Telekom'da
kamu yansımaları
Kablo'da sular durulmuyor
Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (TELKODER) Başkanı Yusuf Ata Arıak , Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) Türkiye'nin en büyük kablo TV işletmecisi olduğunu, toplam 1 milyon 250 bin abonenin yaklaşık 600 bininin fondaki şirketlerde bulunduğunu bildirdi.
Kablo Platformu'nda faaliyet gösteren şirketlerin gelir paylaşımı sözleşmesi kapsamında faaliyet gösterdiklerini belirten Arıak, sözleşmede “yatırımı kim yaptıysa altyapı onundur” hükmünün yer aldığını, ancak TÜRKSAT A.Ş.'nin altyapıyı bedelsiz olarak devralmak istediğini kaydetti.
Arıak, Kablo Platformu'nda yaşanan soruna çözüm bulunamaması nedeniyle konunun yargıya intikal ettiğini dile getirerek, mahkemenin en az 4 yıl sürebileceğini, bu nedenle kablo TV şebekesi üzerinden verilecek geniş bant hizmetlere erişilmesinde gecikileceğini anlattı. Arıak, 9 Ağustos 2006 tarihinde Yönetim Kurulu Başkan Vekili Hüseyin Güler ile düzenlediği basınla sohbet toplantısında, “TÜRKSAT A.Ş, TMSF ve özel firmalara Sevr Anlaşması'nı dayatıyor. Lozan Anlaşması olursa sorun çözülebilir” diye konuştu. Arıak, konunun daha karışık bir hale gelmeden çözümlenmesi gerektiğini belirtti.
Arıak, İktisat Bankası'na el konulmasıyla Kablo TV sektöründeki şirketlerden İnteraktif ve Kablo.net şirketlerinin yönetiminin TMSF'ye geçtiğini hatırlatarak, “TMSF ve TÜRKSAT A.Ş.'nin adil bir anlaşma yapmasını bekliyoruz. TMSF Türkiye'nin en büyük kablo TV işletmecisi durumunda. TMSF bu nedenle kilit bir konumda” diye konuştu.
Arıak, Kablo Platformu'nun işlemeye başlaması halinde hızlı İnternet açısından Türk Telekom'un ADSL hizmeti ile ciddi rekabeti olacağının üzerinde durarak, “Fiyatlar düşüp yaygınlık olacaktır” dedi. Kablo TV hizmeti ile sayısal TV yayıncılığının yaygınlaşacağını söyleyen Arıak, bu durumda 200'e yakın TV kanalının hizmet vereceğini, servisin daha kaliteli hale geleceğini ve Digitürk ile rekabet edileceğini belirtti.
Kablo TV alanında TÜRKSAT A.Ş.'nin haricinde 5 şirket faaliyette bulunuyor. Bunlardan Kablo.net, İnteraktif, Ultra ve Topaz şirketleri Telekomünikasyon Kurumu'ndan kablo TV lisansı aldı. Denizli ili ve çevresinde yatırım yapan Kablo Tek (Tekfen) ise Kurumdan lisans almadı.
Bu arada, Kablo.net-İnteraktif (TMSF) 463 bin abone, Ultra (Koç-Doğan) 213 bin, TÜRKSAT 264 bin, Topaz (Çukurova Holding) 71 bin aboneye sahip.
“Kablolu hizmetlerde aksaklık ehliyetsizlikten kaynaklanıyor”
Kablo Platform şirketleri, Kablo.net (TMSF'ye ait), İnteraktif (TMSF'ye ait) , Topaz A.Ş. (Çukurova Holding'e ait) ve Ultra Kablo (Koç-Doğan ortaklığında kuruldu) ortak açıklama yaparak, son günlerde kablolu hizmetlerde yaşanan aksaklıkların TÜRKSAT'ın ehliyetsiz kişi ve firmaları taşeron olarak seçmesinden kaynaklandığını bildirdiler.
Kablo.net'ten yapılan açıklamada, son günlerde kablolu hizmetlerde yaşanan aksaklıkların basında sık sık yer aldığı belirtildi. Açıklamada şöyle denildi:
“Konuyla ilgili yazılarda TÜRKSAT A.Ş.'nin sürekli olarak kablolu hizmetler firmalarını suçlayıcı tavırları benimsediği dikkatleri çekiyor. Sabotaj iddialarına kadar varan bu haksız suçlamalar karşısında, hizmet ruhsatı almış firmalar olarak, sektörde yaşanan durumu kamuoyunun bilgisine sunmak istiyoruz.
