|
2005'te bilgi teknolojileri yatırımları artacak
2004'ün ilk döneminde ekonomide iyileşmenin sinyalleri alınırken, bu doğrultuda 2005 yılında yatırım ortamının daha uygun hale gelmesi bekleniyor.
2005'te özel sektör yatırımlarında önemli atılımlar olacağı tespiti yapılırken, hükümet yatırımlarda umudunu özel sektöre bağlayarak, özel sektör yatırımlarını destekleyici önlemleri alacak ve özel sektörü tamamlayıcı fiziki altyapının oluşturulması için tüm imkanları seferber edecek. Önceki yıllarda yaşanan ekonomik krizin etkilerini kaldırmak için 2003-2004 yıllarında yatırımlarda ciddi açılımlar sağlayamayan hükümet, 2005 yılında yatırımları artırmayı planlıyor. Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) Müsteşar Yardımcısı Halil İbrahim Akça, 2005 yatırımlarında ‘e-Dönüşüm Türkiye' projesi ile uyumlu bilişim projelerine ağırlık verileceğini belirterek, 2005 kamu yatırımlarında ayrıca karayolu ve demiryolu projeleri ile eğitim, sağlık ve projelerine öncelik verileceğini kaydetti. Akça, özel sektör yatırımlarını tamamlayıcı şekilde; özellikle fiziki altyapının oluşturulmasının sağlanacağını dile getirerek, “Özel sektör yatırım ortamının daha uygun hale geldiğini ve önünün tıkanmadığını görmesi lazım” diye konuştu. Ekonomide en büyük güvencenin ve umudun özel sektörün gelişmesi ve güçlenmesi olduğunu söyleyen Akça, “Bu anlamda da ihtiyaç duyulan insan kaynağı altyapısının ve kurumsal yapının oluşturulmasına yönelik alanlara büyük öncelik veriyoruz” dedi. Akça, ekonomik kriz döneminin devamı olmasına rağmen 2004'te adalet ve eğitim alanındaki yatırımlara ciddi kaynaklar ayrıldığına işaret etti. Akça, son dönemde DPT'nin mesaisinin büyük bir kısmını eğitim, sağlık, sosyal güvenlik sistemi ile bilim teknoloji politikaları ve adalet hizmetlerinin etkinleştirilmesine ayırdığını dile getirerek, konuşmasını şöyle sürdürdü: “İnanıyorum ki atılan her adım insan kalitesini, kurumsal yapıyı doğrudan etkileyecek ve daha büyük katma değerin, daha büyük büyümenin, daha büyük gelişmenin önü açılacak. Ayrıca, insan kalitesindeki gelişme gelir dağılımı anlamında da ciddi bir düzelmeyi getirecek. Çünkü dünya artık beyin gücüyle, insan gücüyle, ürettiği bilim-teknolojiyle rekabet ediyor. Dolayısıyla, biz de dünyayla rekabet edebilmek için insan kalitesine yönelmiş bulunuyoruz.” DPT Müsteşar Yardımcısı Akça, 2005 yatırımlarına ilişkin “Telepati”nin sorularını şöyle cevaplandırdı: 2005 yatırımlarında hangi sektörler öne çıkacak, yani hangi sektörler ve projeler önem kazanacak? Türkiye'de bugünlerde odaklandığımız nokta; birincisi kamu yönetimindeki reform. İkincisi de ekonomide sürdürülen program. Bunlar birbirleriyle oldukça bağlantılı. Ekonomik sıkıntı olarak ya da kriz olarak zaman zaman karşılaştığımız sorunların arkasında ne var? İncelediğimiz zaman bunların arasında en önemli konulardan birisi kamunun şu andaki idari yapısı. Dünyada özellikle 1990'lı yıllarda ve 2000'li yıllarda çok daha belirgin olarak yerelleşme oldukça ağırlık kazandı. Merkezi planlama, merkezi yönetim yerine yerinden yönetim kavramı ön plana çıktı. Ve bu süreç dünyada devam ediyor. Avrupa Birliği'nin ana