Telekomun tarihi değişti

Yıllardır süren tartışmalara, Amerikan Temsilciler Meclisi son noktayı koydu. Ölümünden 113 yıl sonra, 11 Haziran 2002'de, Antonio Meucci'ye "iade-i itibar" yapıldı.

TAMTAM ve duman işaretleriyle başlayan iletişim, modern dünyamızın ilk telekom cihazı olarak kabul edilen "telefon"un 1876'da Alexander Graham Bell tarafından icat edildiğinin tüm dünyaya duyurulmasıyla yepyeni bir boyut kazanmıştı. Bugüne kadar telefon ve Graham Bell ile ilgili bilgiler tüm okul kitaplarında yer almış, ansiklopedilerde modern iletişimin miladı olarak anlatılmış, hatta birçok yarışmada sorulara konu olmuştu. Ancak tüm bu klişeleşmiş bilgilerin tersine aslında telefon; 1876'da değil, 1849'da, bildiğimizden 27 yıl önce, hem de Alexander Graham Bell tarafından değil, hocası İtalyan Antonio Meucci tarafından icat edilmiş.
Hem olayın önemi, hem de tarihin yakınlığı dikkate alınırsa; yapılan bu büyük hata, aklımıza uzak tarihte yapılmış olabilecek başka hataların da olabileceğini getiriyor. Kim bilir daha neleri yanlış biliyoruz?
Dünya telekom sektörü, kütüphaneler, araştırma şirketleri ve ilgili daha birçok kuruluş kayıtlarını güncellerken, ülkemizin ilk ve tek aylık telekom dergisi Telepati olarak biz de üzerimize düşen görevi yerine getirerek, sektörümüze ve tüm ilgili birimlere olayın detaylarını aktarmak istiyoruz.
İş dünyasının ve sosyal yaşamın "olmazsa olmaz", yokluğu kabul edilemez cihazı 'telefon'un inanılmaz, garip ve hatta trajik öyküsünü sizler için yazıyoruz.

