Telekom sektöründe eğilimler ve özelleştirme

Dünyanın önde gelen insan kaynakları kuruluşu Heidrick&Struggles'ın Türkiye ofisinin açılış toplantısına katılan telekom duayenlerinden Dr.Kohlhammer, konuşmasında telekom sektöründe eğilimler ve özelleştirme ile ilgili bilgi birikimini aktardı.

"Son iki yılda, 1998 ile 2000 arasında, Londra'da telekomünikasyon servisi sağlayan bir firmada, 12 Batı Avrupa ülkesinden sorumlu Batı Avrupa Başkanı olarak çalıştım. Sizlere Avrupa telekom pazarının ve bunlarla ilgili yasal düzenlemelerin nasıl hala çeşitlilik gösterdiğini ve bu durumun yerleşik firmalar için (incumbents) ne anlama geldiğini anlatmak isterim.
Mart 2000'de Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği'nin önüne önümüzdeki on yıl için yeni bir hedef koydu: Dünyanın en rekabete açık, dinamik ve bilgiye dayalı ekonomisini oluşturmak. Bu oldukça iddialı bir hedef.
Bu hedefe ulaşmak için gereken ön şartlardan biri -şüphesiz- tamamıyla bütünleşik ve liberalize bir telekomünikasyon pazarıdır. Bu bağlamda Avrupa Komisyonu, Avrupa'nın kuvvetli yönlerinin üzerine gidilmesini, bir yandan da hızla zayıf yönlerinin kuvvetlendirmesi gereksinimini vurguladı. Kuvvetli yönlerden biri kesinlikle, telekomünikasyon servislerini liberalize eden ve bu sektörde tek bir Avrupa Pazarı oluşması için şartları hazırlayan, yasal düzenleyici çerçevedir. Bu çerçeve, üye ülkelerde genel anlamda yerine oturmuş durumdadır, ancak hala belirtilmesi gereken birkaç zayıf nokta bulunmaktadır.
Avrupa'da tek bir telekomünikasyon pazarı olduğu düşünülür. "Düşünülür" diyorum, çünkü herhangi bir Avrupalı operatörün de size söyleyebileceği gibi, 15 farklı politik hedefi, zaman çizelgesi ve operasyon prosedürü olan 15 farklı yasal düzenleme, tek bir pazar oluşturmaz. Doğru, en geniş anlamıyla bir uyum söz konusudur. Üye ülkelerdeki yasal düzenleyicilerinin sahip olması gereken yetkileri ve bunların kendi devletlerinden bağımsızlıklarını yöneten minimum kurallar vardır.
Ancak, birçok AB'ye üye ülke hükümetin eski tekellerde önemli ölçüdeki çıkarlarını sürdürdüğü ve hükümet, yasal düzenleyici ve toplum arasındaki ilişkilerin her zaman istendiği kadar şeffaf olmadığı bir dünyada, bu minimum kurallar yeterli değildir.
Yasal çerçeve açısından, AB'ne üye ülkelerin hükümetleri, sözlü olarak komisyonun eylemlerine olumlu baktıklarını belirtmişler ve Lüksemburg dışındaki tüm ülkelerde eski ve yerleşik operatörlerdeki çıkarlarını satmışlardır. Ancak yalnızca yedi kamu telefon firmasının -Belgacom (Belçika), Telefonica (İspanya), Telecom Italia, Eircom (İrlanda), KPN (Hollanda), Telekom Austria ve Portugal Telekom (Portekiz)- kamuya açık hisseleri %50'nin altındadır. Ayrıca, İspanya, Portekiz ve İtalya hükümetleri, yerleşik firmalardaki "altın hisseler"ini hala tutmakta ve böylece ortakların kararlarını, hatta çoğunluk kararlarını dahi veto edebilmektedirler. Kimilerinin dediği gibi: Beni yıka, ama ıslatma.
Eski firmaları hala koruma altında tutan bu hükümetler firmaya iyilik etmiyorlar. Bir ülkenin cebindeki delikleri tıkamak için yerleşik firmaları kötüye kullananlar, bunun olumsuz geri bildirimleriyle karşılaşacaklar. Avrupa'daki durumu ABD ile karşılaştırın: 80'li yılların başında, AT&T yeni bir AT&T ve yedi "Baby-Bell"e bölünmüştü. Günümüzde, AT&T 80'lerin başındaki eski halinden çok daha iyi durumda, hatta eski "Baby-Bell"ler bile eski AT&T'yi geçmiş durumdalar. Bu duruma ABD hükümeti müdahale etmemişti.