gündem maddelerinden birini de bu oluşturuyor. Ve Avrupa Birliği tarafından sağlanan fonların büyük kısmı da yerel yönetimler aracılığıyla kullandırılıyor. Yerel yönetimler dediğimiz zaman tabi ki Türkiye'de belediyeler akla geliyor. Avrupa Birliği kompleksi içerisinde baktığımız zaman bu daha geniş boyutuyla ele alınıyor. Birincisi bölgesel kalkınma; ikincisi il yönetimleri, üçüncü olarak da belediyeler tabi ki bu sistemin içerisinde yer alıyor. Kamu Yönetimi Temel Kanunu, İl Özel İdareleri Kanunu, Belediyeler Kanunu, Büyükşehir Belediyeleri Kanunu ve bunların devamında da Bölgesel Kalkınma Ajansları gibi pek çok düzenlemeyle birlikte bunlar bir bütün oluşturuyor. Ve buna bağlı olarak da tabi bunların devamında da devlet personel rejimini değiştirmeye yönelik düzenlemeler de yer alıyor. Tabi bu kanunların çıkmasıyla birlikte şu anda hazırlıkları devam eden yeni yapıların ne şekilde oluşacağı, kaynak dağılımının, kaynak paylaşımının ne şekilde olacağı konusunda da çalışmalar devam ediyor. Bu çerçevede şu anda sürdürmekte olduğumuz çalışmalar da bu durumdan büyük oranda etkileniyor. Nedir bunlar; birincisi DPT olarak sektörel politikaları, sektörel stratejileri geliştiriyoruz. Bu sektörlerin arasında eğitimden, ulaştırmaya, enerjiye, bilişime, sağlığa ve adalet hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve yenilenmesine kadar pek çok konuyu seçiyoruz. Tabi ki sektörel planlar, programlar, stratejiler, politikalar özellikle bir yatırım ayağıyla uygulanmaktadır. Dolayısıyla, kamu yatırım programını hazırlayan kuruluş olarak DPT de bu yeni yapıya; kamu yatırımlarını ne şekilde adapte ederiz şu anda onun teknik çalışmalarını sürdürüyoruz. Bu kanunlar geçtiğinde ve uygulama süreci belki 6 ay bir yıl içerisinde de yeni bir kamu yönetimi ve buna bağlı olarak da kaynak dağılımı ve ekonomik yapı ortaya çıkacak. Şu an ağırlıklı olarak biz de bunların altyapı ve teknik çalışmalarını sürdürüyoruz. Kamu yatırımları anlamında baktığımız zaman Türkiye'de 60'lı, 70'li yıllarda ithal ikameci konular dolayısıyla özellikle bu kapsamda sanayiye yönelik politikalar ön plana çıktı. 80'li yıllara baktığımızda ağırlıklı olarak fiziki altyapı ön plana çıktı. Özellikle ulaştırma, enerji ve belediyeler tarafından sağlanan hizmetler. 90'lı ve 2000'li yıllarda ise daha ziyade sosyal altyapı ön plana çıkmış durumda. Eğitim, sağlık ve adalet hizmetleri ön plana çıkmış durumda. Şu anda büyük oranda mesaimizi eğitim sistemiyle ilgili olarak, sağlık sistemiyle, sosyal güvenlik sistemiyle ve bilgi teknolojileri politikalarıyla ve de adalet hizmetlerinin etkinleştirilmesi konusunda harcıyoruz. Ve bu alanda inanıyorum ki, atılan her adım insan kalitesini, kurumsal yapıyı doğrudan etkilediği için daha büyük katma değerin, daha büyük büyümenin, daha büyük gelişmenin önünü açacak uzun vadeli politikalar olduğunu düşünüyoruz. Ayrıca, insan kalitesindeki gelişmede gelir dağılımı anlamında da ciddi bir düzelmeyi getirecek diye umut ediyoruz. Çünkü, dünya artık özellikle beyin gücüyle insan gücüyle, ürettiği bilim-teknolojiyle rekabet ediyor. Dolayısıyla, bu anlamda biz de dünyayla rekabet edebilmek için