Yabancı yatırımcı için Türkiye’nin çekiciliği

Güniz Karaman

Geçtiğimiz yıl başlayan ve bu sene Avrupa’da hissedilen ekonomik durgunluk ve gerileme 2012 senesi kadar, 2013 senesini de etkisi altına alacak gibi görülüyor. Türkiye her ne kadar şimdilik bu durumdan az etkilenmiş görünse de, küresel yatırımcının Türkiye’ye bakışı nasıl? Türkiye onlar için nasıl bir Pazar? Neleri umut ediyor, ya da hangi şartlar onları korkutuyor?

Türkiye yabancı yatırımcı için ne kadar cazip?
Geçtiğimiz yıl başlayan ve bu sene Avrupa’da hissedilen ekonomik durgunluk ve gerileme 2012 senesi kadar, 2013 senesini de etkisi altına alacak gibi görülüyor.
Türkiye her ne kadar şimdilik bu durumdan az etkilenmiş görünse de, küresel yatırımcının Türkiye’ye bakışı nasıl? Türkiye onlar için nasıl bir pazar? Neleri umut ediyor, ya da hangi şartlar onları korkutuyor?
Tüm dünyayı etkisi altına alan ekonomik kriz sonrası küresel pazarda belirli firmalar krizi en az hasarla atlatan ülkelerde yatırım atağında geçtiler. Türkiye'de krizi belirli oranda az hasarla atlatarak yatırım ülkelerin başında yer aldı. Geçmiş yıllardaki gibi e-ticaret ve mobil teknolojilere yapılan yatırımlar ve yeni proje görüşmeleri yeniden hızlanmış durumda. Son dönemde yabancı yatırımcıların konuk olduğu konferanslar ve fuarlar yeni proje ve ortaklık görüşmeleri geçtiğimiz ilk beş yıla oranla daha yoğun görünüyor. IDC’nin verilerine göre; önümüzdeki yıl Orta Avrupa, Rusya ve Türk Cumhuriyetleri bölgesinde, Polonya ve Rusya’dan sonra sıfırın üzerinde büyüme oranı olabilecek potansiyel üç ülke arasında gösteriliyoruz. Aslında bu bir anlamda, ülkemizin ekonomik yıldızının yükseldiğinin bir göstergesi.
Öte yandan Türkiye demografik açıdan zorlayıcı bir resim sergilemekte. Yaklaşık dörtte biri ondört yaş altında çocukların oluşturduğu ortalama 74 milyonluk nüfusu ile Avrupa’da en büyük üçüncü ülke konumundayız. Bu durum, bizlere gelecekte mal ve hizmetler için kayda değer potansiyel bir talebi işaret etmekte. Yatırımcıların iştahını açan bir diğer faktör ise düzenlemelerin yatırımcının yatırımlarını koruyacak düzenlemeleri içermesi. Bu düzenlemeler için de farklı düzenleme geliştirmelerin gerçekleştiği gözlemleniyor.

İstikrarlı büyüme ve önemli sektörlerdeki yatırımların artması yatırımcıları da çekiyor
IDC Türkiye Ülke Müdürü Nevin Çizmecioğulları, Türkiye’nin şu anda içinde bulunduğu durumu “2011 başında, Dünya ve Türkiye bilişim pazarı harcamalarına baktığımızda genel olarak bir büyüme eğilimine girdiğimizi gözlemlemiş, kriz nedeni ile ertelenen yatırımların 2011-2012 içinde devreye alınacağı öngörmüştük. Türkiye'nin krizden sonra, diğer ülkelere kıyasla, istikrarlı büyüme oranı, özel kurumsal sektörlerde özellikle telekom, finans, üretim ve devlet tarafında yatırımlarını arttırması ise gelişmeye devam etmekte olan bir ülke olduğunu göstermekte” şeklinde yorumluyor.
Değişen dünya koşulları ve rekabet nedeni ile firmalar daha zor bir ortamda iş yapmak durumunda. Bu ortamda rekabetçi kalabilmenin ve maliyetleri düşürerek, karlılığı arttırabilmenin temel taşlarından biri de bilişimin, yeni teknolojilerin getirdiği avantajlardan faydalanmak. Böyle bakıldığında da iş yapma biçimini Bilişim ve telekomünikasyon sektörünü kullanarak farklılaştıran yeni iş yapma biçimlerinin daha fazla yatırımcı çekmiş olduğunu görüyoruz.

