Uydu haberleşmesi, kablolu veya diğer kablosuz haberleşme şekillerinin rakibi değil

Plenexis enformasyon ve komünikasyon sektörünün geçmişi eskiye dayanan genç firmalarından biri.

PLENEXIS Türkiye bu uluslararası firmanın ülkemizdeki ayağı olarak 10 kişilik ekibiyle çalışmalarını yürütüyor. Yeni bir yapılanmaya giden firma, Plenexis adıyla 2002 yılından bu yana ülkemizde ve dünyada hizmetlerini sürdürüyor. Eski Deutsche Telekom’un kardeş şirketi DeTeSat’ın ticari işlevinin devralınmasıyla Plenexis ismiyle hizmet vermeye başlayan firmanın Türkiye çalışmaları hakkında Plenexis Türkiye Genel Müdürü Kerem Resuloğlu ile görüştük.
Romans Firması olarak 1996’da VSAT hizmetlerine başladıklarını belirten Kerem Resuloğlu, o tarihten bu yana uydu pazarında yaşanan gelişmelere değindi ve Plenexis Türkiye’nin kuruluşunu anlattı:
“O dönemde düzenlemeler çok daha sıkıydı. Türkiye içerisinde linklere çok fazla izin verilmiyordu. Türksat uydularının atılmasıyla beraber Türk Telekom’un gelir paylaşımlı lisans hizmetleri başladı. İki tane firma o zamanlar bu gelir paylaşımlı sözleşmeyi imzalayarak iki sistemi devreye aldı. 1996’da da biz şu anki Plenexis firmasının geçmişteki hali Romans’ın Türkiye’deki yer operatörü olarak çalışmaya başladık. Zamanla düzenlemeler değişmeye başladı. Öncelikle Türkiye’de de SCPC bazlı hizmetlerin Türksat uydusu kullanılarak servis sağlayıcılar tarafından kurumlara sunulması sağlandı. O zamanki şartlarda baktığımızda lisans olarak adlandırabileceğimiz bir nizamname ile Türksat’ın sayısal bir ortam olarak kullanılmasına imkan tanındı. Biz de bu kapsamda çalışmalarımıza başladık. 2000 yılında 4702 Sayılı Kanun’la yapılan değişiklik neticesinde Türk Telekom’un elinden düzenleyici görev ve hakları alındı. Bu haklar kurulan Telekomünikasyon Kurumu’na devredildi. Telekomünikasyon kurumu en hızlı serbestleştirmelerden birini uydu pazarında gerçekleştirdi. Lisanslar alındı ve biz de Plenexis olarak Türkiye’de faaliyetlerimize başladık. Firmamız Türkiye pazarında yaklaşık 9-10 yıldır hizmet veriyor. Plenexis hizmetleri, firmamızın Türkiye ayağı kurulana kadar satış ortakları ya da taşeron olarak hizmet veren şirketler tarafından kullanıcılara sunuldu. 1995’ten itibaren Plenexis’in Türkiye’de kurulu linkleri vardı. Sekiz yıl boyunca Plenexis ülkemizde gerek yabancı sermayeli gerekse de Türk firmalara, ki bu grubun içinde bir dönem yoğun olarak Türk İSS’ler var, geniş kapsamlı hizmetler sunduk. Son gelişmelerle de pazarın geleceğini görerek ve daha önceki tecrübeleri de bunun üzerine ekleyerek Plenexis Türkiye’yi kurduk.”

Plenexis Türkiye Genel Müdürü Kerem Resuloğlu: “Biz uydu haberleşmesini, kablolu veya diğer kablosuz alternatif haberleşme şekillerinin bir rakibi olarak görmüyoruz. Bizim görüşümüz, her altyapının esasında bir diğeri ile tamamlayıcı unsur olarak çalışması gerektiği yönünde.”