Kablonet, İnteraktif ve Ultra Kablo firmaları, uzun süren bir bekleyişin ardından 24 Nisan 2006 tarihinde Telekomünikasyon Kurumu'ndan ruhsat almışlardır. Sektöre önemli açılımlar kazandırması beklenen bu lisanslamayla, firmalarımızın daha kaliteli hizmetleri, adil rekabet koşulları içinde daha uygun fiyatlarla sunacağına inanıyor, bu yönde çalışmalarımızı hızlandırıyorduk. Bu süreç içinde firmalarımızla Türk Telekom/ TÜRKSAT arasında imzalanan gelir paylaşım esaslı sözleşmenin 25'inci maddesinde belirtildiği gibi, ruhsat aldıktan sonra TÜRKSAT ile hesaplarımızı kesip, şebekelerden devralacağımız kısım için gerekli ödemeleri yaparak kendi şebeke ve müşterilerimiz ile yolumuza devam etme kararı almış bulunmaktaydık.
Fakat TÜRKSAT, firmalarımızın ruhsat aldıkları anda sözleşmenin sona erdiğini belirterek tüm şebeke ve müşterilerimizi kendisine teslim etmemizi istemiştir. Üstelik firmalarımız 24 Nisan 2006 tarihinde ruhsatı aldıktan sonra sözleşmeleri gereği hesap kesimi sonuçlanıncaya kadar hizmet vermeye devam etmiştir. Ancak, TÜRKSAT bu hizmetler karşılığında hiç bir ödeme yapmayarak bizleri zor duruma düşürmüştür. Diğer bir deyişle TÜRKSAT bir yandan firmalarımızın faaliyetlerine zarar vermeye çalışırken, öte yandan da verilen hizmetlerin karşılığını tarafımıza ödememiştir.
Daha sonra TÜRKSAT, Ankara mahkemelerinde firmalarımızın işletmesini durdurmaya yönelik davalar açmış ve başarılı olamamıştır. Sadece yoğun bir çabadan sonra Kablo.net firması için ihtiyati tedbir kararı aldırabilmiştir. Tedbir davaları reddedildiği için TÜRKSAT'ın kablo TV şebekelerine dokunma yetkisi yoktur ve şebekelerdeki ekipmanlar firmaların mülkiyetindedir. Buna rağmen TÜRKSAT usulsüz bir biçimde şebekelerimize el koymaktadır. Ana davalar ise halen devam etmektedir.
Yukarıda da belirtildiği gibi TÜRKSAT, firmalarımızın verdiği hizmetler karşılığında tarafımıza herhangi bir ücret ödememiştir. Bu nedenle özellikle Kablo.net ve İnteraktif firmaları, TMSF'ye yapmaları gereken ödemeleri gerçekleştirememişlerdir. TMSF de bu alacağını tahsil edemediği için firmalar tarafından satın alınan malzemelere haciz koymuş, haczedilen şebeke aktif ve pasif malzemeleri yediemine teslim etmiştir. TMSF tarafından atanan yedieminler, sahada 3. şahıslarca şebekelere yapılan müdahaleleri tutanak altına alıp Cumhuriyet Savcılıkları'na vermektedirler.
Ardından TÜRKSAT, 13 Temmuz 2006 tarihinde ihale açarak Kablonet ve İnteraktif firmalarının hizmet verdiği bölgelere taşeronlar görevlendirmiştir. TÜRKSAT'ın ehil olmayan bu taşeronları 7 Ağustos 2006 tarihinde firmaların bölgelerindeki kablo TV şebekelerine müdahale etmeye başlamışlardır. Kablo TV gibi yaşayan bir şebeke üzerindeki hakimiyetin kaybolması ve bu taşeronların bilgi, beceri, deneyim, eleman sayısı, organizasyon ve ekipman yetersizlikleri nedeniyle, sıradan arızaların dahi giderilmesinde sıkıntı yaşanmaktadır. Bu nedenle sistemde arızalar sürekli olarak artmakta ve abone memnuniyetsizliğine yol açmaktadır.
Tüm bu olumsuzlukların giderilmesine yönelik çalışma yapılması gerekirken, müşteri şikâyetleri karşısında Kablonet ve İnteraktif firmalarının şebekeleri sabote ettikleri şeklinde haksız ithamlarda bulunulmuştur.
Her türlü engellemeye ve haksızlığa karşın hizmet vermeye çalışan firmalar olarak bu isnatları reddediyor, sorunların TÜRKSAT'ın ehliyetsiz kişi ve firmaları taşeron olarak seçmesinden kaynaklandığını değerli basın mensuplarının ve kamuoyunun bilgilerine sunuyoruz. Ayrıca TÜRKSAT A.Ş.'nin sebep olduğu ve kablo TV ve kablo İnternet müşterilerinin memnuniyetini göz ardı ederek sürdürdüğü uygulamaların önlenmesi için Telekomünikasyon Kurumu'nu, Rekabet Kurulu'nu ve ilgili yargı organlarını göreve davet ediyoruz.”
Öte yandan, Koç ve Doğan Holding ortaklığında faaliyet gösteren Ultra Kablo Genel Müdürü Tanju Erkoç, yaptığı açıklamada mülkiyet konusunda TÜRKSAT'ın direncinin kırılması gerektiğini ifade ederek, “TÜRKSAT'ın hukuken elimde olan birşeyi gasp etmemesi gerekir” dedi.
