Şener: “Türk Telekom'un özelleştirilmesi Anayasa'ya uygun”

 

DEVLET Bakanı ve Başbakan Yardımcısı, e-Dönüşüm İcra Kurulu Başkanı Doç.Dr. Abdüllatif Şener, özelleştirmeyi bir devlet politikası olarak değerlendirdiklerini dile getirerek, 10-15 yıl önceki koşullar göz önünde bulundurulduğunda bugün Türk Telekom'un özelleştirilmesinin Anayasa'ya aykırı olmadığını vurguladı

Türk Telekom'un özelleştirilmesinin Türkiye'de üzerinde en çok konuşulan bir konu olduğunu belirten Şener, Türk Telekom'un özelleşmesi bundan 10-15 yıl önceki koşullar değerlendirildiğinde Anayasa'ya aykırılık tartışmalarında bugün önemli bir fark bulunduğunu söyledi. Şener, önemli farklardan birisinin Türkiye'de 15 yıl önce GSM operatörlerinin bulunmaması olduğunu kaydetti. O dönemlerde, Türk Telekom'un haberleşme sektöründe tek olduğunun altını çizen Şener, dolayısıyla alternatif haberleşme araçlarının bulunmadığına işaret etti. Şener ikinci önemli farkın da, Türk Telekom'un aynı zamanda tekel konumunda bulunması olduğunu vurguladı. Şener, böylece o dönemlerde başkalarının piyasaya girmesinin hukuken de uygun olmadığını belirtti. Şener, bugün ise telekomünikasyon sektörünün serbestleştiğine işaret etti.

Şener, üçüncü önemli farkın da; o dönemde 82 Anayasası'nın uygulamada olduğunu ve bu Anayasa'nın sadece devletleştirmeyi öngördüğünü kaydetti. Şener, “Devletleşmeyi öngören, özelleştirmeyi öngörmeyen bir Anayasa'nın olduğu dönemdeki koşullarla şimdiki koşullar daha farklı” diye konuştu. Şener, ilgili Anayasa maddesinin değiştirilerek, devletleştirme maddesine özelleştirmenin de ilave edildiğini söyledi. Konuya ilişkin Anayasa'da gerekli düzenlemelerin yapıldığını yineleyen Şener, “Anayasa, yasal bir dayanağa istinaden özelleştirilme yapılabileceğini ifade ediyor ve Türk Telekom'un özelleştirilmesiyle ilgili yasal düzenlemeler yapılmıştır” dedi. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Şener, “Telepati”nin gündemdeki konulara ilişkin sorularını şöyle cevaplandırdı:

Türk Telekom'un özelleştirilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Özelleştirilme sürecinin tamamlanmasını, birtakım hukuki pürüzler engelleyebilir mi?

Özelleştirme Türkiye'de bir devlet politikası haline gelmiştir. Dolayısıyla bugün iktidarda-muhalefette bulunan tüm siyasi partiler özelleştirmenin gerekli olduğu kanaatindeler. Genel olarak özel kuruluşlar, sivil toplum kuruluşları özelleştirme karşıtı bir söylem içerisinde değildirler. Bugün Türkiye'deki tüm kurum ve kuruluşlar özelleştirme gereklidir demektedir. Bu bağlamda özelleştirmeyi bir devlet politikası olarak değerlendiriyoruz. Dolayısıyla, özelleştirme ile ilgili Türkiye'de bir tartışma yok.

Ama telekomünikasyonda özelleştirme dediğiniz zaman, özellikle Türk Telekom'un özelleştirilmesi dediğiniz zaman; Türkiye'de üzerinde çok konuşulan bir konu. Telekomünikasyon sektörünün tam serbestleştiği bir ortamda; Türk Telekom'un özelleşmesinde bundan 10-15 yıl önceki koşullar değerlendirildiğinde; Anayasa'ya aykırılık tartışmalarında bugün önemli bir fark vardır. Farklardan birincisi, Türkiye'de o zaman GSM operatörü diye bir şey yoktu. Haberleşmede Türk Telekom tekti. Başka alternatifler yoktu. Alternatif haberleşme araçları yoktu.

