Eğer ITU-PP06 Antalya'da yapılacak olursa…

Abdullah Raşit Gülhan

ULUSLARARASI Telekomünikasyon Birliği'nin (ITU) Tam Yetkili Temsilciler Konferansı'nın (PP-Plenipotentiary Conference) 2006 yılında ülkemizde yapılması yüksek ihtimal. Hatırlanacağı üzere bir önceki konferans Marakeş/Fas'ta 158 ülkeden 1859 delegenin katılımı ile 23 Eylül-18 Ekim 2002 tarihlerini kapsayan 4 hafta süresince yoğun çalışmalar sonucunda tamamlanmıştı. Ülkeler genel olarak, üst düzey yöneticilerinin başkanlığında kalabalık heyetler ile Tam Yetkili Temsilciler Konferanslarına katılmaktadırlar. Nitekim, Marakeş konferansında bir çok ülke bakan, büyükelçi, Kurum Başkanı seviyesinde temsil edilmişlerdi.

Yazının başlangıcında değindiğim üzere; bu toplantı, ITU toplantılarının en uzunlarından birisidir. Hatırlanacağı üzere, ITU'nun en uzun süreli toplantılarından birisi olan Telsiz Genel Kurulu- Dünya Telsiz Konferansı (Radiocommunication Assembly-World Radiocommunications Conference RA-WRC) 2000 yılında İstanbul'da yapılmış olup toplam 6 hafta sürmüştü.

Bu aşamada kısaca, ITU PP-02 Marakeş/Fas Konferansı ile ilgili bazı bilgileri hatırlatmakta yarar görüyorum. 16ıncı Tam Yetkili Temsilciler toplantısı için Fas idaresi o yılardaki ekonomik krizlere rağmen 10.5 milyon CHF (9.2 milyon YTL) tutarında bir bütçeyi hazırlık çalışmaları için ayırmıştır. Bu meblağa üye ülkeler ITU'ya konferans için 4.9 milyon CHF (4.2 milyon YTL) tutarında ilave katkı sağladılar. Konferansın organizasyonunun hazırlanması için yapılan bu harcamalar dışında yaklaşık 11.2 milyon CHF (9.8 milyon YTL) delegelerin seyahat ve konaklama harcamaları için, ve ITU üst yönetiminde yapılacak seçimlerin lobi faaliyeti için düzenlenen yemekler ve partilere de en azından 1 milyon CHF (0.87 milyon YTL) tutarında harcama yapılmıştır. Bu bilgileri karşı karşıya kaldığımız olayın boyutunun yaklaşık büyüklüğünü göstermek için vermekteyim.

Bu büyüklüklere bakıldığında, Antalya'da yapılması muhtemel toplantının yaklaşık büyüklüğünün 15 milyon YTL civarında olacağını varsaymak mümkün diye düşünüyorum. Eğer ITU-PP06 Antalya'da yapılacak olursa, en az 2000 delegenin üç hafta süre ile ülkemizde olacağını tahmin ediyorum. Zira ülkemizde yapılan daha önceki WRC ve WTDC konferanslarında 2500 delege sayısına ulaşılmıştı. Öte yandan heyet başkanlarının bir kısmı Bakan seviyesinde olacağından güvenlik sorunlarına ve harcamalarına dikkat çekmek istiyorum.

Bu ifadelerin muhtemel sorunlara dikkat çekmekten öte bir amacı yoktur. Öncesinde Telsiz Genel Müdürlüğü ve sonra Telekomünikasyon Kurumu bir çok uluslararası toplantıyı başarı ile organize etmişlerdir. Bu bakımdan yapılacak bir koordinasyon toplantısını müteakiben, özel sektörden ve kamudan oluşturulacak bir düzenleme komisyonu bu toplantının kolaylıkla ve en mükemmel şekilde yapılması temin edilebilir.

ITU'nun en üst düzey ve en yetkili konferansı

Peki ITU Tam Yetkili Temsilciler Konferansı nedir, niçin bu kadar önemlidir? Burada yeri geldiği varsayımı ile isterseniz kısaca değerlendirelim.