“TÜRKSAT paramızı vermiyor”
Kablolu yayın lisansı alan 4 şirket TÜRKSAT'tan para alamamaktan şikâyet ederken, TÜRKSAT ise ‘Mülkiyet benim' diyerek, ödeme yapmıyor. Sorun görüşmeler sonunda çözülmeyince TÜRKSAT ile şirketler yargı yoluna gitti.
İktisat Bankası'nın fona devrilmesi nedeniyle TMSF bünyesinde bulunan Kablo.net ile İnteraktif şirketleri kablolu yayın için Nisan 2006'da Telekomünikasyon Kurumu'ndan lisans aldı. Lisans alımının ardından TÜRKSAT, kablolu yayınların başladığı 1997 yılından itibaren sözleşme gereği gerçekleştirdiği ödemeleri, şirketlerin lisans almalarını gerekçe göstererek yapmayacağını ve bugüne kadar yaptığı altyapı yatırımları için para ödemeyeceğini bildirdi. Açıklama üzerine kabloda iki şirketin lisansını elinde bulunduran TMSF ile TÜRKSAT mahkemelik oldu. Ultra ve Topaz da TÜRKSAT aleyhine dava açtı. TÜRKSAT da karşı atağa geçerek hem TMSF hem de özel kablo şirketleriyle ilgili olarak mahkemeye gitti. Şirketler 1997 yılında Türk Telekom'la yaptıkları sözleşme gereği kablolu yayın altyapısı kurma ve dağıtım hakkına sahip. Sektörde faaliyet gösteren şirketlerin 1 milyonun üzerinde abonesi bulunuyor.
Kablo.net, TMSF'nin elinde bulunduğu için iki devlet kurumu arasında yaşanan soğuk savaş mahkemeye taşındı. TMSF, TÜRKSAT'ı alacaklarını ödememesi nedeniyle dava ederken TÜRKSAT ise Kablo.net'in lisans almasını bahane ederek yürütmeyi durdurma kararı çıkarttı. Bunun üzerine TMSF, TÜRKSAT'ın aldırdığı kararın iptali için tekrar dava açtı. TÜRKSAT, Ultra ve Topaz için de yürütmeyi durdurma kararı aldırdı. Ultra ve Topaz da TÜRKSAT'a karşı dava açtı.
Öte yandan, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), TÜRKSAT'ın kablo TV'de usulsüz bir biçimde şebekeye el koyduğunu, yedieminlerce yapılanın ise hacizli malın korunmasına yönelik gerekli işlemler olduğunu belirtti.
TMSF'den yapılan açıklamada, İktisat Bankası'nın Fon'a devriyle Kablo.net ve İnteraktif firmalarının Fon iştiraki haline geldiği, 1998 yılından itibaren tüm yatırımları kendileri tarafından karşılanarak önce Türk Telekom daha sonra TÜRKSAT A.Ş. ile gelir payı ortağı olarak çalışan firmaların, Nisan 2006 tarihinde kablo TV ruhsatı aldığı hatırlatıldı.
Sabancı Telekomünikasyon Koç Grubu'na satılmadı
Sabancı Holding A.Ş.'nin iştiraki Sabancı Telekomünikasyon Hizmetleri A.Ş. hisselerinin Koç Grubu Şirketleri'ne satış işlemi iptal oldu.
Hacı Ömer Sabancı Holding A.Ş. tarafından Borsa'ya gönderilen açıklamada şu ifadelere yer verildi;
“25 Nisan 2006 tarihinde yapmış olduğumuz, özel durum açıklaması ile Sabancı Telekomünikasyon Hizmetleri A.Ş.'nin hisselerinin tamamının ve Sabancı Telekomünikasyon Hizmetleri A.Ş.'nin bağlı ortaklığı konumunda bulunan Turknet Bilgi Hizmetleri A.Ş.'nin Sabancı Grubu şirketleri elinde bulunan 4 adet hissesinin Koç Grubu Şirketleri'ne satımı için Şirketimiz ile ilgili Koç Grubu Şirketleri aralarında hisse devir ve temlik sözleşmesi imzalamış olduklarını duyurmuştuk.
Ancak, taraflar bugün almış oldukları karar doğrultusunda, söz konusu hisse devrini gerçekleştirmemeye ve bahse konu hisse devir anlaşmasını sonlandırmaya karar vermişlerdir.
Sabancı Telekomünikasyon Hizmetleri A.Ş. mevcut faaliyetlerini sürdürecek ve gerekli yatırımlarını gerçekleştirmeye devam edecektir.”
Sabit hatlardan GSM telefonlarını aramak ucuzladı
Türk Telekom'un yeni ara bağlantı tarifesiyle sabit hatlardan GSM mobil telefonlarını aramak ucuzluyor. Yeni tarife ile Türk Telekom kullanıcıları, GSM telefonlarını yüzde 44'e varan indirimlerle arayacak.
Türk Telekom'dan yapılan açıklamaya göre, yeni fiyatlandırmaların devreye girmesiyle indirimin yanında Avea, Turkcell ve Telsim'i sabit hatlardan aramak aynı seviyeye getirildi. En yüksek indirim oranı ŞirketHATT ve KonuşkanHATT tarifelerine yansıdı.