İkinci fark ise, Türk Telekom aynı zamanda da tekeldi. Piyasaya başkasının girmesi hukuken de uygun değildi. Bugün piyasa serbestleşmiş durumda.

Üçüncü fark da, o dönemde 82 Anayasası vardı ve 82 Anayasası'nın 49'uncu maddesi sadece devletleştirmeyi öngörüyordu. Özel kesime ait bir kuruluşu devletleştirebiliyorsunuz ama devlete ait bir kuruluşun özelleştirilebileceği ile ilgili herhangi bir Anayasa düzenlemesi yoktu. Devletleşmeyi öngören, özelleştirmeyi öngörmeyen bir Anayasa'nın olduğu dönemdeki koşullarla şimdiki koşullar daha farklı. Özelleştirme ile ilgili Anayasa maddesi değiştirilmiştir. Devletleştirme maddesine özelleştirme de ilave edilmiştir. Yasalarla şartları belirlenmek suretiyle kamu kuruluşlarını özelleştirilmesine izin verilmiştir.

Yine de Türk Telekom'un özelleştirilmesinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle; iptaline ilişkin bazı sivil toplum kuruluşlarının ve sendikaların yargıya başvuruları oldu.

Anayasa'ya aykırılık yoktur. Anayasada gerekli düzenlemeler yapılmıştır. Anayasa yasal bir dayanağa istinaden özelleştirilme yapılabileceğini ifade ediyor ve Türk Telekom'un özelleştirilmesiyle ilgili yasal düzenlemeler yapılmıştır.

Sizin başkanlığını yürüttüğünüz e-Dönüşüm İcra Kurulu'nun aldığı karar doğrultusunda e-Devlet Kapısı'nı Türk Telekom kuracak. Gelinen noktada ne gibi çalışmalar yapılıyor? Türk Telekom'un yıl sonuna kadar özelleştirilmesi bu çalışmayı olumlu mu olumsuz mu etkiler?

e-Dönüşüm İcra Kurulu toplantılarının birinde e-Devlet Net kapısı, kurma yetkisi ve sorumluluğunu bildiğiniz gibi Türk Telekom'a verdik. 2005 yılı içinde pilot uygulamaya geçilecek ve kamu kurumlarının bütünleştirilmesiyle aşama aşama geliştirilecek. Kamu hizmetlerine tek kapıdan erişim böylece mümkün olacak. Güvenli haberleşme, kimlik bilgilerinin tanıtımı ve ödeme gibi ortak hizmetler sunulacak, maliyet ve zaman etkinliği sağlanacaktır. Bu konuda Türk Telekom almış olduğu yetki ve sorumluluk çerçevesinde çalışmalarını sürdürüyor. Teknik şartname nihayete ermiş durumdadır. Firmalardan teklifler alınıyor. Kısa süre sonra kazanan firma belli olacak.

Türk Telekom için ihaleye çıkıldı ve özelleştirme süreci devam ediyor. Önümüzdeki süreçte devir işlemleri de tamamlanacak. E-devlet kapısı sorumluluğu verilen Türk Telekom ile protokol imzalandı. Protokol çerçevesinde Türk Telekom'un taahhütleri vardır. Türk Telekom'u devralacak yeni firma da bu taahhütleri yerine getirecektir. Bu konuda bir problem olmaz.

e-Devlet Kapısı kurulması çalışmalarına Bilgi Toplumu Strateji henüz belirlenmeden başlandı. Bu bir aksaklık yaratır mı?

