Demet Zübeyiroğlu

Büdütör

O “Kızılderili” hala içinizde!

Bildirebildiklerimiz biliyor, gelebilenler yaşadı, gelemeyen ya da bilmeyenler ise az sonra ilerleyen sayfalarda yaşamış kadar olacaklar... Telepati 200. Sayısını Kutladı... “Edi”tör de belirtmiş zaten, “1 Haziran’da gerçekleşti, Bahçeşehir Üniversitesi’nin değerli mekan desteğiyle” diye...
Ama ben etkinlikten bahsetmeyeceğim, etkinlik öncesi 6 aylık dönemden başlayıp, bugüne dek süren bir zaman tüneline sokacağım sizleri şimdi. Zaten etkinlik sırasında 17 yıllık bir zaman tüneline soktuk, burada o kadar rahatsız etmeyeyim dedim ;) Katılımcılarımızdan biriyle birlikte okuyor olsanız bu yazıyı, suratındaki acı gülümsemeden anlarsınız ne demek istediğimi... 17 yıl olunca; rüzgar değil, fırtına değil, tayfun gibi geçen, istediğiniz kadar özet yapın, sunum biraz uzun sürüyor.
Kasım-Aralık 2011 sularıydı, şimdi “eski” unvanına sahip bir çalışma arkadaşımız; “Farkında mısın,  200. Sayımız yaklaşıyor” dedi. Bir hesap ettik ki, hem de Mayıs sayısına denk geliyor... Olaya bak! Telekom dergisi olarak yayınlanmaya, sonrasında “bundan 12 yıl kadar önce” yakınsama demeye başlamış bir derginin 200. Sayısı; Dünya Telekom Günü iken Dünya Telekom ve Bilgi Toplumu Günü olarak ismi güncellenmiş, yani yakınsamış o günün olduğu aya denk geliyor. Tıpkı 100. Sayımızın Türkiye’de Telekomda Serbestleşmeye denk gelmiş olması gibi. Özel mi özel, güzel mi güzel... Evet, evet! 100. Sayımızı öyle kutladı isek, 200. Sayımızı da yine böyle özel bir şekilde kutlamalıyız diye karar alıyoruz hemen. Ama nasıl?
Bu kadar küçük bir ekiple, zaten inanılmazı başarıyor ve sektörel ve bağımsız yayıncılıkta 17 yılı deviriyor iken; bir de üzerine tüm sektörün katılımı ile bir organizasyon planlamak, içeriğinden, katılımcılarına; davetli listesinden, davetiye ve sahne tasarımına, baskısına; panelinden, konuşmacılarından, panel yöneticisine; mekan ayarından, kokteyline; sponsorlarından, tam 200 sayıyı yansıtabilecek videosuna, tam 200 sayının taranmış 30.000’e yakın sayfası arasından videoda kullanılacak resimlerin seçimine, metnine, seslendirmesine; kapıda sizleri karşılayan sanal asistanın kim olacağından, söyleyeceklerine; duvarda asılı Zaman Tüneli panosundan, panoda yer alacak resimlerin seçimine; anı paralarından, plaketlerine, Mobility Channel, TR1 ve Web’den canlı yayınına kadar... Daha da ekleyebilirim, şu anda aklıma gelmeyen ne detaylar vardır, kaldı ki tüm bunlar yapılırken, biz süregelen 154 sayfalık yayınımızı da 5 kez daha çıkarmaya devam ediyor olacaktık. 1 Caspian Telecoms, 1 Eurasiacom, 2 IDC etkinlik sponsorluğu da yapacak, 1 Mobile World Congress ve irili ufaklı onlarca basın toplantısı takip edecektik. Üstelik Şubat başında yaşayacağımız sürprizden haberdar dahi değildik o sırada. Haber Müdürümüz işten ayrılacak ve ekibimiz çekirdek niyetine çitlenecek hale gelecekti. İşte tüm bu ahval ve şerait içinde dahi vazifemiz, Türk istiklalini ve Cumhuriyetini kurtarmaktı. Abartılı bir benzetme oldu diyeceksiniz belki ama Kurtuluş Savaşı ruhu ile geçen son 2,5 ay ve aslında geçmiş 17 yıl olmasaydı; uyumadan, yemeden, eve gitmeden geçen geceler ve gündüzler olmasaydı; yalnızca 4-5 kişinin yukarıda okurken yorulduğunuz işleri yapabileceğini düşünebilir miydiniz? Üstelik etkinlik tarihinde 201.sayımızı da yayına sokmak durumdayken…