ITU'nun en üst düzey ve en yetkili konferansıdır. Her 4 yılda bir Birliğin politikaları ile organizasyon yapısı ve faaliyetlerini belirlemek üzere üye ülkelerin katılımıyla yapılır. Bundan önceki iki Tam Yetkili Temsilciler Konferansından birisi 1998'de ABD Minneapolis'te ve diğeri 2002 yılında Fas Marakeş'de yapılmıştır.

ITU Yasası'na göre konferansta;

Birliğin genel politikaları ve amaçları belirlenir,

Birliğin stratejik planı, politikası ve planlanan aktiviteleri konularında Konsey tarafından hazırlanan raporlar dikkate alınır,

Gelecek PP Konferansına kadar birliğin bütçesi belirlenir ve oluşturulur,

Konseye üye olacak ülkeler ve Konsey üye sayısı belirlenir,

ITU Yasası ve sözleşmesinde yapılması istenen değişiklik teklifleri dikkate alınır ve uygulanır,

ITU Genel Sekreter ve yardımcıları ile 3 sektörün büro direktörleri seçilir,

Birlik ve diğer uluslararası örgütler arasında yapılan anlaşmalar sonuçlandırılır, Konsey'in yaptığı geçici anlaşmalar gözden geçirilir,

Birlik personeli ile ilgili konular görüşülür,

Konferans ve toplantılarla ilgili kural ve uygulamalar değerlendirilir.

Peki bu yazının amacı, her halükarda mükemmel olarak düzenlenebilecek bir uluslararası konferansın ülkemizde yapılacağı hakkında bilgi vermek mi? Bu sorunun cevabı kısmen evet, kısmen de hayır. Bu yazının yazarı 1986 yılından bu yana bir çok ITU toplantısında ülkemizi temsil eden heyetler içinde yer almış ve Marakeş /Fas'ta 2002 yılında yapılan son ITU Tam Yetkili Temsilciler Konferansına Türk Heyeti Başkanı olarak katılmıştır. Ülkemiz, Marakeş'de yapılan bu konferansta, heyetimizin özverili gayretleri sonucunda, ITU'nun Yönetiminden sorumlu Konseye 51 yıl aradan sonra tekrar seçilmiştir.

Bu yazı ile; bu önemli konferansın ülkemizde yapılma ihtimali nedeniyle hazırlık çalışmalarına ve ülkemize muhtemel getirilerinin maksimize edilmesine katkı sağlamayı hedeflemekteyim.

Bu konferansın ülkemize getirileri neler olabilir?

Tam Yetkili Temsilciler Konferansında bütün ülkelerin kalabalık heyetler ile konferansa katıldıklarını ifade etmiştim. Türk heyetinin de Antalya'da yapılabilecek bu toplantıya geniş bir heyetle katılacağını öngörüyor ve umuyorum. Bu heyetin; kamu, üniversite ve sektör temsilcilerinden oluşmasını önemsiyorum. Böylelikle konferansta daha etkin bir katılım ve katkı sağlanabilir. Bunun yeni göreve başlayan meslektaşlarımıza önemli bir tecrübe imkanı yaratacağının altını çizmekte fayda var.

Bunun dışında çok bence çok önemli olmasa da oldukça önemli bir turistik gelir ve tanıtım ortamı yaratılmış olmakta.

Ancak, konferanstan beklentilerin bunlarla sınırlı olmaması gerekir. Ben, son üç konferansta da etkin görev alan birisi olarak aşağıda önemsediğim konuları sizlerle paylaşmak istiyorum.