GSM telefonlarını aramanın dakikası, KDV dâhil, ÖİV hariç olmak üzere ŞirketHATT sahipleri için 27,2 Ykr, KonuşkanHATT kullanıcıları için 30 Ykr, StandartHATT kullanıcıları için 39,7 Ykr ve HesaplıHATT/YazlıkHATT kullanıcıları için ücretsiz kontör dahilinde 39,7 Ykr, ücretsiz kontörü aşmaları durumunda ise 75,2 Ykr olacak. Telekomünikasyon Kurumu'nca onaylanan yeni tarife 1 Ağustos'tan itibaren uygulanıyor.
Fiyat Karşılaştırmaları (Fiyatlara yüzde 18 KDV dahil, yüzde15 ÖİV hariçtir (Ykr/Dk) )
Turkcell ve Telsim İçin |
Mevcut Tarifeler |
Yeni Tarifeler |
İndirim Oranları |
ŞirketHATT |
45 |
27,2 |
%39 |
KonuşkanHATT |
49,5 |
30 |
%39 |
StandartHATT |
54 |
39,7 |
%26 |
HesaplıHATT / YazlıkHATT * |
54 |
39,7 |
%26 |
Avea İçin |
Mevcut Tarifeler |
Yeni Tarifeler |
İndirim Oranları |
ŞirketHATT |
48,4 |
27,2 |
%44 |
KonuşkanHATT |
53,2 |
30 |
%44 |
StandartHATT |
58,1 |
39,7 |
%32 |
HesaplıHATT / YazlıkHATT * |
58,1 |
39,7 |
%32 |
* HesaplıHATT için aylık 100 kontörden, YazlıkHATT için ise yıllık 1200 kontörden sonra dakika ücreti olarak 75,2 Ykr uygulanır.
Anel, Türk Telekom'un ADSL ihalesini kazandı
Anel Telekomünikasyon Elektronik Sistemleri Sanayi ve Ticaret A.Ş, Türk Telekom'un 500 bin adetlik ADSL modem ihalesini kazandı. Anel tarafından Borsa'ya gönderilen açıklamada şu ifadelere yer verildi: 
“09.08.2006 tarihinde katılacağımızı bildirdiğimiz ihaleyle ilgili olarak, Türk Telekomünikasyon A.Ş.'nin tarafımıza yazılı olarak bildirdiği üzere; ihalesi yapılan 500.000 adet ADSL modem ihalesinin yüzde 60'ı olan 300.000 adet ADSL modeminin KDV hariç 13,35 Euro birim fiyat üzerinden toplam 4.005.000 Euro bedelle Anel-Airties arasında oluşturulan iş ortaklığının uhdesinde kaldığı bildirilmiştir.”
Öte yandan, Anel yeni proje geliştirme kapsamında Platform-a Araştırma Geliştirme Koordinasyon Hizmetleri A.Ş. ile işbirliğine gitti. Anel'den konuya ilişkin Borsa'ya gönderilen açıklamada ise şöyle denildi: “Bilişim, telekomünikasyon, elektronik, savunma sanayi vb. alanlarda Anel Telekomünikasyon Elektronik Sistemleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile Platform-a Araştırma Geliştirme Koordinasyon Hizmetleri A.Ş., yeni proje araştırması ve geliştirmesi konularında birlikte çalışmak üzere anlaştılar.”
Rolls-Royce, Nortel anlaşması
Güç sistemleri ve hizmetleri alanında dünyanın önde gelen tedarikçilerinden olan Rolls-Royce, Nortel ile 20 milyon Dolar değerinde, 7 yıllık bir servis anlaşması imzaladı. Anlaşma kapsamında Rolls-Royce'un ses ağının tamamı, Nortel teknolojisine dayanan İnternet Protokolü üzerinden ses (VoIP) servisleri sağlayacak şekilde tek bir gelişmiş ağa dönüştürülecek. 
Şirketten yapılan açıklamaya göre, bu anlaşma ile Nortel, ilk aşamada İngiltere, ABD, Kanada, Norveç, Almanya ve Fransa'da 26.500 kullanıcıya hizmet verecek.
Rolls-Royce Bilgi Teknolojileri Satın alma Direktörü Jim Reed, bu son derece önemli ağ ve ses altyapısı dönüşümü için Nortel'i tercih ettiklerini belirterek, Nortel'in haberleşme gereksinimlerini ve ağ altyapılarını nasıl basitleştirileceğini bildiğini kaydetti. Jim Reed, “Son derece kapsamlı ve rekabet gücü yüksek yönetilen servisler sunma konusundaki uzmanlık ve deneyimlerinin yanı sıra, yeni servislerin sunulmasını sağlayan büyük ve güvenilir ağlar kurma yetenekleri Nortel'i tercih etmemizde etkili oldu” diye konuştu.
