Av. Tolga İşmen, LL.M. (KCL)
tolga@telepati.com.tr



Kanun-e


İndirim sistemleri ve tarifeler

Rekabet Kurumu yeni yayınladığı bir kararında (12-13/391-119) Turkcell, Vodafone ve Avea’nın ana bayi ve alt bayileri arasında şeffaf olmayan prim sistemi ile ayrımcılık yaptığı ve bu nedenle Rekabet Kanununu ihlal ettiği iddiasını soruşturmaya gerek görmedi.
2012’nin başlarında bir başka kararında (12-02/78-22) ise yine aynı üç işletmecinin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun düzenlemelerindeki boşluklardan faydalanmak suretiyle fiyatlar konusunda bir anlaşmaya girdiklerine ilişkin bir şikayeti soruşturmaya gerek görmemişti. Rekabet Kurulu, bu son kararında işleticilerin tarifelerini bir miktar inceliyor ve bu konuda kısa bir analiz de yapıyor.
Bu noktada tarifelerin aslında bir indirim sistemi olduğu aklıma geldi. İndirim sistemleri (veya prim sistemleri) özellikle hakim durumdaki işleticilerin son derece dikkatli bir şekilde ele almaları gereken bir alan. Rekabet hukuku açısından indirim sistemleri piyasanın rakiplere kapatılması veya tüketicilerin sömürülmesi için kullanılabilirler. Özellikle mobil haberleşme alanında tarifeler, sadece fiyat listeleri olmaktan çıktılar ve daha çok belli tür müşterilere indirim yapılması için kullanılan sistemler olarak ortaya çıkıyor. Turkcell’in büyük ihtimalle tek başına, diğer iki işleticinin ise Turkcell ile birlikte hakim durumda oldukları değerlendirildiğinde, tarifelerin bir de indirim sistemlerinin rekabet hukukuna uygunluğu testine tabii tutulması gerekiyor. Aynı çalışmanın doğal olarak Türk Telekom tarifleri için de yapılmasında fayda var. Rekabet Kurulu indirim sistemlerine ilişkin çok önemli kararlar verdi. Özellikle Doğan Yayın Holding’e 6,562,000 TL ceza verdiği geçen yılki kararında (11-18/341-103) Rekabet Kurulu indirim sistemlerinin hangi şekillerde Rekabet Kanununu ihlal edebileceğini gayet ayrıntılı bir şekilde açıkladı. Buna göre özellikle müşterinin bütün tüketimini aynı firmadan yapmasını sağlayan sadakat indirimleri ve geriye dönük indirimlerin ciddi bir şekilde endişe kaynağı olduğunu belirtebiliriz. Mobil haberleşme sektöründe neredeyse bütün tüketicilerin sadece tek bir işletici ile çalıştıkları için, bir yandan bu konudan bir sorun yaşanmayacağı ileri sürülebilir. Ancak öte yandan; numara taşınabilirliğinin ciddi bir şekilde desteklendiği göz önünde tutulursa, tüketicilerin işleticilerini değiştirmelerini engelleyen, zorlaştıran veya bu işlemin maliyetini ciddi olarak arttıran tarife unsurlarına dikkat etmek gerekecektir. Bu noktada Turkcell’in yine başka bir şikayet çerçevesinde mobil telefon pazarında da hakim durumunu kötüye kullandığı iddiasının da Rekabet Kurumu tarafından soruşturmaya değer bulunmadığını hatırlatalım (11-59/1516-541). İşleticilerin uzun süreli taahhüt içeren paket veya cihaz satışlarının bu gözle indirim sistemi analizine tabi tutulması faydalı olacaktır. İndirim sistemlerinin rekabet hukukunu tek başına ihlal edebilmeleri mümkün olmakla birlikte, özellikle belirli kişiselleştirilmiş indirim sistemlerinin (veya tarifelerin) maliyet fiyatından daha ucuza veriliyor olması da rekabet hukuku ihlali sayılacaktır. Bu konuda TTNET aleyhine yapılan bir şikayet sonucunda, Rekabet Kurumu yine soruşturma açmaya gerek görmemiş (12-03/96-35). TTNET’in bir ihaleye ara bağlantı referans ücretleri düşmeden bir ay önce düşecek fiyatları baz alarak teklif vermesi kararın ilgi çekici bir yönü. Sonuç olarak Turkcell; daha yeni 91,942,000TL’lik çok ciddi bir ceza almışken (11-34/742-230), bir süre daha Rekabet Kurumu en azından Turkcell’in çok üzerine gitmeyecektir. Ama sadece son altı ayda alınan kararlardan görüldüğü gibi, elektronik haberleşme sektörünün Rekabet Kurumu ile daima yürüyen bir ilişkisi olmaya devam edecek.
(Esentepe - 8 Haziran 2012)


Köşe Yazarları