Antonio Meucci'nin ve telefonun trajik hikayesi
Nisan 1808'de Floransa'nın yakınlarındaki bir köy olan San Frediano'da doğan Meucci, Floransa Güzel Sanatlar Akademisi Makina Mühendisliği bölümünü bitirdi. Leonardo da Vinci, Makyavel gibi birçok dahiyi dünyaya hediye eden bu il, şimdi de Meucci'yi tarih sahnesine çıkartmıştı. Mezun olduktan sonra, önce "Pergola" tiyatrosunda, sonra da başka tiyatrolarda sahne teknisyeni olarak 1835 yılına kadar görev yaptı. Aynı yıl Havana "Tacon" tiyatrosundan gelen teklif ile doğduğu yerleri terk edip Küba'ya gitti. Havana'da teknisyenlik görevinden arta kalan zamanlarında kendisine sağlanan laboratuvarda araştırma geliştirme faaliyetlerini yürüttü. Laboratuvarda özellikle devlet için ve askeri konularda çalışmalar yaptı. Askeri malzemenin galvenizleme çalışmaları ana işiydi. Bu çalışmaları sırasında, elektrik şokunun bir takım hastalıkların tedavisinde olumlu sonuçlar verdiğini fark etti. Tüm Havana bu yeni tedavi yöntemini konuşur olmuştu. Tekniğini geliştirmeye çalıştığı sırada; bir ucu yan odadaki arkadaşının elinde olan bakır telden, arkadaşının sesini
duyduğu an, şimdiye kadar yapmış olduğu buluşların çok ötesinde bir buluşun eşiğinde olduğunu fark ettiğinde yıl 1949'du. 1950'de Küba'yı terk edip New York Staten Island'a yerleşti. On yıl boyunca iyileştirme çalışmaları yaptı. Amerika'ya geldiğinde, İtalyanca dışında bir dil bilmiyor olması nedeniyle, büyük iletişim sorunları ile karşı karşıya kalmıştı.
Bir İtalyan politikacı olan Giuseppe Garibaldi ve arkadaşları ilk günlerdeki sıkıntıları konusunda kendisine yardımcı oldular. Bira, mum, piyano ve kağıt yapımı gibi endüstriyel konularda çalışan diğer bilim adamları ile birlikte yaşadı. 1855'de eşinin felç olup yatağa bağlanması, ilk iletişim cihazının pratik olarak kullanıma başlanmasıyla sonuçlandı. Birçok odadan oluşan evinin her odasına, daha sonrada yakınındaki başka bir binada olan çalışma laboratuvarına yerleştirdiği cihazlar ile çalışmalarını aksatmadan ve eşiyle teması kesmeden yaşamına devam etti. 1860 yılında ilk defa yaratmış olduğu cihazı tanıtım için seyircilerin karşısına çıkarttı. Aynı zamanda maddi destek de arıyordu. New York'ta yayınlanan bir İtalyan gazetesi Meucci'nin icat ettiği cihazı tüm ayrıntıları ile kamuoyuna duyurdu. Cihazın adı: "Teletrofono" idi. İlk örneklerden biri aynı tarihte Signor Bendelari isimli bir İtalyan tarafından destek bulunması amacıyla İtalya'ya götürüldü. Ancak olumlu bir haber hiç bir zaman gelmedi. Yaşamını bile güçlükle sürdürebilen Meucci, patent için gerekli parayı hiç denkleştiremedi.
"Westfield" buharlı gemisindeki çalışmaları sırasında, geminin patlayan kazanından bir mucize eseri kurtulmuş ve uzun süre hastanede yatmak zorunda kalmıştı. Felçli eşi, bu süre zarfında yaşamını sürdürebilmek için, evlerinde ne varsa bir eskiciye satmıştı. Meucci'nin tüm icatları da satılanlar arasındaydı. Hastaneden çıktıktan sonra Meucci eskiciyi buldu ancak "teletrofono"su kimliğinin açıklanmasını istemeyen genç bir adama satılmıştı. Bugüne kadar ne o adam, ne de icat bir daha ortaya çıkmadı. Antonio Meucci, icadının çalınabileceği endişesiyle Patent Enstitüsü'ne başvurdu. Ancak, bugünkü karşılığı 250 ABD Doları olan parayı verememişti. Yine de cihazın çalışır bir örneğini ve çalışma prensiplerini anlatan bir yazı ile bir yıl süreyle icadını koruma altına almayı başarabilmiş (28 Aralık 1871), 1872 ve 1873'de de bir yıl uzatma alabilmişti. Fakat takip eden yıllarda, bunu bile sağlamakta başarısız olmuştu.
Bir yandan icadını geliştiriyor, daha uzun mesafeli denemeler gerçekleştiriyor, bir yandan da finans desteği arayışlarını sürdürüyordu. Western Union Telgraf Şirketi Başkanı Edward B.Grant, tüm başvurularını vakti olmadığı gerekçesiyle reddetmişti. Western
Union'a yapmış olduğu teklifte cihazın adını "konuşan telgraf" olarak tanımlamıştı. Meucci, 1874'de Patent Enstitüsü'nden iadesini istediği icadını, "kaybolduğu" gerekçesiyle geri bile alamamıştı. Sadece ülkemize mahsus diye düşündüğümüz bir olay; Amerika'da, hem de o tarihte gerçekleşmişti.
Daha sonra yapılan resmi araştırmalar; Patent Enstitüsü çalışanları ile Bell şirketi arasındaki yasadışı alışverişi belgelediler.
1876 yılında Alexander Graham Bell, tam olarak telefonu tarif etmeyen ancak, Meucci'nin icadına çok yakın bir icad için patent alıyordu. Western Union da, 17 yıl geçerli ve elde edilecek karın %20'sini kendi şirketlerine alan ticari bir anlaşma ile milyonlarca Dolar'lık bir pazarın ilk ortağı oluyordu.
Hemen peşinden başlayan mahkemeler, 1886'da ilginç bir noktaya geliyordu. Mahkeme; Meucci'nin ifadelerinde en ufak şüpheye yer bırakmayacak şekilde telefonun Antonio Meucci tarafından yıllar önce icat edildiği konusunda ikna oluyor ve Bell'e verilen Patent'in yeniden incelenmesini ve bu süre içinde askıya alınmasını istiyordu. Yıl 1896'yı gösterdiğinde Antonio Meucci, İtalya'da hayata veda ediyor ama onca yıl geçmesine rağmen Bell'den en ufak bir girişim gelmiyordu. 1893 yılında da, 1876'da Bell'e verilen patentin süresi doluyor ve bir daha yenilenmiyordu. Bugün halen, telefon cihazının patenti herhangi birine ait değil.
Meucci'nin Amerika'ya ilk geldiği günlerdeki en büyük destekçisi politikacı Garibaldi, Antonio Meucci'nin ölümünden sonra İtalya'da yaşadığı evi bir müze haline getirmiş ve ziyarete açmış. İşte telefonun ve Antonio Meucci'nin hazin öyküsü bu. Alexander Graham Bell için mi ne söyleyeceğiz? Söze ne hacet?
Anlattıklarımızla ilgili Net'te araştırma yapmak isteyenler için, arama motorlarında anahtar kelime "Antonio Meucci". Yüzlerce site bulabilirsiniz.
Ayrıca, Amerikan Temsilciler Meclisi'nin yayınladığı raporun tam metnini;
http://www.house.gov/fossella/pr020611.htm adresinden temin edebilirsiniz. Dosya numarası HRES269EH, tarihi 11 Haziran 2002. Amerikan Temsilciler Meclisi'nde görevli İtalyan göçmen Vito J.Fosella'nın girişimi ile yeniden gündeme gelen konu, 11 Haziran 2002'de sonuçlandı. Telefonun mucidinin Antonio Meucci olduğu kabul edildi ve tüm dünyaya duyuruldu.