insan kalitesine yönelmiş bulunuyoruz. DPT Avrupa Birliği'ne (AB) yönelik ne gibi çalışmalar yapıyor? DPT'nin AB için hazırladığı raporlardan söz eder misiniz? AB müktesebatına uyum konusunda yapılan çalışmaları artıracağız. Bu çalışmaları ekonomik, sosyal uyumu da içine alacak şekilde daha da derinleştirerek sürdüreceğiz. DPT, AB'ye yönelik olarak üç yıllık bir perspektifle katılım öncesi ekonomik programı hazırladı. İlk Ulusal Program'ı da DPT oluşturdu. İkinci Ulusal Program'ın ise yine önemli kısımları DPT tarafından hazırlandı. Bu arada ilk olarak geçen yıl AB için Ulusal Kalkınma Planı'nı oluşturduk. Ulusal Kalkınma Planı'nın devamında da bazı strateji dokümanları hazırlandık. Devam eden süreçte, daha pek çok sektörü kapsayacak şekilde bu stratejiler ve eylem planları AB'ye uyum anlamında hazırlanmaya devam edecek. Avrupa Birliği ile ilgili olarak çok net bir şekilde ortaya çıkmış olan Gümrük Birliği anlaşması var. Bunun devamında da özellikle rekabeti engelleyen konuların üzerinde hassasiyetle duruluyor. Devlet yardımı gibi, diğer ticaretteki karşılıklı anlaşmaların yürürlüğe konulması gibi konularda AB'ye uymak durumundayız. Çünkü imzaladığımız Gümrük Birliği Anlaşması'nın bir sonucu bu. Bir diğer boyutta şu anda müzakerelere başlamamış bir aday ülkeyiz. Ve hepimizin ümidi sonbahar da bir müzakere tarihi almamız. Müzakere tarihlerini aldıktan sonra tablo çok daha netleşmiş olacak. Şu anda müktesebat uyumu konusunda yaptığımız çalışmalar daha da derinleşecek. Ve ekonomik, sosyal uyumu da içine alacak şekilde daha derinleşmiş ve daha güçlenmiş olarak sürdürülecek. Bu çerçevede DPT özellikle ekonomik uyum konusunda yıllardır bu çalışmaları yürüten bir kurumdur. Bu konudaki çalışmaların pek çoğunu geçmişte de yapmış ve bugün de yapan, gelecekte de bu konuyu koordine edecek bir kurum olarak görevini sürdürecek. DPT yatırımlara ilişkin neler yapıyor? DPT yatırımları nasıl yönlendiriyor? DPT olarak ülkenin toplam tüm kamu yatırımlarından sorumlu bir kuruluşuz. 2005 yılında yatırım ortamının daha uygun hale geleceğini bekliyoruz. 2004 yılında geçtiğimiz ilk dönem itibariyle bunun sinyalleri net bir biçimde ortaya çıkmaya başladı. Özellikle özel sektör yatırımları konusunda ciddi atılımlar başladı. Kamu tarafında bir kriz dönemini ortadan kaldırmaya yönelik, tedbirler sürdürüldüğü için; 2003-2004 yıllarında ciddi açılımlar gelmedi. Fakat bununla birlikte zorunlu olarak yapılması gereken ekonomik ve sosyal altyapıya yönelik yatırımlar da aksatılmadı. 2004 yılından sonra özel sektörü tamamlayıcı şekilde yatırımların daha da geliştirileceği görülüyor. Özellikle fiziki altyapının oluşturulması gerekiyor ki özel sektör yatırım ortamının kendisi için daha uygun hale geldiğini görsün. Özel sektörün önünün tıkanmaması lazım. Ekonomik etkinliklerde güvencemiz ve umudumuz özel sektörün gelişmesi, güçlenmesi. Bu anlamda da ihtiyaç duyulan insan kaynağı altyapısını ve kurumsal yapının oluşturulmasına yönelik alanlara büyük öncelik veriyoruz. Bunu nasıl yapıyoruz diye baktığımızda da; örneğin kriz dönemi olmasına rağmen adalet hizmetlerine ciddi yatırım kaynakları ayırdık. Yine eğitime ayrılan kaynaklarda belli bir artış sağlandı. Son zamanlarda çıkarılan bazı kanunlar ve özel sektörün yatırım yapma eğiliminin artmasına yönelik olarak da organize sanayi bölgeleri konusuna özel olarak ağırlık vermiş durumdayız. 