı kişiler tatil ile Kemal Derviş arasındaki bağlantıyı merak edebilir. Hemen söyleyeyim; yazımın başlarında yazdığım gibi işlerin açılması ile birlikte raftan kaldırılan projeler tam hayata geçiyordu ki, araya yaz tatili girdi. Kimse yanlış anlamasın tatil konusuna karşı bir insan değilim. Sadece elimize geçen bu büyük fırsatı bence değerlendirmemiz gerekiyordu. Kriz döneminde yaptığımız rutin çalışmalarımızı daha verimli yönlere aktaracağımız dönemde tatile çıktık. Herşeyi tatil dönüşüne erteledik. Çoğu kimse işlerin biraz açılması morali ile gitti tatile, bazısı ise zamanı geldiği için. Herşey çok güzeldi... Güneş, kum ve de deniz...
İşe tekrar başlandığında, dinlenmiş zihinleri yeni bir sıkıntı bekliyordu. Siyasi belirsizlik... Kemal Derviş YTP'ye katılacak mı, yoksa CHP'ye mi gidecek? 3 Kasım'da seçim olacak mı ya da aday listeleri açıklandığında kendi isimlerini göremeyen milletvekilleri 11 Eylül'de seçimi iptal etmek için mi uğraşacak? Solda birlik sağlanacak mı?... Siyasi ve ekonomik belirsizlik yönünde verilen bu örnekler çoğaltılabilir. Burada benim asıl belirtmek istediğim nokta şu; Mart ayında başlayan ve Haziranda da devam eden ekonomideki iyileşme neticesinde çalışmalarımızı çok iyi planlayamadık. Kriz sonrasında elimize geçen en güzel fırsattı belki de bu aylar. Ancak gerek siyasi belirsizlik ortamı gerek ise yaz aylarının getirdiği rehavet ortamı pek çok konuda olduğu gibi bu fırsatı da kaçırmamıza sebep oldu.
Çıkmayan candan ümit kesilmez derler. Tüm bu gelişmelere rağmen ümidini hiçbir zaman kaybetmeyenlerden biriyim. Ancak önümüzdeki aylardaki gelişmelere göre tüm şirketler pozisyonlarını çok iyi ayarlamalı. Çünkü artık yapılacak hataların sonuçlarını aklıma getirmek bile istemiyorum...
Geleceği birlikte paylaşmak dileğiyle.

Köşe Yazarları
Danışmanın Dediği