Her ne kadar Avrupalı yerleşik firmalar her gün rekabetin işlerini bozduğundan yakınıyorlarsa da, özelleştirmeden en çok yararlananlar yine onlar oldular. Her ne kadar çoğu AB ülkesinde yeni firmalara önemli sayıda lisans verilmiş olsa da, yerleşik operatörler çoğu üye ülkede sabit hatlarda halen önde gelen tedarikçiler olmaya devam ediyor. Yalnızca beş ülkede -Belçika, Almanya, İrlanda, Avusturya ve Finlandiya- yerleşik firmaların tedariki pazarın %90'ından düşüktür. Servisler pazara yeni giren operatörler tarafından sağlansa da, trafik esasen hala yerleşik firmaların altyapısı üzerinden yürütülmekte ve yerel erişim konusunda yerleşik firmalar pazarın çok büyük bölümünü elinde tutmaktadır.
Liberalizasyondan sonra artan rekabet ortamının bir sonucu olarak, Avrupa ülkelerinin genelinde telekom ürünlerinin fiyatlarında açık bir düşme eğilimi gözlendi. Bu düşüşler özellikle Almanya ve Yunanistan'da görüldü; bu ülkelerde tahsis edilmiş pazar bölümlerinde 1998-2000 yılları arasında %95'e varan düşüşler yaşandı. Bu fiyatların yerleşik operatörlerin servisleri için olduğu unutulmamalıdır; pazara yeni giren operatörlerin çoğu servisleri için bunlardan bile daha düşük fiyatlar sunmaktadır. Ancak bu operatörler yüksek iflas riskini göze almaktadırlar. Sonuç olarak, sabit-hat telefonlardan elde edilen gelirler düşmüştür, ancak aynı zamanda telekomünikasyon trafiği, daha çok Internet kullanımı ve diğer yoğun-bant genişliği gerektiren uygulamalar nedeniyle, önemli düzeyde artmıştır.
Daha 1998 Kasım'ında, BT (British Telecom) basına yaptığı bir açıklamayla özel bir günün altını çizmişti: o gün şirketlerinin tarihinde ilk kez, aktarılan veri hacmi, ses hacminden fazlaydı.
Bu nedenle Deutsche Telekom -Yönetim Kurulu Başkanı geçenlerde Alman Yasal Düzenleme İdaresi'ni, şirketin %25 değer kaybetmesinden sorumlu tutmuştu-, Almanya'da 1000'in üzerinde rakibi olmasına rağmen, özelleştirmeden bu yana gelirlerini 1998'de yaklaşık %2 ve 1999'da %1 arttırabilmişti.
Fransa'da, trafik yılda yaklaşık %10 artarken, fiyat tarifeleri %53 düştü ve bunun sonucu olarak yüzlerce rakibe rağmen 1997-1999 arasında %16 gelir artışı sağlandı.
Ancak, 80'ler ve 90'larda tüm dünyada devlet tekellerini bölen özelleştirme dalgasından sonra bile, büyük telekom firmaları halen ikinci ve daha büyük bir zorlukla karşı karşıyadır. Yıllardır yerleşik firmalar yerel şebekeyi ya da yerel telefon santralı ile son kullanıcı arasındaki son noktayı kontrol etmekteyken, şimdi bütün Avrupa ve ABD'deki yasal düzenlemeler bu kaynağı her türlü rekabete açık hale getirdiler. Rakip servis sağlayıcılara şu anda son noktadaki eskiyen bakır kabloları, sayısal abone hatlarıyla ya da mikrodalga linklere dayalı "WLL-Wireless Local Loop" yoluyla güncellemeleri için, yerel telefon santrallarına giriş izni verildi. Son noktanın özelleştirilmesi, telekom endüstrisinin ötesinde, Internet'e geniş bant erişimi sağlaması açısından yaşamsal önemi olan bir rekabet aracı olarak anlam taşıyor.
Ve son olarak, telekomun özelleştirilmesindeki gerçek başarı öyküsüne geçelim: Mobil iletişim.
Almanya'da 1986 yılında ilk ticari mobil iletişim şebekesi faaliyete geçtiğinde, 5 kilo ağırlığında, evrak çantası boyutlarında bir mobil telefonun fiyatı 4500 ABD dolarının üzerindeydi, aylık aidatlar 70 ABD dolarından fazlaydı ve konuşma ücretleri dakikada 1 ABD dolarının üzerindeydi. O zamanlar iletişimden sorumlu bakanlık, Almanya'da 2000 yılı sonunda ancak 2 milyon kadar şanslı kişinin mobil telefon kullanıcısı olacağını tahmin etmişti. Ve bu iddiaya dayanarak Almanya'da ikinci bir mobil operatör için ihale açmaktan kaçınmıştı."

