Akça, DPT’nin koordinatör olarak hizmet satın alınmasını
sağlayarak e-Dönüşüm Türkiye Projesi’nin bir an önce hayata geçirilmesinin
gerçekleştirileceğini kaydetti.
DEVLET
Planlama Teşkilatı (DPT) Sosyal Sektörler ve Koordinasyon
Genel Müdürlüğü, İktisadi Sektörler ve Koordinasyon Genel
Müdürlüğü ile Bilgi Toplumu Dairesi’nden sorumlu Müsteşar
Yardımcısı Halil İbrahim Akça, e-Dönüşüm Türkiye Projesi’nin
koordinasyonunun DPT’ye verilmesinde bazı avantajlar bulunduğunu
belirterek, bu avantajlardan ilkinin projenin diğer kamu yatırımlarıyla
ve kamu yönetimi reformu ile birlikte ele alınması ve koordine
edilmesi olduğunu söyledi. Akça, e-Dönüşüm Türkiye Projesi
Eylem Planı’nı oluştururken, planda yer alacak projelerin
gerçekleştirilmesiyle ilgili yatırım planlamasını da DPT’nin
diğer birimleriyle yapacaklarını ve somut bir eylem planı
ortaya koyacaklarını kaydetti. Projelerin uygulanabilir ve
takvimi geldiğinde kaynağı ayrılabilir olacağını dile getiren
Akça,“Proje başlanacağı tarihe kadar da fizibilite çalışmaları
tamamlanmış olacak” dedi. Akça, DPT’nin yatırımlardan sorumlu
bir kurum olması nedeniyle projelerin daha anlamlı ve uygulanabilir
olacağını söyledi. İkinci avantajın da DPT personel ücretlerinin
iyi olması olduğunu kaydeden Akça, Bilgi Toplumu Dairesi’ne
diğer kamu kurumlarından gelmek isteyen çok sayıda yetişmiş
personel bulunduğunu bildirdi. Akça, Bilgi Toplumu Dairesi’ndeki
projeleri hayata geçirirken kamuda çalışanların oturup bir
yazılım geliştirmesini veya ağ üzerinden erişim sistemi kurmasını
beklemeyeceklerine değinerek, “DPT genel koordinasyon anlamında
hizmet satın alarak bunları yapacak” dedi. Akça, konuya ilişkin
‘Telepati’nin sorularını şöyle cevaplandırdı:
|
| |
Akça,
e-Dönüşüm Türkiye Projesi Eylem Planı’nın ortaya çıkmasıyla
birlikte stratejiler ve diğer eylemlerin bir takvime
bağlanmış olacağını kaydetti. |
|
58’inci hükümet döneminde eski
başbakan Abdullah Gül’ün genelgesi üzerine müsteşar yardımcısı olarak
DPT’de göreve başladınız. Daha sonra Bilgi Toplumu Daire Başkanlığı
kuruldu. Bu daire ne amaçla kuruldu?
Sizin de bildiğiniz gibi bilgi toplumuna geçiş konusunda özellikle
teknolojideki gelişmeler paralelinde dünyadaki hemen hemen bütün ülkelerde
veya gelişmekte olan ülkelerde bir takım yeni yapılanmalar atılımlar
gerçekleştirildi ve bunlar devam ediyor. Türkiye’de de 1993 yılında
Dünya bankası ile birlikte Türkiye bilişim ekonomik modernizasyon
çalışması başladı. Daha sonra 1994 yılında Ulaştırma Bakanlığı TÜBİTAK
işbirliği ile Türkiye Enformasyon Altyapısı Ana Planı hazırlandı.
Daha sonra 1998-2002 yılları arasında e-Ticaret Koordinasyon Kurulu
oluşturuldu. 1998-2002 yılları arasında da yine başbakanlıkta Kamu-Net
Birimi kuruldu. 2001 yılında e-Türkiye girişimi başbakanlıkta başlatıldı
ve çalışmalar kapsamında 13 çalışma grubu oluşturuldu. Bu gruplar
kendi alanlarıyla ilgili bir takım çalışmalar yaptılar. Mayıs 2002’de
de Türkiye Bilişim Şura’sı yapıldı.