Herhangi bir aksaklık olacağını sanmıyorum. Türk Telekom sistemi sürekli test ederek yürüyecek bir mekanizma oluşturmaya çalışıyor. Olayı statik, yani durağan nitelikte değerlendirmemek lazım. Aslına bakarsanız, teknoloji sürekli gelişiyor ve değişen teknoloji uygulamalarında yeni yaklaşımlar devreye giriyor. Önemli olan bunu sağlayacak şekilde işi yürütmektir. e-Devlet Kapısı ile ilgili işlemler sürerken, bilgi toplumu stratejisi henüz konulmadı, bu bir aksamaya yol açar mı? Böyle bir aksama olacağını söylemek mümkün değil. Çünkü bilgi toplumu stratejisi teknik ayrıntıları düzenleyen bir belge niteliğinde değil, ama e-Devlet Kapısı daha teknik ayrıntıların yer aldığı bir düzenlemeyi içermektedir. Strateji belgesinde muhtemeldir e-Devlet Kapısı ile ilgili daha genel şeyler yer alacaktır.

Elektronik Haberleşme Yasası ile ilgili çalışmaları izlediniz mi? Çalışmalar hangi aşamadadır?

Elektronik haberleşme ile ilgili Ulaştırma Bakanlığı bir kanun hazırlamıştır ve değişik bakanlıklardan görüş istemiştir. Görüş istediği kurumlardan biri de Devlet Planlama Teşkilatı'dır (DPT). Gerekli görüş bildirimleri tamamlanmıştır. Bunun üzerine, Ulaştırma Bakanlığı bu kanun taslağını Başbakanlığı göndermiştir. Bakanlar Kurulu'nda imzaya açılarak bir kanun tasarısı halinde TBMM'ye gönderilecektir. Konu şu anda başbakanlıktadır. Öyle zannediyorum ki, yasama yılı başladığında bu tasarı da bu hükümetten onay alacaktır. Bu e-dönüşümle bağlantılı olarak önemli bir yasadır. Bir teknik altyapının hukuki çerçevesini hazırlamaktadır.

e-İmzanın Türkiye'de uygulamaya girmesine ilişkin neler söyleyeceksiniz? Bu konuda bundan sonraki aşamada ne gibi çalışmalar yapılacak? Konunun felsefesini biraz tanımlar mısınız?

e-Dönüşüm dediğimiz hadise başlı başına kurumsal, bireysel, ekonomik ve sosyal bir değişimi ifade ediyor. Bu değişim BHT-Bilgi ve Haberleşme Teknolojilerindeki yeniliklerle, değişiklerle birlikte yürüyen bir dönüşüm. Ve bu bağlamda artık insanlar arasındaki ilişkilerin, insanlarla belli kurumlar arasındaki ilişkilerin, kurumların birbiriyle olan ilişkilerinin niteliklerinde de değişiklikler oluyor. İnsanlar arasında sözleşmeler yapılıyor. Hukuken iki tarafı da bağlayıcı, veya bireylerle kurumlar ve devlet arasındaki ikili ilişkiler de düzenleniyor. Her iki tarafı bağlayan sonuçlar veya kamunun hizmet sunumunun resmi ve hukuki sonuçları olabiliyor. Hukuki sonuçları olan bu ilişkilerin aslında belgelendirilmesi, ihtilaf halinde ise delil kabul edilebilmesi için, taraflarca imzanın atılmış olması gerekiyor. Tüm bu bahsettiğimiz ilişkiler ve işlemler elektronik ortamda meydana geldiği takdirde bunun da bir belge niteliğinde olabilmesi için tarafların onayından geçtiğinin ispatlanması lazım. Nasıl olacak bu? Islak imza ile elektronik ortamda işlem yapamazsınız. Artık belli bir şifreye dayanan elektronik imzadan söz ediyoruz. Eğer tarafların işlemlerinde bu elektronik imza devreye girmişse, hukuken tarafı da bağlayan sonuçlar ortaya çıkmıştır. Yükümlülükler buna göre yerine getirilir, ihtilaflar da buna göre çözümlenir. Bu olmadan kamu hizmetlerinin elektronik ortamda sürdürülmesi çok zordur, mümkün değildir. Veya e-ticaretin gelişmesi, insanların kendi aralarındaki ilişkilerinde belli sınırları aşması mümkün değildir. Biz bunu dikkate almak suretiyle, geleceğin dünyasında Türkiye'nin de yerini alması gerektiği düşüncesi ile e-imza ile ilgili kanuni düzenlemeyi yaptık. Yasa 2004 Ocak ayında yürürlüğe girdi. 6 ay sonra ikincil mevzuat düzenlemeleri yapıldı ve neticede belli bir aşamaya gelindi. Kamu Sertifikasyon Merkezi'nin kuruluş hazırlıkları TÜBİTAK UEKAE tarafından tamamlandı ve 18 Temmuz 2005 tarihinde Kamu Sertifikasyon Merkezi ile iki özel firmaya elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı yetki belgeleri bir törenle verildi. Ve ilk elektronik sertifika ile ülkemizde ilk elektronik imza benim tarafımdan kullanıldı.