BT ve elektronik ticaret sektörlerinde 2011 yılında on adedin üzerinde satın alma ve birleşme gerçekleşti. Bu etkinliklerin toplam parasal değeri sağlık ve enerji sektöründeki satın alma ve birleşmelerin değerinden daha düşük olsa da bilişim ve haberleşme sektörleri, sağlık ve enerji sektörleri kadar yatırım çeken sektörler olmaya aday. Ayrıca, elektronik ticaret çok hızlı büyüyen bir alan ve bu sektöre daha fazla yatırım geleceği ve BT sektörünü de olumlu etkileyeceği düşünülüyor.

Bilişim ve telekomünikasyon sektörü yabancı yatırımcı için daha mı cazip?
Hitap ettiği bu çok geniş alan sayesinde Bilişim ve Telekom sektörü kendini sürekli yenileyerek geliştirme fırsatı bulmuş, çok yönlülüğü sayesinde kendisine yapılan yatırımları hızla karlılığa çevirmeyi başarmış bir sektör. Yatırımcılar için de oldukça çekici bir sektör olduğunu belirten Endavor Türkiye Genel Sekreteri Didem Altop, bu çekiciliğin sebepleri arasında mobil anlamda Türkiye’de genç kullanıcı sayısının fazla, Türkiye’de İnternet kullanıcı sayısı dünya genelinin çok üstünde olduğuna dikkat çekiyor. Altop’a göre kullanıcıların çoğunluğunun kadın olması da bir avantaj çünkü kadınlar teknolojiyi daha hızlı benimseyen ve aktif kullanan bir kitle. Bu sektörü yabancılara cazip kılan etkenler arasında, yabancı yatırımcılar için Türkiye’nin çok nüfuslu ve İstanbul gibi büyük ve kalabalık bir şehrin olmasına ve viral etkininin kendini hemen belli etmesinin de katkı sağladığını belirten Didem Altop, bilişim üzerine yapılan çalışmaların pahalı yatırımlar gerektirmemesi, hammaddesinin bilgi ve yaratıcılık olması, hitap edebileceği sektörlerin sınırsız olmasının da bilişim firmalarını bu yarışta yukarı taşıdığını vurguluyor.
 Gelişmekte olan ve bilişim ve telekomünikasyon teknolojilerinde hep en yenileri takip etme özelliğinden de kaynaklı olarak yabancı yatırımcılar ve yabancı şirketler için Türkiye’nin yeni ve cazip yatırım merkezi durumuna geldiğini söyleyen Bootcamp Ventures Türkiye Ortağı Selçuk Ergin, küresel pazarda yer alan bütün şirketlerin son zamanlarda Türkiye Pazarına bir şekilde girmek için çeşitli girişimlerde bulunduklarını, son 2 yılda her hafta yatırımcıların adeta bir nevi yatırım turu düzenlemeye başladığına dikkat çekiyor.

