İşimiletişim

Sürdürülebilir mutlulukla yaşamak başarmaktır…

Tam da yoğun olarak “mutluluk için başarı” şartını iddialı bir şekilde öne süren bir anlayışa, modern zamanlarda artık asıl başarının sahip olmak yoluyla tatmine dayalı ve bu yüzden de sürekli olmayan, olamayan mutluluk arayışı anlayışından “vazgeçerek özgürleşmek” olduğu savıyla cevap vermeye gayret ettiğim bir dönemde katıldım, “Sürdürülebilir Başarı İçin Liderlik” konferansına.
Konferansın ana konuşmacısı olan Real Madrid Teknik Direktörü José Maurinho’yu önce İstanbul'da, ardından da Ankara’da dinledik. Maurinho bu konferanslarda çok bir şey söylemedi, zaten söylemesine gerek de yoktu. Çünkü gerek aile yaşamı gerekse onunla iç içe geçmiş olan meslek hayatında yakaladığı “başarı”, onu konferansın ana konuşmacısı yapmıştı; üstelik bir dönemle sınırlı olmayan, dört farklı dönemi kapsayan uzunca bir zamanda, farklı coğrafyalarda, farklı kültürlerde çalıştırdığı futbol takımlarına liderlik ederek ekibiyle yarattığı zaferlerdeki süreklilikle, diğer bir deyişle “sürdürülebilir başarı” için sergilediği liderlikle. Televizyonda yüksek izlenme oranlarına sahip bir başka başarılı yapımcı olan sunucu Acun Ilıcalı'nın, "Futboldaki bu uzun soluklu başarınızın sırrı nedir?" sorusuna ünlü futbol adamı, "Başarının ilk kuralı evde mutlu olmaktır. Ben evimde ailemle çok mutluyum. Başarımı da bu mutluluğuma borçluyum" cevabını verdi.
Konferansı gerçekleştiren Sinpaş GYO'nın da bünyesinde yer aldığı Sinpaş Grup Başkanı Avni Çelik ise, şirketinin gelişim sürecini anlattığı konuşmasında başarılarının krizlerden yükselerek çıkabilmiş olmalarından kaynaklandığını belirtti. "Mutlu evler herkese" sloganıyla konut üreten Sinpaş GYO'nun sektöründe sürdürdüğü başarı ile lider durumda olduğunu söyledi.
Konferanstaki konuşma sırasını uçağı kaçırmaması için misafire veren son konuşmacı olan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İ.Melih Gökçek ise José Maurinho'ya iltifatkar bir üslup ve samimi tarzıyla ünlü teknik direktörün kızını Ankara'da bir üniversiteye, bu vesileyle kendisini de bir Ankara takımının başına davet etti.
Bu konferanstan daha az önemde olmayan bir panel de ay sonunda sektörün hemen bütün temsilcilerinin katılımıyla Bahçeşehir Üniversitesi'nde Telepati dergisinin 17. yılında ulaşma başarısını gösterdiği 200. sayı kutlaması vesilesiyle yapıldı. Derginin her sürecinde birlikte çalışan “edi-tör" Merih ve “büdü-tör” Demet ikilisinin samimi sunumuyla, hepimiz "Bilişim ve Haberleşme Teknolojilerinde Zaman Tüneline" girdik adeta! Sektörün duayeni olup olmadığının esprisiyle kürsüye davet edilen Savaş Ünsal'ın, zaman tüneli yolculuğunu renkli bir sunumla devam ettirmesinin ardından BTK Başkanı Dr. Tayfun Acarer'in sunumu ile sektöre ilişkin cehaletimi idrak ettim… Bilgilendim… Aydınlandım. Ali, Savaş, K. İhsan, Bülent, Gökhan, Bahri, Mehmet Yüksel, Ömer, Füsun, Bahri, Ata Serkan, ve daha nice yeni dostluklarla bezendim.
Herkesin duayen olduğunda birleştiği Netaş Genel Müdürü Müjdat Altay'ın yaşgününü de kutladık o gün.
Şahin Tulga’nın yöneticilindeki panelde de "2023 Hedefleri" tartışıldı. Ufkum açıldı, vizyonum gelişti.
Yukarıda değindiğim çalışmalar esnasında kafamda canlandırmaya gayret ettim Telepati'nin sektörde adeta bir imkansızı mümkün kılarak yayınladığı 200. sayısı ile ulaştığı başarıyı hangi zorluklara göğüs gererek sürdürdüğünü! Bu sektör buluşması ile nasıl müstesna bir aile ile birlikte olduğumu daha iyi anladım.
Ankara ile İstanbul arası geliş-gidişimde yaşadıklarımın görüntüleri gözlerimin önünde, yeni bilgiler edinmiş olmak ve yeni insanlar tanımış olmanın mutluluğu yüzümde aklıma şu soru takıldı: "Başarı mı, mutluluk mu" olmalı insanın seçimi? Sahi nedir şu her daim peşinden koşturduğumuz mutluluk, ya başarı? Soruya cevap aşağıdaki şekilde geldi!
İnsan için en büyük başarı, kendisi ve çevresiyle barış içinde, iyisiyle, kötüsüyle bütün yaşadıklarından hayata dair bir şeyler öğrenerek, her AN kazandığı yeni bilinçle, aslında kendisi bir eğitim yeri, bir okul olan “hayatı mutlulukla sürdürebilmek”tir.
                                              
***
Not: Bu sayı, Telepati dergisinin her sürecinde –kendi deyişiyle- joker konumunda, her fonksiyonu üstlenip her görevi yerine getirerek “edi-tör”den daha ileri bir paye olan “büdü-tör” mertebesine ulaşan ve bu isimle geçmişte dergide yazan sevgili Demet’e de yeniden yerini aldığı köşesine “hoş geldin” diyerek başarılar dilerim...