Gerçeğe Dönüş
"2000 yılı sonunda, Almanya'da mobil telefon kullanıcı sayısı 48 milyonu aşmıştı ve 1999'daki 24 milyon kullanıcı göz önüne alındığında, kullanıcı sayısının büyüme oranı %105'ti. Uygun bir genel teknik standart ve eşit rekabet düzeyleriyle, mobil telefon servisleri tüm Avrupa ülkelerinde en hızlı büyüyen sektör olarak kalmaya devam ediyor. Kullanım oranları Finlandiya ve İsveç'te %70'i aşıyor.
Doyum noktasına yaklaşıldı, ama henüz ulaşılmadı.
Benim çıkardığım sonuç: Eğer Alman tekeli olduğu gibi kalmış olsaydı, belki de 2000 yılı sonundaki kullanım gerçekten de 2 milyon kullanıcıyla sınırlı kalacaktı.
Liberalizasyondan sonra: Özelleştirilmeden, Deutsche Telekom AG ciddi anlamda rekabet gücüne sahip olamazdı.
Ancak şimdi: Almanya'da Vodafone ile başabaş gidiyorlar, pek çok ülkede British Telecom, France Telecom gibi rekabet ediyorlar. Ve yeni iş alanları açıyorlar. ECTA, Avrupa Telekomünikasyon Rekabeti Derneği, Avrupa'daki yerleşik firmaların elemanlarını son birkaç yıla oranla ortalama %50 azalttıklarını ortaya çıkardı. Ancak yeni rakipler aynı süre içinde bunun iki katı yeni iş alanı yarattı.
Özelleştirme yerleşik firmalara, kendilerini diğerleriyle rekabet edebilecekleri bir boyuta küçültmeleri şansını verdi ve vermeye devam ediyor. Liberalizasyon rakip firmalara yeni ve cazip iş alanları yaratma şansı tanıdı. Ve borsalardaki son tatsız gelişmelere rağmen, Avrupa ülkelerinin her birinde telekomünikasyon pazarının en çekici ve büyüyen alanlardan biri, hatta en kuvvetlisi olduğu ortaya çıktı.
Telekomünikasyon, günümüzdeki ve gelecekteki hizmete yönelik bilgi dünyasında, anahtar sektör konumundadır."

Dr. Hans-Peter Kohlhammer

1947'de Almanya'da doğan Dr. Hans-Peter Kohlhammer, 1970 yılında Bonn Üniversitesi Matematik ve Fizik Bölümleri'nde okumuş ve 1974'te Matematik Bölümü'nden doktora derecesi ile mezun olmuştur.
1971'de bilişim firmaları için araştırmalar yapan bir şirket olan GMD GmbH'de başladığı iş hayatına, 1977 yılında LogAbax Deutschland GmbH'de Yazılım Müdürü olarak devam etmiştir. 1979 yılında Nixdorf Computer AG'de Bölge Yönetim Kurulu Üyesi ve Yazılım Müdürü olarak görev üstlenmiştir. 1982-1983 yılları arasında Logis EDV GmbH'de Satış Ofisi Müdürlüğü, 1983-1991 yılları arasında ise Digital Equipment GmbH'de, Telekom sektörü, Eğitim Hizmetleri sektörü, Avrupa Strateji Komitesi ve Uluslararası Telekom Stratejisi Komiteleri için ayrı ayrı Yönetim Kurulu üyelikleri yapmıştır. 1991 yılında Loewe Opta GmbH'de Satış ve Pazarlama Direktörlüğü, 1993-1994 yılları arasında ise Loewe Iscom GmbH'de, Telekomünikasyon'dan sorumlu Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlenmiştir. Ardından, 1994 -1998 yılları arasında Thyssen Telecom AG'de Yönetim Kurulu Başkanlığı, 1998-2000 yılları arasında, GTS grubuna ait Esprit Telecom plc'de Satış ve Pazarlama Üst Düzey Yöneticiliği ve aynı şirkette 13 ülkeyi kapsayan Başkanlık görevini yürütmüştür.
Kohlhammer aynı zamanda 1987 yılından beri Fraunhofergesellschaft GmbH, Münih Enstitüsü'nde Yönetim Kurulu Başkanlığı, 1998 yılından itibaren Cantor Unternehmensberatung GmbH'de Danışma Konseyi Üyeliği, 1999 yılından itibaren INI-Graphicsnet-Foundation'da Danışma Konseyi Üyeliği ve 2000 yılından itibaren Telecom Trade Exchange AG'de Yönetim Kurulu Üyeliğini sürdürmektedir. Kohlhammer Avrupa telekomünikasyon sektörünün duayeni olarak kabul edilmektedir.
Kohlhammer evli ve iki çocuk babasıdır.

* Bu metin Heidrick&Struggles Türkiye tarafından hazırlanmıştır.