Nortel Avrupa ve Ortadoğu Kurumsal Çözümler Başkanı Peter Kelly ise konu ile ilgili olarak şu açıklamayı yaptı:
“Bu anlaşma Nortel için bir kilometre taşı. Ses ve veri ağlarının yönetimi ve bütünleştirilmesi alanındaki küresel uzmanlığımız, Rolls-Royce'un ses ağını basitleştirerek gelecekteki gereksinimlerini de karşılayacak bir platform sağlayacak.”
Yeni Rolls-Royce küresel ses ağı; kapsamlı ses servisleri, birleşik ses, faks ve e-posta haberleşmesi sağlayacak ve gelişmiş mobil servisleri ile haberleşmenin ve işbirliği olanaklarının sanal olarak her zaman ve her yerde sunulmasına olanak verecek.
Nortel, Rolls-Royce'a, Nortel Küresel Servisler portföyünde bulunan; tasarım, IP telefon donanım ve yazılım entegrasyonu, kurulumu, mevcut TDM ve yeni VoIP ağının yönetim ve bakım servislerini sunacak. Ağ yönetimi ve bakımı; sezgisel ağ gözetimi aracılığıyla uzaktan hata izleme, düzeltme ve değişiklik konularında müşteri tarafından belirlenecek servis seviyeleri anlaşmaları, kapsamlı müşteri raporları ile atanmış servis yönetiminden oluşacak.
Nortel'in Rolls-Royce için sağlayacağı kurumsal VoIP çözümünün içinde Nortel Haberleşme Sunucusu 1000 (CS1000), tümleşik ses, faks ve e-posta hizmetlerine her yerden erişim için Nortel CallPilot ve Nortel mobil servisleri yer alacak.
Nortel'in Küresel Servisleri, yeni nesil teknolojilere sorunsuz geçiş de dâhil olmak üzere uçtan uca çok tedarikçili ağ çözümlerinin tasarımı, uygulaması, yönetimi ve bakımına yönelik bir dizi tümleşik servisten oluşuyor.
Ericsson, GSM teknolojisinin 15'inci yılını kutluyor
Haberleşme alanında bir devrim olarak kabul edilen GSM teknolojisi sayesinde gerçekleştirilen ilk telefon görüşmesinin üzerinden 15 yıl geçti. Bu görüşmenin gerçekleşmesini sağlayan ağ sistemi, tüm dünyada GSM (Global System for Mobile Communication) teknolojisinin öncü kuruluşu olan Ericsson tarafından sağlanmış ve operasyon Almanya'daki Mannesmann tarafından yürütülmüştü.
GSM teknolojisinin geleceğinin daha parlak olacağının altını çizen Ericsson Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Dr. Yiğit Kulabaş, daha önce kişisel iletişimde hiçbir aracın yapamadığını yapan GSM teknolojisini kullananların sayısının, İnternet, kişisel bilgisayar ve sabit hat kullananların sayısını kat kat aştığını belirtti. Kulabaş konuya ilişkin açıklamasını şöyle sürdürdü:
“2 milyara ulaşan GSM abonesi bize gösteriyor ki bu teknolojinin geleceği çok parlak. GSM teknolojisinin bugün ulaştığı nokta olan 3K teknolojisi ve sağladığı mobil geniş bant ile birkaç yıl içinde İnternet kullanımının iki kat artacağını tahmin ediyoruz. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde 3K'nin İnternet'e ulaşmakta en çok tercih edilen yol olduğunu görüyoruz. 3K konusunda yaptığımız ARGE çalışmaları ve yatırımlarımız sayesinde haberleşme dünyasındaki liderliğimizi sürdürmeye devam ediyoruz. GSM teknolojisinin geldiği nokta sınırlarının ötesinde; bu teknoloji sayesinde, Evrensel Hizmet kapsamında yer alan, henüz haberleşme altyapısı olmayan bölgelere, mevcut GSM telefonları ve bilgisayar bağlantılarıyla yüksek kalitede ses ve İnternet hizmeti götürülebilmektedir. Türkiye'de de henüz İnternet'le tanışmamış birçok okul, sanayi bölgesi ve yerleşim birimini, ucuz ve hızlı İnternet ile tanıştırmayı hedefliyoruz.”
Avea aboneleri SSK bilgilerine erişebiliyor
Avea aboneleri, SSK hizmetleri ile ilgili bilgilere bir kısa mesaj ile ulaşabiliyorlar. Sosyal Sigortalar Kurumu'na (SSK) bağlı sigortalı, emekli ve hak sahipleri, GSM telefonlarından 5775'e kısa mesaj atarak, SSK hizmetleri ile ilgili bilgilere rahatlıkla ulaşabiliyorlar. 
Avea aboneleri, SSK mobil servisleri aracılığıyla ay bazında ve toplamda hizmet gün sayılarını, ay bazında SSK'ya bildirilen sigorta primine esas kazançlarını öğrenebiliyorlar. Avea'nın çözüm ortağı VASimetri tarafından hayata geçirilen bu uygulama sayesinde istenen bilgiler, abonelerin GSM telefonlarına kısa mesaj yoluyla geliyor.