Sadece elektronik imza sahibi olmak yeterli değil. Aynı zamanda işlemlerin de elektronik imzanın kullanılacağı bir elektronik ortama girmesi lazım. Geçen haftalarda e-ticaret uygulamaları ile ilgili bir törene katıldım. Orada işlemler elektronik ortamda yapıldı.

e-Dönüşüm Türkiye Projesi ile ilgili çalışmalar ne aşamada, bundan sonra neler yapılacak. Ulusal Bilgi Toplumu Stratejisi Danışmanlık ihalesini kazanan firma ile nasıl bir işbirliği yapılıyor?

Ulusal Bilgi Toplumu Stratejisi Danışmanlık ihalesi sonuçlandırıldı ve sözleşme 16 Mayıs 2005'te imzalandı. Bilgi toplumuna geçiş sürecinde Türkiye'nin yol haritasını çizecek ve yapılması gereken işleri belirleyip önceliklerini ortaya koyacak olan strateji belgesinin yıl sonunda tamamlanması bekleniyor.

Bilgi Toplumu ihalesini kazanan Amerikan Peppers&Rogers firması çalışmalarını sürdürüyor. Raporun, yıl sonunda tamamlanması bekleniyor. Ancak bilgi toplumu stratejisi, DPT Bilgi Toplumu Daire Başkanlığı'nın gözetiminde yürütülüyor. Sürekli görüş alış-verişinde bulunuluyor. Durum raporları, ilerleme raporları hazırlanıyor. Ara raporlar çıkarılıyor. Şu anda, mevcut durum raporu tamamlanmak üzere. Türkiye'nin mevcut durumu kısa sürede DPT'ye sunulacak. Daha sonra önümüze birkaç strateji taslağı getirilecek. Getirilecek stratejilerden birini seçecek olan e-Dönüşüm Türkiye İcra Kurulu'dur.

Peppers&Rogers Türkiye'nin orta vadede bilgi toplumuna dönüşümünü sağlamaya yönelik öneriler getirecek. Peppers & Rogers öncelikle dünya örneklerini inceleyerek, bu örnekler ışığında uygulanabilir hedefleri belirleyecek. Bu hedefler doğrultusunda eylem ve projelere ilişkin bir yol haritası çıkaracak. Strateji çalışmasında, diğer ülke deneyimleri, Dünya Bilgi Toplumu Zirvesi Eylem Planı ve İlkeler Bildirgesi ile özellikle Avrupa Birliği'nin eAvrupa girişimi çerçevesindeki yaklaşımları göz önünde bulundurulacak. Ayrıca, e-Dönüşüm Türkiye İcra Kurulu tarafından kabul edilen Bilgi Toplumu Politika Belgesi, strateji çalışmasına esas teşkil edecek, Kamu Yönetimi Reformu çalışmaları ile çeşitli kamu kurum ve kuruluşları tarafından yürütülen çalışmalar da strateji belgesinin hazırlanmasında dikkate alınacak.

Bilgi ve Haberleşme Teknolojileri, Sosyal Dönüşüm Etkin Kamu Yönetimi, İş Ortamı ve Girişimcilik, Kurumsal Yapılanma ve Yönetişim Modeli olmak üzere beş çalışma alanını belirleyen DPT, danışman şirketten ayrıntılı bir iş programı isteyecek. Peppers & Rogers işe başlama tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde iş programı taslağını DPT'ye ulaştıracak. Ayrıca Peppers & Rogers'ın 4 haftada bir düzenli olarak hazırlayacağı İlerleme Raporu'nu DPT'ye iletecek.