DPT’de bu işin içerisindeydi. 58’inci hükümetin kurulması aşamasında
hazırlanan acil eylem planı kapsamında da e-Dönüşüm Türkiye Projesi’nin
koordinasyonundan DPT sorumlu tutuldu. Bu görev de başbakanlık tarafından
yayınlanan bir genelgeyle duyuruldu. Başbakanlığa ve diğer ilgili
kuruluşlara bu konudaki koordinasyon görevi DPT’dedir denildi. Bunun
üzerine biz DPT bünyesinde Bilgi Toplumu Dairesi Başkanlığını kurduk.
Daire başkanlığı kurulmadan önce de başbakanlıkta başbakanlık müsteşarının
başkanlığında toplandık. Nasıl bir koordinasyon birimi oluşturulması
uygun olur diye fikir alışverişinde bulunduk. Bu toplantıda sivil
toplum örgütleri de vardı, ilgili diğer kurumlar da vardı. Pek çok
fikir ortaya atıldı ve bakanlık kurulmasından, çalışma grubu eliyle
yönetilmesine kadar değişik görüşler ele alındı. Biz de o aşamada
DPT bünyesinde süreci hızlandırmak için herhangi bir kanun değişikliği
gerektirmeden bakan onayıyla bir daire başkanlığının kurulabileceği,
bir müsteşar yardımcısına direkt olarak bağlanabileceği ve bir danışma
kurulu oluşturulabileceğini ifade ettik. Bunun üzerine başbakanlık
da çalışmalara başlanılmasının uygun olduğunu belirterek, bu çalışmalar
ilgili genelgenin altyapısına zemin teşkil etti ve bu şekilde görevlendirme
oldu.
Şu aşamada, bir daire başkanlığı ile bu iş yürür mü şeklinde eleştiriler
var. Biz bu çalışmanın bir daire başkanlığı ile yürüyebilir iddiasında
değiliz. Fakat hemen başlayabilmek için herhangi bir kanun değişikliğine
ya da kurumsal yeni bir organizasyona gerek duyulmadan sürecin hızlandırılması
anlamında bir an önce başlamanın doğru olduğunu gördük. Dolayısıyla
böyle bir birimle başladık. Belki bir süre sonra bir genel müdürlüğe
dönüştürülebilir, daha sonra da eğer ihtiyaç duyulursa, daha büyük
bir organizasyon haline gelebilir. Herşey ileride bu birimle gerçekleştirilebilir
diye bir tutumuz yok.
Kamu yönetimi reformu kapsamında, şu aşamada bildiğim kadarıyla bilgi
toplumu bakanlığı kurulmasına dair bir unsur yok. Böyle bir bakanlık
ismi geçmiyor ama, geçmeyecek anlamına da gelmez. Öyle bir siyasi
irade ortaya çıkarsa, çok rahatlıkla buradaki birim bakanlığın bir
unsuru olur. Herhangi bir çelişki olacağını zannetmiyorum.
e-Dönüşüm Türkiye Projesi Danışma
Kurulu, çalışmalarını Başbakan Yardımcısı Abdullatif Şener başkanlığında
mı yürütecek?
Genelgede e-Dönüşüm Türkiye Projesi Danışma Kurulu DPT müsteşar yardımcısı
olarak benim Halil İbrahim Akça’ın başkanlığında toplanır diye yazıyor.
Fakat biz ilk açılış toplantısını başbakan yardımcısıyla yapmayı düşünüyoruz.
İlk toplantının özel bir anlamı daha var. e-Dönüşüm Türkiye Projesi
Eylem Planı taslağı oluşturuldu. Bu taslak toplantıdan bir haftadan
önce danışma kurulu üyelerine gönderilecek, danışma kurulunda da özellikle
eylem planı üzerindeki görüşlerini almaya çalışacağız. Yazılı olarak
da olabilir, hazır getirebilirler de. Genel olarak gidişatla ilgili
ve bundan sonrası için vizyona büyük ölçüde ihtiyacımız olacak.
Eylem Planı’nda neler öneriliyor?
Eylem Planı taslağı 8 alt çalışma grubu tarafından hazırlandı. Bu
taslak eylem planının aslını oluşturmak üzere hazırlandı. Kısa bir
süre bulunduğu için, Acil Eylem Planı kapsamında e-Dönüşüm Türkiye
Projesi’nin Eylem Planı’nın Mayıs ayının sonuna yetişmesi gerekiyordu.
Eylem planında uzun dönem bir vizyona ihtiyaç var. Özellikle de e-Avrupa-2005
hedeflerinin gerçekleştirilmesi anlamında. Bir de daha uzun süreli
bilgi toplumu, e-kültürün oluşmasına dönük olarak uzun vadeli bazı
stratejilerin belirlenmesine ihtiyaç var. Eylem planı ortaya çıktığı
zaman stratejiler ve diğer eylemlerle ve e-kurumlarla ilgili hususlar
da takvime bağlanmış olacak. Eylem Planı’nda yasal düzenlemeleri de
bir takvime bağlamayı düşünüyoruz.