“Uydu üzerinden güvenli ve sağlıklı hizmet almayı düşünen bütün kurumlar bizim müşterimiz”
Uydu üzerinden güvenli ve sağlıklı hizmet almayı düşünen bütün kurumlara hizmet vermeyi amaçladıklarını belirten Kerem Resuloğlu, hizmet verdikleri firmalar arasında İSS’lerin, çok uluslu firmaların Türkiye ofislerinin, finansal kurumların ve uluslararası çapta hizmet veren Türk firmalarının olduğunu söyledi. Resuloğlu şöyle devam etti:
“Biz sadece şu sektöre ya da şu müşteri portföyüne hizmet veriyoruz demiyoruz. Temel olarak uydu üzerinden ve sağlıklı telekomünikasyon hizmeti isteyen her türlü kamu kurumu ile özel kurum ve kuruluş müşterimiz.”

“Müşterilere hibrit çözümlerin gitmesi gerekiyor”
Belirli bir süredir Türkiye’deki çalışmalarına devam eden firmanın, 2004 yılında gerçekleşecek olan serbestleşmenin Plenexis Türkiye’nin kurulmasının ana amaçlarından biri olarak sayılamayacağını ifade eden Resuloğlu, “Uydu haberleşmesini ele aldığımızda, bu branşın aslında tamamen serbestleştirildiğini görürüz. Şu anda uydu haberleşmesi konusunda herhangi bir tekel Türkiye’de söz konusu değil” dedi ve ekledi:
“Biz uydu haberleşmesini, kablolu veya diğer kablosuz alternatif haberleşme şekillerinin bir rakibi olarak görmüyoruz. Açıkçası hiçbir altyapının birbirinin rakibi olduğuna da inanmıyoruz. Bizim görüşümüz, her altyapının esasında bir diğeri ile tamamlayıcı unsur olarak çalışması gerektiği yönünde. Müşteriler daha bütünleşik, A’dan Z’ye geniş ağ çözümleri istiyor ve bunun tek bir altyapıya bağlı olarak sunulması olası ya da en azından sağlıklı görünmüyor. Sadece bir altyapıya bağımlı kalındığında, fiyat performans dengesini kurmak her zaman olası olmuyor. Dolayısıyla çoğunlukla müşterilere hibrit çözümlerin gitmesi gerekiyor. Açıkçası serbestleşmeden sonra gerek Türk Telekom’la gerekse de lisans alıp bu alanda hizmet vermeye başlayacak alternatif telekom firmalarıyla çok daha yakın ilişkilere girerek müşterilerin arzu ettiği en uygun çözümleri sunmayı hedefliyoruz”.
Resuloğlu hibrit çözümlere örnek olarak Equant’la ilişkilerine de değindi:
“Sorduğunuz için Equant konusunu ele alacak olursak, firma fiili olarak uydu operasyonu yapmıyor. Bugün Türkiye’de Equant’ın uydu çözümlerine baktığımız zaman, bunların % 95’inin bizim tarafımızdan sağlandığını görüyoruz. Equant Türkiye pazarında bizim iş ortağımız. Kaldı ki dünya pazarında da bu aynı şekilde tezahür ediyor. Equant küresel olarak baktığımızda anahtar teslimi çözümlerde bizim oldukça yakın çalıştığımız ortaklarımızdan biri. Çünkü, Equant’ın bir omurgası var. Firma altyapısının eksik olduğu noktalarda bizden faydalanıyor. Biz de kendi projelerimiz içerisinde kimi noktalarda son mil çözümü olarak Equant’ın omurgasından faydalanıyoruz.”

Türkiye’de bir yer istasyonu
“Sektörümüzde yer istasyonunun tanımı biraz karışık. Esasında kurmuş olduğunuz terminallerin her biri birer yer istasyonu. Bizim açımızdan yatırım anlamında yer istasyonu olarak görünen şey geçit (gateway) olarak tabir edeceğimiz, uydu üzerinden ağırlıklı olarak karasal şebekeye bağlantı hizmeti verecek olan bir altyapı. Bu yönde yatırım planlarımız var.”

“Caspian Telecoms Konferansı’ndan çok memnun kaldık”
Geçtiğimiz ay düzenlenen Caspian Telecoms Konferansı’nın, firmaları açısından çok iyi geçtiğini söyleyen Resuloğlu, bu yıl ilk defa katıldıkları etkinlikten çok memnun kaldıklarını ve iyi bağlantılar kurduklarını ifade etti ve ekledi:
“Özellikle Türk Cumhuriyetleri’nden temsilcilerin oraya gelmiş olması bizim için avantaj sağladı. Biz hem Bağımsız Devletler Topluluğu (CIS) hem de Türkiye olarak etkinliğe katıldık. Etkinlikten memnun kaldık. Önümüzdeki yıl da tekrar görüşeceğiz.”

