|
|
Kanun-e
Şeytan ayrıntıda gizlidir
Bu ay eğlenceli bir şeyler yazalım, Formula 1 izlenimlerimi sizlerle paylaşayım diyordum ama, bu ayda istediğim konuyu yazmam mümkün olamadı. Oysa çok sevdiğim (eskiden de çok severdim ama, şimdi daha çok seviyorum) bir müvekkilimden gelen Formula 1'i Paddock Club adı verilen özel bölümden izleyebilmiş olmanın yarattığı mutluluğu paylaşmak istiyordum. Ama son anda gözüme ilişen, 3. Nesil mobil telefonlara ilişkin taslak yetkilendirme planı, beni bu zevkten mahrum etti. Öncelikle taslağın Taslağın 4 Ağustos tarihinde yayınlanmaya başladığını ve büyük bir ihtimalle siz bu satırları okurken de, görüş verme süresinin geçtiğini belirtelim. Bu çerçevede eğer taslak bir ay içerisinde Telekomünikasyon Kurumu tarafından sonuçlandırılırsa, ihalenin 2007 yılı içinde tamamlanabileceğini düşünülmekte. İki seçimin bir arada olacağı 2007 yılı acaba 3N ihalesi için iyi bir zaman mı, biz pek öyle olduğunu düşünmüyoruz. Yabancı yatırımcıların teklif vermeden önce politik istikrarın gelişimini görmek isteyecekleri inancındayız. Taslak gayet mantıklı ve sıradan başlıyor: amaç, kapsam, dayanak, tanımlar. 7nci Maddede 4 işletmecinin yetkilendirilmesinin planlandığını anlıyoruz. Burada mevcut işletmecilere bir hak tanınıp tanınmayacağı anlaşılmıyor ancak, biz tanınmayacağını tahmin ediyoruz. Süre 20 yıl olarak belirlenmiş. Niye GSM sözleşmelerinde olduğu gibi 25 yıl değil, belli değil. Kapsama yükümlülüğü 3 yıl içinde nüfusun %25'i, yani 3 büyük şehir, 5 yıl içinde ise %50. İş modellerine bağlı olarak, 2 yıl içinde ikinci %25 biraz zorlayıcı olabilir gibi ama emin değiliz. 3N-3N arası ulusal dolaşıma izin veriliyor. Burada ilk ilginç madde geliyor: 2N lisansına sahip olan 3N işletmecilerinin, 5 yıl süreyle 2N lisansına sahip olmayan 3N işletmecilerine dolaşım imkanı sağlamakla yükümlü olmaları gerektiği belirtiliyor. Bunu şimdilik yorumsuz bırakalım ama, süreç içinde çok dikkatle incelenmesi gereken bir madde. Ortak yerleşime ilişkin olarak da ilginç bir madde var ama yerimizin darlığından bunu atlayıp 17nci Maddeye gelmek istiyorum. 17nci Maddenin başlığı “Şebekede Kullanılan Donanım ve Yazılımlara İlişkin Yatırımlar”. Hadi bakalım diye okumaya başlıyoruz: “ İşletmeci, her yıl yer kiralama, kule, direk, boru, konteynır, kanal, enerji nakil hatları ve benzeri altyapı niteliğindeki tesislere yaptıkları yatırımlar hariç olmak üzere, şebekeye ilişkin yatırım harcamalarının (donanım, yazılım vs.); (i) En az %40'ını, Türkiye'de ARGE projeleri geliştirmek üzere kurulmuş olan ve en az 1400 mühendisin çalıştığı bir ARGE merkezi bulunan veya imtiyaz sözleşmesinin imzalanmasından itibaren 2 yıl içinde, böyle bir merkezi kurmayı işletmeciye taahhüt eden tedarikçilerden, (ii) En az %20'sini de Türkiye'de ürün veya sistem geliştirmek üzere kurulmuş olan KOBİ niteliğindeki tedarikçilerden sağlamakla yükümlüdür. ” Haydaaa! Nasıl yani? İşletmecilerin belki de milyarlarca (şimdi bu kadar milliyetçi bir maddeden sonra Dolar demeyelim) YTL bulacak yatırımlarının %60'nın Türkiye'de kurulu şirketlerden alınmasını zorlayan bir madde mi okuyoruz? Evet, gerçekten benim şimdiye kadar pek örneğine rastlamadığım kadar baskıcı, korumacı, ticari yaklaşımdan uzak ve anlamsız bir hukuk kuralı okuyoruz. Ben araştırmacı bir gazeteci değilim ama birilerinin Türkiye'de 1400 mühendisin çalıştığı bir ARGE merkezi kimin var araştırması gerekir. Milyarlarca YTL'lik donanım ve yazılım siparişinin zorla kime verdirileceğinin bulunması gerekir. Bu madde Gümrük Birliği kararına, AB ile Ortaklık Anlaşmasına, Dünya Ticaret Örgütü Sözleşmesine, Rekabet Kanuna aykırıdır. Telekomünikasyon Kurumu'nun böyle bir sınırlama getirmesi yetkisi yoktur ve bu hali ile idare hukukuna açık bir aykırılık oluşturur. Bu hali ile hiçbir yabancı yatırımcı ve (o 1400 mühendise sahip olan dışlında) hiçbir aklı başında yerli yatırımcı bu ihaleye teklif vermez. Taslağın geri kalanı aynen kalsa bile, bu maddenin kesinlikle maddeden çıkarılması gerekmektedir. Tolga İşmen İstanbul, 31 Ağustos 2006
|
|