8 Çalışma Grubu’nun isimleri, eylem planında yer alacak konular hakkında
ciddi ipuçları veriyor. Örneğin bilgi güvenliği en önemli unsurlardan
birisi. Bir diğeri standartlar. Standartların oluşması en önemli unsurlardan
biri. Bir başkası, hukuki altyapının oluşturulması. Şu anda pek çok
yerde e-kurum gerçekleştirilmiş durumda, fakat bunların e-devlete
dönüştürülebilmesi için koordine edilmeleri gerekiyor. Bu da planda
öne çıkan hususlardan biri. Bir diğeri de, AB’ye uyum sürecinde e-Avrupa
kapsamındaki hedeflerin gerçekleştirilmesine yönelik eylemler.
Bu eylem planı daha önce başbakanlık
tarafından hazırlanan e-Türkiye Projesi Raporu’yla birebir örtüşüyor
mu?
Bu çalışmalarda şunu ilke edindik; herşeye sıfırdan başlayalım anlayışının
doğru olmadığını biliyoruz. Şimdiye kadar ne çalışma yapılmışsa hepsi
veridir, hepsi değerlidir. Bunların üzerinden hareket etmek önemli.
Çünkü zaten e-Dönüşüm Türkiye Projesi’nin ortaya çıkmasının ana nedenlerinden
biri koordinasyonu sağlamaktı. Tekrar pek çok alanda iş yapmaktan
ziyade yapılanları bütünleştirmek, değişik birimler tarafından yürütülen
faaliyetleri koordine etmek önemli. Dolayısıyla, başbakanlıktaki e-Türkiye
Girişimi tarafından ortaya konulan eylem planından büyük ölçüde yararlanılıyor.
Dışişleri Bakanlığı AB Genel Sekreterliği’nden de genel gidişat hakkında
sürekli görüş alınıyor. Onun dışında ileri aşamada belki AR-GE ile
ilgili bir çalışma grubu ihtiyacı görülüyor. Onu da büyük bir ihtimalle
TÜBİTAK koordinasyonunda gerçekleştiririz.
Özellikle teknolojinin çok hızlı değiştiği bir alan burası. Uzun vadeli
bir vizyon ortaya koymak ve ona göre bir eylem planı hazırlamak riskli
olur. Bu riski azaltmak için e-Avrupa-2005 hedefleri bizim için çok
faydalanılacak hedefler olarak duruyor. e-Avrupa-2005 hedeflerinde
ortaya konan hangi servislerin hizmete sokulması gerektiği, hangi
hizmetlerin ağ üzerinden anında erişimli olarak İnternet aracılığıyla
sağlanacağı hususundaki çalışmalar bize çok büyük katkı sağlıyor.
Biz bu hedefleri, ülke şartlarını da dikkate alarak gerçekleştireceğiz.
Hükümet tasarruf tedbirleri
nedeniyle komünikasyon ve bilişim projelerine ilişkin yatırımları
kıstı ya da erteledi. Bu, e-Dönüşüm Türkiye Projesi’nin yürümesinde
aksaklığa neden olur mu?
Ben DPT’de Müsteşar Yardımcısı olarak, hem Sosyal Sektörler ve Koordinasyon
Genel Müdürlüğü’nden sorumluyum hem de İktisadi Sektörler ve Koordinasyon
Genel Müdürlüğü’nden sorumluyum. Tüm kamu yatırımları, sektörel bazda
bu iki genel müdürlük tarafından en son olarak planlanıyor ve onaylanıyor.
Bilgi toplumuna dönük yatırımlara baktığımızda şöyle bir özellik ortaya
çıkıyor. Bunlar tasarrufa yönelik projeler. Tasarruf sağlıyorlar.