“Türkiye pazarıyla birlikte çevre ülkelerin pazarlarına da hizmet sunacağız”
Kendi üretimleriyle uydu üzerinden ağ çözümleri sunduklarını belirten Kerem Resuloğlu, Türkiye’nin kendileri için cazip bir pazar olduğuna dikkat çekti. Resuloğlu Türkiye’deki yapılanmaları ve hedefleri hakkında bilgi verdi:
“Biz burada sadece Türkiye’deki çalışmalarımız dolayısıyla değil, çevre ülkeleri, Türk Cumhuriyetleri’ni ve Ortadoğu’yu da düşünerek bulunuyoruz. Uydu haberleşmesine baktığınız zaman; bu teknolojinin getirdiği en büyük avantajlardan bir tanesi, hitap ettiğiniz coğrafi alanın son derece geniş olması. Türksat’ı örnek alacak olursak, uyduya ilettiğiniz herhangi bir sinyali İngiltere’den Çin Seddi’ne kadar bir coğrafi kapsama alanı içerisinde bir noktaya gönderebiliyorsunuz. Dolayısıyla uydu hizmetleri ülke sınırlarıyla kısıtlanabilecek bir haberleşme şekli değil. Bunun getirdiği avantajlar ve dezavantajlar var. Türkiye pazarı cazip ama herşeyden önce ülkenin coğrafi konumu bizim için çok önemli. Türkiye’den dış pazarlara yönelik olarak sunabileceğimiz hizmetler söz konusu. Çünkü bizim sorumluluğumuz altına girecek olan çevre ülkelere baktığımız zaman; Türkiye düzenlemeler anlamında en ileri olan noktada. Plenexis Grup olarak bir çalışma planımız var. Bu plan doğrultusunda çalışmalarımızı adım adım yürüteceğiz. Öncelikle buradaki organizasyonumuzu ve yapılanmamızı tamamlayacağız. Türkiye pazarındaki faaliyetlerimizi istediğimiz noktaya getireceğiz. Akabinde de belirlemiş olduğumuz hedef ve stratejiler doğrultusunda sorumluluğunu üstlenmiş olduğumuz diğer pazarlara yönelik çalışmalarımızı tamamlayacağız. Bizim bu pazarlara yönelik çalışmalar yürütmek istememizin altında yatan en önemli mantıklardan bir tanesi; Türkiye’deki girişimcilerin ve bizim dışımızdaki sektörlerin de Türk Cumhuriyetleri’nde faaliyetlerini her geçen gün arttırmaları. Dolayısıyla eğer bir firma Türkiye’de uydu haberleşmesi alanında faaliyet göstermek istiyorsa, çevre ülkeleri hedeflememiş olsa dahi, pazarın getirdiği şartlardan dolayı ister istemez o ülkelerde bir operasyonu açmak durumunda kalıyor. Bizim bugün itibariyle en çok önem verdiğimiz ve açıkçası en fazla talep aldığımız müşterilerimiz, Türk Cumhuriyetleri’nde faaliyet gösteren Türk firmaları. Bu firmaların büyük çoğunluğu her geçen gün biraz daha o ülkelerde nüfuz ediyor ve o ülkelerin altyapı işlerine talip oluyorlar. Dolayısıyla bugün müşteri olarak çalışmaya başladığımız bir firmanın yarın öbür gün bizim branşımızda o ülkede iş ortağımız olma şansı son derece yüksek. Türkiye’nin düzenlemeler anlamında hem o ülkelerden hem de Rusya’dan ileri olması, burayı bir cazibe merkezi haline getiriyor.”
Ülkemizde telekomünikasyon ve enformasyon sektöründe bazı gelişmelerin Avrupa ülkelerine göre geç yaşanmış olması, o ülkelere göre daha yeni teknolojilere ve altyapılara sahip olmamıza neden olmuştu. Kerem Resuloğlu bunun benzeri bir durumun Afganistan’da yaşandığını ifade etti ve şunları söyledi:
“Afganistan’da şu anda hiçbir altyapı yok. Orada bir altyapı kurulduğu zaman tabii ki en son teknoloji olacak. Ama bizim işimize baktığınız zaman ister uydu, ister kablo altyapısı olsun, kanımca altyapı sadece bir değer değil. Neticede siz bir hizmet sunuyorsunuz. Dolayısıyla onu tamamlayacak birtakım başka faktörler var. Mesela yetişmiş personel, hukuki düzenlemeler ve uluslararası bağlantılar gibi. Bu bütünü tamamladığınız zaman zaten belirli bir standarda ulaşmış oluyorsunuz”.