Aynı zamanda SSK'lılar; emekli tahsis numaraları, emekli aylıklarının bağlanıp bağlanmadığı, emekli aylığı tutarları, aylıklarını hangi bankadan alacakları gibi ihtiyaç duyabilecekleri önemli bilgilere de GSM telefonlarından ulaşabiliyorlar.
Bu hizmetten yararlanmak isteyen SSK'lıların TC Kimlik Numaralarını 5775'e kısa mesaj ile göndermeleri yeterli. Ülkemizdeki milyonlarca sigortalıyı yakından ilgilendiren bu hizmet, aynı zamanda çok önemli bir sosyal boyut taşıması sebebiyle Avea tarafından sadece 2 kısa mesaj olarak ücretlendiriliyor. Arzu eden Avea kullanıcıları, abone olmaları halinde bu hizmeti her ay periyodik olarak da alabiliyorlar. Bu sayede de her ay kendi adlarına ödenen primleri takip edebiliyorlar.
SSK sunduğu hizmetleri, günümüzün en yaygın, kullanışlı ve ucuz bilgi dağıtım kanallarından biri olan mobil telefon ile destekleyerek; milyonlarca sigortalıya yönelik bilgi iletimi süreçlerini daha verimli hale getirmeyi amaçlıyor.
Öte yandan yakın zamanda 300 milyon Dolar'lık bir yatırımla altyapısını güçlendireceğini ve kapsama alanını genişleteceğini duyuran Avea, uluslararası yatırımlarını da aynı süratle sürdürüyor. Nisan 2006 itibariyle 156 ülkede 330 operatörle uluslararası dolaşım anlaşmasını tamamlayan Avea Avrupa'nın tamamını kapsarken; Kuzey ve Güney Amerika, Asya, Uzakdoğu ve Afrika kıtalarının büyük bölümünü de kapsama alanı içine kattı.
Bu arada, Avea, Uzak Mesafe Telefon İşletmeciliği konusunda yetkilendirilmiş şirketlerden İş-Net Elektronik Bilgi Üretim ve İletişim Hizmetleri A.Ş., Borusan Telekom ve İletişim Hizmetleri A.Ş., Koç.Net Haberleşme Teknolojileri ve İletişim Hizmetleri A.Ş., Doğan Telekomünikasyon Hizmetleri Satış ve Pazarlama A.Ş. ve Global İletişim Hizmetleri A.Ş. ile ara bağlantı sözleşmesi imzaladı.
“Klon”lanmış cihazlar “ayıplı mal”
Kaçak ve Elektronik Kimlik Bilgisi Değiştirilmiş (Klon) olduğu belirlenen cihazlar “ayıplı mal” sayılıyor. Telekomünikasyon Kurumu, 22 Haziran 2006'da Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'na gönderdiği yazı üzerine Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü, kaçak ve klon cihazların kullanımı mümkün olmadığından dolayı hukuki anlamda bir ayıp söz konusu olduğundan kaçak ve klon cihazların “Ayıplı mal” olarak değerlendirilmesi ve tüketicilerin 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 4'üncü maddesinde düzenlenen seçimlik haklarından faydalanması gerektiği görüşünü bildirdi. Bu çerçevede, kaçak ve klon cihaz sahibi tüketicilerin öncelikle cihazı satın aldıkları yerlere başvurarak 4077 sayılı Kanun doğrultusunda seçimlik haklarını kullanmaları büyük önem taşıyor.
Buna göre, tüketici kaçak ya da klonlanmış bir GSM telefonu aldığında, malın teslimi tarihinden itibaren 30 gün içerisinde ürünün ayıplı olduğu tüketiciye bildirilmek zorunda. Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahip. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlü. Tüketici bu seçimlik haklarından biriyle birlikte ayıplı malın neden olduğu ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan ve/veya kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan hallerde imalatçı-üreticiden tazminat isteme hakkına da sahip. Bu çerçevede, kaçak ve klon cihaz sahibi tüketiciler, öncelikle cihazı satın aldıkları yerlere başvurarak 4077 sayılı kanun doğrultusunda seçimlik haklarını kullanabilecek.
Öte yandan, 21 Temmuz 2006 Tarihinde Telekomünikasyon Kurumu ile Doğu Akdeniz Üniversitesi arasında ARGE İşbirliği Protokolü imzalandı.
Protokol ile haberleşme sektörünün geliştirilmesi, sektörde yapılacak ARGE faaliyetlerinin desteklenmesi ve önümüzdeki dönemde ülkemize gelmesi beklenilen teknolojilere yerli katkı sağlanması öngörülüyor.
Türk Telekom ADSL'i iki kat hızlandırdı
Türk Telekom, kullanıcıların İnternet'ten daha çok faydalanabilmesi için yeni bir uygulama başlattı. Kotalı ADSL hizmeti alan tüm kullanıcılar 1 Ağustos 2006'dan itibaren iki katı hızlı bir şekilde İnternet'e bağlanabilecek. 