Danışmanlık ihalesinin yabancı bir firmaya verilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yabancı bir firmanın Türkiye'ye dikte edeceği bir strateji, Türkiye'nin çıkarlarına uygundur-değildir tartışmaları, yerinde bir tartışma değildir. Çünkü, bir firmanın ihaleyi almış olması demek o firmanın bize herhangi bir stratejiyi dikte edeceği anlamını taşımamaktadır. Neden taşımamaktadır? Çünkü o alternatifli, farklı stratejiler hazırlayacaktır. Biz bunları önce DPT'deki uzmanlarca ardından hem kamunun hem de özel sektörün yer aldığı İcra Kurulu'nda tartışacağız. Sunulan stratejilerden birini seçebilirsiniz. Hatta önümüze konulan stratejilerden bir eksiklik görürsek bunların yetersiz olduğunu da söyleyebiliriz. Bunlardan yararlanmak suretiyle biz de bir strateji oluşturabiliriz. Önümüze gelmiş rapor hiçbir zaman bizi bağlayıcı değildir. Bize dikte edici bir özelliği yoktur. Sadece dünyayı iyi izlemek, iyi görmek ve dünyadaki uygulamalardan yararlanmak suretiyle önümüze dört başı mamur strateji belgesinin konulmasını arzu ediyoruz. Bu yapılırken bunu test etme, değerlendirme imkanı her zaman elimizde vardır. Buna göre yapılacaktır.

Hükümet olarak iktidara geldikten hemen sonra e-Dönüşüm Türkiye Projesi'ni gündeme getirdiniz. Sizin başkanlığınızda bir İcra Kurulu oluşturuldu ve bilgi toplumuna geçiş üst düzeyde ele alınıyor. Gelinen noktada strateji belirlenmeye çalışılıyor. Önümüzdeki dönemde bu geçişi hızlandıracak, umut vereci ve somut gelişmeler yaşanacak mı?

Hükümetimiz döneminde bilgi toplumuna geçiş konusunda çok büyük değişiklikler ortaya konmuştur. Ve önemli çalışmalar yapılmıştır. e-Dönüşüm Türkiye Projesi 2003 yılından beri devam eden bir projedir. 2003-2004 Kısa Dönem Eylem Planı hazırlanmış, uygulanmış, İcra Kurulu oluşturulmuş ve 2005 Yılı Eylem Planı'nın hazırlanıp uygulanmasına başlanmıştır.