“Dünya çapında yaygın bir yapıya sahibiz”
Plenexis’in dünya çapında en büyük güçlerinden birinin dünya çapında birçok ülkede yaygınlaşmış olması olduğunu vurgulayan Resuloğlu, sözlerine şöyle devam etti:
“Teknolojiyi ve uzay kesimi dediğiniz ham maddeyi oluşturan malzemeleri satın alabiliyorsunuz. Bunlar maddi varlıklar ve parayla temin edebileceğiniz şeyler. Bilgi birikimi çok değerli birşey ama gerekirse bunu da transfer edebilirsiniz. Plenexis’in en büyük gücü; dünya üzerinde 163 ülkede VSAT sistemi kurma ve işletme lisansına haiz olması. Bu da arkasında geçmişte Deutsche Telekom’un olmasından kaynaklanıyor. Dolayısıyla gerçekten küresel bir servis sağlayıcı rolü oynuyoruz. Bugün herhangi bir kurum, Plenexis’in herhangi bir ofisine gidip, herhangi iki nokta arasında uydu üzerinden haberleşme ihtiyacını belirttiği zaman, bizim ‘Bu noktaya servis veremiyoruz’ deme ihtimalimiz çok düşük.”

“Yatırımlar çok iyi planlanmalı”
Türkiye pazarında diğer ülkelerle karşılaştırıldığında çok sayıda oyuncu olduğunu söyleyen Resuloğlu, Türkiye’ye bugüne kadar yapılmış olan birtakım küçümsenmeyecek yatırımlar olduğunu belirtti. Türkiye pazarında hareket ederken geçmişten dersler çıkararak hareket ettiklerine dikkat çeken Kerem Resuloğlu, şöyle devam etti:
“Türkiye’de bugüne kadar yapılmış olan yatırımlara baktığımız zaman, hepsinin talepten kat kat fazla arz üreten yatırımlar olduğu görüyoruz. Dolayısıyla da yaşama şansları azalıyor. Talebin çok iyi incelenip, ona göre gerçekçi yatırımların yapılması gerekliliğine inanıyoruz. Eğer yatırım yapmayı düşünüyorsanız sadece Türk pazarına değil bu pazarla ulaşacağınız diğer ülkelere de ne vereceğinizi hesaplayarak, yatırımın geri dönüşümünü çok daha geniş bir coğrafi alanda ve geniş bir nüfustan elde etmeyi planlayarak hareket etmelisiniz. Bizim çalışmalarımız hep bu yönde”.
Yatırım planlamasının firmalar açısından önemini vurgulayan Resuloğlu, iyi planlanmamış yatırımların sonucunun her zaman kötü noktalandığını söyledi. Resuloğlu şöyle devam etti:
“Bugün baktığımızda rakiplerimizin çoğu ciroya oynuyor. Bu, genel olarak sektöre büyük zarar veriyor. Bir deyiş vardır; ‘Ucuz mal iyi malı her zaman pazardan kovar’ diye. Esasında eninde sonunda bu durum, dönüp dolaşıp tüketiciyi vuruyor. Eski teknoloji sunuluyor, gerçekte yapılması son derece zor birtakım taahhütlere giriliyor. Dolayısıyla zaman kaybediliyor. İlk başta fiyat cazip geliyor. Ancak uzun vadede sıkıntıyı çeken hep nihai kullanıcı oluyor. Sektör ne kadar oturursa ve genişlerse o sektörün içerisinde faaliyet gösteren faklı alt gruplardaki firmalar ve son kullanıcı için çok daha iyi faydalanabileceği bir ortam oluşur. Bunlar bir yerde doğum sancıları. Sonuçta sektör gerek dünyada gerekse Türkiye’de çok yeni. 2004 ve 2005’te Türkiye, dünyada daha önce serbestleşme yaşayan ülkelerdeki sıkıntıları yaşayacak. Oralardaki gibi bir patlama yaşanacak, bu bir süre devam edecek, arkasından bir konsolidasyon dönemi yaşanacak ve sular yine durulacak. İşin düzenlemeler tarafına baktığımız zaman herşey son derece açıktı ve Kurum kimseden birşey gizlemedi. 2003 yılı sonunda Türk Telekom A.Ş. sesten tekelini kaldıracağını belirtti. Firmaların da buna göre yatırım planlaması yapması gerekir. Firmalar bunu yaptıkları sürece, normal rekabet şartları içerisinde hizmetleri konuşmaya başlar. İyi bir hizmeti varsa pazar onu kabul eder. Eğer kötü bir hizmeti varsa, firma ona göre bir karşılık görür. Sonuçta firma birtakım adımları erken atarsa da, çok geç kalırsa da kötü.”