Genç nüfus itici güç
Bilişim ve telekom sektörünün önemli bir parçası olan Türk İnternet sektörünün yabancı yatırımcılar için önemli bir Pazar olduğunu belirten Hummingbird Ventures ortaklarından Firat İleri, bu potansiyeli “Öncelikle, Türkiye İnternet kullanıcısı sayısı, dünyada tüm ülkeler arasında ilk 15'e giriyor. İnternet üzerinde geçirilen zamana bakınca, Türkiye Avrupa'da ilk 3'te. Avrupa'nın en fazla oyun oynayan 2. ülkesi ve Facebook, Twitter ve Friendfeed gibi sosyal medya araçlarını kullanan üye sayısına baktığımızda, Türkiye ilk 10'a girmeyi başarıyor. İnternet kullanıcıları çok genç. İnternet kullanıcılarının yüzde 70’i, 34 yaşından daha küçük. Ekonomiye baktığımız zaman, Türkiye, Avrupa, Amerika ve diğer birçok ülkeye göre daha fazla büyüyen bir ekonomiye sahip. E-ticaret sektörüne baktığımız zaman, yılda yaklaşık yüzde 50’ye yakın bir büyüme gösteriyor ve hala çok büyüme potansiyelinin olduğunu gözlemliyoruz. Nüfusun sadece yüzde 50’si İnternet kullanıyor ve bazı verilere göre, nüfusun sadece yüzde 10'unun sanal ortamda alışveriş yapmış olduğunu görüyoruz. Böyle dinamiklere sahip olan bir ülkeyi, her yabancı yatırımcı yakından takip etmesi gerekiyor” şeklinde değerlendiriyor.
IDC raporlarına göre Türkiye bilişim ve telekomünikasyon pazarını düşündüğümüzde; halka açık teknoloji şirket sayısının fazla olmadığını gördüklerini belirten IDC Türkiye Ülke müdürü Nevin Çizmecioğulları, henüz yatırım yapılmasını gerektirecek dolayısıyla da yabancıların dikkate alacağı büyüklüğe ulaşılamadığını vurguluyor. Çizmecioğulları, bilişim pazarı ve bu pazardaki şirketler büyüdükçe, diğer sektörlerde olduğu gibi, son yıllarda görünen yabancı yatırımcı ilgisinin bilişim pazarı için de artması beklendiğini belirtiyor. Bir örnekle konuyu özetleyen Çizmeci, Telekomünikasyon Kurumu'ndan bugüne kadar yaklaşık 400'e yakın lisans alınmış olmasına rağmen, gerçek anlamda bu pazarda faaliyet gösterebilen işletmeci sayısının çok az olduğunu bu durumun da Telekomünikasyon alanından elde edilen toplam gelirlerde artış olmasını engellediği üzerinde duruyor. Çizmecioğulları’na göre; siyasi iradenin telekomünikasyon sektöründe gerçek serbest ekonomi kurallarını kararlı bir şekilde desteklemesi gerekiyor ki, pazara yeterince yerli ve yabancı yeni yatırımcı da dahil olsun.

Önemli bir alt sınıf is,e teknoloji perakendeciliği. Teknoloji perakendeciliğinde pazarda aradığını bulamayan bazı firmalar Türkiye'den çekildi ya da diğer oyunculara zincirlerini devrettiler. Fakat önümüzdeki birkaç yıl içinde, tekno-market ve elektronik ticaret girişimleri sayısının satın alma ve birleşmelerle artacağı düşünülüyor. Bu sektördeki hareketliliğin yeterli olgunluğa ulaşması ve satın alma, birleşme ve çekilmeler tamamlandığında teknoloji perakendeciliği pazarında az oyuncunun kalacağı beklenmektedir.