İnternet kullanımını kolaylaştırmak ve yaygınlaştırmak için çalışmalarını hızlandıran Türk Telekom, ADSL'de hız artımına gitti. Limitli İnternet hizmeti alanlar, hangi servis sağlayıcısından hizmet alırsa alsın, artık 512 Kilobit yerine 1 Megabit hızla İnternet'e erişim sağlayacak.
Türk Telekom Yönetim ve İcra Kurulu Başkanı Dr. Paul Doany, uygulamanın birbiri ardına gelecek yeni hizmet ve indirimlerin bir öncüsü olduğunu belirtirken, önümüzdeki dönemde Türkiye'nin İnternet'e bağlanma yolları ve fiyatlandırmalarında devrim niteliğinde değişiklikler olacağını belirtti. Doany; “Söz verdiğimiz gibi Türk Telekom, Türkiye'de iletişim hizmetlerinin kalitesini artırmaya yönelik yenilikler sunmaya devam ediyor. Sektörümüzün gelişimi ve Türkiye'nin hızla bilgi çağına ulaşması için büyük önem taşıyan İnternet kullanımını yaygınlaştırmak üzere çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Önümüzdeki dönemde Türk kullanıcılar daha yüksek kalitede ürün ve hizmetlere kavuşacaktır” dedi.
Türk Telekom'un yeni uygulaması sayesinde, kotalı İnternet bağlantısına sahip tüm İnternet kullanıcıları için ADSL iki kat hızlanıyor: 3, 6 ve 9 Gigabayt limitli bağlantıya sahip kullanıcılar için, geçtiğimiz dönem 512 Kilobit olan temel İnternet bağlantısı 1 Megabit'e (1024 Kilobit) çıkıyor. Böylece kotalı İnternet kullanıcıları önümüzdeki dönemde şimdikinden 2 kat daha hızlı İnternet bağlantısına kavuşacak. Bağlantı hızları artarken kota büyüklüklerinde herhangi bir değişik olmayacak.
Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı faaliyette

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı, 23 Temmuz 2006 tarihinde faaliyetlerine başladı.
Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Dr. Tayfun Acarer ile Telekomünikasyon İletişim Başkanı Fethi Şimşek 9 Ağustos 2006 tarihinde düzenledikleri ortak basın toplantısında Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nın hukuki statüsünün ne olduğu konusunda bilgi verdiler.
Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı, 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu, 2803 sayılı Jandarma Teşkilat Görev ve Yetkileri Kanunu ile 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'nda değişiklik yapan 23 Temmuz 2005 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5397 sayılı yasa ile Telekomünikasyon Kurumu bünyesinde kuruldu.
Başkanlığın çalışma usul ve esaslarıyla ilgili olarak, Başbakanlıkça çıkartılan “Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Tespiti, Dinlenmesi, Sinyal Bilgilerinin Değerlendirilmesi ve Kayda Alınmasına Dair Usul ve Esaslar ile Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nın Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Yönetmelik” de 10 Kasım 2005 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmişti.
Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nın görevi
Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin tespiti, dinlenmesi, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi ve kayda alınması ile ilgili faaliyetler Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı üzerinden yürütülüyor.
Güvenlik ve İstihbarat kurumlarımızın yasalarında yazılı istihbari ve Ceza Muhakemesi Kanunu çerçevesinde adli işlemlere ilişkin olarak yetkili ve görevli hâkimlerden alınan kararlar ile gecikmesinde sakınca bulunan hallerde hâkim onayına sunulmak üzere verilen yazılı emirler ve Cumhuriyet Savcılığı kararları, 23 Temmuz 2006 tarihinden itibaren ilgili kurumlarca Telekomünikasyon İletişim Bakanlığı'na gönderiliyor.
Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı 5467 sayılı Kanunun 9'uncu maddesi ile Telsiz Kanunu'na eklenen Ek 3'üncü madde uyarınca ihdas edilen kadrolara atamalar gerçekleştirilerek personel sayısı da hizmet verecek seviyeye getirildi ve faaliyetlerine başladı.
Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı istihbarat kuruluşu mu?
Kuruluş yasası yayınlandığından bu güne yapılan çeşitli açıklamalarda Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nın istihbarat toplayan, topladığı bilgileri değerlendiren ve ilgili makamlara sunan bir istihbarat kurum veya kuruluşu olmadığı vurgulandı. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı bir istihbarat kuruluşu değil. Kuruluş yasasında da belirtildiği üzere; telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin tespiti, dinlenmesi, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi ve kayda alınmasına ilişkin ilgili kurum faaliyetlerinin hâkim kararları çerçevesinde yürütülmesini sağlayan Telekomünikasyon Kurumu bünyesinde bir birim.
