BU
gün canım saçmalamak istiyor.
Mesela ligler başladı, futbol ülkenin gündemine oturdu. GS ve
BJK direkten döndü, FB fena çarpıldı.
Bu arada Süreyya Ayhan, en yakın rakibine nerdeyse yarım tur bindirdi,
birinci oldu, ama kimin umurunda!
Turizm sektöründe, yabancı turistler geceliği 20 (yirmi) milyon
Lira’ya konaklıyormuş. Turizmde bilmem kaç milyonuncu misafirimizi
ağırlamışız.
Ama hele bazı turistlerin geceliğine 20 milyon öderken, saatine
100 Dolar kazandığına bakılırsa, turistlere artık üste para ödüyoruz
demek yanlış mı?
Bu arada turist dediğimiz insanlar para harcamaya değil, para
kazanmaya gelirken ve geceliğine 20 milyon Lira ödeyerek kalırken,
ülkem insanından 150 milyon istemişler kimin umurunda!
Ülkem insanı, Türkiye’de tatil pahalı diye yurtdışına gidiyormuş
kimin umurunda!
Yani turizmde “Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan oluyoruz”.
Kimin umurunda?
Irak’a gönderilecek asker konusunda, nedense göndermenin ülkeye
getirecekleri ve götüreceklerini tartışmak yerine bunu siyasi
bir çıkar haline getirmeye çalışıyorlar.
Ülkenin çıkarları kimin umurunda!
Yani, sonuçta konuya bakış açısı ne kadar önemli. Hani hep deriz
ya, “Bardağın dolu tarafını görelim” diye.
Aslında görmek için bakmak lazım, bunun için de bakış açısını
iyi ayarlamak lazım. Ya da insanların bakış açısını iyi analiz
edip nasıl görmelerini istiyorsak öyle sunmamız lazım.
Bir başka deyiş ile nasıl görmelerini istiyorsak öyle iletmek
lazım.
Tüm bunlar iletişim konusunun ne kadar önemli olduğunu bir kez
daha vurguluyor. Ve eğer istediğiniz gibi göstermişseniz, başarmışsınızdır
ve iletişimi işinizin vazgeçilmez bir parçası yaparak çalışmaktan
keyif alırsınız. Ama, tüm bunları yaparken gerçeklerden kaçarak
kendinize olan saygınızı yitirdiğinizde iletişim başarınız, bu
defa İllet-İşim şekline dönüşür ki bu da iş hayatındaki başarı
grafiğinin artık düştüğünü gösterir.
Fıkra bu ya; bir iş adamı, muhasebe kayıtlarını tutturmak için
bir muhasebe memuru almak ister ve müracaatları değerlendirdikten
sonra adayları görüşmeye çağırır. Görüşme sırasında tek bir soru
sorar:
? İki kere iki kaç eder?
Tabii, “4 (dört ) eder” diyenler beklenen cevabı vermemişlerdir.
İşi alanın cevabı ise diğerlerine göre çok farklıdır. İşi alan
kişi;
? Siz kaç olmasını istiyorsunuz?
diye cevap verir.
Bakın Micheal J.Grib Leonardo Düşünmek adlı kitabında ne güzel
söylemiş:
“Dünyadaki en mutlu insanlar şunu sorarlar: ‘Sevdiğim bir işi
yapmak için para ödemelerinin bir yolunu bulabilsem ne olur?’”
Aranızda bulan var mı peki?
Saygılar.