Bilgi ve teknolojiye dayalı iş kolları yatırımcılar için daha cazip
Geçtiğimiz dönem satın almalarına baktığımızda; Trendyol, Peak Games, Grupanya, Nokta, Markafoni benzeri yatırımların bu cazibeyi net bir şekilde işaret ettiğini söyleyen Young Turk Ventures Yönetici Ortağı Cem Sertoğlu, önümüzdeki dönemde mobil hizmetler, e-ticaret ve sayısal medya alanlarının en ilgi çeken bölümler olacağını belirtiyor. Önümüzdeki dönemlerde özellikle telekomünikasyon sektörü ile bankacılık, sağlık ve medya sektörlerinin yakınlaşması ile bu alanların yatırımcıların için daha ilgi çekici alanlar olduğunu düşündüklerini vurgulayan PWC Kıdemli Müdürü Seda Babür, önümüzdeki dönem yatırımların ne yönde olacağı ile ilgili olarak ise, Mobil ödemeler imkan sağlayan NFC (Yakın Alan Haberleşmesi) tabanlı çözümler, M2M (Makineden Makineye), e-sağlık ve mobil sağlık hizmetleri alanlar yabancı yatırımcılar için parlayan sınıflar arasında yer alacağını. Bu alanlarda gerek küresel firmaların doğrudan Türkiye’ye yapacakları yatırımların gerekse Türkiye’de bu alanlarda çözüm üretmeye başlayan yerli firmalarla yapılacak ortaklıkların önümüzdeki dönemlerdeki cazip yatırım alanlarının başında geleceğini söylüyor.
Endavor yöneticilerinden Didem Altop ise, yatırımcıların ilgisini çekecek yatırım alanları yine benzer tanımlarla ifade ediyor: “Sektörün gelişimine paralel olarak sosyal medya, İnternet pazarlama, ağ pazarlama uzmanlıkları ile mobil uygulama yazılımcılığı, e-ticaret yazılım ve girişimciliğinin önümüzdeki dönemin gözde sektörleri olarak yatırımcıların dikkatini çekiyor”. Yatırımcıların dikkatini çeken alanları arasında, "Online-Çevrimiçi” iş modellerinin gözde olmayı sürdüreceğini belirten İnventram Genel Müdürü Cem Soysal, “Burada oyun, elektronik ticaret ve sosyal medya alt sınıfları en çok ilgi çekenler. Bundan sonra mobil uygulama, servis ve ürünlerin daha hızlı yükselişini göreceğiz. İnsanları eğlendiren, eğiten ve hayatlarına katkıda bulunan her tür inovatif “içerik” yine yatırımcı gözünde en değerli fırsatlar olarak görülecek. Son olarak da bağlılığı ve sürekliliği olan “topluluk” oluşturan, İnternet yoluyla dünyaya açılabilen ortamlar en hızlı değer yaratan işler arasında olacak" dedi.

