BüdüTÖR

 

Basın sektörüne 500.000'den fazla yeni kişi/kuruluş nasıl katılır?

Cevabı çok basit. Yine meclis çevresinden isimsiz bir kahraman ortaya çıkar ve dünyanın dertlerine son verir. Internet platformunu düzenleyecek en müthiş ve kimsenin şimdiye kadar düşünemediği en basit formülü bulur. Internet sitesi sahiplerine der ki; sizler artık birer basın kuruluşunun sahip olduğu sorumluluklara sahipsiniz. Hem de bunu yeni RTÜK yasa tasarısına son anda soktuğu bir tek maddeyle hallediverir. Bizim ofisimizde de kırılmış bir bardak bulunduğunda, kimin yaptığı hiçbir zaman ortaya çıkmaz. 27. Madde'nin yasa tasarısına girişi de faili meçhul cinayetlerden biri.
Benim kanıma göre; siz bu satırları okuduğunuz sıralarda, sektörün ve sektöre ait sivil toplum örgütlerinin baskılarıyla tasarı 27. Maddesi olmadan yasalaşmış olacak. Ama önemli olan bu değil. Böylesine düşünülmemişliğin sonuçları ne olabilir(di) bir bakalım.
Görünen köy bölümü çok kolay. Herkesin de belirttiği üzere 500.000'den fazla .com.tr sitesinden hergün ikişer nüsha olarak gelen, ortalama 5 sayfadan 5.000.000 sayfa dokümanın altında ezilmek üzere olan iki hali harap devlet memurumuzu hayal edebiliyor musunuz?
Bu dokümanları değil kontrol etmek, sadece depolayacak yer bulmak için ciddi bir yatırıma ihtiyaç var en ilkel düşünce tarzıyla ve en ilkel veri depolama yöntemiyle.
Gelgelelim beyan edilen bu dokümanların gerçekçiliğine. Kanunsuz bir içeriğe sahip Internet sitesi sahibinin yalan beyanda bulunup bulunmadığının kontrolü için gerekli olan binlerce eleman istihdamını sağladık diyelim. Zaten yeni bir 'yayın mecraları zinciri' olarak bu kanunla kabul ettiğimiz Internet'in, bir de basılı sürümünü çıkarttırmaya ve binlerce ağaca mal olacak kağıt israfına ne gerek var. Kontrolün Internet'in doğasına uygun olarak elektronik ortamda gerçekleştirilmesi gerekmez mi?
Verilerin elektronik ortamda depolanması, bir veritabanı üzerinden takibi gibi hayatımızı ciddi anlamda kolaylaştıran çok gelişmiş teknolojiler varken, e-devletten hiç değilse bahsettiğimiz ve küflenmiş dosyaları nasıl elektronik ortama taşıyacağımızı kara kara düşündüğümüz bir zamanda, zaten elektronik olan bir ortamı kağıda döktürmenin manasını keşfeden derviş muradına ölmeden önce erermiş.
Peki 'an'ların değerli olduğu Internet ortamını kontrol altında tutabilmek için günlük olarak basılmış ve böylelikle zamanı dondurulmuş dokümanlar üzerinden kontrolünü düşünmek, Temel fıkralarından bile komik olmaz mı?
Ben firmamı ve hizmetlerimi tanıttığım bir Internet sitesi sahibi olarak, basın sektörünün yaptırımlarını uygulamak zorunda bırakılıyorsam, o halde basın sektörüne direkt olarak dahil olmuş sayılmaz mıyım? Ala ala sadece yaptırımlarını alacak değilim herhalde. Nimetlerimden de faydalanacağım. O halde 5 senelik bir Internet sitesi sahibi olarak sarı basın kartımı alabilirim. Sarı basın kartı sahibi olarak silah taşıma izni almam kolaylaşabilir. Konser, fuar, maç gibi etkinliklere ücretsiz katılabilirim. 5-6 sene sonra, sosyal etkinliklerin Internet basın mensuplarıyla dolup taştığı bir Teksas'a hoşgeldiniz.
Tabii ki abartıyorum. Çünkü makul, mantıklı Internet sitesi sahipleri böyle bir acıya katlanacak kadar aptal değiller. Sonunda .com, .org, ...'u olmayanlar dövizi bastırıp, gidip kendilerine yeni Web adresleri satın alacak, .tr'siz adres sahipleriyle birlikte, daha hesaplı olan yurtdışı sunucularda yayınlatacaklardı. Sitelerin yayını için bir yandan yurtdışına para akarken, yayın hizmeti vermek üzere yüzbinlerce dolarlık yatırım yapmış olan Türk şirketleri de eminim çok eğleneceklerdi.
Her kimse bu maddeyi tasarıya Internet hızıyla eklerken, yepyeni ekonomik programa bir katkı da benden olsun demiş sanırım.
Uzmanlaşmanın ve danışmanlık hizmetlerinin önemi bir kez daha, Editör'ümüzün yılın başındaki yazısında da belirttiği gibi, 'fıkra gibi uygulamalar'la ortaya çıkıyor.
Lütfen ya bir iş yapacaksak konumuzda uzmanlaşalım ya da bir bilene soralım.

Demet ZÜBEYİROĞLU

demet@telepati.com.tr