Plenexis

İş iletişimi için uydu bazlı anahtar teslim çözümleri tam hizmet güvencesiyle sağlayan küresel bir şirkettir. Firmanın ürün ve servis portföyü; iki nokta arasında uydu bağlantısı kurmaktan; veri, ses ve resim haberleşmesi alanlarında uygulamalar sunan geniş kapsamlı küresel kurumsal şebekelere, çok çeşitli dağıtım servisleri ve ayrıntılı çoğul ortam geniş bant uygulamalarına kadar uzanıyor. Plenexis’in servislerini kullananların arasında yüksek kalitede iletişime gerek duyan ve uluslararası arenada faaliyet gösteren endüstri, ticaret ve hizmet şirketleriyle kamu kuruluşları bulunuyor. Plenexis’in, küresel telekomünikasyon sağlayıcısı Equant ve F1 takımı Sauber Petronas gibi güçlü ortakları bulunuyor. Sauber Petronas, yarış noktalarından merkezlerine tüm teknik verinin iletilmesi için Plenexis’in servislerinden yararlanıyor. Merkezi Bonn’da olan Plenexis’in Berlin, Hamlin, Moskova, Stockholm, Budapeşte ve İstanbul’da ofisleri bulunuyor. 100’den fazla ülkede 200 hizmet ortağıyla birlikte çalışan Plenexis, kurum ve pazarların hızla küreselleşmesinin yanı sıra, yüksek kalitede iletişim hizmetlerine duyulan yüksek talepten de faydalanıyor.

Kuruluş: 1 Ocak 2002, eski Deutsche Telekom’un kardeş şirketi DeTeSat’ın ticari işlevinin devralınması
Çalışan sayısı: 207
Bürolar: Bonn, Berlin, Hamlin, Moskova, İstanbul, Budapeşte, Stockholm, Paris ve Londra
Geçitler/Yer istasyonları: Rusya Merkezi Avrupa, Kuzey Amerika
Uydu Terminalleri: 4.500
Servis ortakları sayısı: Dünya çapında 200’den fazla
Hizmetler:

Birleşik Ağ Servisleri
. Managed Networks (Yönetilebilir Ağ Hizmetleri)
. Office Connect (Ağ Kurulum Hizmetleri)
. Backup Service (Yedekleme Hizmetleri)

İnternet Servisleri
. SkyBooster
. SkyBooster Business
. SkyBooster Business Pro
. Backbone Connect (Omurga Bağlantısı)

Satellite Multicast (Uydu üzerinden çok noktaya içerik dağıtımı)
- Content Distribution (İçerik Dağıtımı)

Tam servis paketi
. Talep ve ihtiyaç analizi
. Şebeke ve sistem tasarımı
. Finansman modeli
. Uydu aktarma kapasitesinin tahsis edilmesi
. Verici ve alıcı tekniğinin anahtar teslimi yerine montajı
. İşletme lisanslarının alınması
. Mevcut yerlerin işletmesi ve bakımı
. 7x24 şebeke yönetimi ve izleme
. 7x24 destek hattı