| |
| Kenan CAVNAR
Satış ve Pazarlama Yöneticisi
Sphere Consulting Services |
| |
| |
|
|
|
Danışmanın dediği
Fatih Terim ve liderlik...
SÜPER
ligin son haftalara kadar taşınan heyecanından mıdır nedir, bu ay
sizlerle hem futbol hem de iş dünyası ile ilgili düşüncelerimi paylaşmak
istedim. Şimdi “bu iki kavram arasında ne tür ilişki olabilir?”
diye düşünenleriniz olabilir, ancak bu ilişkiyi ben kurmadım. Bu
iki kavram bundan yaklaşık bir buçuk yıl önce Kasım 2001’de Swissotel’de
yapılan bir konferans ile ele alındı. Hatırlayamayanlar için biraz
daha ayrıntılı bilgi vermek gerekir ise, hani şu ekonomik krizin
en şiddetli bir şekilde ülkemizi sarstığı dönemlerde konferans ücretinin
833 ABD $’ı olarak belirlendiği ve 615 kişinin katıldığı konferans
vardı ya, işte o konferanstan bahsediyorum.
Peki 615 kişilik bir grubu 833 Dolar gibi uçuk bir ücretle bir araya
getiren kahramanlarımız kimlerdi? Biri Time Manager International
şirketinin sahibi Claus Möller ve diğeri ise her kesimin yakından
tanıdığı Fatih Terim. Şu an Galatasaray’ın başında olan Terim, o
tarihlerde dünyaca ünlü AC Milan takımının Teknik Direktörlüğü görevini
yürütmekteydi. Asıl amacım konferans hakkında bilgi verip sizleri
daha fazla maziye götürmek olmadığı için bir iki cümle ile konferans
özetini aktarmak istiyorum; “Takımdaşlık Felsefesi” kullanılarak
futbol stratejisi ile şirket yönetim stratejilerinin ortak noktalarına
değinmek, teoriyi pratik örneklerle destelemek...
Konferansa katılanların duygu ve düşüncelerini bilmiyorum ancak
konferans sırasında Fatih Terim tarafından katılımcılara aktarılan
konulardan bazıları çok dikkatimi çekmişti. “Başarının sırrının
işimizi sevmekten ve sevgi ortamı oluşturmaktan geçtiği ve başarılı
insanların eleştiriye açık, kendini ifade edebilen insanlar oldukları
vs...”. İş ve İnsan Kaynakları konusunda uzmanlaşmış bir şirketin
mensubu olarak bu sözlerin sonuna kadar arkasındayım. Bizim geliştirdiğimiz
hizmet ya da metodolojilerin kaynağında da bu prensip ve uygulamalar
mevcut. Buraya kadar herşey normalmiş gibi görünüyor ancak benim
kafamı kurcalayan başka birşey var: Dünyanın en iyi takımını yönetmiş,
milli takımda ve Galatasaray’da sayısız başarılara imza atmış olan
Sayın Fatih Terim son günlere baktığımızda bu prensiplerin hangisini
ya da hangilerini sergileyebiliyor?..
Futbolu seven ve yakından takip eden biri olarak (bu arada koyu
bir Galatasaray taraftarıyım) seyrettiğim her maç sırasında Terim
için kaygılandığımı belirtmek isterim. Terim’in artı ya da eksilerini
konuşmak spor medyasının işi. Benim işim aralarında belki de müşteri
firmalarımız olan katılımcılara ciddi anlamda yöneticilik dersleri
veren birinin şimdilerde sergilediği tutumlar, davranışlar ve bunların
başarıya yansıması. Yıllardır iyi bir lider, stratejist, ataerkil
özellik taşıyan ve futbolcularına baba şefkati gösteren, televizyonda
öğretici konuşmaları ile hayran kaldığımız sayın Terim, son zamanlarda
bu görüntüsünden maalesef çok uzak. Kendisinin bu durumu ister istemez
takımının başarısına da yansıyor. Takım her ne kadar şampiyonluk
yarışını hala devam ettiriyor ise de, ilk defa bu sezon hiç kupa
alamadan ve Avrupa’da akılda kalan bir başarı elde edemeden sezonu
kapatıyor. Kendisine çok haksız eleştirilerin yapıldığının ve bazı
yazarların ısrarla yanlış yorumlarla üstüne gittiğinin farkındayım
ancak, bunlar Fatih Terim’e mazeret olamaz, olmamalı... Fatih Terim’in
futbolcusu ona inandığı ve güvendiği noktada iken kazandı o inanılmaz
zaferleri... Şimdi ise birkaç futbolcuyu belki düzeltirim diye koca
bir sezonu harcamakla kalmadı, sürekli girdiği polemiklerle herkesin
dilinde olan iyi bir lider olma özelliğini de kaybetmeye başladı.
Tüm bu gelişmeler sonucunda sayın Terim bana şunu öğretti: “Liderlik
insanın içinde her zaman var olmalı, durum ve statüler ne olursa
olsun kaybedilmemeli”...
Bu sebeplerden ötürü ‘lider’ kelimesini kullanırken artık çok düşünmem
gerekecek. Kendini lider olarak tanımlayan kişilere de hemen güvenmeyeceğim
artık... İş dünyasındaki liderlere bakınca içim daha çok kararıyor...
Onların Fatih Terim’den farkı var mı? Şirket yöneticileri hala eski
yönetim stratejileri ile şirketlerini yönetmeye devam ediyorlar.
Kendilerini zamana ve gelişen teknolojiye karşı geliştiren, araştıran
bir yöneticiye rastlamanın ne kadar zor olduğunu meslektaşlarımız
daha iyi bilirler.
Sonuçta, hamuru şaşmak üzere yaratılmış olan beşerin de hataları,
eksikleri taibi ki olacaktır. Ancak herkes üç şaşarken kendisi bir
şaşan kişi lider olma yönündedir. Lider risk alırken kendisiyle
hesaplaşmaz, bu hesabı rakiplerine ya da çevresindekilere yaptırır.
Onlar risklerin çözümlerini ararken kendisi çoktan yol almıştır
bile. Sayın Fatih Terim, 5 puana rağmen Galatasaray’ı şampiyon yaparsa
şaşmayın. Çünkü o riskleri Beşiktaş’a atarak kendi planlarını uygulamaya
çoktan başladı. Tabi bu aşamada şansa da ihtiyacı var. Terim tarafında
durum böyle ancak iş dünyasındaki liderler için bu kadar ılımlı
düşünemiyorum. Çünkü onların rakipleri ile aralarında kapanacak
çok puanları var. Görünen o ki yakın gelecekte de bu fark pek kapanacağa
benzemiyor...
Geleceği birlikte paylaşmak dileğiyle...
|
|