Ülkemizde yapılacak bu konferansı bir Türk'ün yönetmesi geleneksel bir yaklaşımdır. Bence önemli olan hususlardan birisi budur. Yine ülkemizde yapılan son iki ITU konferansını izleyenler hatırlayacaktır, şu anda Avrupa Radyokomünikasyon Ofisinde görev yapmakta olan Telekomünikasyon Kurumu eski Başkanı Sayın Fatih Mehmet Yurdal hem WRC 2000 ve hem de WTDC-02 konferanslarını ITU tarihinde az bulunur bir şekilde yönetmiş ve üst üste iki konferansı gerçekten çok başarı ile yönettiği için ITU tarafından altın madalya ile ödüllendirilmişti. ITU konferansını yöneten kişinin Birleşmiş Milletlerin çalışma lisanları olan İngilizce, Fransızca, İspanyolca, Arapça, Çince ve Rusça dillerinden birine iyi derecede hakim olması gerekmekte. Bu yeterli mi? Hayır yeterli değil. Bunun yanı sıra ITU yasa, tüzük ve kurallarına da iyi derece de hakim olması gerekmekte. Peki bu yeterli mi? Hayır, bu da yeterli değil. ITU içinde iyi tanınır, sözü dinlenir olmalı. Gereğinde meydana gelen sorunların öncesini bilerek çözüm üretebilmeli. WRC konferansında üye ülkeler arasında meydana gelen bazı anlaşmazlıklarda Sayın Yurdal'ın nasıl rol oynadığı ITU'da hala hatırlanmaktadır. Ve son olarak haberleşme konusunu iyi bilmelidir. Bu açılardan bakıldığında bir çok kişi ITU Tam Yetkili Temsilciler Konferans Başkanı olarak görev yapabilir ama dürüst olmak gerekir ise, Fatih Mehmet Yurdal bana göre ülkemizi en iyi şekilde bir kez daha temsil edebilecek yegane adaydır. Bu konuda son olarak; Dış İşleri Bakanlığından alınan bazı yazılarda Fatih Bey'in konferans başkanı olmasının yararlı olacağı, hatta ITU Genel sekreteri Utsumi'nin de bu konuda Fatih Bey'i önerdiği duyumlarım içerisinde.

Bu konferansta bana göre son önemli husus yapılacak seçimlerdir. Yukarıda da belirttiğim üzere; Tam Yetkili Temsilciler Konferanslarında ITU Genel Sekreter ve yardımcıları ile 3 sektörün büro direktörleri seçilir. Burada kısaca sizinle bir anımı paylaşmak istiyorum. Fas'ta Konferans'ta Konsey'e aday ülkeler bir çok lobi faaliyeti yürüttüler, Bakanlarının ve büyükelçilerinin de katıldığı çeşitli etkinliklere çok fazla para harcadılar. Biz ise, sadece heyet başkanlarına 200 adet hediye ile CD ve broşür götürdük. Ancak iyi bir planlama ile, tüm heyet olarak adam adama, ülke ülkeye markaj yaptık. Zorlanılan noktalarda ben diğer üstlendiğim görevlerin yanısıra, bu ülke heyet başkanları ile de görüştüm. Bu görüşmelerin birinde heyetimizin de bilgisi olduğu üzere bir ülkenin Heyet Başkanı bana aynen: “Bu konuyu Dış İşleri Bakanlığıma sormam gerekir. Ancak son iki konferansta bu kadar başarılı olan bir ülkeye ve sayın Yurdal'a olan inancım nedeni ile Dış İşleri Bakanlığıma danışmadan ülkenize oy vereceğim” ifadesinde bulundu. Bu açıdan baktığımızda uluslararası alanda tanınırlılığı, şu an için Avrupa Radyokomünikasyon Ofisi'ndeki etkin görevi gibi hususlarda dikkate alındığında Fatih Mehmet Yurdal'ın ITU Genel Sekreterliği'ne aday gösterilmesinin çok yararlı ve sonuç alınabilir olduğunu düşünmekteyim. Son zamanlarda hükümetimizin uluslararası alanda etkin çalışmaları ve Sayın Ekmelettin İhsanoğlu'nun İslam Konferansı Örgütü Başkanlığına seçilmesi ne derece önemli ise, Birleşmiş Milletlerin en büyük örgütünün en üst yöneticinin Türk olabilmesi ihtimali en az o kadar önemlidir. Bu ihtimali bir fırsat olarak nitelendiriyorum. Zira, sayın Fatih Yurdal'a Türkiye'de yapılan iki konferansı yönetmiş olmasının yanı sıra PP-06 konferansını yönetme görevi de verilirse, “Kendi sahamızın” avantajı ile ITU Genel Sekreterliğine bir Türkü taşıyabiliriz. Bundan önceki konferansların ve Antalya'da muhtemelen yapılacak konferansın da güçlü etki ve desteği ile ITU Genel Sekreterliğine göstereceğimiz adayın seçilme ihtimalinin oldukça yüksek olduğunun altını bir kez daha çizmekte fayda görüyorum. ITU Genel sekreterliği için Birezilya'dan Roberto Blois ile Almanya Telekomünikasyon Kurumu başkanı Matthias Kurth'un adı geçmekte. Bu adaylardan Mr. Blois'e nazaran Mr. Kurth'un daha şanslı olduğu ITU çevrelerinde ifade edilse de kendisine ITU ve CEPT çalışmalarına yakın olmayışı nedeni ile Avrupa'da bile karşı çıkanlar gittikçe artmakta. Bu durumda eğer biz üzerimize düşeni tam anlamıyla yapabilirsek bana göre yukarıda da belirttiğim üzere Fatih Mehmet Yurdal en güçlü aday olacaktır. Ancak, sayın Yurdal'ın ismi ne kadar iyi bilinirse bilinsin, hükümetimizin gerçekten tam ve kuvvetli desteği olmaksızın seçimde başarılı olunması mümkün değildir. Böylesine büyük ve önemli uluslararası kuruluşlarda hiçbir ülke, hükümeti tarafından güçlü bir şekilde desteklenmeyen adaya oy vermek istemez. Bu konunun ülkemize getireceği fayda aşikardır ve açık olarak, seçimin kazanılması halinde, bu başarı hükümetimizin kazanç hanesi yazılacaktır.