e-Dönüşüm Türkiye Projesi ile bağlantılı olarak şöyle bir değerlendirme yapabiliriz. 58'inci Hükümetin Acil Eylem Planı'nda yer alan e-Dönüşüm Projesi, 59'uncu Hükümet tarafından da devam ettiriliyor. 27 Şubat 2003 tarihli Başbakanlık Genelgesi'yle e-Dönüşüm Türkiye Projesi'nin uygulama usul ve esasları belirlenmiştir. Koordinasyon görevi Devlet Planlama Teşkilatı'na (DPT) verilmiştir. İcra Kurulu oluşturulmuştur. Tüm bakanlıklar, üniversiteler, sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla e-Dönüşüm Danışma Kurulu oluşturulmuştur. 8 Çalışma Grubu kuruldu. 8 çalışma grubunda yer alan; Altyapı Ve Bilgi Güvenliği Çalışma Grubu'nun koordinasyonu Ulaştırma Bakanlığı'na, Eğitim Ve İnsan Kaynakları Çalışma Grubu Milli Eğitim Bakanlığı'na, Altyapı Adalet Bakanlığı'na, Standartlar Çalışma Grubu Türk Standartlar Enstitüsü'ne, e-Devlet Çalışma Grubu DPT'ye, e-Sağlık Sağlık Bakanlığı'na, e-Ticaret Dış Ticaret Müsteşarlığı'na, İzleme Çalışma Grubu da Türkiye Bilişim Derneği'ne verilmiştir. Çalışma Grupları, Kısa Dönem Eylem Planı'nın hazırlamışlar 7 ana başlık oluşturulmuş ve bunlara ek olarak bilgi toplumu stratejisi ana başlığı olmak üzere toplam 8 başlık altında 73 eylem ve sorumlu kuruluşları tanımlanmıştır. Kısa Dönem Eylem Planı, 3 Aralık 3003 tarihli Başbakanlık Genelgesi'yle hayata geçirilmiştir. Aynı genelge ile 5 üye ve 8 katılımcıyla e-Dönüşüm Türkiye İcra Kurulu kurulmuştur. Kurulun sekreteryası DPT'ye verilmiştir. Kurul üyeleri ben, Ulaştırma Bakanı, Sanayi ve Ticaret Bakanı, DPT Müsteşarı, Başbakanlık Müşavirinden oluşmaktadır. Katılımcılar ise TÜBİTAK Başkanı, Telekomünikasyon Kurumu Başkanı, Türk Telekom Genel Müdürü, TOBB Başkanı, Türkiye Bilişim Vakfı Başkanı, Türkiye Bilişim Derneği Başkanı, Türkiye Bilişim Sanayicileri Derneği Başkanı'ndan oluşmaktadır. Projenin başladığı dönemdeki şartlar, dönüşüm için acil ihtiyaçlar hepsi belirlenmiştir.

Kısa Dönem Eylem Planı'nın uygulama sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kısa Dönem Eylem Planı'nın uygulama sonuçlarını şu şekilde değerlendirebiliriz:

“2005 yılı ilk çeyreği itibariyle Kısa Dönem Eylem Planı'nda 73 eylemden 34'ü tamamlanmıştır. Kısa Dönem Eylem Planı'ndaki 6 eylem çeşitli nedenlerle uygulama imkanı bulamamış olmakla birlikte 32 eylemde önemli gelişmeler sağlanmıştır ve eylemlerden bir kısmı 2005 yılı eylem planına aktarılmış diğerleri ise belirli bir plan çerçevesinde yürütülmekte olup kısa zaman içinde tamamlanması beklenmektedir. 2005 yılı için yeni bir eylem planı hazırlanmıştır ve 1 Nisan 2005 tarihli Resmi Gazete'de yayınlamıştır. 2005 Yılı Eylem Planı'nda Kısa Dönem Eylem Planı'yla hazırlanan altyapı üzerine kurulacak uygulamalara ağırlık verilmiştir.

Yapılan işler çerçevesinde olaya baktığımızda, gerçekten önemli değişiklikler, değişimler meydana gelmiştir. Başlıca e-devlet uygulamaları itibariyle söyleyecek olursak;

MERNİS daha önceki dönemlerde başlatılmış olmakla birlikte tamamlanmıştır. 130 milyon vatandaşın kaydı yapılmıştır. Kimlik Paylaşım Sistemi (KPS) kurulmuştur. VEDOP 2005 Mart ayından itibaren tahakkuk kayıtları bankalara açılmış ödeme işlemleri de elektronik ortama taşınmıştır. Say2000i ile kamu harcamaları anında izlenebilecek düzeydedir. e-Bildirge ile, SSK tarafından 6 milyon işçi ve işverenin periyodik sigorta ödeme bildirim işlemleri gerçekleştirilmektedir. Okullara geniş bant İnternet bağlantısı ve temel eğitim projesi uygulamaları İcra Kurulu'nda takip edilmiş ve neticede Milli Eğitim Bakanlığı'nın yıl sonunda 42 bin 500 okula geniş bant İnternet erişimi sağlanmış olacaktır. Halen 21 bin okulda geniş bant İnternet kuruludur. Yıl sonunda 5 bin 400 okulda bilgi teknolojisi sınıfı kurulmuş olacaktır. Proje kapsamında halen 2 bin 800 okulda bilgi teknolojisi sınıfı kuruludur. Ayrıca, 600 bin öğretmene uygun koşulda bilgisayar temini projesi uygulamaya başlamıştır. Diğer taraftan trafik cezaları, POLNET, GİMOP, DMO Elektronik Satış Platformu, Mevzuat Bilgi Sistemi, TBMM Gündemi. Devlet Arşivleri Katalog Tarama, Bankalar arası elektronik işlemler; TCMB EFT Sistemi ile tek bir merkezden izlenebilmektedir. UYAP, TAKBİS, Çiftçi Kayıt Sistemi, Bağ-Kur, Emekli Sandığı Eczane Otomasyon Sistemi, KOBİ-Net, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın uygulamaları, Belediyeler, THY, TCDD, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü gibi pek çok kurumda e-dönüşüm projesinde önemli mesafeler alınmıştır.