Pazarı yabancı yatırımcıya cazip kılmak için ne gibi değişiklikler yapılmalı?
Yabancı yatırımcılar, 2011 yılında Türkiye'ye 12 milyar dolar civarında uluslararası doğrudan yatırım girişi olacağını tahmin ediyordu. Yatırımcıların Türkiye’ye yatırım yapma kararlarını olumlu etkileyen unsurların başında ise; ekonomik büyüklük, nüfus, dinamik pazar ve kalifiye insan kaynağı bulunuyor. Olumsuz faktörlere baktığımızda ise enflasyon, sık mevzuat değişiklikleri ve beklenmedik uygulamalar, yüksek vergi oranları ve yetersiz altyapı yatırımları caydırıcı unsurlar arasında sıralanıyor. Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının Türkiye'ye ekonomik kalkınma yolunda büyük fırsatlar sunduğu bir gerçek. Önümüzdeki dönemde Türkiye çok uluslu şirketler tarafından ekonomiye getirilen sermaye, yöneticilik becerisi, bilgi birikimi ve ileri teknolojilerden yararlanarak önemli ölçüde verimlilik artışı sağlayabilir. Yatırımcılar için pazarı cazip kılmanın yolları ise ne olmalı? Düzenlemelerde ne gibi değişikliklere ihtiyacımız var sorusunu ise uzmanlarımız şu şekilde yanıtlıyor. Türkiye yalnızca İnternet girişimleri ile değil, teknoloji alanında da yatırımcıların takibinde şeklinde görüşlerini ifade eden Didem Altop, "Bu fırsatı değerlendirmek için yapmamız gereken ilk şey ekosistemde özel sektör, STK’ler ve devlet kurumlarının birbirleriyle koordineli ve dayanışma içinde çalışmasını sağlamak. Devlet teşvikleri, yasal boyutları netleştirmek ve verimli hale getirmek, uygulamalarda adil olup güven kazanmak da burada çok önemli bir rol oynuyor. Örneğin; yabancı şirketlerin sadece yatırım yapması değil, Türkiye’ye yerleşim fırsatlarını da cazip kılmak gerekiyor. Bunun için de vergi ve yabancı çalışma izinlerini kolaylaştırmak önemli bir ölçüt” dedi. Türkiye’den çıkacak fon ve melek yatırımcı ağları ile bu yatırımcıların verimli ve aktif çalışmaları yurtdışındaki yatırımcıların da Türkiye pazarına ilgisini artıracağını vurgulayan Altop, Melek yatırımcı ve girişimcinin eğitiminin de çok önemli olduğunu vurgulayarak, hem melek yatırımcı hem de girişimciler için bilinçlendirme ve eğitim alanında destek verici çalışmalar yaptıklarını vurguluyor. Türkiye’de uluslararası yatırımların önünde yer alan temel engelin, vergi /teşvik mevzuat ve düzenlemeleri olduğunu belirten IDC ülke müdürü Nevin Çizmecioğulları, bunları hukuk güvenliği ve kayıt dışı ekonominin takip ettiğini yakın gelecekte ele alınması beklenen en önemli mevzuat değişikliklerinin gelir vergisi kanunu, idari yargılama usulü kanunu ve enerji piyasası kanunu olduğunu vurguluyor.
Konu ile ilgili anahtar kelimenin inovasyon olduğunun altını çizen Cem Soysal, “Dünya toplumlarının bugünkü yaşam eğilimleri ve beklentileri iyi incelenmeli, bunlara cevap verebilecek ürün ve servisler hızla geliştirilmeli. Bunu başarabilen firmalar hem insanların hayatına kalite, keyif ve kolaylık getiriyorlar, hem de yüzyılın ticari başarılarına imza atıyorlar. Yabancı yatırımcılar artık sadece satış geliri ve kârlılık büyüklüklerini değil, projenin arkasındaki takımın rekabet gücü ve özellikleri ile şirketlerin faaliyet gösterdiği alanlardaki rakip giriş bariyerlerinin yüksekliğini de değerlendirme kriterleri arasında bulunduruyorlar” dedi.
Bununla birlikte, hükümet politikalarının da BHT-Bilişim ve Haberleşme Teknolojileri sektörünü uzun vadede ciddi bir strateji olarak konumlandırdığını da göz önünde bulundurmak gerektiğini söyleyen PWC Kıdemli Müdürü Seda Babür, "2023 yılı politikalarına baktığımızda, Türkiye’nin 8% GDP’sinin (yaklaşık 160 milyar dolar) BHT sektöründen elde edileceğine ilişkin hedeflerin de sektördeki büyümeyi teşvik edici programları beraberinde getireceği ve paralelinde sektörü yabancı yatırımcılara karşın daha cazip kılacağını öngörüyoruz” şeklinde konu ile ilgili düşüncelerini dile getiriyor. Dünyada Telekomünikasyon sektörünün de içinde olduğu BHT (Information and Communication Technologies)’nin büyüme rakamlarına baktığımızda; 2009 yılında 2,35 trilyon dolar olan sektör hacminin, 2011 yılı sonunda 2,53trilyon dolara çıktığını görüyoruz. Sektör analizleri bu rakamın 2015 yılı sonunda 2,94 trilyon dolara yükseleceğini tahmin ediyor. Türkiye BHT sektörü rakamlarına baktığımızda; 2015 yılında Türkiye’deki toplam sektör büyüklüğünün küresel büyüme hızını aşarak, yıllık %6-%14 arasında bir büyüme gerçekleştireceği öngörülüyor. Bu göstergeler ışığında Türkiye BHT sektörü yabancı yatırımcıların ilgisini çeken temel sektörler arasında yer almaya devam edecektir.”

Kilit KOBİ’ler mi?
Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler (KOBİ) özellikle işsizlik seviyelerini azaltma konusunda, Türkiye ekonomisinde geleneksel olarak anahtar rol oynamakta. Türkiye İstatistik Enstitüsü verilerine göre, KOBİ’ler Türkiye girişimlerinin toplam sayısının yüzde 99,98’ine, çalışanların toplam sayısının yüzde 78,50’sine, toplam finansal cironun yüzde 67,21’ine ve toplam katma değerin yüzde 56,23’üne karşılık gelmekte. Bu veriler Türk KOBİ’lerinin toplam işe alım açısından baskın olmalarına rağmen, finansal cironun ve ekonomiye eklenen değerin olası yüksek seviyelerini oluşturmak için halen daha karşılanmamış potansiyele sahip olduklarını gösteriyor.
Türk KOBİ’leri halen Batılı emsallerinin gerisinde ve büyük Türk teşebbüsleri yönetim ve üretim tekniklerinde, sermaye yatırım seviyelerinde ve bilişim ve haberleşme teknolojilerinin (BHT) benimsenmesinde geride kalmakta. Diğer birçok ülkede olduğu gibi finansman elde etmede de zorlanmakta. Bu nedenle Türkiye daha açık ve serbest pazar ekonomisi olmaya doğru ilerledikçe, KOBİ’ler teknik anlayışlarını yükseltmek ve küresel rekabet ile başa çıkmak için ilgili teknik bilgiyi elde etmede artan bir direnç ile karşı karşıya kalmakta.
Türk KOBİ’ler operasyonlarında verimlilik ve esneklik kavramlarını sahiplenmeye başladıkça, kendilerini rekabetten ayırmak ve değişen pazar koşullarına uyum sağlamak için BT’lerine daha hızlı yatırım yapacaklar.