“Sonuç olarak, burada bazı önerilerde bulunmanın yararlı olacağını düşünüyorum”

2006 yılında yapılacak PP Konferansında oy hakkımızın olabilmesi için, PP-02 sırasında yapılan değişiklikleri kapsayan Final Act'in TBMM'de onaylanması prosedürlerinin bir an önce sonuçlanması gerekmektedir.

PP-06'nın taslak gündemi Marakeş'de 2002 yılında yapılan toplantıda görüşülmüş olup; 12-22 Temmuz 2005 tarihleri arasında Cenevre'de yapılacak Konsey toplantısında PP-06'nın taslak gündemi kesinleştirilecektir. Bu nedenle bir an önce konferans hazırlık çalışmalarına katılacak heyet ile konferans'ta Türk Heyetini teşkil edecek uzmanlar grubu oluşturulmalı ve çalışmalara başlanmalıdır. Büyük bir olasılıkla bugüne kadar Türk Heyetini oluşturacak olan kamu kurum ve kuruluşlarından temsilciler bir araya gelmişler ve bir çalışma grubunu oluşturmuşlardır. Ancak daha önce ifade ettiğim üzere ülkemizde yapılacak bu konferansa ve aslında bütün uluslararası toplantılara üniversite, sektör ve sivil toplum kuruluşlarından temsilciler davet edilmeli ve Türk Heyeti bu temsilcilerden oluşturulmalıdır.

Konferans'ın önemi nedeni ile WRC-2000'de olduğu üzere konferans hazırlık çalışmalarına katılacak heyetin konferansın yapılacağı yer, ulaşım, güvenlik ve donanım (lojistik) konularında nelere ihtiyaç duyulacağını yerinde tespit etmeye çalışmalıdır.

En önemlisi ise bir an önce Konferans Başkanı ve ITU üst yönetimi için aday/adaylarımızı belirleyerek bunların tanıtımı konusunda çalışmalara başlanılması gerekir. Unutmamak gerekir ki bu tarz çalışmalar ekip çalışması gerektirir. Henüz geç kalınmamakla birlikte konferansın yapılmasına az süre kaldığı düşünüldüğünde bir an önce bu çalışmalara başlanılması uygun olacaktır.

Haydi el birliği ile iş başına…