e-Dönüşüm Türkiye Projesi, Kısa Dönem Eylem Planı kapsamında geliştirilen ya da tasarısı hazırlanan başlıca önemli yasal düzenlemeler de yapılmıştır. e-İmza Yasası 23 Ocak 2004 tarihinde yayınlanmıştır. Bilgi Edinme Hakkı Kanunu 24 Aralık 2003 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanmıştır. Türk Ceza Kanunu'nda ilgili değişiklikler yapılmıştır. Fikri Haklar Kanunu'nda değişiklikler yapılmıştır. Evrensel Hizmet Kanunu yine aynı şekilde Haziran 2005'ta çıkmıştır. Telekomünikasyon sektörüne ilişkin ikincil düzenlemeler yapılmıştır. Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Kanun tasarısı hazırlanmıştır. Elektronik Haberleşme Kanun Tasarısı hazırlanmıştır. Bunun dışında, 2005 yılında başlatılacak ve tamamlanacak önemli işler de var. Bilgi Toplumu Stratejisi çalışmaları devam ediyor. e-Devlet Kapısı ile ilgili çalışmalar devam ediyor. Eğitim Net kapısı ile ilgili hazırlıklar tamamlanacaktır.

e-İmza idari ve teknik altyapısı tamamlanacak ve bu arada bilişim suçlarına ilişkin kanun, adres kayıt sistemi, trafik tescil işlemlerinin otomasyonu, kamu alımları platformu, Türkiye Yatırım Net kapısı, İş ve İşçi Arama Platformu, Şirket Kuruluşu Otomasyonu, Askerlik İşlemlerinin Elektronik Ortamdan yapılması, Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi, Sağlıkla ilgili Hasta Kayıt Sistemi gibi çalışmalar da 2005 yılında tamamlanacaktır.

6 ayda tamamlanacak olan strateji çalışması; bilgi ve haberleşme teknolojileri, sosyal dönüşüm, etkin kamu yönetimi, iş ortamı ve girişimcilik, kurumsal yapılanma ve yönetişim olmak üzere beş ana çalışma alanını kapsayacak. Her bir alana ilişkin ayrıntılı araştırmaların gerçekleştirileceği çalışmada; yazılım, telekomünikasyon sektörü, İnternet kullanımının yaygınlaştırılması, bilgi toplumuna dönüşümde eğitim, istihdam, sağlık ve kültür, e-devlet, iş yapma ortamının iyileştirilmesi, e-ticaret ve girişimcilik gibi önemli konularda 2010 yılı hedef alınarak stratejiler geliştirilecek.”

Türkiye ekonomisini genel olarak değerlendirir misiniz? İşler yolunda mı?

Türkiye ekonomisini genel olarak değerlendirdiğimiz takdirde şunları söyleyebiliriz: “Hükümetimizin uygulamış olduğu istikrar programı tavizsiz olarak devam ediyor. Sürdürülebilir bir yüksek büyüme performansı beklenmektedir. Aynı zamanda da enflasyon tek haneli rakamlara inmiştir.