Türkiye'ye yatırım yapacak yabancı yatırımcının profili
Son iki yılda, Türkiye hiçbir dönemde görmediği düzeyde bir yabancı yatırımcı ilgisi altında. Ufacık İnternet girişimleri dahi Amerika ve Avrupa bazlı Risk Sermayesi Yatırım Ortaklıklarının radarına girip, onları Türkiye’ye kadar getirebiliyor. Sadece İnternet pazarında faaliyet gösteren başarılı şirketlere 2011 yılının ilk 9 ayında 600 milyon dolardan fazla yabancı kaynaklı yatırım geldi ve bu devam ediyor.
Son yıllarda özellikle MENA bölgesinden Türkiye'ye ciddi bir yatırım akışı gözlemlenirken, Batı Avrupa kökenli teknoloji girişim sermayesi fonları ve son zamanlarda Intel Capital, Tiger Global ve Kleiner Perkins gibi ABD kökenli fonların da kendini ispatlamış şirketlerle ilgilendiği görülmekte. Ülkemizde yatırım yapan yabancılar kısa vadeli daha riskli görünebilen yatırımlar yerine uzun vadeli gelecekte prim yapacak, gelecek vadeden projelere yatırım yapmakta. Özellikle son yıllarda yeşilci teknolojiler, nanoteknoloji, sosyal medya, e-ticaret, mobil uygulamalar, savunma ve oyun sektörüne yatırımlarda belli artış bulunmakta. Türkiye'de yatırım yapan sermaye sahiplerinin yenilik ve teknolojileri seven, rekabetçi, iş modelleri ve finansal alanlarda sağlam tecrübe ve öngörüye sahip profiller olduğu da gözlemleniyor.
Türkiye'de iş yapmak isteyen yatırımcılar öncelikle iş öngörülerinin ne derece gerçekçi olduğunu pazar verileri ile detaylı analiz ediyorlar. Türkiye'de yatırım yapan yatırımcılar arasında Melek Yatırımcılar (Business Angel), Risk Sermayesi Yatırım Ortaklıkları (Venture Capital) ve Özel Girişim Sermayesi Fonlarını (Private Equity) görüyoruz. Türkiye’den çıkacak fon ve melek yatırımcı ağları ve bu yatırımcıların verimli ve aktif çalışmaları yurtdışından yatırımcıların da Türkiye pazarına ilgilerini artıracağı görülüyor.
Yatırımcıların dikkati Türkiye pazarının ve Türk firmalarının üstünde. Bundan sonraki en önemli adım Türkiye’de klonlara-kopyalara fırsat vermeden İnternet ve mobil üzerine yatırım yapmış olan yabancı firmaların artık kendi şirketlerini de direk Türkiye’de kurmaya başlayacak olması.

Etkin bir girişimcinin profilini nasıl tanımlayabiliriz?
Birçok melek yatırımcı etkin girişimci profilini destekliyor. Endavor'a göre etkin girişimci profili ise; iddialı, hızlı ve güçlü büyüme planları olan, rekabet üstünlüğü ile icra becerisini bir araya getirebilen, başarıya ulaştığında tüm paydaşlarına yüksek katma değer yaratma potansiyeli sunan, kendi hayatının yanı sıra, bulunduğu topluluğu ve dünyayı değiştirme gücüne sahip olan kişiler olarak tanımlanıyor.