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 135'inci maddesinde yazılı İletişimin Tespiti, Dinlenmesi, Kayda Alınması ve Değerlendirilmesi işlemlerinin ne şekilde yapılacağına ilişkin Adalet Bakanlığı'nca ilgili kurumların katılımıyla yapılan çalışmalar sonucu hazırlanan yönetmelik taslağı görüşe sunularak, Adalet Bakanlığı sitesinde de yayınlanarak kamuoyu ile paylaşılıyor.
5397 Sayılı yasa ile 2559, 2803 ve 2937 sayılı yasalarda yapılan değişikliklerle her üç yasaya eklenen;
“Bu maddede belirlenen usul ve esaslara aykırı dinlemeler hukuken geçerli sayılmaz ve bu şekilde dinleme yapanlar hakkında 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümlerine göre işlem yapılır” hükmü uyarınca; anılan yasa maddelerinde belirtilen usul ve esaslara uyulmadan yapılan dinlemelerin mahkemelerde geçerli bir delil sayılmayacağı ve bu usul ve esaslara aykırı dinleme yapan görevliler hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümlerine göre haklarında yasal işlem yapılacağı vurgulanmıştır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar başlıklı 9'uncu bölümündeki 132 ve 138'inci maddelerinde; kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal eden ve kişiler arasındaki haberleşmenin içeriğini hukuka aykırı olarak diğer tarafın rızası olmaksızın alenen ifşa edenler hakkında yaptırımlar düzenlenmiş, ayrıca bu suçların kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi halinde, verilecek cezanın yarı oranında artırılacağı belirtilerek, 6 aydan başlayan hapis ve adli para cezaları ile cezalandırılacakları hükme bağlanmış.
5397 sayılı yasa ile 2559, 2803 ve 2937 sayılı yasalarda yapılan değişikliklerle telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişime ilişkin tespit, dinleme, sinyal bilgisi değerlendirilmesi ve kayda alma şeklindeki işlemlerin tek merkez olarak İletişim Başkanlığı tarafından yürütüleceği açıkça vurgulanmış. Bu hükümler uyarınca yapılan dinlemelerin kriptolu bir örneği ilgili kurumların yürüteceği işlemlerde bir aksama olmasının önlenmesi veya karşılaştırma ihtiyacı bulunması amacıyla yasal sürelerle sınırlı kalmak üzere merkezde saklanacak.
5397 sayılı yasada ve 10 Kasım 2005 tarihinde Başbakanlıkça çıkartılan yönetmelikte işlemlerin tek merkezden yapılacağı belirtilmişti. İleride ihtiyaç duyulması halinde yasaya eklenecek bir madde ile bölgesel teşkilatlanma yoluna gidilebilecek. Ancak şu aşamada bölgesel teşkilatlanmaya ilişkin bir çalışma yok.
Eutelsat'ın Hot Bird 8 uydusu uzaya gönderildi
Eutelsat'ın yeni uydusu HOT BIRD 8, Avrupa, Kuzey Afrika ve Ortadoğu'da 110 milyonu aşkın kablolu ve uydu kullanıcısına 950 kanal yayını yapan Eutelsat HOT BIRD video ağına daha geniş güvenlik sağlayacak.
Dünyanın önde gelen uydu operatörlerinden Eutelsat'ın HOT BIRD 8 yayın uydusu, Kazakistan'ın Baikonur Uzay Üssü'nden, Uluslararası Fırlatma Hizmetleri (ILS) tarafından desteklenen üç aşamalı Proton Breeze M ateşlemeli araç ile başarılı bir şekilde uzaya gönderildi. Fırlatma istasyonundaki ağırlığı 4,9 ton olan HOT BIRD 8 bugüne kadar yörüngeye gönderilen en güçlü ve en büyük Avrupa Ku-bant uydusu oldu.
Eutelsat Communications Yönetim Kurulu üyesi Giuliano Berretta, Eutelsat HOT BIRD 8 yayın uydusunun fırlatılışıyla ilgili olarak şunları söyledi:
“13 derece doğu pozisyonundaki frekans aralıklarını kapsayan bir kapsüle sahip olan HOT BIRD 8, uydumuzu yeni bir güvenlik düzeyine getiriyor. Yeni ticari uydumuzun Ekim ayında, yani HOT BIRD 7A'nın fırlatılmasından sonra altı aydan az bir süre içerisinde hizmete girmesini bekliyoruz. Özellikle ortaklarımıza, bu uydu programının tamamlanmasındaki katkılarından dolayı EADS'ye ve firmamıza hatasız bir fırlatma desteği sağlayan ILS'ye teşekkürlerimi sunarım.”
Yörüngeye hızla ilerleyen HOT BIRD™ 8; 20-transponder HOT BIRD™ 3 tarafından taşınan tüm yayın trafiğini üstlenirken, HOT BIRD™ 3 uydusu da alternatif bir konumda ticari hizmet vermeye devam edecek. Yeni uydunun ek kapasitesi; Avrupa, Kuzey Afrika ve Ortadoğu'da 110 milyonu aşkın kablolu ve uydu kullanıcısına 950 kanal yayını yapan Eutelsat HOT BIRD™ video ağına daha geniş güvenlik sağlayacak.
|