Özellikle 2000-2001 kriziyle birlikte ortaya çıkan büyük bir işsizlik var. İşsizler stoku var. Bu doğru bir kavram değil ama bir işsizler stoku var. Hükümetimiz döneminde bu stoka ilave yapılmamıştır. Aslına bakarsanız işsiz sayısı biraz da azalmıştır. Ancak geldiğimiz nokta itibariyle işsiz sayısının çok yüksek olması nedeniyle bu işsizliğin nasıl azaltılacağı sorgulanmaktadır.

Bu işsizlere yeni işsizlerin ilave edilmemesi, programının devam ediyor olması önemli. Ama bununla birlikte şunu söyleyebilirim; aslında 2004 yılı ve 2005 yılı; Mayıs ayı itibariyle rakamlara baktığımızda yeni istihdam edilenlerin sayısının gerçekten önemli olduğunu görüyoruz. Örneğin 2004 yılında 644 bin kişi ilave olarak yeniden istihdam edilmiştir. Ve ekonomide 644 bin kişinin ilave istihdam edilmesi önemlidir. Bununla birlikte 2004 rakamlarına baktığımızda işsizlik oranı bir önceki yıl yani 2003 yılında 10.5 iken. 10.3'e düşmüştür. 2005 yılının ilk aylarını takip ettiğimizde de yine istihdamda artış görülüyor. Ve işsizlikte azalmalar olduğu gözleniyor. Örneğin 2005 Mart-Nisan-Mayıs aylarına ait üç aylık dönemde işsiz sayısı 2 milyon 439 bindir. Bir önceki ay itibariyle Şubat-Mart-Nisan ayları itibariyle aldığımızda 2 milyon 594'tür. Yani işsiz sayısında bir önceki aya göre önemli bir azalma olmuştur. İstihdam edilenler rakamlarına baktığımızda Şubat-Mart-Nisan aylarında 21 milyon 190 bin kişi istihdam edilirken, Mart-Nisan-Mayıs çeyreğinde 21 milyon 993 bin kişinin istihdam edilmiş olduğunu görmekteyiz. İstihdam ve işsizlik rakamları değerlendirildiğinde; gerek 2004 ile daha önceki yıllar karşılaştırıldığında gerekse 2005 yılındaki gelişmeler takip edildiğinde olumlu bir seyir dikkati çekmektedir. Fakat burada özellikle kamuoyunu tatmin etmeyen nokta şudur; 2002 yılında 7.9'luk büyüme var. 2003 yılında 5.9, 2004'te 9.9'luk büyüme var. 2005 yılında yüzde 5 civarında bir büyüme hedefi var. Böylesine yüksek büyümeler gerçekleştirilirken stok işsizlikte belirgin, gözle görünen bir azalma neden olmuyor? Bunun cevabı şudur; ekonomi 2000-2001 krizlerini yaşadıktan sonra ve küresel rekabete açıldıktan sonra büyük bir hızla firmalar verimlilik artışına gitmişlerdir. Yeni istihdam yerine verimlilik artışına gidilmesi üretimi artırdı, ihracat pazarlarını geliştirdi fakat aynı oranda bir ilave istihdam ortaya çıkarmadı. Birinci ve temel neden budur. İkincisi sektörlerin yapısında değişiklikler ortaya çıkmıştır. Emek yoğun sektörlerden sanayi yoğun sektörlere doğru sanayimizde bir gelişme söz konusudur. Fakat bu büyüme eğilimi ve istikrar programı devam ettiği süre içinde işsizler stokunun da aşağıya doğru ineceğini söyleyebiliriz. Özellikle önümüzdeki dönemde ‘ Mortgage Sistemi'ni uygulamaya sokacağız. İnşaat sektörünü ve konut sektörünü kalkındıracağız, geliştireceğiz. İnsanların 20-25 yıllığına çok düşük faizli konut kredileri almalarını sağlayacağız.

İnşaat sektörü yüzlerce sektöre girdi sağlamaktadır. Bu da, doğrudan doğruya ülke ekonomisini harekete geçirecektir. Bu nedenle ben, ‘ Mortgage Sistemi'ne önem veriyorum. İstihdam ve ekonominin canlanması açısından 2006 ve daha sonrası da bu açıdan önemli olacaktır.