2005 ve devamında öncelikli sektörler hangileridir diye bakarsak şu anda yürütülen karayolu projeleri, yine demiryolu projeleri, eğitim ve sağlık projeleri ön planda yer alıyor. Ayrıca teknolojinin geliştirilmesine yönelik destek programları da öncelikli projeler yatırım alanları arasında bulunuyor. e-Dönüşüm Türkiye Projesi'ne ilişkin çalışmalar ne aşamada? Projede önemli somut gelişmeler var mı? e-Dönüşüm Türkiye Projesi kamu yönetiminin dönüştürülmesinin bir aracı olarak gündeme geldi. Projenin en önemli adımlarından biri olan Elektronik İmza Yasası 23 Temmuz 2004 tarihinde yürürlüğe girdi. Kamu yönetiminin yeniden yapılandırılması konusunda teknolojik imkanların büyük ölçüde kullanılması çok önemli. Kamu yönetiminin e-dönüşüm, bilişim kısmı fazlasıyla ön plana çıkmış durumda. Dünyadaki eğilimlere baktığımızda da özellikle kamuyu dönüştüren bilgi teknolojilerindeki gelişim en önemli unsur olarak görülüyor. Hedef, kamu yönetiminin dönüştürülmesi, kamu yönetiminin güncellenmesi. Devletin kamu kurumları tarafından sağlanan hizmetler anlamında hızlı, etkin, şeffaf bir hizmet sunması. Yani, e-devlet. Özel sektör tarafında ise; gerek iş dünyası gerekse vatandaşlara yönelik olarak bilgi teknolojilerinin uygulanabilmesinin hukuki ve teknik altyapısını oluşturmak zorunda olduğumuzu görüyoruz. Çalışmaları, tüm özel sektör kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ve diğer kamu kuruluşlarıyla beraber yapıyoruz. Avrupa Birliği bilgi toplumu birimleriyle de paralel olarak çalışma yürütüyoruz. e-imza öncelikli olarak hukuki altyapının sağlanması anlamında önemli. Şu aşamada da teknik altyapı çalışmalarını sürdürüyoruz. Dolayısıyla, hem kamu tarafında kamu yönetimi; hem özel sektör tarafında özellikle hukuki altyapının ortaya konması konusunda büyük bir gayret içerisindeyiz. Bunu tüm özel sektör kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ve diğer kamu kuruluşlarıyla beraber yapıyoruz. e-dönüşüm İcra Kurulu'nda bazı kararlar alındı. Bu kararlardan biri, kamu kuruluşlarının numara konusunda geçmişte yaşanan sıkıntıyı tekrar yaşamaması için bir kamu kuruluşunun kök sertifika sağlanmasında, sertifika hizmetlerinin yürütülmesinde görevlendirilmesi. TÜBİTAK Elektronik Kriptoloji Enstitüsü'nde bu konuda bir potansiyel var ve kendi geliştirdikleri programlar da var. Bunları hemen devreye sokmayı amaçladık. Kararlardan ikincisi de, özel sektör de bu konuda önünü görsün bir belirsizlik yaşamasın diye özel sektör kısmını özel sektöre bırakıyoruz. Çalışmaların bir rekabet ortamı çerçevesinde yürümesi için Telekomünikasyon Kurumu'nun ortaya koyacağı denetim sistemi çerçevesinde hizmet sunmalarına olanak sağlamayı hedefliyoruz. Tek kurum özel sektör için zorunlu ama özel sektör için zorlayıcı bir durum yok. Fakat, özel sektörden de kök sertifika hizmeti sağlayacak kurumlar TÜBİTAK'tan hizmet almak isterlerse tabi onun da önü açık olacak. |