Avrupa’nın artık Amerika’ya ihtiyacı yok

Aysun Yunus Duygu

Avrupa’nın teknoloji kalbi Londra’da atıyor
Teknoloji dünyasının en akıllı şirketlerini bir arada nerede bulurum diyorsanız, bu sorunun cevabı Londra’nın doğusunda yer alan Tech City’den başka bir yer olamaz.
Medya kuruluşları ve Web tasarım şirketleri dediğimizde aklımıza nasıl ki Londra’nın Old Street’i geliyorsa, bu bölgenin azıcık doğusunda da gerçek teknoloji devleri günümüz dinamik çağını memnun etmek içim durmaksızın çalışıyor.
Teknoloji şirketlerinin bir arada çalışarak oluşturdukları birliktelik ile daha verimli olduklarını Amerika’daki ‘Silikon Vadisi’ ile bizlere ispatlayan merkezlerin Avrupa’daki en büyük rakibinin Tech City olacağı aşikâr... Bu teknoloji merkezleri, özellikle sektöre yeni adım atacak olan yeni şirketlere, bireysel olarak sahip olamayacakları fırsatlarla birlikte, hedeflerine daha hızlı ulaşmalarını sağlayan altyapıyı oluşturuyor. Tech City öncelikle genç şirketlere bir yatırım platform oluşturuyor. Akabinde ise, pazar oyuncuları ile fikir alışverişi yapabileceği, hedeflerine nasıl daha hızlı ulaşabileceği, hangi yolu izlemesi gerektiği gibi sorularına cevap bulabiliyor ve tüm bu hizmetleri zahmetsizce var olan altyapı sayesinde elde ediyor.
Geçtiğimiz ay birçok Avrupa ülkesinden gelen gazetecilerle birlikte Telepati Dergisi olarak Tech City merkezini gezdik. UK Trade & Investment (Birleşik Krallık Ticaret ve Yatırım) - UKTI yönetiminde gerçekleşen gezide detaylı bilgileri bize Tech City Yatırım Organizatörlüğü (TCIO) Genel Müdürü Eric van der Kleij aktardı.
İngiltere Başbakanı David Cameron’un 2010 Kasımında bölgeyi inceleyerek o alanın Avrupa’nın teknoloji ve inovasyon başkenti olabileceğini dile getirmesiyle bir kalkınma projesi hazırladığını anımsatan Kleij, öncelikli hedeflerinin Londra’nın Doğusunda yer alan bu merkezi Avrupa’nın teknoloji ve inovasyon yatırımları yapan şirketleriyle tek çatı oluşturarak daha güçlü bir birliktelik yaratan bölgeye çevirmek olduğunu söyledi.
Intel, Cisco, CA, Google, Facebook, Seedcamp, Vodafone gibi büyük ölçekli şirketleri Tech City ağına çektiklerini dile getiren Kleij özellikle Türk girişimcilere seslenerek “büyük küçük tüm şirketlere kapımız açık” dedi. Van der Kleij, Tech City için oluşturulmak istenen imajı “Nasıl ki bir aktör veya aktrisin hayali Hollywood’a gitmekse, teknoloji şirketleri için de Tech City böyle bir hedef olmalı” sözleriyle açıkladı.
Tech City’nin naturel, organik bir yapı olduğunu dile getiren Kleij, “Devletin doğrudan bir desteği olmadan 2010’dan bu yana bölgeye 200 şirket ekledik. Bu yapının gelişmesi ve büyümesi de tamamen organik bir şekilde gerçekleşti. Bölge olarak baktığımızda da Tech City Londra’nın en büyük sayısal medya şirketlerine yakınlığı bir yana, şehrin kira bedeli olarak da en düşük bölgesinde yer alıyor. Bu da, merkezimizin tercih edilirliği bakımından çok önemli. Ayrıca bölgede 9 adet tren hattı bulunuyor. Bu da şehrin her yerine rahatlıkla ulaşabileceğiniz anlamına geliyor.”
Özellikle büyümekte olan şirketlere cazip gelen bu avantajlardan yararlanmak için Tech City Yatırım Organizatörlüğü TCIO tüm süreçlerde desteğini firmalardan esirgemiyor. Kleij ayrıca ekliyor: “Dünyada teknolojiye, yatırıma ve iş kurmaya böylesine açık başka bir yer daha yok.”
TCIO ayrıca ‘Melek Yatırımcılar’ için yönderlik çalışmaları da yapıyor. Burada genç yatırımcılara iş hayatı hakkında bilgiler veriliyor. Kendilerini sermaye ortaklığı bulmada nasıl daha iyi ifade edebilecekleri hususlarında dersler veriliyor, karşılıklı sunumlar yapılıyor. Böylece genç yatırımcılar iş hayatına atılmadan önce ne gibi zorluklarla mücadele edecekleri, hangi süreçlerden geçmeleri gerektiği, büyüme stratejileri gibi çok önemli konularda peşinen bilgilenmiş oluyor. Bir nevi iş hayatına tecrübeli bir adım atmış oluyorlar.
Londra’nın tarihine baktığımızda şehrin eski bir ticaret merkezi olduğunu hatırlatan Kliej, yatırımcılar bölgedeki fırsat ve avantajlardan haberdarlar diyor. Teknoloji dendiğinde aklımıza “hız” geliyor diyen Kliej, yatırımcılarımızı en fazla etkileyen noktanın da bu olduğunu vurguladı. Öte yandan İngiliz devleti yatırım yapmayı düşünen yatırımcılara birçok vergi indirimleri de sunuyor. Tüm Londra’da, her sektöre uygulanan vergi kolaylığı çerçevesinde normalde 20 olan vergi oranı, 10 milyon sterline kadar olan sermaye geliri için yüzde 10’a indirildi.

İlk önce UKTI’nın kapısını çalmak gerek
Burada UKTI’nın rolü uluslararası pazarlarda başarı getirmek ve güçlü denizaşırı şirketleri tek çatı altında birleştirerek artı güç oluşturmalarını sağlamak. UKTI aynı zamanda uluslararası müşteri gamının Birleşik Krallık ile çalışma işlemlerinde destek olmakla birlikte taahhüt gereği müşteri geri beslemelerini göz önüne alarak yatırım süreçlerinde yaşanan sıkıntıları en az düzeye indirmeye çalışıyor. Ayrıca yatırımcı ve ihracatçı şirketler ile ilişkilerini daha sistematik bir şekilde yürütmek için hükümet arasında bir koordinasyon rolü de üstlenmiş durumda. Olimpiyat oyunları süresince UKTI en önemlisi Lancaster House’da gerçekleşen ve toplam 18 etkinlik organizasyonu üstlendiğini duyurdu. Bunların içerinde en önemlisi olan ‘Global Business Summit on ICT’ toplantısında Vodafone, Barclays ve GREE gibi şirketler teknoloji adına yapacakları yatırımlarından bahsetti. Vodafone, Tech City’de yeni bir laboratuar kuracağını açıklarken, Barclays da önümüzdeki beş yılda 22.000 yatırımcıyla birlikte çalışarak destek olacağını duyurdu. Tokyo’lu oyun firması GREE ise, Tech City’de Eylül ayında yeni stüdyosunu kuracağını ve yeni oyunlarını burada üreteceğini bildirdi.