Sonuç: Evet, pek tabi organizasyonda aksaklıklar oldu, zaten olacağını da tahmin ediyorduk. Zaman Tüneli etkileşimli video sunumumuzdaki takılmalardan, dış nedenler dolayısıyla panelin gecikmesine, panelistlerimizin oturma düzeninin son andaki eklenmeler nedeniyle belediye otobüsüne dönmesine (hem de iş çıkış saatindeki haline), panelin saat 21:15’e kadar sarkması nedeniyle, ödül töreninin Kadıköy Evlendirme Dairesi’nin Cumartesi-Pazar’ına benzemesine kadar... Herşey sona erdiğinde, linç edileceğime dair korkular dahi taşımaktaydım J... Ya ödül almak için gelenler vuracaktı, ya sponsorlardan biri... Tam bu düşünceler arasında elbisem kadar turuncu bir suratla terasa doğru ilerlerken... Başladı tebrikler yağmaya... Neredeyse çocukluğumdan bu yana birlikte olduğum sektör mensupları, koskoca bir aile misali sarmışlardı etrafımı. Kimi, organizasyondaki inanılmaz samimiyet ve dürüst yaklaşımlardan söz etti; kimi bu 16 kişilik her biri telekom ve bilişim camiasının efsaneleri diyebileceğimiz panelist ekibini bir araya toplayıp nasıl sahneye çıkarabildiğimizden; kimi Sayın BTK Başkanımız Dr. Tayfun Acarer’in panel sırasında not defterini çıkartıp notlar alışından, onun dahi içeriği değerli buluşundan söz etti.
Neden mi bunca aksaklığa, Bakanlarımızın Esenboğa’daki grevden ötürü hiçbirinin katılamamasına, açlığa susuzluğa rağmen müşteri memnuniyeti J %90’ları buldu? Terastaki Boğaz havasının ve enfes görünümün de faydası olmuştur elbet ama aslında, bu organizasyonda geçmişimiz, bu organizasyonda günümüz, bu organizasyonda vizyon ve gelecek vardı, içerik vardı. Herşeyden önemlisi de etkinlik politik kaygılardan uzak ve Telepati kadar bağımsızdı J
Tüm destek verenlere, maddi ya da manevi olsun yanımızda olanlara sonsuz teşekkürler. Olmayanlara ise selam eder, neler kaçırdıklarını ilerleyen sayfalardan ve İnternet’te yayınlayacağımız videolardan takip etmelerini arzu ederim.
 “Kurumsallığı”; “yanıtsız bırakma”, “aylarca süründürme”, “çok yoğun gibi görünüp de aslında pek birşey yapmama”, “dürüst ve samimi olmama” ve “sürekli politik yaklaşımlar” olarak görenlerden ise bir ricam olacak: İşe daha ilk başladığınız yıllarda bir “Kızılderili hissiyatı” vardı içinizde, bir “amatör ruh”, herşeyi başarabileceğinizi zannettiren size… İşte o hala içinizde bir yerlerde. Haydi! Şimdi! Gözlerinizi kapatın… Ve onu hisseddin tekrar. Bırakın tekrar ele geçirsin benliğinizi. İşte o zaman; değil 2023, 2053 hedeflerine dahi 10 senede ulaşırız.
Sevgi ve saygılarımla...