Verimliliği artırıyorlar. Diğer projelerle kıyasladığımızda bu projelerin
geri dönüşü diğerlerinden çok yüksek görünüyor. Örneğin Emekli Sandığı’nın
eczaneleri otomasyona geçirmesi yaptığı harcamayı en fazla 1.5 yıl
içinde geri kazanımını sağladı. Buna benzer projeler de var. Bir kısmı,
rakamlara dökülerek tasarrufun boyutu çok net olarak hesaplanabilen
projeler. Türkiye’de zaten bugün kalkınmadaki en önemli unsurlardan
biri verimlilik artışı. Bütün dünyadaki uzmanlar ifade ediyor ki,
verimliliği artırma anlamında Türkiye’de yapılacak çok iş var. Bu
alandaki projeler öncelikli projeler ve bu projeleri biraz farklı
algılamak gerekiyor. Özellikle sistemi ağ üzerinden anında erişilebilir
hale getiren, e-kurumu gerçekleştiren projeleri biz e-devlet kapsamında
değerlendiriyoruz. Bu projeleri uygulanabilir projeler olarak görüyoruz.
Bu anlamda bunların harcama miktarı kamu yatırım programı düşünüldüğünde
çok büyük de değil. Bu yatırım programı ve kaynaklarla bu projelerin
rahatlıkla gerçekleştirilebileceğini, kaynak sıkıntısının fazla olmayacağını
düşünüyoruz. Ama bilinçsizce, plansızca kurumları bilgisayarlarla
veya diğer ekipmanlarla doldurmanın doğru olmadığını düşünüyorum.
İhale Yasası’yla ilgili sorun
projelerin önünü tıkıyor. Bu tıkanıklık sizce ne kadar daha devam
eder?
Kamu İhale Kanunu 2003 yılının başından itibaren uygulamaya giren
bir kanun. Kanun, Dünyadaki çağdaş uygulamaları Türkiye’ye taşımak
için çıkartıldı. Bu anlamda da AB’nin ihale mevzuatının, BM’nin Çerçeve
İhale Kanunu’nun ve Dünya Bankası’nın ihale mevzuatında yer alan hususların
ülkeye taşınması amaçlandı. Bu anlamda ihtiyaçlara cevap vermeyen
ya da uygulamalarda bir takım sorunlara sebep olan kamu alımlarının
ve 2886’ya göre yürütülen kamu alımları sisteminin çağdaş hale getirilmesi
hedeflendi.
Bilgi teknolojisine yönelik alımlar teknolojik olarak çok hızlı değişen
unsurlar içerdiği için kamu ihale kanununa göre hareket edildiğinde
çok gecikmelere neden oluyor. Birtakım sorunlar yaşanıyor. Aynı sorunları
AB nasıl çözüyorsa biz de öyle çözeceğiz. Biz onların dışında tekrar
Amerika’yı keşfediyor değiliz. Ancak şunu da belirtmekte yarar görüyorum.
Kamu İhale Kanunu’nun hayata geçirilmesinde iletişim teknolojilerinden
maksimum derecede yararlanıldığında o sürelerin bir kısmının kısalabileceği
görüşümüz de var. Bu teknolojinin ihale sisteminin bütün aşamalarına
girmesiyle o sürelerin daha kısa hale gelebileceğini de düşünüyoruz.
Onun dışında şu da genel bir talep olarak ortaya çıkıyor; şu anda
her kurum kendi kurumunun çeşitli nedenlerle Kamu İhale Kanunu’nun
dışında tutulmasını istiyor. Bun da çok çeşitli gerekçeler var. EKT
sektörünün de benzer gerekçelerle Kamu İhale Kanunu’nun dışında tutulması
yolunda fikirler var. Bu düşüncelerin çok geçerli olduğunu düşünmüyorum.
Ekleyeceğiniz başka konular
var mı?
Ben bu alanı şöyle görüyorum; biraz detayına baktığımızda özellikle
yazılım alanında ve haberleşme altyapısı dahil donanım alanında ve
hukuki alanda bu çalışmaların altyapısını oluşturacak unsurlar olduğunu
görüyorum. Fakat burada teknolojiye takılıp kalmamak lazım. Bu projelere
biz kamu yönetimi projesi olarak bakıyoruz. Dolayısıyla şu anda hükümet
tarafından yürütülen, kamu yönetimi reformuyla paralel yürümesini
öngörüyoruz. Etkileşimli İnternet kullanımını, e-devlete geçerken
birtakım evrakların ortadan kalkmasını, birtakım bürokratik aşamaların
ortadan kalkmasını veya yeniden tanımlanmasını hedefliyoruz. Bu şekilde
baktığımızda e-Dönüşüm Türkiye Projesi’ne teknoloji veya komünikasyon
projesi olarak değil, kamu yönetimi projesi olarak bakıyoruz. Bunun
belirtilmesinde yarar var diye düşünüyorum.