Medyasör

Dr. Waltraud Rosner ve Avusturya'daki Türk çocukları

DR.WALTRAUD Rosner, Avusturya Yetenekli Çocukları Destekleme Vakfı Direktörü. Aynı zamanda Salzburg Üniversitesi’nde de görevi var. Dr. Rosner, geçenlerde, Mef Dershaneleri’nin düzenlediği Araştırma Projeleri Yarışması’na katılmak için İstanbul’a geldi. Kendisini ilk kez İstanbul’da tanıdım ve kentimizde kaldığı süre içinde eşlik ettim. İstanbul’a ve Türkiye’ye ilk gelişiydi. Atatürk Hava Limanı’nda vedalaşırken, en kısa zamanda tekrar geleceğini söyledi ve uçtu gitti... Daha sonra Dr. Rosner’den bir e-posta aldım. Direktörü olduğu vakfın, yabancı çocuklarına da olanak sağlaması için çalışma başlatacaklarını ve eğitim

konusunda Türkiye ile daha ileri seviyede bağlar kurmayı düşündüğünü bildiriyordu. Bu durum, Avusturya’da yaşayan Türk ailelerinin yetenekli çocukları için bulunmaz bir fırsat. Mef Dershaneleri’nin düzenlediği etkinliğin en önemli sonuçlarından birisi de bu denilebilir.
Teşekkürler Dr. Waltraud Rosner. Sizi her zaman bekliyoruz. Sizlere de tebrikler Mef Dershaneleri ilgilileri. Sizler de Türkiye’nin en kapsamlı proje yarışmasını gerçekleştirdiniz.

Musa’dan beri

Gerçek anlamda gazeteci denince, akla gelecek az sayıda isimden biridir Musa Ağacık. Medyamızın ilginç kimliklerinden biridir. Çoğumuz O’na Hazreti Musa deriz. Medyamızda değişik bir renk, ilginç bir tarzdır o. Genelde pek not tutmaz. Teyp kullanır. Musa’nın teybi, silahıdır. Kimsenin sormaya cesaret edemediği soruları Musa rahatça sorar. Musa’nın teybine konuşmak, çoğu siyasetçi, işadamı ve bürokrat için bir kabustur. Kimi zaman da intihar. Musa aklına gelen herşeyi kendi stilince sorar. Musa Ağacık’ın ikinci kitabı, “Musa’dan Beri,” Çınar Yayınları’ndan çıktı.
Kitap, 12 Eylül’ü kendi iktidarının finanse ettiğini ağzından kaçıran Ecevit’ten, Atatürk’ü Türkiye’ye “Layıglıg” getirdiği için sevdiğini

söyleyen Hacı Sıddık Bilgin’e, Davos zirvesinde kayak yapmaya giden Özal’dan, ezan sesinden dertli müezzine, yolu bir gün Bakırköy’e düşen Evren’den, Evrensel gazetesi muhabiriyken gözaltına alınıp öldürülen Metin Göktepe’ye, Sivas olaylarında Aziz Nesin’i suçlamanın Türkiye’nin lehine olacağını söyleyen Nazlı Ilıcak’tan, çocuklarına namus ve onur bırakacağını söyleyen Aziz Nesin’e kadar renkli bir Türkiye panoraması gibi, güldürürken düşündüren değil, düşündürürken güldüren, hem de acı acı güldüren, bir kara mizah örneği.

Kıbrıs’taki Türkiyeliler
1974 sırasında ve sonrasında Kıbrıs’a gidip yerleşen Türkiyeli Türkler, Kıbrıs’taki gelişmeleri merakla ve bir az da endişe ile izliyorlar. Kıbrıslı Türkler Rum kesimine geçebiliyorlar. K.K.T.C. vatandaşı olan Türkiye göçmenlerine ise, Güneye geçiş izni verilmiyor. Kıbrıslı Türkler, Rum kesiminde pasaport başvurusu yapıyorlar. Yani önce Kıbrıs Cumhuriyeti (Ortak devlet) pasaportu, sonra ver elini AB. Türkiye’den göç edip K.K.T.C.’ye yerleşenlerin pasaport başvurusu yapmaları ise söz konusu değil. Eğer, o plan ya da bu plan çerçevesinde bir anlaşma olursa, bu insanlar ne olacak? Kimse bir şey bilmiyor.
Bir söylentiye göre; Kuzey göçmenleri (Türkiye’den göç edenler) belli miktarda tazmin edilip, geldikleri yerlere geri gönderileceklermiş. Tazminat miktarı da kişi başına 5 bin Dolar olacakmış. İşte tüm bunlardan dolayı, sonradan olma Kıbrıs vatandaşları kaygılı günler yaşıyorlar.

LAF OLA