| |
| Merih IŞIN |
| |
|
Editör'ün
karikatürü, 1995 yılında Cenevre telekom fuarında uydu üzerinden
gerçekleştirilen videokonferans ile Rusya'daki çizer Vladimir
Mochalov tarafından çizilmiştir. |
|
|
Editör
Köşe yazıları on dakikada yazılabilir!
SEVGİLİ
Yurtsan Atakan, gazetesindeki köşesinden kendisini savunmuş. Bir
önceki hafta yazdığı Microsoft’a şaka yazısında; köşe yazısını on
dakikada bitirdiğini söylemiş, yurtdışından dahil bir çok eleştiri
almış, bu haftaki yazısında ise, “Gerçekten inandınız mı? On dakikada
bittiğine” demiş.
Değil on dakika, Yurtsan on parmak “F” klavyesiyle daha da çabuk
bitirebilirdi bence. Yazının yazılma süresi değil, içeriğidir önemli
olan. Hele o içerik bir araştırma değil de, bilgi paylaşımı ise,
elbette yazılır o kadar sürede. Burada şaşılacak ya da eleştirilecek
herhangi bir şey yoktur. Asıl şaşılacak konu, buna kızan ya da olumsuz
eleştirenlerin düşünce yapısı olmalıdır. Ayrıca ben, Yurtsan’ın
verdiği cevaba da şaşırdım. Her gün yazmak zorunda olan köşe yazarlarının
ne kadar vakitleri olduğunu düşünüyorsunuz?
Kimdir Yurtsan Atakan? Neden o köşe ona verilmiş, neden bir gazetenin
aylık teknoloji ekinin sorumluluğunu üstlenmiştir? Buraya gelene
kadar neler okumuş, hangi okulları bitirmiş, çok okuyan değil çok
gezen misali nereleri görmüş, kimlerle dünyanın nerelerinde biraraya
gelmiş ve ne gibi işlere imza atmıştır? Söz konusu edilen yazılar;
bunca yıllık bilgi birikiminin, edinilen deneyimlerin sonucudur.
Araştırma yazılarının başarılı olanları da, hep varolan bilgi birikimi
üzerine inşa edilmiştir. En başarılı şarkı sözleri, en olmadık anda
ve en olmadık yerde üretilmişlerdir. Yazarlar, bazen günlerce satır
yazamaz, o büyülü “ilham”ın gelmesini bekler, bazen da birkaç günde
bir romanı tamamlayabilirler. Yoksa sizler, başarılı filmlerin senaryolarının
bir kaç yılda yazıldığını veya sevdiğiniz şarkıların aylarca süren
bir çalışmanın eseri mi olduğunu düşünüyordunuz?
Bakın bu yılki Eurovision yarışmasının birinciliğini elde eden parçaya.
Başarıdan dolayı emeği geçen herkese teşekkür ediyor, bu kadar kısa
sürede böyle başarılı bir parça hazırladıkları için de tebrik ediyorum.
Bilindiği gibi, Avrupa birinciliğini kazanan parça için Sertab ve
ekibi yıllarca hazırlanmamış, bu yıl ilk defa yapılan bir uygulama
ile, “sipariş” usulü kendilerine verilen görev üzerine parçayı 1
saat 15 dakikada hazırlamışlardır.
Yazılarını, kısa olduğunu iddia ettikleri sürede yazan köşe yazarlarını
eleştiren zihniyet, parça birinci olamasaydı, TRT’nin yaptığı bu
uygulamayı da eleştirecekti. Demek ki neymiş, bir bilene soracakmışsın.
Her işin, bir bileni vardır. O yüzden de herkes her işi yapamaz.
Yapar da, layıkıyla yapamaz. Kimileri yapar, kimileri de eleştirir.
Yapamıyorsan, yapılabilecek en kolay şey eleştirmektir. Önemli olan;
kimin, nasıl bir bilgi birikimiyle, kimi ya da neyi eleştirdiğidir.
Bunları Yurtsan Atakan’ı savunmak adına değil ama, işini layıkıyla
yapmasına karşın, sırf laf olsun diye bilgisiz ve yetkisiz kişilerin
eleştirilerine maruz kalan fikir ve ürün üretenlerin rahatsız oldukları
hassas bir konuya değinmek istediğim için yazdım. Hem de onbeş dakikada.
Ne de olsa benim on parmak yazabilmek gibi bir hünerim yok.
Bu arada söylemeden edemeyeceğim; günlük basındaki bazı köşe yazarlarımız,
bir yandan Türkçe “F” klavyeyi savunurken, öte yandan da kendi köşelerinde
yazdıkları yazılarda, ülkede “F” klavyeli diz üstü bilgisayar olmadığından
yakınıyorlar. Eğer olsaymış, alıp onu kullanacaklarmış. Apple’nin
Türkiye temsilcisi olan Bilkom’un, ülkemizde satmakta olduğu tüm
bilgisayarlar yıllardır TSE belgeli ve Türkçe “F” klavyeli. Hem
köşe yazarlarımıza hem de Bilkom’a küçük bir not. Benden söylemesi.
Belki gözünüzden kaçmıştır. Ne de olsa, günlük bir gazetenin bir
ilavesinin bir köşesinde yer almıştı. Tarihimizdeki ilk “Türkçe’yi
Koruma Yasası”nın 726. yılı, geçtiğimiz ay Karaman’da kutlandı.
Karamanoğlu Mehmet Bey’in yüzyıllar önce verdiği fetva ile, Türkçe’miz
yozlaşmaya ve diğer dillerin olumsuz etkilerine karşı korunmaya
alınmıştı. Konsept, trend, lansman, global, dizayn, online, dijital
vb. gibi buradan sayamadığım yüzlerce yabancı ve uyduruk kelimeyi
dilimizden uzak tutmaya çalışan yetkili kurumumuz TDK ve Türkçe’ye
gönül vermişlerin katılımıyla düzenlenen kutlamalarda, dilimizin
yozlaşmasına karşı alınan önlemler ve çalışmalar aktarıldı. Hükümetimizin
de konuya gereken ilgiyi göstermesi dileğiyle...
Saygılarımla.
|
|